Endüstri Müh, KadinPartisi Esbaskan, Kirmizi Biber Dernegi Board Member- Industrial Eng, Women's Party Founding Deputy, Red Pepper Association Board Member
Yeni Parti’mizin kuruluş sürecine ilişkin resmi başvurular, ilgili tüm kurumlar nezdinde eksiksiz şekilde tamamlanmıştır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Yeni Parti
Kurucular Kurulu
Yeni siyasi oluşuma başarılar diliyoruz.
"Bu partiyi kurmamızı halk istedi." sözü, halkın isterse siyasete yön verebildiğini gösteriyor.
Dileğimiz, bu anlayışın kuruluşla sınırlı kalmaması; partinin her aşamasında katılımcı demokrasinin yaşatılmasıdır.
Demokrasi, halkın yalnızca oy verdiği değil; yönetime sürekli katıldığı zaman güçlenir.
Kadın Partisi olarak, halkın yönetime katılımını, şeffaflığı ve hesap verebilirliği güçlendirecek her demokratik adıma ilkesel destek vermeye devam edeceğiz.
Yeni siyasi oluşumun yolu açık olsun.
#YeniParti #Değişim #KadinPartisi #OzgürÖzel
Üç gün boyunca Türkiye’nin dört bir yanından gelen kadın örgütleri olarak Antalya’da bir araya geldik.
Değişen siyasal ve toplumsal koşullarda belediye izlemenin ne anlama geldiğini, hangi araçlarla güçlenebileceğini ve yerelde kadınların haklarını savunmaya nasıl devam edebileceğimizi birlikte tartıştık.
Deneyimlerimizi, karşılaştığımız zorlukları ve geliştirdiğimiz çözüm yollarını paylaşırken bir kez daha gördük ki; belediye izleme yalnızca yerel yönetimleri takip etmek değil, kadınların eşit, katılımcı ve hak temelli bir yaşam talebini görünür kılmanın en önemli araçlarından biri.
Farklı kentlerden, farklı deneyimlerden beslenen bu buluşma, ortak mücadelemizi güçlendiren yeni fikirler, yeni yöntemler ve yeni dayanışma bağlarıyla tamamlandı.
Birlikte öğrenmeye, birlikte üretmeye ve yerelde eşitlik mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz.
#KadınKoalisyonu #Belediyeİzleme #YerelEşitlik #KadınDayanışması #YerelYönetimler #EşitlikİçinBirlikte
⚫ Madımak Katliamını unutmadık, unutturmayacağız.
2 Temmuz 1993'te, Madımak'ta ateşe verilen yalnızca 33 can değildi. Yakılmak, yok edilmek istenen, farklı inançların, düşüncelerin ve yaşam biçimlerinin bir arada var olabilme umudu, laiklik, eşit yurttaşlık ve demokratik bir gelecek özlemiydi.
İnsanlığa karşı işlenen bu suçun sorumluları hesap vermedi, adalet sağlanmadı. Cezasızlık politikaları, nefret söylemini ve şiddeti beslemeye devam etti.
Bugün aynı gerici nefret; kadınların eşitlik mücadelesini, laik yaşamı, inanç ve ifade özgürlüğünü, Alevi’lerin eşit yurttaşlık talebini, LGBTİ+'ların varoluşunu ve çocukların en temel haklarını hedef almaya devam ediyor. Farklılıkları tehdit olarak gören bu anlayış, toplumu tek tipleştirmeye, tek sesli ve itaatkâr bir düzene mahk��m etmeye çalışıyor. Buna karşı çoğulculuğu, eşitliği ve birlikte yaşamı savunmak hepimizin sorumluluğudur.
#Madımak 'ı anmak yalnızca geçmişi hatırlamak değildir. Madımak'ı anmak; yaşam hakkını, laikliği, demokrasiyi, inanç ve ifade özgürlüğünü, kadınların eşitliğini ve herkes için eşit yurttaşlığı savunmaktır.
Madımak'ın ateşi halen yanıyor.
Adalet sağlanana, nefret ve cezasızlık son bulana kadar eşit, özgür ve laik bir ülke mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz.
Unutmayacağız, unutturmayacağız.
#MadımakKatliamı #UnutMADIMAKlımda #2TemmuzMadımakKatliamı
AKPM'de, "Kadınların Adalete Erişimi" raporu üzerine Avrupa Birleşik Sol Grubu (UEL) adına konuştum.
Konuşmada belirttiğim üzere, bu konuyla bağlantılı olarak derinlemesine incelenmesi gereken bir alan sosyal medya.
Ve bu konudaki sevindirici gelişme şu:
İki ay önce hazırlayarak AKPM'de imzaya açtığım, "Social Media Platforms, Women and Girls: Harnessing Democratic Potential While Safeguarding Fundamental Rights" başlıklı karar önergesi kabul edilerek, Eşitlik Komitesi'ne geldi. Burada oybirliği ile Raportör olarak atandım.
AKPM bünyesinde böyle önemli bir Karar Önergesinin Raportörlüğünü yapacak olmak heyecan veriyor.
Sosyal medya kadınlar ve çocuklar için bir hak ihlali alanı olmaktan çıkmalı, demokratik potansiyeli hayata geçirilmeli.
At the PACE, I spoke on behalf of the European United Left Group (UEL) regarding the report on "Women’s Access to Justice’"
As I noted in my speech yesterday, social media is another area that requires in-depth examination in connection with this issue.
To this end, the motion for a resolution I drafted and opened for signature two months ago, entitled "Social Media Platforms, Women and Girls: Harnessing Democratic Potential Whilst Safeguarding Fundamental Rights" was adopted and referred to the Committee on Equality. I was appointed as Rapporteur by unanimous decision.
I am very excited to be serving as Rapporteur for such an important motion within the PACE.
Social media must cease to be a space where the rights of women and children are violated, its democratic potential must be realised.
@DemPartiKadin@DemPartyEnglish@DEMGenelMerkezi@PACE_Equality
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Genel Kurulu'nda, "Kadınların Adalete Erişimi" başlıklı raporum kabul edildi.
Kadınların kazanılmış haklarına saldırıların ve adalete erişimde yaşadıkları sorunların bir kez daha belgelendiği rapor üye ülkelere çözüm önerilerini sunan bir çağrı aynı zamanda…
Yargıda yerleşik toplumsal cinsiyet kalıplarını yıkmak, kağıt üzerindeki yasaları gerçek bir eşitliğe dönüştürmek zorundayız.
Mücadelemiz yasalarıyla, mahkemeleriyle ve kurumlarıyla kadınların tüm ihtiyaçlarını gözeten eşit ve adil bir adalet sistemini inşa etmek için!..
----
The report titled "Women's Access to Justice," for which I served as the rapporteur, was adopted at the Plenary Session of the Parliamentary Assembly of the Council of Europe (PACE).
The report, which once again documents the attacks on women’s hard-won rights and the challenges they face in accessing justice, also serves as a call to member states to implement proposed solutions…
We must break down entrenched gender stereotypes in the judiciary and transform laws on paper into real equality.
Our struggle is to build an equal and fair justice system through its laws, courts, and institutions that safeguards all of women’s needs!
🟣 Feminist iktisat alanındaki çalışmalarıyla tanınan çok değerli akademisyen Emel Memiş, Ankara'daki NATO Zirvesi öncesi gerçekleştirilen operasyon kapsamında hukuka aykırı bir şekilde tutuklandı.
���️ Ankara Üniversitesi SBF Öğretim Üyesi ve feminist iktisatçı Doç. Dr. #EmelMemiş’in haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklanmasını endişe ve öfkeyle karşılıyoruz. Akademiye, kadın çalışmalarına ve hak savunuculuğuna gözdağı kabul edilemez!
♀️ Hayatını eğitime, bilime ve toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesine adamış bir bilim kadınının, anti-demokratik ve hukuksuz şekilde özgürlüğünden mahrum bırakılması kabul edilemez.
Akademinin ve hak savunucularının sesini susturmaya yönelik bu baskıcı uygulamalara derhal son verilmelidir.
⚖️ Yargı, barışçıl sesleri ve kadın mücadelesinin öznelerini cezalandırma aracı olamaz. Bilimi, eşitliği ve adaleti savunmaktan vazgeçmeyeceğiz!
Emel Memiş ve haksız yere tutuklanan tüm hak savunucuları derhal serbest bırakılmalıdır!
#EmelMemişYalnızDeğildir #AkademiSusturulamaz
Barack: You told me all those years ago that you couldn’t promise me the world, but you could promise me an interesting life. Of course, you outdid yourself and managed to give me both.
Eight years in the crucible, and not once did you melt from the heat. Not once did you let it harden you. Instead, you used it to reveal your truest essence: your stubborn optimism and unflinching courage, your dazzling brilliance and unpretentious decency, your ferocious work ethic and absolutely unshakable moral fiber.
Fatoş Pınar Türker’in savunmasının son bölümü salonda bulunan herkesi ağlattı. Mahkeme heyeti de etkilendi ki ara verdiler…Narin, iyi yetişmiş, istese yurtdışında yaşayabilecek,İstediği makamlarda olabilecek bir kariyere sahipken yaşadıkları dram film sahneleri gibi…her cümlesi okunmalı. Bölümler halinde eksiksiz paylaşacağım. Hem ibretlik hem tarihe not düşmelik…
Medya Aş Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker:
Geçen sene benim kızım lise sondaydı Başkanım.Yurt dışında okuyacak, Koç Lisesi'ni bitirmişti. UCL diye Londra'daki dünyanın en iyi okullarından bir tanesinden bir yani kabul almıştı. Fakat şartlı kabul. Dediler ki 13 Mart 14 Mart'ta görüşmeye çağırdılar Londra'da. Biz de 13 Mart'ta ben, büyük kızım Nehir, küçük kızım ‘ben de geleceğim’ dedi. Onunla birlikte Perşembe Londra'ya gideceğiz, pazar günü döneceğiz. 14'ünde de Nehir'in görüşmesi var. Pasaport kontrolünde biz sabah güle oynaya gittik. Bana şey dediler, "Zay kaydı" var pasaportunuzda. Dolayısıyla biz gidemedik. Pasaportuma el konuldu. Ekte uçak biletlerimi görebilirsiniz. Ondan sonra da hemen ben savcılığa, yani anladık ki bir şey var, dilekçe vererek, aynı gün ifade vermek istediğimi belirttim. 14 Mart'ta bir kere daha cevap alamadık. 14 Mart'ta bir daha ve 18 Mart'ta bir daha dilekçe verdik. Ama 3 dilekçemize rağmen 1 gün sonra hayat durdu. Sabah 5.30- 6.00'da. Ben iki kızımla dediğim gibi yalnız yaşıyorum. Çok ilginç. İşte polisler eve geldi. Tam polisler gelmeden yani onlar kapıyı çaldılar.Allah'tan avukatımı arayabilmiştim, çünkü girince polisler hemen telefonumu aldılar. "Hiçbir şeye dokunmayın" dediler.
İşte çocuklarım ağlıyor, diyorum ki, "Bir su vereyim". "Hayır". İşte küçük kızım okula gidecek, "Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın" diyor sürekli Polis bey, komiser herhalde. O çok yani onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı en sonunda kızlarımla birlikte o da ağlıyordu. Dedi ki "Kaşe var mı". Dedim. "Ne kaşesi". "Şirket kaşesi" dedi. "Yok" dedim ben şirketin genel müdürüyüm kaşeyi ne yapayım? "Arayın evi" dedim, neyse evi arıyorlar filan. "Kimse yerinden kımıldamasın" filan dedi bize. Biz de böyle salonun ortasında pijamalarla duruyoruz. Kızlarım da haliyle ağlıyorlar ve ben yani bana sarılmak istiyorlar. "Sakın kimse birbirine dokunmasın" filan dedi. Dedim "Siz dedim mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız?" Şey dedi polis; "Biz cinayet masadan geliyoruz" dedi. Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben dedim "Ne cinayeti" dedim. Hayır dedi; "Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik" dedi.
Tiyatro mu ya da kabus mu gibi desem o gerçekten polislerin gözlerindeki o şeyi hiç unutmayacağım, ama çok insani polis memuru daha vardı. O hatta sonra beni sağlık kontrolüne götürdüğünde başına bir şey gelmeyecekse, annemi aradı iki kere, benim konuşmama izin verdi, "kızınız iyi" dedi, sonra tekrar aradı. Allah razı olsun kendisinden. Ben o şekilde çıktım evden. Küçük kızım da son kez okuluna uğramış oldum. O döneceğimi düşündü tabi akşam. 15 ay geçti üstünden. Vatan'a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm.Zaten sonra gerisi yağmur gibi yağdı, işte Fatoş geldi, Ceyda geldi. Tanımadığım bir sürü insan geldi. Sonra artık orada tabi hiç görmemişsinizdir muhtemelen görmeyin de inşallah nezarethaneyi ama zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz, çünkü Bodrum katı olduğu için hiç cam, pencere yok. Müthiş bir pislik var her tarafta. Artık kaçıncı gün bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Sırayla götürüyorlar bizi. Geriye getiriyorlar. Ben de gittim. Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı kadın memur beni. "Soyun" dedi. "Nasıl yani" dedim. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. "Üstünü çıkar" dedi, "Üstünü çıkardım". Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. "Üstünü giyebilirsin."…
Devamı 👇
İBB davasında, ��ıplak arama dahil #işkence.nin, tehdidin birçok çeşidi bir arada.
Suç üstüne suç işlenmiş.
Olaydaki savcı dahil bütün kamu görevlileri hakkında derhal soruşturma açılması, işten el çektirilmeleri gerekir.
#FatoşPınarTürker
@goksugoksel KK ve ekibi CHP’yi binalar, kurullar, bütçeler, arabalar zannediyor, oralarda kayyumlar oturabilir ama halkın gönlünde oturamaz, halktaki karşılığın kadarsın.
İki kez beraat ettiği davadan üçüncü kez yargılanan Ekrem İmamoğlu’nun mahkeme salonunda bulunma hakkı, akıllara durgunluk verecek bir "arıza" bahanesiyle engelleniyor: Silivri’den Kartal’a 60 kilometre yol gittikten sonra arızalandığı söylenen bir araçla, aynı mesafeyi geri dönerek cezaevine ulaşmak...
Üstelik en temel insani ihtiyaçların bile "beklesin" denilerek reddedildiği bu kabul edilemez süreci, Ekrem İmamoğlu duruşma hakimine bizzat SEGBİS ekranından aktarmak zorunda kalıyor. Aylardır Silivri’de tutulan bir insanın adaletin huzurunda, mahkeme salonunda fiziken bulunmasından bu kadar mı çekiniyorsunuz; neyden korkuyorsunuz?
Bu yollardan vazgeçin.
Hukuk, kişiye özel tasarlanan ve mantık sınırlarını zorlayan bu tarz senaryolarla yürütülemez. Adil yargılanma hakkının eksiksiz uygulanması anayasal bir zorunluluktur.
KAMUOYUNA DUYURU
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve Kamuoyuna…
2009 yılında Chp grup başkanı iken tvlerde yapmış olduğunuz, belgeye dayalı ve Akp’li rakiplerinizi adeta terlettiğiniz,istifaya zorladığınız ve iktidarın yolsuzluklarını yüzlerine vuran, sakin, kendinden emin, dürüst tavrınızla,muhalif kitlelere umut olduğunuz duruşunuzla sevmiştik sizi…
Hayatı boyunca halkının sorunlarına yakın duyarlı,ihtiyaç duyulan her emek, barış, demokrasi ve özgürlük eksenli eylemlilik ve platformlarda bulunmuş, bu çizgide şarkılar da bestelemiş, sol değerlere sahip bir sanatçı olarak ,beni de heyecanlandırdınız ve harekete geçirdiniz…
Duyduğum duyarlı sanatçı sorumluluğu sabaha karşı 4 de bana Kılıçdaroğlu marşını besteletti…Siyasi partilerde seçim şarkısı algısını değiştiren ve kaliteyi artıran sıfır (yeni) beste geleneğini başlatan bu şarkıyı o günkü şartlarda yapmış olmaktan pişman değilim…Elimi duyduğum aydın sorumluluğuyla, ülkem, partim ve halkım için taşın altına koymam gerekirse,her zaman koydum, yine koyarım..
Fakat gelinen şu noktada 13 seçim yenilgisi, yapılan siyasi hatalar, artık nedense yapılmayan düellolar, ortaya çıkmayan belgeler, başarısızlıklarınız nedeniyle milyonlarca sol, sosyal demokrat, laik, Atatürk’çü ve cumhuriyetçi kitleleri tekrardan umutsuzluğa ve karamsarlığa sürüklediniz…Bu da haklı olarak yapılan seçimli kurultayda genç, çalışkan ve tekrardan umut vadeden, genel başkan adayı sn.Özgür Özel ve cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’na karşı parti içi iktidarı demokratik yollarla kaybetmenize sebep oldu ve parti adeta tarihi olarak şahlandı ve ilk seçimde 1. Parti oldu…
Benim sizden beklediğim ,eski bir genel başkan olarak partinizin başarısı için, bu genç ve başarılı kadroyu tebrik etmek,ellerini sıkmak ve kutlamaktı…Gerektiğinde diğer eski genel başkanlar gibi yanlarında durarak desteklemenizdi…Fakat sizin geldiğiniz nokta adına maalesef üzüntü duyuyorum…Türkiye https://t.co/NRxxvtOEQL olmuş iktidara yürüyen partiye iktidarın ve üst akılların kurduğu onlarca tuzağın üstüne, en büyük çelmeyi taktınız butlan kararına uyarak…Pir Sultan’ın dediği gibi, ille dostun bir tek gülü yareler beni…Olmadı sayın Kılıçdaroğlu, yakışmadı…Sizi alkışlayanlar emin olun tarihi bir yanılgının içindeler ve bu yaptığınız unutulmayacak…Bu saiklerle partiye yaptığım bir çok şarkımın içinde ,adınızın geçtiği şarkılarımın sizin ve meşru bulmadığım yönetiminiz tarafından kullanılmamasını ve dijital platformlarınızdan da kaldırılmasını istiyorum…
Yeter bu ülkeye kıymayın efendiler!…
Şarkılarımın kullanımına devam edilmesi halinde yasal yollara başvuracağımı da tarafınıza bildiririm…
Saygılarımla…
ONUR AKIN… @eczozgurozel #chp @ekrem_imamoglu@dk_imamoglu@ailedayanismagi@CHP_istanbulil@CBAdayOfisi @ozgurcelikchp @gunaydingokhan@alimahir @gokanzeybekCHP @veliagbaba @muratemirchp @mansuryavas06@VahapSecer@arasahmetmugla@filizceritoglu@avfilizgencan@besimecz
#MazbatasızKılıçdar
Yargıtay Onursal üyesi Seyfettin Çilesiz'den net bir açıklama daha:
"Mazbatası geçerli olan seçilmiş genel başkan Özgür Özel isterse, mazbataları halen geçerli olan son seçilmiş parti meclisi üyelerini toplantıya çağırabilir.
Hatta partiyi olağanüstü genel kurula çağırabilir."
@kilicdarogluk@eczozgurozel
Oyuncu Şebnem Sönmez BirGün'e yazdı, Kılıçdaroğlu'na seslendi:
"Siz siyasete selam verdiğiniz ilk günden bugüne arınmak istediğim, istediğimiz her şeyin sembolüsünüz.
Ben sizden arınmış bir ülke istiyorum.
Cumhuriyeti, halkı ve partiyi sizin zihniyet ve edimlerinizden arıtmak boynumuzun borcudur."