AVUKATLARI HEDEF GÖSTEREN DİLİN VE CEZASIZLIĞIN SONUCU:
BİR MESLEKTAŞIMIZ DAHA KATLEDİLDİ!
28.04.2026 tarihinde Bursa ili Gürsu ilçesinde meydana gelen silahlı saldırı sonucunda, Baromuza kayıtlı meslektaşımız Av. Hatice Kocaefe’nin yaşamını yitirdiğini, kız kardeşinin de yaralandığını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.
Edinilen bilgilere göre; saldırıyı gerçekleştiren şüphelinin, meslektaşımız Av. Hatice Kocaefe tarafından başlatılan icra takibinin borçlusu olduğu ve meslektaşımızın yalnızca avukatlık görevini yerine getirmesi sebebiyle hedef alındığı anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle, bu saldırı doğrudan doğruya avukatlık faaliyetinin icrasına yönelmiş olup, mesleki görev nedeniyle işlenmiş ağır bir suçtur.
Bu saldırı, yalnızca bir meslektaşımıza yönelmiş bireysel bir şiddet eylemi değil; savunma hakkına, hukukun üstünlüğüne ve yargının kurucu unsurlarından biri olan avukatlık mesleğine yönelmiş alçak bir saldırıdır.
Meslektaşımız Av. Hatice Kocaefe’nin hayatını kaybetmesine neden olan bu menfur saldırıyı en güçlü şekilde kınıyoruz. Sorumluların etkin bir soruşturma ile yargı önüne çıkarılması ve en ağır şekilde cezalandırılması için sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiririz.
Bu kapsamda, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ile temas halinde olduğumuzu, failin yakalanması ve olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için süreci yakından takip ettiğimizi ve üzerimize düşen her türlü çabayı göstereceğimizi özellikle vurgularız.
İstanbul Barosu olarak, meslektaşlarımızın can güvenliğinin sağlanması için gerekli tüm önlemlerin alınması gerektiğini bir kez daha vurguluyor; yetkili makamları bu konuda ivedilikle harekete geçmeye davet ediyoruz.
Meslektaşımız Av. Hatice Kocaefe’yi rahmetle anıyor, ailesine, yakınlarına ve tüm meslektaşlarımıza başsağlığı; yaralıya acil şifalar diliyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
İSTANBUL BAROSU
"O kentte (İstanbul) tanrı ile insan, doğa ile sanat; insan gözünün yeryüzünde görebileceği en büyüleyici görünümünü hep birlikte yaratmışlardır.”
Alphonse De La Martine
Osmanlı’nın mimari birikimini zarafetle buluşturan bir başyapıt…
Süleymaniye Camii; Kanuni Sultan Süleyman’ın emri, Mimar Sinan’ın dehasıyla 1551–1558 yılları arasında inşa edilen, Klasik Osmanlı mimarisinin en seçkin örneklerinden biridir.
4 minaresi, 53 metre yüksekliğe ulaşan kubbesi ve 64 küple sağlanan akustik düzeniyle, estetik ile mühendisliğin dengeli bir bütünlüğünü yansıtır.
UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan “İstanbul’un Tarihi Alanları” içinde bulunan bu kıymetli eser, Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetindedir.
#VakıfEserlerindeMotifler
#SüleymaniyeCamii
💥 Yalova SGK İl Müdürlüğü'nde görev yapan değerli meslektaşımız Av. Zekeriya Polat'ın, emeklilik başvurusu reddedilen bir kişinin açtığı davanın kaybedilmesi üzerine tebliğ edilen yaklaşık 40.000 TL vekalet ücreti ve dosya masrafı konusunda çıkan tartışma sonrası silahlı saldırı sonucu hayatını kaybettiğini büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.
🙏 Henüz 2 yaşında bir evlada sahip genç bir hukukçu olan Av. Zekeriya Polat için kederli ailesine, Yalova Barosu'na ve tüm hukuk camiasına başsağlığı ve sabır dileriz.
⚖️ Avukatlara ve kamu görevlilerine yönelik her türlü şiddeti şiddetle kınıyor, bu tür olayların son bulmasını temenni ediyoruz. Hukuk devletinin teminatı olan meslektaşlarımızın güvenliği için gerekli tedbirlerin alınması elzemdir.
🕊️ Başımız sağ olsun.
#AvukatZekeriyaPolat #Başsağlığı
I have decided not to play in Istanbul this October.
I was so looking forward to playing for you, but unfortunately, this is not the right time.
I dream of playing for you as soon as possible.
I stand by you. In Peace and Love❤️
AVUKATLAR, 5 NİSAN’DA ANKARA’DAYIZ!
🔴 Başta çocuklar ve gençler olmak üzere, bütün yurttaşların ve gelecek kuşakların anayasal haklarını savunmak için yola çıkıyoruz.
🔴 Barolar ve savunma üzerindeki ağır baskılara karşı hak ve özgürlüklerden yana sesimizi yükseltiyoruz.
🔴 21 Mart’ta, İstanbul Çağlayan Adliyesi’nden Taksim’e ve İstiklal Caddesi'ndeki baro binamıza gerçekleştirdiğimiz tarihi yürüyüşle ilk adımı attık. Şimdi bu adımları büyütüyoruz.
5 Nisan Avukatlar Günü’nde Türkiye’nin dört bir yanından meslektaşlarımızla Ankara’da buluşuyoruz.
NOT❗️: 4 Nisan Cuma gecesi Bakırköy, Taksim, Silivri, Gaziosmanpaşa, Büyükçekmece, Küçükçekmece, Kadıköy, Kartal ve Ümraniye'den otobüs kaldırılacaktır.
Meslektaşlarımızın 3 Nisan Perşembe günü saat 17:00'a kadar aşağıdaki numara veya ilgili link aracılığıyla katılım durumlarını bildirmeleri rica olunur.
https://t.co/vvNQclKkNe
05363819338
A Call to Turkish Authorities Regarding Mahir Polat
As people who greatly value the history and cultural heritage of Istanbul, we are deeply concerned about the deteriorating health of Mahir Polat @mhrpolat , manager of the İBB Heritage project, who was recently detained. He was taken into custody on March 19, 2025, and sent to Silivri Prison.
Mr. Polat’s career boasts remarkable expertise and achievements in the field of cultural heritage preservation. For many years, he has been involved in academic research and on-site projects, playing significant roles in the protection of Istanbul’s Byzantine and Ottoman-era artifacts. His efforts in restoring the city walls in the Historical Peninsula, safeguarding iconic structures such as the Basilica Cistern for future generations, and documenting the findings from archaeological excavations all attest to his expertise in this domain and his dedication to Istanbul. Mr. Polat is recognized not only as an administrator but also as a competent professional in the fields of history and archaeology.
However, it is alarming that Mr. Polat is being held in prison at a time when he is facing serious health issues. It is known that he has a heart condition that has previously required multiple surgeries and demands regular medical follow-up. On March 27, 2025, it was reported that his health deteriorated in prison and he was taken to the hospital. These circumstances indicate that his continued detention poses serious risks from both a human rights and a health perspective.
Therefore, as a humanitarian request, we call upon the Turkish government and the relevant authorities to:
- Urgently arrange a transfer of Mr. Polat to a fully equipped medical facility for a comprehensive evaluation of his health condition,
- Reevaluate his detention status, considering his health needs, and explore alternative measures such as house arrest or judicial control.
In the name of justice and human rights, we hope that Mr. Polat will regain his freedom and restore his health as soon as possible.
#mahirpolat
HUKUKSUZ GÖZALTILARI KINIYORUZ!
Bugün İstanbul Mecidiyeköy Cevahir Alışveriş Merkezi önünde gerçekleştirilen toplantı ve gösteri sırasında üç avukat meslektaşımızın da aralarında bulunduğu yaklaşık 100 kişi hukuka aykırı bir şekilde gözaltına alınmıştır.
Avukatların mesleki faaliyetlerini yerine getirirken gözaltına alınmaları kabul edilemez.
Unutulmamalıdır ki avukatların çalışma alanı yalnızca adliyeler değildir; avukatlar hak ihlallerinin yaşandığı her yerde hukukun güvencesi olarak bulunur ve bu görevleri engellenemez! Bu tür uygulamalar, avukatlık mesleğinin onuruna ve bağımsızlığına yönelik ciddi bir saldırıdır.
Meslektaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.
Tutuklu olduğum “halkı kin ve düşmanlığa kışkırtma” suçunun cezası 1-3 yıl. En üst sınır olan 3 yıl ceza alsam bile, hapishanede şimdi kaldığım kadar kalmam mümkün değil. Oysa 66 gündür iddianamem hazırlanmadan yüksek güvenlikli bir cezaevinde hücrede tutuluyorum.
Tutuklama ile siyasi ceza veriliyor. Her 30 günde bir yapılan tutukluluk değerlendirmesinde tutukluluğum “güçlü suç şüphesi var” denilerek uzatılıyor.
Oysa bırakın suç şüphesini; suçlu olsam/bulunsam serbest kalacağım.
Bu düşman ceza hukuku uygulamasıdır.
Bu haksız, hukuksuz, uygulamayı TÜRK MİLLETİNE şikayet ediyorum.
SİVİL DARBE ŞİŞLİ’DE HAYATA GEÇİRİLDİ!
Yüzde 67 oyla Şişli halkının teveccühünü kazanarak seçilen Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, hiçbir yargı kararı olmaksızın, “terör” yaftasıyla görevden alındı. Yerine, halkın iradesini yok sayan bir anlayışla kayyum atandı.
Yetmedi!
Tüm üyeleri CHP’li olan Şişli Belediye Meclisi’nin yetkileri, “ikinci bir talimata kadar” kayyum yönetimindeki memur encümene devredildi.
Bu, sadece bir belediyeye el koymak değildir.
Bu, milli iradeye, demokrasiye ve seçme-seçilme hakkına açık bir sivil darbedir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 31. ve 45. maddeleri, halk iradesini değil, atama vesayetini tahkim etmek için kullanılamaz!
Hiçbir hukuk normu, seçimle gelen meclisin yetkilerini Saray’dan atanan bir memura devretmeye meşruiyet sağlayamaz.
Bugün Şişli’de yaşanan budur:
Demokrasiye karşı yargı destekli bir operasyon!
Sorumlusu, sandığı hazmedemeyen, halkın iradesine saygı duymayan saray rejimi ve onun yerel uzantılarıdır.
Halkın seçtiği değil, Saray’ın atadığı yönetecekse, seçimler neden yapılıyor?
Şişli halkının iradesine saygı duymayan bu zihniyetin karşısında duracağız.
Bu sadece Şişli’nin değil, Türkiye’de demokrasinin meselesidir.
İddialara göre gözaltı değil, açıkça işkence!
Şu an gözaltında 69 kişi bulunuyor. Aralarında 3 çocuğun da olduğu bu kişilerin tamamına yakını, bir kişi hariç, darp edilerek gözaltına alındı. Gözaltı işlemleri sırasında polislerin doktor muayenesine birlikte girmesi nedeniyle, sağlık raporlarına darp ve cebir izleri yansıtılmadı.
Ancak pazartesi günü Hamidiye Etfal Hastanesi’nde yapılan ek muayenede, avukatların müdahalesiyle polislerin içeri girmesi engellendi ve çocukların maruz kaldığı darp, cebir ve kötü muamele açıkça raporlara geçirildi.
İddialara göre çocuklar uzun süre ters kelepçeyle, ıslak zeminde, insan onuruna aykırı şekilde bekletildi. Bu uygulamalar Anayasa’ya, Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne açıkça aykırıdır.
Bu bir güvenlik uygulaması değil, sistematik şiddettir.
Kolluk güçlerinin görevi, suçlu ilan etmek değil; hakları ve insan onurunu korumaktır. Çocuklara ve gençlere reva görülen bu muamele insanlık suçu niteliğindedir.
İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nü göreve çağırıyoruz:
Sorumlular derhal tespit edilmeli, işkence ve kötü muameleyle ilgili etkin soruşturma başlatılmalı, bu suça ortak olan herkes hakkında gereken cezai ve idari işlemler uygulanmalıdır.
Biz parti devleti istemiyoruz!
Biz halkın, hukukun ve vicdanın polisini istiyoruz!
Ekrem Başkanla tutuklanan bir diğer isim Mahir Polat.
Mahir Bey ülkemizde yetişen en entellektüel devlet adamlarından birisidir.
Çürümeye terk edilmiş onlarca ecdat yadigarını Milletimize kazandıran Mahir Beydir.
Bugün gördüğünüz onlarca okul, yurt, kütüphane ve etüt merkezinin inşasında Mahir Bey çok emek verdi.
Son seçimde İstanbul’un en zor ilçelerinden biri olan Fatih’te belediye Başkan adayımızdı. Gece gündüz çalıştı ve rekor oy artışı sağladı.
Son iki yılda birkaç defa anjiyo oldu. Sağlık sorunlarıyla boğuşurken dahi gece gündüz çalıştı.
Ekrem Başkanın başarısının gizli kahramanlarından biriydi ve terör iftirasıyla tutuklandı.
Şimdi Silivri’de bu Millete hizmetinin bedelini tutsak olarak ödüyor.
Çok üzgünüm.
Mahir kardeşime selam olsun.
Ekrem İmamoğlu’na ilişkin emniyette alınan iki ifade tutanağını okudum. Biri 121 sayfa (örgüt, yolsuzluk vs.), diğeri 18 sayfa (terör).
24 yıllık avukatım. Terör, uyuşturucu, örgüt, dolandırıcılık, bilişim suçları gibi ağır ceza dosyalarında müdafi olarak onlarca ifadeye ve sorguya katıldım. Meslektaşlarımla sayısız dosya tartıştık, kararlar inceledik. Bu kadar zorlama, bu kadar acemice kurgulanmış bir soruşturma ve sorgulama görmedim.
•Terör soruşturmasına dair tutanakta, ifadeye geçilmeden önce şüpheliye neyle suçlandığı bile anlatılmamış. CMK m.147/1-b’ye aykırılığı bir yana, standart ifade formlarında bile bulunan bölüm düpedüz atlanmış. Basit bir şey değil, bu durum ifade tutanağını geçersiz hale getiriyor.
•Terör soruşturmasındaki sorular zorlama, bağlantılar yapay. Bunun “terör” başlığı altına sokulması tesadüf değil; İBB’ye kayyum atamak için kurgulanmış siyasi bir zemin oluşturulmaya çalışılıyor.
•Tutanaklarda yer alan sorular o kadar özensiz ki, soruşturmayı yürütenlerin ve ifadeyi alanların bile bu iddialara ne kadar inandığı ciddi şekilde tartışmalı.
•Her adımı izlenen bir belediye başkanına, belediyedeki teknik işleyişe dair detaylar soruluyor. Oysa onlarca müdür, encümen, meclis var. Sayıştay ve bakanlık denetimleri zaten yapılıyor. Bu kadar ayrıntıya bir belediye başkanının birebir hâkim olması beklenemez. Bırakın belediyeyi, orta ölçekli bir şirketin yönetim kurulu başkanı bile şirketindeki tüm detaylara hâkim olamaz.
•Ve yine karşımızda bir gizli tanık vakası var. Önce “X Muhbir” denirdi, şimdi “Gizli Tanık” deniliyor. Aslında ortada, bir yerlerde yazılmış senaryonun oyunculukla sahnelenmesinden başka bir şey yok. Gizli tanıklık kurumu, Türkiye’de hukuku araçsallaştırmanın başlıca aracı haline geldi. Bütün siyasi saikli davalarda standart bir uygulama.
•Yargı, Türk Milleti adına karar verir. Savcıların soruşturma amacı budur, mahkeme kararlarının en başında bu yazar. Ama artık çok net görüyoruz ki, yargının bir kısmı Türk Milleti adına değil, majesteleri adına karar vermeye fazlasıyla meyilli.
•Sandıkta yenemediklerini yargı sopasıyla saf dışı bırakma çabası olduğu çok açık. Ve bu girişimin bedelini hukuk sistemi, ekonomi, kamu vicdanı ve toplumsal adalet duygusu ödüyor.