Dünyayı yıkıma, savaşlara ve kanlı çatışmalara sürükleyen NATO’ya ve NATO zirvesi yaklaşırken dikensiz gül bahçesi yaratmak için kolları sıvayan iktidara kötü bir haberimiz var.
Emperyalizmin kanlı planlarına karşı mücadeleyi yükselteceğiz!
#NATOdefol
Erdoğan bugün “Teksas’tan Ankara’ya uzanan bir güvenlik ve savunma ağı oluşturmalıyız” diyerek bir süredir zaten geri plana itilen “dünyaya kafa tutan dış politika” demagojisini bütünüyle toprağa gömdü.
NATO ile nikah tazeleme töreni öncesinde yapılan bu konuşma yalnızca Erdoğan değil, Bahçeli, Soylu gibi siyasetçilerin, bir kısım bürokrat ve gazetecinin yıllardır dillerinden düşürmediği “Türkiye’yi bölmek isteyen” dış güçlerin aslında düşman değil müttefik olduğunun da en yetkili ağızdan itiraf edilmesidir.
Zirveye az kaldı. Konuk edilecek NATO üyesi ülke liderleri nikah tazeleme öncesinde “yerli ve milli” silah sistemlerinden oluşan çeyiz sandığını da görme şansına erişecek.
Peki düşman kim? Bilindiği gibi zirvenin esaslı konuklarından biri Zelenski olacak. Zaten Ankara zirvenin üç-dört kritik başlığından birinin Ukrayna’nın savunulması olduğunu vurguluyor. Ukrayna’yı kime karşı savunacaksın? Sorunun yanıtı belli. Cumhur ittifakının diğer ortağı Bahçeli’nin birkaç kez işaret ettiği Çin-Rus-Türk ittifakı tam da söylediğimiz gibi hayal oldu. İttifak yok, düşmanlık var!
Yaklaşık on yıldır belli aralıklarla sözde ABD karşıtlığından ekmek yiyen “yerli ve milli”ci tayfa şimdi de “NATO’nun yükselen değeri” olmanın gururunu pazarlamaya başladı.
Biz ise malum bağnazız, fikri sabitimiz var: Kahrolsun emperyalizm, NATO’dan çıkılsın, üslere el konsun.
NATO’nun eli kanlı katilleri Ankara'da zirve yapacak diye ellerinden gelse halkımızı eve kilitleyecekler. NATO liderlerinin göz zevki bozulmasın diye emekçilerin mahalleleri reklam panolarıyla gizleniyor, yollar kapatılıyor.
AKP patronlarla kol kola yarattığı yoksulluktan ancak NATO liderlerinin karşısında utanıyor.
Ülkemizi emperyalizme peşkeş çekenlerden ve halkımıza bu onursuzluğu yaşatanlardan bunun hesabını soracağız.
NATO ülkemizden defol!
#NATOyaHayır #NATOZirvesi
📌İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Türkiye-Sovyetler Birliği hattında nasıl gelişmeler yaşandı, Molotov hangi taleplerini anılarında "hata" olarak nitelendirdi?
Kemal Okuyan ile #KomünistBakış bu hafta Türkiye'de anti-komünizmin tarihini ele alıyor.
"Türkiye'deki yönetici çevreler İngiltere ve ABD eksenine demirlemek için 'Sovyet tehdidi' bahanesini kullandılar."
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, NATO'ya karşı İstanbul'da gerçekleşen etkinliğin sonunda ilan etti:
🚩"Madem ellerinde miting yasaklama diye bir silah var, o zaman başta 5 Temmuz'da olmak üzere Türkiye'nin her yerinde NATO'ya karşı iradeyi büyütürüz!"
NATO'nun savaş baronları gelecek diye bize kendi ülkemizi yasaklamaya çalışanlara inat NATO'yu ülkemizde istemediğimizi her geçen gün daha gür biçimde haykırmaya devam ediyoruz.
Dün binlerce İstanbullu “NATO, onursuzluk ve ölümdür! Yaşasın yaşam, bağımsızlık ve sosyalizm!” demek için bir aradaydı.
Bu memleket bizim! Emperyalistlere de, onların işbirlikçilerine de bırakmayacağız!
İstanbullular dün Caferağa Spor Salonu’nda “NATO, onursuzluk ve ölümdür!” diyerek bir araya geldi.
🚩Etkinlik videosunun tamamını Youtube kanalımızda izleyebilirsiniz.
https://t.co/S8O95ws7v8
Panista işçileri olarak bugün Kayışdağı’ndaki Doruk Un şirketinin ofisine gittik.
Muhataplarımız Gürsel Erbap, Cengiz Doğan, Fethi Yılmaz’a seslendik.
Yine yüzümüze çıkan, derdimizi dinleyen olmadı.
Her ne kadar sürekli yer değiştirseniz de Doruk Un’un ofisine de fabrikasına da Panista şubelerine de evlerinize de gelmeye devam edeceğiz!
Muhataplarımıza tekrar söylüyoruz: Bizi oyalamanıza izin vermeyeceğiz. Muhataplıktan kaçmayın. Haklarımızı derhal ödeyin.
Haklarımızı alana kadar ensenizdeyiz.
İktidar NATO liderleri için Ankara’yı kapatıyor, fabrikaları yıkıyor. Milyarları savaş örgütünün önüne seriyor. Onlar memleketimizi kendi çiftlikleri sanıyor. Bu memleket NATO’cuların değil, emekçi halkındır. Bu memleket bizimdir.
NATO’ya karşı sesimizi yükseltmek için 27 Haziran Cumartesi 19.30’da Kadıköy Caferağa Spor Salonu’nda bir araya geliyoruz.
Bugün parti yöneticilerimizden oluşan bir heyetle, yarın 19.30'da Caferağa Spor Salonunda gerçekleştireğimiz "NATO Onursuzluk ve Ölümdür / Yaşasın Yaşam, Bağımsızlık, Sosyalizm” başlıklı etkinliğimize davet etmek için
Birleşik Metal İş Sendikası Genel Merkezi'ni ziyaret ettik.
Sendika Genel Başkanı Özkan Atar, Genel Örgütlenme Sekreteri Fehmi Elmacı ve Genel Eğitim Sekreteri Özcan Atmaca ile gerçekleştirdiğimiz görüşmede, NATO'ya karşı mücadele başta olmak üzere Türkiye'yi ve bölgeyi tehdit eden gelişmelere dair sohbet ettik.
NATO bu topraklarda hiçbir zaman hoş karşılanmadı.
📍Türkiye'de devrimcilerin, gençlerin, yurtseverlerin NATO'yla kavgasını hatırlıyoruz.
NATO onursuzluk ve ölümdür.
Yaşasın yaşam, bağımsızlık ve sosyalizm!
Ankara Valiliği 7-8 Temmuz’da düzenlenecek NATO zirvesine ilişkin kentte 13 gün sürecek utanç verici bir yasaklama kararına imza attı. Dünyanın en büyük terör örgütü NATO’nun liderleri Ankara’ya gelecek diye başkentte NATO karşıtı eylem ve etkinliklerin yasaklanmasını öngören bu karara karşı partili avukatlarımız bugün yürütmenin durdurulması ve iptali talebiyle dava açmıştır. Bu ülkenin sahibi ne NATO temsilcileri ne de onların işbirlikçileridir. Bu vesileyle bir kez daha ülkemizin tüm yurtseverlerini, cumhuriyetçilerini, onurlu halkını emperyalizme karşı mücadeleyi birlikte yükseltmeye çağırıyoruz.
Milli Takım Dünya Kupası’ndan iki maç oynayıp eleniverdi. Herkes kızgın. Kadro tercihlerine, oyuncuların performansına, oyun planına ya da plansızlığına dair çok şey konuşuldu.
Ama artık herkes biliyor ki, futbol sadece futbol değil. “Büyük bir endüstriye dönüştü” deniyordu. Bu tanımlamada bir olumluluk görebilirsiniz. Oysa futbol çoktan kendi “çürümesi”ni yaşıyor, tıpkı emperyalist sistem gibi.
Transfer borsaları, devasa stadyumlar, sponsorlar, “yasal” ve yasal olmayan bahis şirketleri, canlı yayınlar, reklam pastası, satış mağazaları derken ortada gerçekten büyük ve gerçekten çürüyen-çürüten bir ekonomi var.
Sporların belki de en keyiflisi futbol bu hengamenin içinde direnmeye çalışıyor.
Türkiye’de futbol çürümeden daha fazla pay aldığı için kolay bir gruptan çıkılamadı.
İktidar futbolun üzerine her şeyiyle yüklenmiş, belki de kendi geleceğini orada hegemonya kurarak kurtaracağını düşünüyor.
Tarikatlar futbolcuları bir bir teslim alma yoluna girmiş.
Holdingler futbolun dengesini bozmuş, şehir ve kurum takımları yok olmaya yüz tutmuş.
Yabancı sporcu transferi altyapıdan yetişen sporcu sayısını azaltmış bazı pozisyonlar için oyuncu bulunamaz hale gelmiş.
Bahis şebekeleri topçusundan hakemine, yorumcusundan teknik direktörüne her tarafı sarmış.
Yüksek transfer bedelleri, reklam gelirleri, absürt primler futbolcuyu tembelleştirmiş, üstüne medya goygoyu onları gerçeklikten koparmış.
Bedeni ve kafayı çalıştırmak yerine “nasipse kazanırız”la idare edilmiş.
Takım ruhu yerine ağır abilerin reisliği konmuş.
Sonuç budur. Futbol her yerde çürümektedir, Türkiye’de daha hızlı!
🇨🇺Abluka günlükleri 107 | 18 Haziran 2026 Perşembe
#Küba’ya uygulanan soykırım niteliğindeki ABD ablukasına ilişkin gelişmeler Abluka Günlüklerinde:
📍Küba 176 reform önerisini tartışıyor
📍Villa Clara'da engelli çocuklara güneş enerjisi desteği
📍Cienfuegos'ta çocuk felci aşı kampanyası sürüyor
📍Pinar del Río'da yeni güneş enerjisi parkı şebekeye bağlandı
📍Vilma Espín’in mirası yeni kuşaklara ilham vermeyi sürdürüyor
📍Spor bilimleri için yeni ulusal dernek kuruldu
📍Küba, Haiti ve Dominik Cumhuriyeti ortak iklim projesini değerlendiriyor
📍Küba Ulusal Elektrik Sistemi'nde güncel durum ne⁉️
#Cuba #100AñosConFidel #Fidelle100Yıl #NoMásBloqueo #CubaNoEstaSola #CubaVencera
@siempreconcuba@Embacuba_Turqui@CubaMINREX@PresidenciaCuba
https://t.co/rVr0iDD5Cq
Bu berbat eğitim sisteminde “başarı” nedir ne değildir tartışması; 2 milyonun üzerindeki öğrenciye yaşatılan eşitsizlik ve haksızlıklar; öğrenime devam ederken yüzleşilecek memleket gerçekleri ve işsizlik tehdidi bir yana, YKS’ye giren tüm gençlerimize başarılar.
Öğretmenler açlık grevlerinin 5. Gününde @csgbakanligi önünde hala muhatap arıyor.
Belirli süreli sözleşmelerinin getirdiği baskılar, mobbing, düşük ücretler, sigorta primlerinin eksik yatırılması, özlük haklarının tırpanlanması, işsizlik baskısı…
Öğretmenler yaşadıkları sorunların çözülmesi ve kanunen korunması için daha önce @tcmeb aracılığıyla söz verilen görüşmenin yapılması için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde direnişlerini sürdürüyor.
Öğretmenlere verilen yanıt ise gözaltı.
Öğretmenlerin yanında, taleplerinin arkasındayız!
◾️NATO ‘kitlesel zayiat’ bekliyor: ‘Sağlık altyapıları çatışma koşullarına göre yapılandırılacak’
📍NATO’nun Askeri Sağlık Hizmetleri Başkanları Komitesi toplantısında NATO'nun sivil ve askeri sağlık sistemlerini entegre etme hedefiyle hazırlanan eylem planı masaya yatırıldı. Bu kapsamda "kitlesel zayiat planlaması, hasta tahliyesi ve sivil sağlık altyapılarının çatışma koşullarına göre yeniden yapılandırılması" kararlaştırıldı.
NATO’nun sağlık sistemini bir "silah" ve savaş aparatı olarak yeniden şekillendirme planına sağlıkçılar tepki gösteriyor👇
https://t.co/fE0lHb0YfR