Bakım verdiğiniz her canlı için, bakım alan her canlı için “kadın” varlığının ayrışmaz bir parçası daima anneliktir. Dişi bir kedinin, kendi yavrularının arasına karışmış tavşan yavrusunu yalayarak temizlemesi içinde bu geçerlidir. Evlenmiş ve iki erkek çocuğu olduğu halde 35-40 yaşındaki kocasına bakım veren kadın içinde bu geçerlidir. Sahi, en çok bunu konuşmamız gerekiyor. Küçücük bir hayvanı sahiplenip ona bakım veren kadına annelik sıfatını yakıştırıp/yakıştırmamak yerine, erkeklerin kanayan yarası sahipsiz çocukluklarının evlenince nasıl kendine bir anne edindiğini. Bunu konuşalım hadi, konuşalım ki belki evlilikleriniz de eşlerinize karşı olan duruşunuz da, kadınlara olan bakış açınız da bir nebze de olsa yol alabiliriz.
Mesela evli, iki erkek çocuğu olan bir kadının sizce kaç çocuğu vardır? Üç.
İki erkek çocuğu ve birde kocası. Ne kadar inkar ederseniz edin, bu gerçek olan.
Erkekler kadınlar kadar detaylı analiz becerilerine, bütünsel ve soyutsal bakış açılarına sahip olmadıkları için her şeyi “kategorize” ederler.
Evlendiği kadın = anne figürü
Eğlendiği kadın = kirli hazlarını ve günahlarını utanmadan yaşayabildiği kadın
en basit örneği dahi bu
Augustinus haklıdır: "Kin beslemek, zehri kendin içip bir başkasının ölmesini beklemeye benzer." Kin, hınç, intikam gibi duygulanışlar, zihnimiz ve bedenimiz için ölümcül zehirlerdir; her duygulanış gibi bunlar da bir başkasından bağımsız, yalnızca kendimizle ilgilidir.
En iyi intikam biçimi, size zarar veren kişiye dönüşmemektir, der Aurelius. Saldırgan kişi, varlığını birini kendine dönüştürme gücüne borçudur; bu gücü elinden aldığınızda, ondan geriye bir hiç kalır. Nietzsche de; canavarla savaşan kişi, canavara dönüşmemeye itina etmeli, der.
Hapishaneler , tutsak düşmeler 12.evdir ancak 12.ev insanın kendi kendini tutsak ettiği yerleri de anlatır fakat 12.eve gelene kadar yargının somut ve soyut aşamaları vardır. Mesela mahkemeler, davalar 8.evdir ancak 8.ev ruhsal hesapların da ödendiği yerdir.
1.ev doğumu temsil ettiği gibi 7.ev ölümü de temsil eder. Bu yüzden Terazi tek başına hukuktan bahsetmez. Adaletin (terazi) olması için öfkeye (koç) ihtiyacımız vardır. Öfke adı çıkmış bir duygu olsada adalet için gereklidir bu yüzden “karşılık” bulma 7.ev ve Terazidir çünkü Satürn de Terazi ve 7.evde yücelir. Ancak yargıya gittiğinizde eşitlik ve adalet için size daima kendinizi savunma hakkı verirler. İster somut gerçekler(ikizler) ile isterseniz de felsefi, ahlaki, etik yönlerle(yay)
Herkesin önünde (10.ev) yargılandığınız(7.ev) yer tepe noktasıdır.
10.evin, 12.evi olan 9.ev son savunmalarınız, sonucunuzu belirleyecek olan anektodlarınız’dır. Bu nedenle hakimleri/savcıları Terazi/Oğlak etkisine belki alabiliriz ama ortada bir savunma varsa Avukatlar 3./9.aksı ile temsil edilir.
Peki bu görsel de neden Yay şeytan oldu?
9.evin temsil ettiği kişilere bakin; din adamları, profesörler, siyasetçiler, bilim insanları..
genel de yargılanmaktan bir şekilde kurtulurlar:d
Vasat insanlara göre nezaket saflık, kurnazlık ise zekâ zannedilir. Oysa nezaket, idrak seviyesi düşük olana fazla gelir; kurnazlık ise zekâdan nasibi olmayanın kendini avutma biçimidir.
@korkunctavsanr1 Ah bu ben malesef, ama şu sıralar herşeyi yakasım var. Solarıma mars pluto karşıtlığıyla girdim, üstelik bu sene natal marsım plutoma kare. Artık öğreneceğim galiba
“Üslup ruhun, kalbin, zihnin öyle aynası ki üslûbunu sevmediği insanı da sevemiyor insan. Üslup her şeyi sızdırıyor. Bilgeliği, iyiliği, riyayı, sahteliği, kibri, kötülüğü, art niyeti, sevgiyi her şeyi. İnsan birini sevmeye üslûbundan başlıyor.”
• zeynep merdan
Ben öğrendiğimde çok geç oldu ama dikiş kursunda öğrendim uçan kalem diye bir şey var. Isıyla birlikte yok oluyor yazılar. Bilsem ondan alırdım çocuklara.