İnsan en çok seçtiği şeye ait. "Neyi seçiyorsan o'sun" Şartlar, zorluklar, engeller, mukayeseler, seçenekler, kararsızlıklar... Birini tanımanın en kısa yolu seçtiği şeylere bakmak.
İnsanı en çok seçtikleri ifşa ediyor. Seçemeyişi ve seçmek zorunda kaldığı şeyler bile.
Doğada kaybolan yönünü güneşe bakarak bulur, hayatta kaybolan duygusuna bakarak.. Üzülen bir şeyin eksik olduğunu fark eder adını koyar, eksiği gidermek ya da yokluğunu kabul etmek için yolunu belirler.. Kızan istediği bir şeyin engellendiğini fark eder, istediğini almak için harekete geçer.. Endişelenen hangi sorunun cevabını bilmediğini fark eder, cevabı bulmak için bilginin peşinden gider.. Utanan hangi davranışından memnun olmadığını fark eder, alternatifler arar.. Mutlu olan kendine neyin iyi geldiğini fark eder, o yönde yoluna bakar.. #Duygular pusulanızdır kayboldukça, boşluğa düştükçe, sizde ne olduğunu anlamak istedikçe dinlemek için vardır.. Bastırmadan, yargılamadan, yönetmeden, kontrol etmeden dinlerseniz yoldan çıkarmaz sanılanın aksine sizi yolda tutar..
Çok mu duygusal oldum bilemiyorum da bu fotoğraftaki yorgunluk, mütevazılık, hakikilik ve egosuzluk beni çok etkiledi.
Aylardır hiç haketmediği halde; sadece bizler için daha iyi bir Türkiye istediği için ülkesini onun yüzde biri kadar sevmeyen insanlar tarafından atılmayan iftira yemediği hakaret kalmadı. Aleyhine videolar montajlanıp servis edildi, ne teröristliği kaldı ne de vatan hainliği.
Bu ülkenin yarısı gösterdiğin çabayı hiç unutmayacak. Kazanırsın kaybedersin bilmiyorum ama defalarca helal olsun sana.
Kılıçdaroğlu:
"Sen beni sevsen de sevmesen de kabulüm. Evladını seviyorsan karar ver. Kız çocuklarımıza kötü gözle bakan zihniyet gelirse kim bilir neler olacak? Unutma o oyu benim için değil, evladın için vereceksin.
Gelen kaçaklar, kızlarımızın hayatını tamamen karartmadan, vatanını seven sandığa gelsin.”
Tek bir kişi, yanına sadece bir saksı alarak, 85 dakika boyunca, bir çocuğun zihin ve duygu dünyasını, içine koca bir aileyi ve dönemi de katarak, izleyicisine coşkuyla aktarıyor... "Sevgili Arsız Ölüm- Dirmit" olağanüstü bir oyun, hayran olmamak elde değil.
Tarikat yurtlarındaki tacizi, tecavüzü, işkenceyi, dayağı, cinayeti görüp de hâlâ çocuklarını bu pisliklere teslim eden ailelere anlam veremiyorum! Niye ya! Bu kadar mı değersiz sizin çocuklarınız?
Yazılımı beş aile yönetiyor;
- Yeni setupım nasıl ailesi
- Php öldü mü ailesi
- Türkiye bir yazılımcı kaybetti ailesi
- Teknasyon ve trendyolda çalışan aile
- Freelancer dolar kazanan aile
"Dersim değil Tunceli"ciler ile "Tunceli değil Dersim"ciler, bir madalyonun iki yüzü gibi. Anında tartışmayı buraya çekerek, esas meselenin flulaşmasına neden oluyorlar. "Dersim neresi?, "Tunceli neresi?" tartışmalarından gına geldi. Dersim/Tunceli'nin neresi olduğunu söyleyeyim: