Mustafa Kemal'in Askeri, iyi insan olma yolculuğunda, okumayı sever, tarih ve özellikle Türk tarihi meraklısı, güzel sanatlar ve müzik alanında yetenekli...
106 yıl sonra yeniden Sevr tuzağına düşmek!
"Eşit Yurttaşlık" Nedir?
Sevr Antlaşması Türkiye'yi sadece etnik temelde siyasi olarak parcalamakla kalmıyor aynı zamanda Türkiye'de yaşayan halkı soy, dil ve din azınlıkları diye de bölüp ayırıyordu. (Sevr madde: 145)
Lozan'da her iki ayrışmaya da karşı çıktık. Yani hem Türkiye'nin etnik temelde siyasi olarak bölünmesine izin vermedik hem de Türkiye'de yaşayan halkın soy, dil ve din azınlıkları diye bilinmesine izin vermedik. Sadece uluslararası hukuktaki din azınlığı kavramını kabul ettik.
Lozan'daki Türk tezi din ve ırk farkı gözetmeksizin herkesin LAİK HUKUK önünde "eşit haklara sahip yurttaş" olacağı şeklindeydi. Laik hukuk önünde eşit haklara sahip yurttaşlar hep birlikte Türk Milletini oluşturacaktı. ��yle de oldu.
Lozan'ın 38, 39.maddeleri çerçevesinde 1924 Anayasasında (88.madde) Türk milleti, "Türkiye ahalisine din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibariyle bağlı olmak" şeklinde tanımlandı.
Atatürk de 1930'da Vatandaş İçin Medeni Bilgiler kitabında Türk Milletini "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir" diye tanımladı.
Sonraki anayasalar da da millet tanımı etnik ve dinsel temelde değil, yurttaşlık bağı olarak yer aldı.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin 1924 Anayasasından bugune tüm anayasalarında yurttaşların (laik) hukuk önünde eşit olduğu yazılmıştır.
Örneğin bugün geçerli olan anayasamızın 10.maddesi aynen şöyledir:
"Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir."
Yani bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Anayasasına göre yurttaşlar zaten eşittir.
Peki "Eşit Yurttaşlık" nedir? Veya birilerinin ısrarla dile getirdiği "Eşit Yurttaşlık" ile kastedilen nedir?
Her şeyden önce Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 1923'ten beri bir ulus devlettir ve bir ulus devlette tek bir yurttaşlık (millet) tanımı olur. Türkiye'de de öyledir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin laik hukuk önünde eşit haklara sahip yurttaşları hep birlikte " Türk Milleti"ni oluşturur. Buna karşı çıkmak Türk Milletinin egemenligine karşı çıkmaktır.
Türk Milleti o egemenligi savaş meydanlarinda kazanmıştır.
Türkiye'de çok farklı etnik kökene sahip yurttaşlar vardır. Eğer "Eşit Yurttaşlık"tan her etnik kökeni veya belli etnik kökenleri ayrı ayrı yurttaşlık haline getirmek kastediliyorsa böyle bir durumda artık bir ulus devetten söz edilemez. Böyle bir devlet, artık çok uluslu bir devlettir. Eğer "Eşit Yurttaşlık" söylemiyle ulus devleti, yani üniter ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırıp yeniden çok uluslu devlete,yani Cumhuriyet öncesine, yeniden bir tür Osmanlı düzenine dönüş amaçlanıyorsa bu Türkiye'ye zaman kaybettiren boş bir hayaldir. Ancak görülen o ki birileri kendini bu boş hayale fazlasıyla kaptırmıştır. Örneğin, "Osmanlı Millet Sistemine dönün!" diyen ABD'nin Ankara Büyükelçisi T. Barrack onlardan biridir.
Özetle Türkiye'de 1923 Lozan Antlaşması'ndan beri (madde 38, 39) ve 1924 Anayasasından beri (madde 88) kağıt üzerinde yurttaşlar eşittir. Bugün de anayasamızın 10.maddesine göre yurttaşlar eşittir. Uygulamada sağlanamayan eşitliğin sorumlusu ise metinler değil siyaset kurumudur.
Durum bu kadar açıkken "Eşit Yurttaşlık" söylemiyle Cumhuriyet öncesine, Osmanlı millet sistemine geri dönmeyi "barış" ve "demokrasi" diye sunmak kelimenin tam anlamıyla büyük bir aldatmaca ve tuzaktır.
Türk ulusu, Sevr'den 106 yıl sonra bu tuzağa düşmeyecektir.
👉🏾 PKK,nın 40 yıllık geçmişinin son 25 yılı AKP devrinde geçti?
👉��� Neden AKP/ PKK ile gerektiği gibi mücadele etmedi de durduk yere apoyu bütün Kürtlerin sahibi, önderi ilan edip Af yasası çıkartıyor??!!
👉🏾Oysa İspanya'da ETA, İngiltere'de IRA, Yunanistan'da 17 KASIM,
İtalya'da KIZIL TUGAYLAR silah bırakırken hükümetleri nasıl mücadele etti, ilgili olan herkes biliyor.
Örneğin;
İspanya'da ETA İspanyol hükümetinden özür diledi, İspanyollar özürlerini bile kabul etmeyip tüm üst kadroya müebbet ve 50 yıl üstü hapis verdi. Tek bir anayasa maddesini ETA lideri istedi diye değiştirmedi?
Tek bir ETA lideri kafasına kese kağıdı geçirilmeden TV lerde konuşturulmadı, röportajına izin verilmedi. Toplumsal izalasyon uyguladılar ve bunda başarılı oldular.
👉🏾 Bizde ise tam tersi yapıldı;
kravatlı teröristlere kırmızı plaka tahsis edip, Atatürk'ün koltuğunda oturttuk, TBMM'de baş köşeye çıkarttık!
👉🏾Peki, İngiltere de İrlanda Kurtuluş Ordusu (İRA) silah bırakırken karşılığında ne aldı?
İrlandalılar da, Polis olabilsin, Vali olabilsin, Öğretmen olabilsin.
👉🏾Oysa Türkiye'de öyle mi?
Türkiye'de Kürt etnografik unsuru Cumhurbaşkanı bile oldu. Herşey oldu. Eşit vatandaşlık hakkı var çünkü.
👉🏾Ama iktidar ne yapıyor?
Bütün Kürtleri PKK ile eşdeğer tutuyor, bütün Kürtleri apoya bağlıyor?
Buna da, sözü ona "DEVLET AKLl" diyorlar?
Sizce bu hangi devletin aklıdır?
Bahtiyar Aydın,
Eski Çağ Tarihi Uzmanı
6 Ağustos 2026, İstanbul
Dileyen kopyalayıp duvarına yapıştırıp paylaşabilir. Retweet yapabilir.
"Görüştüğümüz zaman saçlarımı bembeyaz, yaşımı on sene ileri bulacaksın." (Lozan'daki İsmet Paşa'dan Ankara'daki Mustafa Kemal Paşa'ya telgraf, 22 Aralık 1922)
"Her dar zamanımda Hızır gibi yetişirsin. Dört beş gündür çektiğim azabı bir düşün. Büyük işler yapmış ve yaptırmış adamsın. Sana bağlılığım bir kat daha artmıştır. Gözlerinden öperim pek sevgili kardeşim, aziz şefim." (İsmet Paşa'dan Mustafa Kemal Paşa'ya telgraf, 20 Temmuz 1923)
"Bütün güçlükler yenilerek, yalnız başımıza, büyük devletler karşımızda olduğu halde, Lozan Antlaşması'nı imzaladığım gün, hayatımın en mutlu anıydı." (İsmet İnönü)
"Bu antlaşma, Türk milletine karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması ile tamamlandığı sanılmış büyük bir suikastın sonuçsuz kaldığını bildirir bir belgedir. Osmanlı tarihinde benzeri görülmemiş bir siyasi zafer eseridir." (M.Kemal Atatürk, Nutuk, 1927)
Erzurum Kongresi (23 Temmuz - 7 Ağustos 1919)
107 yıl sonra da güncelliğini koruyan Erzurum Kongresi kararları:
👉Vatan bir bütündür bölünemez.
👉Millet, yabancı işgal ve müdahalesine karşı topyekün kendisini savunacaktır.
👉İstanbul Hükümeti vatanı koruma ve istiklâli elde etme gücünü gösteremediği takdirde, bu amaç için geçici bir hükümet kurulacaktır.
👉Milli gücü kullanmak MİLLİ İRADEYİ hakim kılmak esastır.
👉Manda ve himaye kabul olunamaz.
👉Millî Meclis'in derhal toplanması ve hükûmetin yaptığı işlerin meclis tarafından kontrol edilmesini sağlamak için çalışılacaktır.
NUTUK’TA EN ÇOK ZORLANDIĞI BÖLÜM !
Nutuk'u yazarken de, okurken de en çok zorlandığı bölüm, en yakın silah arkadaşlarıyla yollarının ayrıldığını hissettiği bölümdü.
Lozan günleriydi.
İsmet Paşa ve Türk Heyeti 17 Kasım 1922 günü Lozan"a hareket etmişti.
Aynı gün Sultan Vahdettin İngilizlere sığınmış, Malaya zırhlısıyla Malta'ya doğru yola çıkmıştı. Sultan kaçıyordu.
Lozan"da müzakereler sürüyor, kıyamet kopuyordu.
Bir gün, Başbakan Rauf Bey, Gazi'nin TBMM'deki başkanlık odasına gelerek O'nu, Refet (Bele) Paşa'nın Etlik’teki bağ evine akşam yemeğine davet etti.
Rauf Bey, o günlerde Moskova Büyükelçimiz olan ve şimdi Ankara'da bulunan müşterek arkadaşları Ali Fuat Cebesoy Paşa'nın da (Salacaklı Fuat) bu yemekte bulunması için Gazi'nin onayını aldı.
Gazi, Rauf Bey, Refet Paşa, Fuat Paşa, akşam sofrada bir araya geldiler.
Hatır sormalar henüz bitmiş, yemek bile daha başlamamıştı ki, Rauf Bey Gazi'ye döndü; "Kemal" dedi," davetimizi kabul edip geldiğin için teşekkür ederiz. Yemeğin yanı sıra seninle baş başa konuşmak istediğimiz bir konu var, bugün seninle o konuyu da konuşmak istiyoruz.
"Hisleri O"nu yanıltmazdı.
Bozuntuya vermedi.
"Buyurun, konuşalım !" dedi.
Rauf Bey eteğindeki taşları dökmeye başladı: "Kemal! Bu Meclis senden korkuyor, o yüzden sana gelemiyor, tüm şikâyetler Başbakan olarak bana geliyor"
Gazi şaşırdı, belli etmemeye çalıştı," Neyimden korkuyorlarmış?" deyiverdi.
Rauf Bey konuya doğrudan girdi:
"Senin cumhuriyet kuracağından korkuyorlar.
Dedikodular giderek yayılıyor.
Bazen o kadar abartıyorlar ki, eline bir fırsat geçerse, senin padişahı bile bu ülkeden kovacağını söylüyorlar!”
Gazi donup kalmıştı.
Soğukkanlılığını korumaya çalışıyordu.
Rauf Bey ise içini dökmeye başladı:
"Kemal! Bu vatan tehlikeye düştü, işgale uğradı. En çok sen çaba gösterdin, kurtardın, biz de sana yardım ettik.
Şimdi vatan kurtuldu.
Bize göre "emaneti sahibine" iade etmenin zamanı geldi.
Gazi yemek davetinin bir bahane olduğunu anlamıştı.
"Peki Rauf, Sultan Vahdettin için sen ne düşünüyorsun?" diye sordu.
Rauf Bey'i dinleyelim:
"Kemal, benim babam padişahın baş mabeyinliğini yaptı. Boğazında padişahın ekmeği var.
Şimdi o ekmek benim gırtlağımda. Ben yediğim ekmeğe ihanet etmem kardeşim.
Benim rejim sorunum yok.
Üstelik madem sordun, söyleyeyim. Padişah bir İslam halifesi, ben de Müslümanım. Dini terbiyem nedeniyle de padişaha bağlıyım. O makamlar uhrevi makamlar. Senin, benim gibi kişilerin ulaşabileceği makamlar değil.
Kaldı ki, bu milletin yüzlerce yıldan bu yana alıştığı yönetim de mutlakıyet yönetimidir, cumhuriyet değil".
Gazi'nin yüz hatları gerilmişti.
Ev sahibi Refet Paşa'ya döndü;
"Sen ne düşünüyorsun Refet?" diye sordu.
"Aynen Rauf Bey gibi düşünüyorum, Paşam!..." deyip kestirip attı Refet Paşa.
Gazi, masadaki Fuat Paşa'ya, "Senin görüşün Fuat?" diye sordu.
Fuat Paşa Gazi'nin Harbiye'den sınıf, hatta sıra arkadaşıydı. Hukukları daha derindi.
St. Joseph mezunuydu, yani askeri okuldan değil sivil liseden Harbiye'ye biraz da geç katılmıştı.
Okul Komutanı Mustafa Kemal'i odasına çağırtmış ve iki genci birbirine tanıştırmıştı:
Selanikli Mustafa Kemal, Salacaklı Fuat ve Fuat’ı sınıfının çavuşu Mustafa Kemal’e emanet etmişti.
Fuat'ın Fransızcası çok iyiydi,
Mustafa Kemal'e bu derste çok yardımı oldu.
Giderek aralarında uzun yıllar sürecek bir dostluğun köprüleri atıldı ve Mustafa Kemal Harbiye yılları boyunca her hafta sonu Fuat'ın Salacak'taki köşküne "evci" çıktı.
O nedenle aralarındaki hukuk daha derindi.
Fuat; "Paşam", dedi, "biliyorsunuz uzun süredir Moskova"dayım, duruma muttali değilim, izin verin birkaç gün düşüneyim, yanıtımı sonra veririm!.." Yani o bile, "Kemal, ben senin arkandayım!..." diyemedi.
Masada olmayan dördüncü kişi, Kâzım Karabekir Paşa ise Erzurumdaydı ve telefonun öbür ucunda, bu toplantıdan çıkacak kararı bekliyordu.
Beşinci kişiyse, kendisiydi.
Anadolu'ya çıkan ilk 5 komutan işte masadaydılar ve henüz devlet kurulamamıştı ama kozlar paylaşılıyordu. +++
Türk Tarih Kurumu E. Başkanı Prof Dr Yusuf Halaçoğlu: Sultan Vahdettin gerçek bir haindir. Zaten İstanbul halkı da bunun farkına varıp, sarayı kuşatıp, Vahdettin'e linç girişiminde bulunuyor. Sarayın duvarlarına, tramvaylara KAHROLSUN VAHDETTİN yazılıyor.
Vahdettin korkuyor ve İngiliz işgal kuvvetleri komutanı Harrington'dan kendisini saraydan sağ salim çıkartması için bir plan yapmasını istiyor.
Ve İngiliz planıyla İstanbul'dan kaçırılıyor. Konuyu Atatürk'e maledenlere arzolunur.
70 yaşıma kadar 4 milyon Osmanlı evrakı inceledim, 98 yaşıma kadar 28 eser yazıp bıraktım ve anladım ki, bugün buradaysak bunu tamamen Atatürk'e borçluyuz, Gazi Mustafa Kemal olmasaydı bizde olmayacaktık. Bunu göremeyenler boş insanlar.
Halil İnalcık 🇹🇷
5 Temmuz 1938: Türk ordusu (Mustafa Kemal'in askerleri) Hatay'a girdi. İşte o görüntüler:
3 Temmuz 1938 Pazar:
Türk ve Fransız hükümetleri arasında Antakya'daki görüşmeler sonuçlandı. Hatay'a 2500 Türk askerinin girmesi kabul edildi.
4 Temmuz 1938 Pazartesi:
Türk ordusunun öncü kuvvetleri Hatay'a girdi.
5 Temmuz 1938 Salı:
Kurmay Albay Şükrü Kanatlı'nın komutasındaki Türk tugayı sabah 5.00'da Payas'tan, 6.00'da Hassa'dan sınırı geçip Hatay'a girdi. Türk Ordusu'nun geleceğini duyan Hataylılar daha geceden sokağa fırlamış, sınıra hücum ediyordu.Milli marşlar çalınıyor, evlerden, dükkânlardan, sokaklardan sevinç çığlıkları yükseliyor; şehir ayağa kalkmış, heyecan içinde dalgalanıyordu.
İskenderun yolu üzerinde Türk köylüleri kadın-erkek ellerinde çiçeklerle, ağlayarak, askerlerin ayaklarına kapanarak Türk Ordusu'nu bekliyordu. Sabırsızlanan halk, otomobil ve kamyonlarla askeri taşımak için yalvarıyordu. Antakya'da şehir tamamen boşalmıştı.Şehrin girişinde 80-100 bin civarında bir kalabalık orduyu bekliyordu.Türk Ordusu şehre girerken tören alanında bir Fransız taburu da selam vaziyeti almıştı.Türk taburu tören alanından geçerken kopan alkış tufanı arasından “Yaşasın Türk askeri… Yaşasın Atatürk…” sesleri yükseliyordu."
"Atatürk'ün Diplomasi Zaferi Hatay" başlıklı yazımdan alıntıdır.
●Büyük Ortadoğu Projesi Nedir?
●Türkiye İşgali Nasıl Uygulanıyor?
●2023 seçiminin önemi nedir?
●Bizi bekleyen büyük tehlike!
■Yazması zor, "bir kaç kitap özeti"
ama okuduğunuza değecek. Bazılarının psikolojisi bozulacak ama korkmasın, sarsılacak sonra kendine gelecek.
Şimdi de, “Yeni Anayasa” gündemde…
Amaç; Anayasa’da “Türk” olan vatandaşlık tanımının değiştirilmesi…
Eğitim ve öğretimde, tek dil “Türkçe” değiştirilerek, Kürtçenin, belki de Arapçanın da kullanılması.
Yani, 103 yıl önce kurulan Cumhuriyet’in ortadan kaldırılması ve Atatürk’ün Türkiye’den çıkarılması…
Ve sonra, federal bir yapı ve ardından dağılma…
ABD’nin sır olmayan projesi budur…
Şimdi de, “Yeni Anayasa” gündemde…
Amaç; Anayasa’da “Türk” olan vatandaşlık tanımının değiştirilmesi…
Eğitim ve öğretimde, tek dil “Türkçe” değiştirilerek, Kürtçenin, belki de Arapçanın da kullanılması.
Yani, 103 yıl önce kurulan Cumhuriyet’in ortadan kaldırılması ve Atatürk’ün Türkiye’den çıkarılması…
Ve sonra, federal bir yapı ve ardından dağılma…
ABD’nin sır olmayan projesi budur…
60 yaşına merdiven dayadım, yemin ediyorum bu kadar mantıklı, bu kadar duygularımızı ifade eden bir konuşma daha görmedim.
Gerçekten "düşük zekalıların susmayı öğrenmesi gereken dönemler yaşıyoruz.. "
Teşekkürler @onuraydinnet
Tuncelili bir Kürt vatandaş, Kürt sorunu olmadığını savundu:
• 33 yaşında, Tuncelili bir Kürt olarak ülkemi çok seviyorum.
• Kürt sorunu diye bir şey tanımıyorum çünkü yok.
• LGS’de derece yapıp Anadolu Lisesi’ne gittim. Üniversitede bilgisayar mühendisliği kazandım. KPSS’den atandım. Kimse bana “Sen Kürt’sün biz Türkleri alıyoruz” demedi.
• Savcı kuzenim var Kürt. Geçmişte ülkenin Kürt başbakanı vardı. Milletvekillerinin yarısı Kürt. Galericilerin, inşaatçıların yani en zenginlerin çoğusu Kürt.
• ”Devlet bana şu konuda ayrımcılık yapıyor” deyin hak vereyim ama yok. Siz g*tünüzden uyduruyorsunuz.
🚩Yıllardır neden ekranlardan yasaklı olduğunu öğrendik.
TRT, Star, Kanal D dahil pek çok kanalda ABD li uzmanlar (CİA) var. Kimin ana akım medyadan yasaklanması gerekiyor onlar karar veriyor, dizilerin senaryosunu onlar onaylıyor. Ülkeyi onlar yönetiyor!
İtalyan ve Alman Bilim insanları sonunda Etrüsklerin sırrı çözdüler. Buna göre;
Etrüskler, Genç Neolitik ve Tunç Çağı'nda, yaklaşık MÖ 6000'den MÖ 3500'e kadar Bozkırdan bölgeye göç eden Turanilerdir. Biz deyince ırkçı oluyoruz onlardan okuyun.
https://t.co/eYySL03PoQ
Bugün kullandığımız Latin abc'yi ilk bulanlardır ETRUSK'ler, Etrüskler tarih sahnesinde " Ön Türkler " olarak biliniyor. Latin abc runik tamgalardan ( harf ) geliştirilmiştir..
Cumhuriyet'in ilk dönemlerinde latin abc'ye geçiş sürecinde Başbuğ M. Kemal ATATÜRK'e neden latin abc diye sorulmuş. O da latin abc'nin öz de TÜRK abc'si olduğunu söylemiş, alfabrmizin adına da yeni Türk Alfabesi demiştir.
#SonDakika #karyağışı
19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'mız kutlu olsun! 🇹🇷
M.Kemal Atatürk, doğum gününü soranlara 19 Mayıs yanıtı vermişti.
19 Mayıs sadece Mustafa Kemal Atatürk'ün değil, aynı zamanda bir ulusun; Türk ulusunun yeniden doğduğu günüdür. Kutlu olsun!