Tıpkı Osmanlı’daki gibi, asker lazım olunca Türk geldi akıllara… Keşke 10-15 senedir sığıntılara harcadığınız paraları Türk gençlerine harcasaydınız da herkes huzur içinde evlenip yuvasını kursaydı Bakan Hanım…
Bugün aldığım en anlamlı mesajlardan. İngilteredeki Acil tıp uzmanı arkadaşım işlek Axillar masaj tekniği ile 2 dkka gibi kısa sürede redüksiyon sağlıyor. Sadece videodan izleyerek tekniği çok kolay uygulayabilirsiniz. Ve dahası diğer Uzman hekimler ortopedi konsültanları bayılıyor tekniğimize. Anterior omuz çıkıklarında ilk İşlek Axillar masaj’ı deneyin.
Acil tıp son sene asistanlarına tez önerisi ‘Anterior omuz çıkıklarında İşlek Axillar masaj ile Cunningham’ı karşılaştırabilirsiniz ya da diğer teknikleri’
Hekim arkadaşlarıma naçizane bir tavsiyem:
Tahmin edersiniz ki bir kardiyolog olarak en çok konsültasyon istenen bölümlerden birinde çalışıyorum. Haliyle sıklıkla uygun olmayan konsültasyonlar da isteniyor. Böyle durumlar için her zaman asistanlığı sırasında program direktörümün söylediği bir söz aklıma gelir. Sizinle de paylaşayım:
“Every consult is a call for help.”
Yani “Her konsültasyon bir yardım çağrısıdır.” Bu şu demek: Atılan konsültasyon sizin bölümünüze uygun olmayabilir, yanlış veya sizin uykunuzu bölecek bir zamanda atılmış olabilir, konsültasyon atan kişinin bilgisi çok zayıf olabilir vs vs. Ne olursa olsun ortada sorunu olan bir hasta ve ona tam olarak nasıl yardımcı olacağını bilemeyen bir hekim var ve bu hekimin bu yüzden yardıma ihtiyacı var. Böyle durumlarda yardımcı olmak için elinizden geleni yaparsanız, en iyi sonucu alırsınız. Başka bölüme konsültasyonun daha uygun olduğunu düşünüyorsanız veya bilgi eksikliği varsa, bunu size konsültasyon atan hekimi sizi aradığı soruyla ilgili eğitmek için fırsata çevirin. Böylece hem hasta fayda görür hem de belki bir dahaki sefere tekrar aranmazsınız. Bana kardiyolojik bir problem olabilir diye atılan konsültasyonlar sonrası hiç alakası olmayan siroz, sepsis, astım, lupus, hatta sıtma tanısı bile koyduğum onlarca belki yüzlerce hasta oldu. Bunlar kardiyolojiye atılmaması gereken konsültasyonlardı ama atan hekimlerin yardıma ihtiyaçları vardı. Hem hastalar tanı aldılar hem de hekimler bir şeyler öğrendiler. Bu tavrım konsültasyon için arayan bazı meslektaşlarımdan şu tarz şeyler duymamı da sağlamıştır “dün gece seni aramadık çünkü hem rahatsız etmek istemedik hem de geçen gün gördüğün hastayla ilgili bize öğrettiğin şeyleri önce uygulayıp sonra eğer hala ihtiyacımız varsa seni aramak istedik. Fakat tedaviye yanıt vermiyor, hastayı görmen mümkün mü?” Yani tavrınızı “Bu benim acilim değil mesai saati dışında aranmamam lazım”dan “acaba bu meslektaşım beni neden aramaya ihtiyaç duymuş olabilir ve onun sorununu nasıl çözebilirim”e çevirirseniz sonuç siz dahil herkes için en iyisi olacaktır. Sonuçta hiç birimiz birbirimizin alanını diğerinden daha iyi bilmiyoruz.
Burada küçük bir parantez açmak isterim. Benim en hoşnutsuz olduğum şeylerden biri defansif tıp uygulamalarıdır. Bir hekim yardıma ihtiyacı olduğunda başka bir hekimi kesinlikle çekinmeden arayabilmelidir. Fakat, bunu defansif tıp uygulaması olarak tamamen kendini korumak için yapıyorsa bu meslek etiğine hiç uygun değildir. Özellikle Türkiye’de her hekim canla başla çalışıyor ve kimsenin zamanı yok. Bu yüzden birbirinizin zamanına ve hayatlarına da saygılı olmalısınız. Bunun dışında her yardım çağrısı anlayışla ve destekle karşılanmalıdır.
Olayı özetlemek için size anneannemin 7 yaşındayken normal bir gününden bahsedeyim. Sabah 3-4 gibi kalkılır çünkü tütün toplamaları gerekiyor. Hatta o kadar yorgun olurlarmış ki bazen ekmek sanıp tütünleri ısırırlarmış. Güneş doğana kadar çalışıldıktan sonra hemen eve dönerler+
Nasıl da çabucak unutuyoruz, değil mi? Sanki unutmak için programlanmışız; her şey silinmeye meyilli, iz bırakmadan akıp gidiyor…
Aracıyla 16 yaşındaki gencecik çocuğu öldüren Kerem Kınığın katil kızı Fatıma Zehra Kınık’ı unuttuk!
Eylem Tok’un katil oğlunu unuttuk..
Canice katledilen İkbal ve Ayşenur’u unuttuk!
Edirne’de 6 ve 8 yaşlarındaki iki erkek çocuğa tecavüz eden yabancı uyruklu şahsı unuttuk!
26 sabıkası olup içimizde dolaşan polis katilini unuttuk!
1 milyar TL cebe indirip 8 ay yatıp çıkan Polat ailesini unuttuk!
51 kişiyi ölümüne sebep olan Furkan apartmanı davasındaki beraat edenleri unuttuk!
Sokak ortasında boğazından bıçaklanarak hayattan koparılan Samet’i unuttuk!
Canına kıyıp intihar etti dedikleri Yeşim’i unuttuk!
2 yaşında defalarca istismara uğrayan Sıla bebeği unuttuk!
40 subay’ın görevden alınıp yerlerine yeni atamalar yapılmasını unuttuk!
Narin’i; sökülen dişlerini, koparılan bacağını unuttuk!
Rojin’i unuttuk!
17 yalında Afgan bir mülteci tarafından ağaçlık alana sürüklenerek kafası taşla ezilip tecavüz edilen Ayşegül’ü unuttuk!
Otopsi raporunda cinsel istismar olduğu belirlenen ama intihar etti diyerek tekrar ailesine teslim edilen Şeyma’yı unuttuk!
Gebze’deki hayvan katliamını unuttuk!
Yenidoğan bebek çetesi’ni ve öldürülen bebekleri unuttuk!
Ve suçluları cezalandırmadığınız, adaletin terazisini kendi çıkarlarınız uğruna eğip büktüğünüz, sustuğunuz, görmezden geldiğiniz daha nicelerini unuttuk!
😔
Kürt sorunu diye kendini yırtan Siyasetçiler, akademisyenler, gazeteciler, aydınlar aşağıda bütün hayatları Allah devlete millete zeval vermesin diye geçen namusuyla askerliğini yapmış vergisini vermiş çocuğunu askere yollamış ve sonra onun şehit tabutu başında çaresiz duran Türk sorununu görüyorsunuz.
Nicel birikimler nitel patlamaya dönüşür.Felsefenin en temel ilkesidir bu.Yıllardır göz yumulan torpiller, haksız kazançlar, mafyatik ilişkiler, hukuksuzluklar, torpiller, liyakatsizlikler vb siyasi ve sosyal ahlaksızlıklar şimdi bir bir patlıyor.Hayatın ve doğanın kotası doldu!
Sayın @drfahrettinkoca:
Bugün ağır bir aritmi geçiren babamı hastaneye yetiştirmek için inanılmaz bir panik yaşadım. Sayenizde panik misliyle katlandı. Uygar bir ülkede böylesine hastane inşa eden bakan istifa eder. Neyse ki ülkemizde böyle sıkıntılı durumlar yok. +++
Hangi zor gün? Depremde enkazın başında çaresizce sevdiklerini beklerken yardım yok dedi diye provokatör mü ilan edilmiş? Kadın cinayetlerinde verilen cezaları protesto etmek için sokağa çıkınca sürtük mü denilmiş? Açız dedi diye nankör mü denilmiş? Saç kurutma makinasıyla çocuklarını ısıtmaya çalışıp intihar mı etmiş? Siz zor gün görmemişsiniz. Biz gördük. Bu sonuçlar onun cevabıydı.
@hakikatbilgisi hahahh sma mı zorunluymuş 😅 yaptırmayacaksan imza atman zorunlu sadece. doğal seleksiyon ile elenip, yaptırmadığınız aşılar nedeniyle geçireceğiniz hastalıklar sayesinde ureyemeyeceksiniz ve biz de aklı selim insanlar olarak bilimin ışığında hayatımıza devam edicez 😌
6 Şubat depremini yaşayan bir Subay, yaşadıklarını Ekşi Sözlük'te anlatmış ve sözlük bu nedenle kapatılmıştı.
Çünkü; yazıyı okuduğunuzda, askerin bölgeye gönderilmemesinin ve derhal olağanüstü hal ilan edilmemesinin, binlerce cana mal olduğunu anlıyorsunuz. Siz de okuyun...
#6Şubat
#Deprem
#DepremiUnutmaUnutturma
1-
Bir Hocamızla 4. Sınıfta koridorda yürürken biri gelip bir yeri sordu.
Stajyer #hekim arkadaş da tarif etti.
Sonra derse geçtik.
Hoca bize yarım saat boyunca hastanede kaç tane danışma birimi olduğunu, kaç tane görevli çalıştığını, bunun hastanemize olan maliyetini anlattı.
+
Yer Hatay… Video arşivden değil, bu akşam çektim. Yan yana duran ve farklıymış gibi görünen bu iki görüntü aslında aynı video. Soldaki normal akarken, sağdaki sondan başa doğru akıyor. Ki göreceğiniz gibi kapıda görüntüler ortaklaşıyor.
Kimileri “insanlar çadırda kalırken eğlenenler var” şeklinde, kimileri de “hayat devam ediyor” ya da “Hatay yaralarını sarıyor” şeklinde okuyacaktır bu videoyu. Oysa bize gösteren-gösterilen-görünen ilişkisi, medya, etik, kurgu ve daha bir çok konuda çok farklı şeyler anlattığını düşünüyorum.
Bu videoyu hem belki üzerine biraz düşünürüz hem de Hatay’da bir çok kişiden duyduğum şu cümleler nedeniyle paylaşma gereği duydum: “Bir an mutlu oluyoruz mesela, bir kaç saniye belki bir kaç dakika. Mutluluğumuzu paylaşmaya bile korkuyoruz, linçleneceğiz ya da Hatay’da her şeyin yoluna girdiğini düşünecekler diye. Zar zor sevinecek bir şey buluyoruz, onu bile hakkıyla yaşayamıyoruz...”
Bu videonun soldaki kısmının ilk 15 saniyesi işte bu anlık mutlulukları anlatıyor aslında, hala hayatta kalanların birbirini görme, yaşadığını bilme mutluluğunu… Sağdaki ise ana değil daha genel-geçer bir zamana ve mekana dair bir şeyler söylüyor; depremin üzerinden neredeyse 1 yıl geçmişken hala çadırda kalanların olduğunu, konteynerlerde, hasarlı evlerde kalsalar bile on binlerce insanın barınma sorunu yaşadığını, artık saymaktan ezberlediğimiz onlarca sorunun devam ettiğini, yani özetle yaraların tazeliğini koruduğunu…vs…vs…vs.
Burada hiçbir şey normalleşmedi. Size “Hatay normale dönüyor” diyenlere kamerasını biraz daha öteye, kapının dışına, arka sokağa, öbür mahalleye çevirmesini söyleyin.
Buranın “yeni normali” oralar çünkü…
9 Ocak 2024 | #Antakya/Hatay
Mansur Yavaş, 29 Ekim'de Anıtkabir'de okuduğu Andımız ile gündeme gelen minik Bulut'un yer aldığı 10 Kasım videosunu paylaştı:
"Bizim O’nunla olan andımız; söküp atılamayacak en korunaklı yerde, kalplerde… Sonsuza dek…"