# Velilere Bu Zulmün Hesabını Kim Verecek?
26 Haziran 2026 Cuma günü tatile giren okullarımızın, 14 Eylül Pazartesi günü ilk ders ziliyle yeniden eğitim-öğretime başlaması bekleniyor.
Her eğitim-öğretim döneminin başlaması, velilerimiz için zaten başl�� başına tatlı bir telaş ve maddi-manevi bir yük demektir. Ancak bu yıl Bingöl'de velileri ve öğrencileri bekleyen durum, sıradan bir okul telaşının çok ötesinde görünüyor.
Yaz boyunca gerekli planlamaları yapmakla yükümlü olan Bingöl İl Millî Eğitim Müdürlüğü ve Millî Eğitim Bakanlığı yetkilileri, güçlendirilmesi ve bakım-onarımı yapılması gereken bazı okulları yaz tatilinin başında değil, eğitim-öğretim yılının başlamasına kısa bir süre kala onarıma aldı. Üstelik mesele yalnızca bir okul da değil; birden fazla okul bu durumdan etkileniyor.
Bu okullardaki öğrenciler ise başka okullara yönlendiriliyor.
Etkilenen öğrencilerin büyük bölümü ilkokul ve ortaokul çağındaki çocuklarımızdan oluşuyor. Daha önce liselerin yapım ve onarım süreçlerinde yaşanan sıkıntıların ardından, şimdi de küçük yaştaki öğrencilerimiz ve onların velileri yeni bir çilenin içine sürükleniyor.
Sormak gerekiyor:
**Kendisine eğitimci ve yönetici diyenlerin Bingöl halkıyla derdi nedir?**
Ağustos ayında yapılabilen ihaleler neden Mayıs ayında yapılmadı? Okullar 26 Haziran'da tatile girmişken, yaklaşık iki buçuk aylık tatil süresi neden bu bakım ve onarımlar için değerlendirilmedi?
Söylenecek çok söz var. Fakat ne yazık ki, anlatmak istediğimiz şekilde anlaşılmayacağımızı da biliyoruz. Çünkü bazı yöneticiler, halkın ne söylediğine kulak vermekten ziyade, olayları kendi görmek ve anlatmak istedikleri biçimde değerlendirmeyi tercih ediyorlar.
Bu nedenle mücadelemiz çoğu zaman sonuçsuz kalıyor. Geriye ise ancak sosyal medyada sesimizi duyurmaya çalışmak kalıyor.
Ne kadar tepki göstersek, ne kadar mücadele etsek de, görünen o ki bu anlayış değişmeyecek; öğrencilerimize ve velilerimize çile çektirmekten de vazgeçilmeyecek.
Bir de bu uygulamaya gerekçe bulunmuş:
**“Öğrencilerin servis ücretlerini biz karşılayacağız.”**
İyi de kardeşim, o para kimin parası?
Devletin kasasından çıkan para da bu milletin parasıdır. Yani yine bizim cebimizden çıkmaktadır.
Eğer gerekli bakım ve onarımlar okulların tatile girmesiyle birlikte zamanında planlanıp yapılsaydı, bugün ne ben bu tepkiyi dile getirmek zorunda kalırdım ne de devlet, servis ücretleri adı altında milyonlarca liralık ek bir yükün altına sokulurdu.
Bugün bu uygulama nedeniyle binlerce öğrenci zorunlu taşımalı eğitime tabi tutuluyor.
Geliniz, kaba bir hesap yapalım:
Sadece **2.000 öğrencinin** başka okullara taşındığını varsayalım. Öğrenci başına aylık servis maliyetinin en düşük **4.000 TL** olduğunu düşünelim.
Bu durumda devletin kasasından yalnızca bir ayda yaklaşık **8 milyon TL** ek ödeme çıkacaktır.
Üstelik bu hesap, en düşük rakamlar üzerinden yapılmış kaba bir hesaplamadır. Gerçek maliyetin bunun çok üzerinde olması kuvvetle muhtemeldir. Ve bu harcama yalnızca bir defalık değil, eğitim-öğretim dönemi boyunca her ay devam edecektir.
Oysa gerekli planlama zamanında yapılmış olsaydı, bugün bu milyonlarca lira; ihtiyaç sahibi öğrencilerimizin eğitimine, kırtasiye ihtiyaçlarına, beslenmelerine, burslarına ve daha birçok önemli alana aktarılabilirdi.
Ama görünen o ki sevgili yöneticilerimiz, doğru zamanda doğru planlamayı yapmak yerine, öğrencileri ve velileri bir eğitim-öğretim yılı boyunca yollarda perişan etmeyi; devlet bütçesini ise gereksiz servis giderleriyle yük altına sokmayı tercih etmişlerdir.
*Yazık değil mi?*
Bu çocuklara yazık değil mi?
Her sabah erken saatlerde yollara düşecek öğrencilere, onların güvenliği için endişelenecek anne-babalara, çocuklarını başka okullara göndermek zorunda kalacak velilere yazık değil mi?
Bir ihmalin, bir plansızlığın ve zamanında yapılmayan bir işin bedelini neden öğrenciler ve veliler ödemek zorunda bırakılıyor?
*Velilere ve öğrencilere yaşatılan bu çilenin hesabını kim verecek?*
@bingolmem
@tcmeb