Köye geldiğim gün bahçemize yavrulayan bir sokak köpeğinin sağ kalan üç yavrusundan biriydi. Öldü ölecek derken çok uğraştık, o da çok uğraştı. Şimdi iki aylık, artık kucağımıza sığmıyor. En güzel mutluluk işte bu🙏🏻
%100 polyester veya büyük çoğunluğu polyester olan ürünlerin fiyatları beni çok şaşırtıyor. Yazın giyilecek kıyafetleri hava almayan ürünlerden yapmak akıl kârı değilken, fiyatlandırması ile birlikte iş daha saçma bir hal alıyor.
Bebek uyuyan masaya da gidip sigara içmeye çalışmakta ayrı bir bencillik, kimse kusura bakmasın. Bunun için bir yasak koymaya da gerek yok, vicdani olarak orada bebek uyuyorsa başında oturup sigara içmeyi düşünmek normal mi?
Çocuktan bağımsız şu sigara olayı beni çok rahatsız ediyor, hiçbir açık alanda nefes alamaz olduk. Yolda yürürken dahi yüzünüze sigara dumanı vuruyor. Kafelerde zaten açık bölümde oturmak imkansız, çocuk parklarında herkes sigara içiyor. Nefret ettim şu duman olayından.
Geleceğimiz olan çocukları, onların eğitimi için mücadele eden tüm öğretmenleri ve okul çalışanlarını korumak zorundayız! Okullar en güvenli alanlarımız olmalı. #Kahramanmaraş
Ülkece yaşadığımız süreç o kadar zor ki söylencek söz bulamıyorum. Arttan şiddet en savunmasız grupları hedef almaya devam ediyor ve bu ülkenin evlatları ölüyor.
Hem bir vatandaş hem de bir anne olarak ruhum daralıyor, bu acının tarifinin olmadığını da biliyorum
#Kahramanmaraş
Şiddetle mücadele artık öncelikli hedefimiz olmalı. Okullarda güvenlik önlemleri artırılmalı.
Çocuklarda şiddete ilişkin taramalar yapılmalı ve gerekli destek sistemleri hızla güçlendirilmeli.
Çocukların silaha erişimini engelleyecek düzenlemeler yapılmalı.
Şu tweet muhtemelen önünüze düşer. Acilen yardım alması gerekiyor. Öğretmen arkadaşlarım, muhtemelen bu ilde ya da ilçede tanıdığınız öğretmenler vardır. Haberdar ederseniz çok iyi olur. Kurgu değilse bu velilerin desteğe ihtiyacı var. Normal bir durum değil.
Nur Sürer, Yılmaz Güney'in bir savcıyı öldürmesini aklamaya çalıştı:
“Orada savcı ile aralarında geçen meseleyi biliyoruz biz sinemacılar olarak. Orada çok ciddi şeyler olmuş savcı tarafından.
İşte karısını dövdü. Bizim analarımız da tokat yiyordu bazen.
İster 17 olsunlar isterlerse 18, vururken sonuçlarını düşünebiliyorlar mıydı? Evet. Pırıl pırıl bir insan hayattan koparıldı mı? Evet. Artık şu “suça sürüklenen çocuk” adı altında katil sevicilikten vazgeçilsin, bunlar suçun ta kendisi! #hamitarasicinadalet
⚠️ Hamit Aras’ın annesi Şükriye Tavşan, oğlunun dövülerek öldürülmesine ilişkin davada olaya ilişkin görüntüleri ilk kez izledi:
• Gözyaşlarına boğulan anne, ‘artık tahammül edemiyorum’ dedi.
• Sanıkların olay günü 17 yaşında olup olmadıkları netleşmediği için yaş tespiti yapılmasına karar verildi.
• Saldırganlardan ikisi tutuklu, diğer iki şahıs ise serbest bırakıldı.
Atlas Çağlayan’ı asla gündemden düşürmemek gerekiyor. Bugün Atlas yarın Ahmet, Mehmet olmasın. Artık yasal bir düzenleme gelsin. Çocuklarımızı öldüren katiller gün yüzü görmesin. #AtlasCağlayanİcinAdalet
Atlas Çağlayan’ın katilinin alabileceği muhtemel ceza süreleri:
Teorik ceza: 18-24 yıl hapis
Muhtemel infaz süresi: 10-12 yıl
Tahrik veya meşru müdafaa kabul edilirse: 5-7 yıl
Atlas Çağlayan’ın katilinin alabileceği muhtemel ceza süreleri:
Teorik ceza: 18-24 yıl hapis
Muhtemel infaz süresi: 10-12 yıl
Tahrik veya meşru müdafaa kabul edilirse: 5-7 yıl
14 yaş ve üzeri, ağır ceza suçları için yetişkin kabul edilmeli. Bunun için gayret sarfetmeyen hiç bir partiye benden oy yok. Twitin altına "evyençel guguk" falan yazacaklar zahmet etmesin. İnsan malzemen evrensel değilse ceza sistemin de evrensel olamaz.
📌İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyelerine açık mektup:
Tam anlamıyla provakatif provokasyona hizmet eden şahsi açıklamalarınızı, kamuoyunu kutuplaştıran yaklaşımlarınızı, organize olmayan bir çoğunluğa karşı (evladı öldürülmüş mağdur ailelere, onlara destek veren avukatlar ile sanatçı ve tanınmış kişilere) her birinizin organize olmuş bir avuç azınlık olarak tahakküm kurma çabanızı esefle kınıyorum. Öldürülen çocuklar üzerinden siyasal-ideolojik polemik üretmek hukuku savunmak değil hukuku araçsallaştırmaktır. Çocuklar, en kutsal olan yaşam hakkı ihlal edilerek öldürülmüşken, tartışmayı “faili koruyan” ya da “faili mazur gösteren” teorilere sıkıştırmak vicdani ve hukuki bir körlüktür. Duruşma salonlarında sanık yanlısı grupların slogan atarak mağdur aileleri sindirmeye çalıştığı, evladı katledilen annelerin tehdit edildiği, mezarların tahrip edildiği ve cezaevinden sanıkların tehdit imalı paylaşımlar yapabildiği bir tabloda dilsizi ve körü oynayan bir baro, hukuk devleti ilkesini hangi gerekçeyle savunduğunu açıklamak zorundadır. Bu sessizlik, mağdurun korunması yükümlülüğüyle bağdaşmaz. Çocuk Hakları Sözleşmesi, çocuğun yaşam hakkını mutlak olarak korurken bu hak, bir avuç azınlığın ideolojik ajandasıyla, türlü dayatmalarıyla dengelenemez. Bugün konuşulması gereken, öldürülen çocuklar için etkin soruşturma ve adil yargılama, cezasızlık algısının önlenmesi, infaz sistemi ve SSÇ ile Hukukla ihtilafı olan çocukların çocuk ceza adaletinde ayrımı gibi kamusal mesuliyetlerdir. Faili merkeze alıp mağdur çocukları görünmez kılan her söyleminiz adalet değil inkâr üretmiştir. Sistematik provokatif propagandanız özellikle şu unsurlarla kendini göstermiştir :
🟥Öldürülen çocukların ve mağdur ailelerinin bilinçli biçimde geri plana itilmesi,
🟥Faili mazur gösteren veya normalleştiren dilin kullanılması,
🟥Ailelere karşı tehdit, azarlayıcı slogan, linç ve korkutma ikliminin üretilmesi veya teşvik edilmesi, etiketleme. Empati yoksunluğu.
🟥Yargı sürecini etkilemeye yönelik şekilde kamuoyu baskısı oluşturulması.
🟥Devleti suçlayarak faili korumak.
Bu unsurların birlikte varlığı, ifade özgürlüğü sınırlarını aşan ve hukuk güvenliğini zedeleyen bir faaliyet alanına işaret eder. Bu eski bilindik yöntemin hesabının gelecekte hukuki zeminde size sorulacağından ve Türk Milletinin vicdanında unutulmayacağından, önünüze her defasında çıkacağından zerre şüphem yoktur. Yaklaşık 65 bin üyesi bulunan İstanbul Barosu’nda, 30 bin civarında üyenin katılımıyla ve yalnızca yaklaşık 7 bin oyla seçilmiş bir yönetimde yer alarak, kendinizi değil, kurumsal kimliği temsil etmektesiniz. Bu nedenle yaptığınız her açıklama, İstanbul Barosu’nun tüm üyeleri adına kamuoyu nezdinde bağlayıcılık iddiası ile yanılgı taşımaktadır. Bu anlamda sizlerin provokatif nitelik taşıyan ve provokasyona hizmet eden şahsi açıklama ve tutumlarınızı reddediyorum. Öte yandan, yarattığınız bu provokatif süreç kapsamında İstanbul Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Av. Kardelen Ateşçi’nin görevine son verilmeyişi ve Baro Başkanı Kaboğlu’nun mağdur ailelerine karşı “Fransız kalışı” başlı başına baro içi demokratik işleyiş bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken ağır bir sorundur. Bizler
📌mağdur aileleri inciten,
📌kamu vicdanını yaralayan,
📌hukuki sorumluluğu görünmez kılan,
📌kurumsal gücü şahsi ideolojik tutumlara araçsallaştıran her türlü yaklaşımın karşısındayız.
Barolar, çocukların yaşam hakkını merkeze alan, mağdur aileleri doğrudan muhatap kabul eden, örgütsel şiddeti açıkça tartışarak kamuoyuna karşı şeffaf, denetlenebilir ve hukuka uygun bir tutum ortaya koymak zorundadır. Bunun dışındaki her tutum, yalnızca hukuka değil, baroların varlık sebebine de aykırıdır.
@istbarosu@ibrahimkaboglu@Yelda_Kocak@hurremsonmez@Fepozdemir@Cikarde@istanbulbaroAhm@istbarochm@barolar@erincsagkan
Bilgilerinize;
@adalet_bakanlik@yilmaztunc@dbdevletbahceli@RTErdogan@Akparti@MHP_Bilgi@TBMMGenelKurulu@TBMMresmi@sebnembursali@pervintuba@AvOzlemZengin
Bugün Hakan Çakır’ın ailesine yapılan saygısızlığın nedeni bile cezasızlık algısı. Hem evlatlarını kaybettiler hem de saygısızlığa uğradılar. Ailelere bunu yapmaya, yaşatmaya kimsenin hakkı yok! #HakanCakırİcinAdalet
Bir “çocuğu” öldüren sadece “katil”dir. Farklı kavramlar ile suç ve suçlular küçültülemez. Kimse 15 yaşındaki birinin ölümü, cezayı algılamayacağına inandıramaz. Bizim çocuklarımızın güvenliği için katiller sokakta gezmemelidir #AtlasÇağlayanİçinAdalet
Katiller aklayamazsınız, sebepler üretemezsiniz, mesleklerinizin arkasına sığınıp burada evladını için mücadele eden annelere, topluma saygısızlık edemezsiniz, insanların acılarını kendi çıkarlarınız için kullanamazsınız. #AtlasCağlayanİcinAdalet
Daha kaç pırıl pırıl çocuğumuzu kaybedeceğiz? Her olayda “emsal karar çıksın” diye ülkece ses çıkarıp, hiçbir adım atılmamasını mı izleyeceğiz?
Ortada sistematik bir ihmal var ve bunun yarattığı sonucu kabul etmiyoruz. Bugün çocuklar korunamıyorsa, bunun nedeni suçluların cesareti kadar yetersiz yasalar ve göstermelik cezalardır. Cezasızlık, suçu teşvik eder. Devletin görevi, her kayıptan sonra üzülmek değil; bir daha yaşanmaması için cezai yaptırımları ve sokak denetimini artırmak, caydırıcılığı gerçek anlamda sağlamaktır. Her olay olduğunda dönüp dolaşıp aynı caydırıcısızlığı yaşıyoruz ve BU FAİLE GÜÇ VERİYOR!
Çocukların yaşam hakkı, siyasi hesapların ve “mevzuat yetersizliği” mazeretlerinin çok üzerindedir. Değişmeyen yasalar, suça ortak olur.
#AtlasÇağlayan
Bir cinayet cezasız kalırsa
bir sonraki için cesaret verir.
Abim Samet’ten sonra durdurulmadı.
Ata Emre, Mattia Ahmet, Hakan, Atlas…
Bu ülkede cezasızlık öldürüyor!
#AtlasÇağlayanİçinAdalet