Suriye de Aleviler katledilirken herkes susuyor....
Kürtler, Türkler, Atatürkçüler, Kemalistler ...
Bizim sayemiz de o koltukta oturanlar..
Anladım ki Alevilerin hiç dostu yokmuş😢
Buda bize ders olsun
#unutmayacağız 😡
#StopAlewiteGenocide
@halktvcomtr@ayselmutlu36 Sadece Manisa Milletvekili olan Özel, hazır Mikrofonu eline almışken, CHP Meclis Başkanlığını yürüten Gülizar Hanım tarafından TBMM Kürsüsünden Hapiste olan TİP Milletvekili Can Atalayla ilgili yasal açıklamayı yapması sonrasında, onu neden o görevden aldıklarınıda açıklasın.
Merdan Yanardağ sorusunda iddianameden haberim yok demesini geçtim casuslukla suçlanan Merdan Yanardağ hakkında söyleyecek tek bir kelimeniz de yok mu? Hukukçuların özeti mi lazım Yanardağ'a casusluk suçlamasını ben yakıştırmam demeniz için?
SOLUN "MUTLAK BUTLAN" İFLASI VE KORKAKLARIN KONFORLU LİNÇ REJİMİ
Yargıdan çıkan "mutlak butlan" kararı CHP koridorlarında bir hukuki kriz başlatmış olabilir, ama asıl patlama 12 Eylül'den sonra bir türlü kendini bulamayan başkalaşmış solun entelektüel gettosunda yaşandı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun 'hukuken' geri dönüş ihtimali belirdiği andan itibaren sol mahallede yükselen o histerik çığlıkları iyi dinleyin. Karşımızdaki duruş politik bir netlik değil; korkaklığın, suçluluk psikolojisinin ve mücadele tarihinde biriken yenilgilerin tek bir adama ciro edilerek yırtılma çabasıdır!
Soruyorum size: Kılıçdaroğlu’nu el birliğiyle "kullanışlı bir nefret nesnesi" haline getirirken, kendi aynanızdaki çatlakları, alnınızda biriken kirleri ne zaman göreceksiniz?
EMEK SİYASETİNDEN SOSYAL MEDYA TRAFİK POLİSLİĞİNE SOYUNDUNUZ!
Tarihsel olarak bu toprakların solu emekten yanaydı; sokaktaydı, mahalledeydi, fabrikadaydı, teorisini pratikle yoğurarak dünyanın ezilen ülkelerinde parmakla gösterilen saygın bir yerdeydi. Peki bugün ne kaldı geriye? Köklerine yabancılaşmış, sınıftan kopunca sembollere, halktan kopunca orta sınıfın konforlu kimlik siyasetine sığınmış bir ambalaj.
İktidarın açtığı alanlarda, derin yoksulluğu ve eşitsizliği konuşmak yerine, statükoyu bozmayan "steril vicdan rahatlatma" seanslarına sıkıştınız. Siyaset üretmeyi çoktan bıraktınız; yeni işiniz sosyal medyada kimin doğru, kimin yanlış olduğuna dair trafik polisliği yapmak. Sizin gibi düşünmeyeni, hizalanmayanı dijital linç odalarında çiğ çiğ yemek. Kendini dönüştüremeyenlerin, birbirini alkışlayarak tatmin olduğu beleşçilerin izlediği ucuz tiyatro oyuncuları oldunuz!
Biraz net olalım; iktidara karşı göze alamadığınız her riski, altına giremediğiniz her yükü, Kılıçdaroğlu'na bol keseden savurduğunuz beylik laflarla kapatmaya çalışıyorsunuz. Bu cesaret değildir; iktidarın heybeti karşısında tir tir titreyip, kendi içine doğru avazı çıktığı kadar bağıran aciz bir muhalefet biçimidir.
NEDEN CHP İÇİNDEKİ YOLSUZLUĞA KÖRSÜNÜZ?
Kılıçdaroğlu’nu eleştirmek en doğal hakkınızdır, siyaseten yerden yere vurun. Ama şu riyakarlığa bir cevap verin: Kılıçdaroğlu’na karşı aslan kesilen o seçici öfkeniz, neden bugün CHP içindeki karanlık ilişki ağlarına, belediyelerden yükselen rüşvet iddialarına ve rant kavgalarına tek kelime edemiyor?
Neden sesiniz kısılıp benziniz soluyor? Çünkü sizin derdiniz temizlik değil, kendinize yeni efendiler ve güvenli limanlar bulmak. Gücü elinde tutana tapıp, düşene vurmayı "devrimci ahlak" diye yutturamazsınız. Bu seçici körlüğün tek bir sonu vardır: Karşısına dikildiğinizi iddia ettiğiniz rejimin karbon kopyalarını kendi ellerinizle üretmek!
ÇOĞUNLUĞUN SESİ HAKİKATİN SESİ DEĞİLDİR!
Bugünlerde sol cenahta en çok duyulan sığ argüman şu: "Ama herkes ona karşı!"
Ne zamandan beri bir fikrin doğruluğu, arkasındaki kalabalıkların sayısıyla ölçülür oldu? Eğer çoğunluk olmak tek başına haklılık ölçüsü olsaydı, Türkiye solu tarih boyunca hep haksız olmak zorundaydı. Solun tarihsel varlık sebebi, gerektiğinde tüm dünyaya karşı tek başına doğruyu savunabilme cüreti değil miydi? Şimdi ise yıllarca eleştirdiğiniz o popülist, çoğunlukçu mantığı kendi pozisyonunuzu meşrulaştırmak için siper ediyorsunuz.
Sosyal medyanın bot hesaplarla, manipülasyonlarla köpürtülmüş yapay öfkesini "ahlaki meşruiyet" diye satmayı bırakın. O algıların nasıl örgütlendiğini, linç mekanizmalarının nasıl fonlandığını hepimiz biliyoruz.
İLKESİZLİĞİ STRATEJİ, OPORTÜNİZMİ AHLAK SANIYORSUNUZ!
Bu "mutlak butlan" tartışmasının maskesini düşürdüğü asıl gerçek çok nettir: Türkiye solunun büyük bir bölümü artık olayları ilke, hukuk ve siyasal tutarlılıkla okumuyor. Kriteriniz artık çok basit:
Hangi taraf daha kalabalık?
Hangi etiket daha çok tıklanıyor?
Hangi pozisyona hizalanırsam kariyerim için daha avantajlı olur?
İşte bu, bir fikir hareketinin yaşayabileceği en dip noktadır. İlkesizliği strateji, oportünizmi ahlak, nefret aparatçılığını ise mücadele sanıyorsunuz!
ÖZEL DETAY / Depremzedelere burs yalanını belediye başkanının eşi çökertti - Seferihisar'daki itirafçı "yerel gazeteci"nin son ifadesi ortaya çıktı.
Gazeteci kendi hesabından Veli Ağbaba'nın sekreterine gönderilen 500 bin TL'nin 6 milyon TL'lik rüşvetin bir parçası olduğunu anlattı. Hesap hareketleri incelendiğinde sekreterin de gelen parayı Ağbaba'ya gönderdiği görülüyor.
Para birkaç hesap dolaşarak Ağbaba'ya ulaşmış yani. Sekreter ifadesinde hem bu 500 bin TL için hem de tutuklanan diğer belediye başkanı Mustafa Günay'ın eşi Nermin Günay'dan gelen 500 bin TL için "depremzedeler için burs" savunması yaptı.
Ancak yeniden gözaltına alınan Nermin Günay ifadesinde sekreteri yalanlayarak "500 bin TL'yi eşim ve oğlumun talebi üzerine seçim çalışmaları, araç kiralama ve seçim ofisi giderleri için gönderdim" dedi.
Ege belediyelerinden Veli Ağbaba'ya giden bu parça parça 500 bin liralar Savcılığa göre "rüşvet". Sekreterin hesabı incelendikçe soruşturma daha da ilginç bir hâl alacağa benziyor.
Bu arada depremzedeler üzerinden yapılan savunma ilk değil, İBB iddianamesinde de "depremzedelere ev yapılması" açıklamasıyla rüşvetin gönderildiği dekontlar yer almış, yapılan tek bir ev bile olmadığı ortaya çıkmıştı.
THE STRAIT OF HORMUZ HAS BEEN CLOSED!
Dear Americans, tell your president not to come between Iran and Israel. We will force Israel to its knees in one day.
@kilicdarogluk
Bir an bile dürüstlüğüne, halkına ve ülkene olan sevginden şüphe duymadım.
Yaşadığın ölüm tehditlerinin bir tanesini bile göğüsleyecek bir yiğit yok mecliste.
“YİĞİDE CENK BAYRAMDIR” dediniz ve hakkını da verdiniz.
Tarih sizi ders kitaplarında yazacak.
Bu kadar sahtekarlık, kitlesel namussuzluk, yüceltilen ahlaksızlık, yaygın kahpelik, zirvede para tapıcılığı bir ülkeye çok fazla.
İçim daralıyor.
Siyasi kavgalar gelip geçer de bu toplumsal çürüme ciddi ciddi düşündürüyor.
Yıl 2026 ve bu durumdayız.
Oysa neler hayal etmiştik.
Buyurun, iki gözümün çiçeği @kilicdarogluk konuşuyor. Soru sorarken saygısızlık yapan gazeteci müsveddelerine gül dağıtacak hali yok ya! Hak edene hak ettiğini vermek de sünnettir, bazen de FARZ! 🥳
Hep , Shp , CHP ve sayın Selahattin Demirtaş Kürsü dokunulmazlığının kaldırılmasını savundu …
Kürsü dokunulmazlığının ardına sığınıp yolsuzluk , hırsızlık ve rant işine karışanların hesap vermesi gerekir.
İktidar kürsü dokunulmazlığını kaldırıp , siyasi nedenler ile sayın Demirtaş ve bir çok siyasiyi tutsak etmiştir.
Dokunulmazlık kararının kaldırılması taktik ve stratejik açıdan yanlış bir karardı .
O dönem CHP yöneticileri başta Özgür Özel ve yönetimi bu kararı Tv Tv dolaşıp savunmuştur.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun bugün kendisine muhalif üç tane gazetecinin karşısına çıkması, gazetecilerin düşmanca tutumlarına karşı demokratik şekilde direnerek samimi cevaplar vermesi takdire şayan.
Aynı olgunluğu Feto artığı Özgür Özel'de yapabilirmi.
Hodri meydan diyeyim
Enis Bey, İmamoğlu ve Özgür Özel ‘in kuracakları yeni partinin, müstakbel kurucular kurulu üyesi o nedenle CHPli (MHP) Gölbaşı belediye başkanının ilgi alaka göstermesi makul 👇