Türkiye’nin voleyboldaki başarısı çok uzun uzun anlatılması gereken bir hikaye. Ben 2019’da bir belgesel yapmıştım TVF için. Ardından başka belgeseller de yapıldı. Voleybolun memlekete gelişi, nasıl geliştiği, hangi aşamlardan geçtiğini merak edenler için o dönem yaptığım belgeseli tekrar paylaşmak istedim. Meraklısına https://t.co/bDKZZfbnkO
Her futbolseverin dikkatini çekmesi gereken bir mesele. Dünya Kupası sırasında futbolun bir daha eskisi gibi olmayacağını söylemiştik. Muhtemelen 2026 bildiğimiz anlamda son dünya kupasıydı. Pek çok şey gibi futbolun da tükenişine şahit oluyoruz.
Infantino, FIFA’nın dünya kupası hisselerini ABD yönetimine yakın isimlere satarak normalde kâr amacı gütmemesi gereken organizasyonu açıkça politik ve ekonomik bir yere çekmek istiyor. Bu hissedarlar gelirlerini maksimize etmek için Wall Street mantığıyla her geleneğin altını oyarak, kuralları değiştirerek futbolu seyirci için daha kolay tüketilebilir hale getirerek devasa bir şova dönüştüren agresif Amerikan kapitalizminin esaslarını uygulayacaktır. Bunlar yıllardır konuşulan şeyler, nihai amaç futbolu en fazla tüketilir dolayısıyla gelir sağlayacak hale getirecek biçimde dönüştürmektir. Devre arası şovları, su molaları, tribünlerde sürekli ekrana getirilen züppeler, yeni bilet fiyatlandırma sistemleri, saha içine yönelik politik müdahaleler, hatta dünya kupası geleneklerine ters maç öncesi seremonisi. Bunlar 2026 dünya kupasında bize sunulan açık işaretlerdir. Her 4 senede bir düzenlenen dünya kupalarında futbol ekonomisinin geliştikçe ve futbola dair her şeyi yutarak meta biçiminde yeniden piyasaya sürdükçe oyunun özünden giderek uzaklaştığını herkes seziyor. Her bir anından gelir elde edilmek istenen futbol eğlence endüstrisinin diğer bir parçasına dönüşerek, tanınmayacak hale gelerek tüketim kültürü, medya ve finansla iç içe geçmiş geniş kapsamlı bir şov halini alıyor. 90 dakikalık oyun soysuz bir sirke dönüşüyor. Bu uygulamanın hayata geçmesi tarihte futbola vurulan en büyük darbe olur.
Avrupa artık ne ekonomi ne de siyasette söz sahibi dünyada, güçleri tükendi. FIFA da yeni güç ilişkileri geliştiriyor, futbolun ekseni futbola ve genel olarak insan kültürüne yabancı ABD’ye kayıyor. Tıpkı siyasette olduğu gibi, güç ABD ve Körfez'de. Futbol da buraya gidiyor. Bu proje için açık açık rüşvetle ülke federasyonlarını ikna etmeye çalışıyorlar. Avrupalılar destek çekmek için futbolun taraftarlar için olduğunu söylüyorlar ama bu yolların taşlarını onlar döşedi, futbola dair vaat edecek fazla şeyleri yok. Bosman kuralları, Premier Lig, yayıncılık anlaşmaları ve kulüp sahiplikleri... Şimdi ise güç ellerinden kayıyor, futbolu koruduklarını söylemek zorunda kaldıkları bir durum içindeler. İşin özü futbol ve özellikle dünya kupası, politik ve ekonomik çevreler karşısında kendi haline bırakılmak için çok büyüktü uzun yıllardır. Düğme en baştan yanlış iliklenmişti, biz de yalnızca bu işin ileri bir evresindeyiz. Bu ileriki evre bütün kültürel mirasa yabancılaşmış Amerikan cehaletidir, bu her alanda böyledir. Şimdi 80 sene sonra ilk kez güç dengelerinin açıkça değiştiği bir çağda tüm sistem çatırdıyor, yeniden kuruluyor. Çatlaklardan endüstriyel futbolun bütün zehri saçılıyor.
Metin Oktay'ın 1968 yazında, Sarıyer'in gelecek vaat eden futbolcusu Cemil Turan'ı Galatasaray'a transfer etmek amacıyla kaçırmasının öyküsü: https://t.co/kL8rDh1FF8
Adını Taçsız Kral’dan alan Metin Özer, Metin Oktay’ın çocukluk arkadaşı olan dayısı Celal Tezanlar’ın anılarını kaleme aldı. Yazar Metin Özer, 29 Mayıs Perşembe günü, saat 17’de İzmir Milli Kütüphane okuma salonundaki söyleşinin ardından kitabını okurları için imzalayacak.
Spor Tarihi Üzerine Tartışmalar
Sporun geçmişi, dönüm noktaları ve unutulmaz anları üzerine derinlemesine bir tartışmaya hazır mısınız?
@CemAkogul moderatörlüğünde, @Faytuna, @sevecentnc ve @Alimhamarat, spor tarihine dair çarpıcı konuları masaya yatıracak.
Sporun köklerine yolculuk yapmak isteyen herkesi bu özel söyleşiye bekliyoruz!
Katılmak için web sitemizden kayıt yaptırabilirsiniz
https://t.co/t4zAEq8N7b
•••
Discussions on Sports History
Are you ready for an in-depth discussion on the history of sports, its turning points, and unforgettable moments?
With as the moderator, Fethi Aytuna, Sevecen Tunç, and Ali Murat Hamarat will delve into fascinating topics from the world of sports history.
We invite everyone interested in the roots of sports to this special talk!
Register now on our website to join the discussion.
https://t.co/t4zAEq8N7b
Bu haberi vermekten mutluluk duyuyorum. Galip Haktanır’ın yaşam öyküsünü anlattığımız Vefalı Galip 14. İran Spor Filmleri Festivali’nden en iyi kısa belgesel araştırma ödülü aldı. Bu ödülde @Faytuna ‘nın emeği çok. Galip abi filmi izleyemedi, ödülü de göremedi. Onun eşssiz hatırasını bir parça yaşattığımız için mutluyum. En uzun yaşayan futbolcuya filmografimin en kısa belgeselini çektim. Onun sportmen kişiliği ve nüktedanlıgını unutmayacağım. Ödülümüz yolda. @TC_TahranBE büyükelçiliğimize ilgileri için teşekkür ederiz
10 çocuklu bir ailenin 7. çocuğu olarak Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin başkenti Kinsaşa'da doğdu. Dokuz dil biliyordu. Tıp doktoru olmak istiyordu. Bu hedefle 1987'de burslu olarak ABD'ye geldi. Belki doktor olamadı ama 1997 yılında adına kurduğu vakıfla başta ülkesi olmak üzere altyapısı yetersiz Orta Afrika'da hastane ve sağlık merkezlerinin inşası için çabaladı. 2007 yılında 29 milyon dolar harcayarak 1997'de vefat eden annesi Biamba'nın adını taşıyan bir hastane açmayı başardı. Bu Kinsaşa'da 40 yıl aradan sonra açılan ilk hastaneydi. "Kariyerimin en büyük başarısı" diyordu. Bunun dışında Afrika genelinde sayısız hayır işine imza attı.
Tüm bunların yanında Dikembe Mutombo Mpolondo Mukamba Jean-Jacques Wamutombo ayrıca çok iyi bir basketbolcuydu. Bugün NBA camiası iyi bir basketbolcuyu ama aynı zamanda çok iyi bir insanı kaybetti.
Huzur içinde uyu Mount Mutombo🙏🥲
Yıllardır atletizm anlatırken acaba kırılacak mı diye çok konuştuğumuz dünya rekorlarından biri kırıldı bugün. Ukraynalı 22 yaşındaki süper yetenek Yaroslava Mahuchikh, Stefka Kostadinova’ya ait 37 yıllık yüksek atlama rekorunu 2.10m ile kırdı. Muazzam.
Milli maçın hemen öncesi... Spor basınımızın önemli ismi İslam Çupi anlatıyor: Türk Futbolu. İslam Çupi'nin farklı yazılarından derlediğimiz kısa belgeselimizi izleyebilirsiniz. Kanalımıza abone olmayı unutmayın:)
https://t.co/PDtblOk8zP
Ersu Şaşma'nın 🇹🇷 adına sırıkla atlama ilkleri
İlk 5.80 ve 5.90
İlk Avrupa U23 madalyası (2021)
İlk Avrupa Salon finali (2021)
İlk Olimpiyat finali (2021)
İlk Dünya şampiyonası finali (2022)
İlk Akdeniz Oyunları şampiyonu (2022)
İlk Avrupa büyükler madalyası (2024)
Yürüyedur.
atarken kalede birinci kaleci İlhan İkican vardı. Bu gol esnasında sakatlanınca yerine yedek kaleci Şenol Güneş geçti. Fotoğrafta Alpaslan Eratlı'nın 80'inci dakikada frikikten attığı ikinci gol görülüyor. (Fotoğraf: Yılmaz Canel/Milliyet)
1972-73 sezonunda, ilk kez Türkiye İkinci Ligi'nde mücadele eden İstanbulspor ilk maçını 23 Eylül 1972'de, Mithatpaşa Stadı'nda Trabzonspor ile oynadı. Ev sahibi takımın 2-0 kazandığı maçın iki golünü de santrfor olarak oynayan Alpaslan Eratlı attı. Eratlı ilk golü +++
Kuruldu kurulalı ülkeye hiçbir faydası dokunmamış; daima suç, şiddet ve asayişsizlik kaynağı olmuş, CIA'in Anadolu topraklarına fışkırttığı zehirli dölü olan malum oluşum hapisteki mafya kardeşlerini çıkarmak için infaz yasasının amına koydu. İnfaz yasası kevgire çevrilince sokaklar en masumu 5-10 suç kaydı olan psikopatlarla doldu. Hepimiz, sevdiklerimiz, arkadaşlarımız, çocuklarımız ve daha birçok insan durduk yere sokakta boynundan ve göğsünden bıçaklanıp öldürülebilir. Neden? Çünkü kanı bozuk ve soyu düzük bir organize suç örgütü kendi yoldaşı olan 3-5 mafyanın hapisten çıkması için infaz yasasını bozdu ve genel asayişi tehdit eden binlerce kişinin aramıza salınmasına sebep oldu.
Sokakları bu derece asayiş fukarası haline getiren bir hukuk katliamının müsebbibi olan devlet, bunu protesto etmek isteyen çoluk çocuğun üzerine de polis gönderiyor. Zerre utanma, arlanma yok. Sokaklardaki asayiş sorununu gündem eden gençleri dövmeye gönderilen bu polislerin çocukları da yarın öbür gün bu ülkede bir psikopat tarafından öldürülebilir, kimse güvende değil. Öldürülen kurye çocuğun babası albaydı lan. Kimsenin çocuğu diğerinden daha az kıymetli değil elbette. Fakat devletin hukuku katletmesinin ceremesini, devlete 30 sene hizmet edip on binlerce askeri yönetmiş bir albay çekti. Rezilliğin, kepazeliğin boyutunu varın siz hesap edin.
Devletler ancak adaletle idare edilir beyler. Ekonomin bozulur, bir yerden bir doğal kaynak bulursun ekonomin düzelir. Eğitimin berbattır, reformdan geçirirsin, uğraştırır ama düzelir. Fakat adalet bozulursa devlet yıkılır. Koca koca imparatorluklar, en kudretli zamanlarında ilk olarak adalet sistemlerini titizlikle korudu. Orduya asker ve bayındırlık işlerine mimar yetiştirmeden evvel adalet dağıtacak hukukçuları yetiştirmeye ve hukuk sistemini ihya etmeye özen gösterdiler. Doğu Roma imparatoru Justinianus, hukuk işlerini düzene koymak için Corpus Iuris Civilis'i boşuna yazmadı. Çünkü ne kadar güçlü bir ordusu, ne kadar dolu bir hazinesi olursa olsun iyi işleyen bir hukuk sistemi ve buna mukabil insanların güvenle yaşayıp ticaret yapabilecekleri bir ortam yoksa o koca imparatorluk ayakta kalamazdı. İspanya kıyılarından Mezopotamya'ya kadar koca Doğu Roma böyle ayakta kaldı, bakın hâlâ eserlerine bakıp vay anasını diyoruz, adlarını anıyoruz.
Adalet yoksa devlet de yok. Bir devlet yıkılmaya adliyeden başlar. Ne ordudan ne de ekonomiden, ancak ve ancak adliyeden başlar. Türkiye de bu döngüye girmiştir. Adaletin hakim olmadığı, cezaların sanığın ekonomik gücüne göre artıp azaldığı devletlerin yıkılması hem Allah'ın vaadidir, hem de siyaset biliminin temel düstûrudur. Bu şekilde adaleti sakatlamaya ve asayişi bozmaya devam ederseniz, Türkiye Cumhuriyeti de imparatorluklar ve ordular mezarlığı olan bu kadim coğrafyada kendisine bir mezar yeri beğenecek. Bu kadar açık konuşuyorum. Devlet ibret alsın. Alsın da kendi bekası için kendini hesaba çeksin. Yaptığınız her şey, bekası için gece gündüz edebiyat yaptığınız devletin altını oyup oraya dinamit yerleştiriyor farkında değilsiniz. Bir gün kimsenin aklında yokken olduğunuz yerde güm diye yıkılıp gidecek ve sizden sonrakilere ibret olacaksınız. Aklınızı başınıza alın artık.