Halil Cibran diyor ki; “Başka bir insanın hakikati, onun sana açıkladığı şey değil, açıklayamadığı şeydedir. Bu yüzden, onu anlamak istersen, söylediğine değil, söylemediğine kulak ver.” İnsan, sustuğu şeyler kadardır ve insan insanı, anlatamadığı yerden anlayabiliyorsa yakındır.
"(Din) kardeşinin başına gelen (kötü) bir durum yüzünden mutlu olma, onunla alay etme! (Ola ki) Allah ona merhamet eder de, seni (o şeyle) sınar."
(Tirmizî, Sifatü'l Kıyâmet: 54)
Doğu Türkistanlılar yıllardır baskı ve zulme uğruyor.
Siz de bağışlarınızla zulüm altında yaşayan kardeşlerimize destek olabilirsiniz.
📨 DOGU TURKISTAN yazıp 3072’ye göndererek kardeşlerimize 10 TL destek olabilirsiniz.
🌐 Online bağış: https://t.co/7grrtb6vDz
“sen mahrum kaldım sanırsın, oysa seni esirgiyordur.” evet, belki de böyledir, maddi manevi istediğimiz her ne ise o şeylerin aslı. mahrum kalmış gibi, geç kalmış gibi, kaybetmiş gibi düşündüğümüz şeyler aslında Allah’ın bizi koruması, hakkımızda daha iyi olana saklamasıdır.
Fakat hassas ve narin kimseler arasında, kimsenin anlamadığı bir lisan var. Hakikate amade kimseler, kimsenin bilmediği bir mecrada buluşurlar. Temiz kalpliler bir diğerini gözünden tanır. Bu irtibatı görmezden gelemeyiz; sayıları az olsa da aralarında bir bağ var.
Senin mektubu annen, baban, hanımın aldığı anda birkaç gün okumasınlar kenara koysalar, gücenirsin. Rabbin seni gördüğü halde ondan gelen mektubu hiç eline aldığın yok, utanman lazım.