Seni bulan neyi kaybeder? Ve seni kaybeden neyi kazanır?
Seni bulan herşeyi bulur. Seni bulmayan hiçbir şey bulmaz, bulsa da başına belâ bulur…
En büyük yoksunluk imansızlıktır.
Allah’ım, gönlümüzden geçenleri de sustuğumuz yerde içimizde kalanları da sen bilirsin. bizi kendi hâlimize bırakma. kalbimize sekînet, ömrümüze bereket, bedenimize afiyet, rızkımıza genişlik, işlerimize kolaylık ver. içimizde taşıdığımız ağırlıkları hafiflet, kırılmış yerlerimizi onar, beklediğimiz hayırları vakti geldiğinde gönlümüzü sevindirecek güzellikte nasip et. farkına varamadığımız şerleri bizden uzaklaştır, bilmediğimiz yollarda inayetinle yardımcımız ol. bize verdiğin nimetleri görebilen bir göz, her hâlinde sana hamdeden bir dil, takdirine güvenen ve senden gelen her hayrı edeple karşılayan bir gönül ver. günahlarımızı bağışla, ayıplarımızı ört, içimizi temizle. bizi sana yaklaştıran insanlarla, güzel amellerle ve hayırlı nasiplerle karşılaştır. anne ve babalarımızı, ailelerimizi ve sevdiklerimizi rahmetinle muhafaza eyle. hastalarımıza şifa, darda kalanlarımıza ferahlık, vefat edenlerimize mağfiret ihsan et. ya rabbi, önümüzde kalan ömrü geçmişimizden daha hayırlı eyle. gönlümüze yük olacak şeyleri yolumuzdan çek, bize ulaşacak nimetleri bereketiyle ulaştır. amin.
Nasip et rabbim kolaylıkla güzellikle afiyetle nasip et..varınca pişman olacağımız şekilde değil varmanın şükrünü edeceğimiz şekilde nasip et..keşke dedirtecek şekilde değil içten bi elhamdülillah dedirtecek şekilde huzurla nasip et rabbim..kandil duasıdır
Hayatımda geçirdiğim en güzel Rebiülevvel'di, hayatımda geçirdiğim en güzel 10 gündü.. Her sabah şeyh efendiyi rahat görebileceğim bir yere oturmak için erkenden kalkıp fıtı fıtı koşmayı, güne delail ile başlamayı, hadis okunuyorken bir an da şeyh efendinin salâvat okumaya başlayıp bizi şenlendirmesini, kuşluk vakti dağıtılan hurma ve suyu, cemaatle kılınan namazları, ilim halkasına dahil olan kedicikleri, öğle arasındaki çorba sırasını, tüm hüznümü/sıkıntımı efendimiz aleyhisselatu vesselama anlatmayı, anlatırken ağlamayı, her ders evvelinde salâvatlarla başlamayı, yine şeyh efendinin salâvat söyleyenlerin yanına gidip kıpır kıpır orkestra şefliği yapması, İdris El-Fasi'nin bir şey anlatırken sesinin çatallaşmasını lakin çoğunlukla gülmesini, kitap imzalatma çabalarımızı, herkesin birbirine ehl-i hal olmasını.. özlenecek ne çok şey biriktirmişim
Maalesef bu dönemde iş hayatının insanı dünyevîleştiren yönü çok ağır basmaktadır.
Çalışma hayatına başlayan herkes bilir ki iş ortamında, üniversite döneminden daha ağır fitneler insanı kuşatmaktadır.
Karşı cins kışkırtması, paranın lezzeti, eğlenceler, magazin ve dedikodu merkezli konuşmalar gibi dünyaya ait birçok başlık, kişiye ahireti unutturmaktadır.
İş hayatı çoğumuz için kaçışı olmayan bir zorunluluktur. Ancak her yerde olduğu gibi çalışma ortamında da Allah’ı hatırlamak, hatta hatırlatmak gerekir.
Müslümanlığımızı camide göstermek kolaydır. Asıl mesele, şeytanın cirit attığı mekanlarda Allah’a göre yaşayabilmektir.
Bunun için şu tavsiyelere göre hareket edebiliriz:
1. İslam’ı yaşama derdi taşıyan arkadaşlarla bir ekip oluşturabiliriz. İki kişi bile olsak yemeğe çıkarken, namaza geçerken bu kadro ile beraber olabiliriz.
2. İşe yeni başlayan genç kardeşlerimizin elinden tutup onları da aramıza katabiliriz.
3. Maaş, tatil ve benzeri sadece dünya içerikli muhabbetleri azaltabiliriz.
4. Haftada bir gün, on dakika bile olsa, çalıştığımız yerde manevi bir ortam oluşturup beraberce sohbet dinleyebilir, kitap okuyabiliriz.
5. Erkek ve kadınların laubali tavırlarının yoğunlaştığı durumlardan uzak durmayı tercih edebiliriz.
6. Yatsı ve sabah namazlarını evimize en yakın camide kılmayı ilke haline getirebiliriz.