8 MART — Taksim'de toplanan kadınlar, hep bir ağızdan:
“Fatmanur Çelik’e ne oldu?
Hifa İkra'ya ne oldu?
Gülistan Doku'ya ne oldu?
Nadira Kadirova'ya ne oldu?
Narin Güran'a ne oldu?
Rojin Kabaiş'e ne oldu?
İntihar değil, bu bir cinayet!”
🔴 ABD'nin İsrail'e "acilen" satışını onayladığı 500'er KG'lik 12 bin adet bomba Türk şirketi REPKON'dan..
Satışa dair yapılan resmi duyuruda, ana yüklenici firmanın İstanbul merkezli Türk savunma sanayi şirketi REPKON'un yan kuruluşu 'REPKON USA' olduğu belirtildi.
KATİLİN ADI İLHAN İHTİYAROĞLU • Abdullah Coşkun, 68 yaşında emekli bir öğretmendi. Kanseri yeneli sadece bir hafta olmuştu. Öğretmen maaşıyla iki çocuğunu tıp okutan, kızının tedavisiyle kendi hastalığını da atlatan amcamız; yara almadan kurtulduğu maddi hasarlı kazanın ardından çıkan kavgada, 38 yaşındaki bir cani tarafından demir levye ile katledildi.
Kızının çağrısı: “#AbdullahÖğretmen için adalet. Bu katilin en ağır şekilde cezasını alması için bize destek olun. Duyun, duyurun sesimizi!!”
Dün bir paylaşıma denk geldim, aklıma geldikçe gülüyorum. Şöyle bir şeydi:
“Bir arkadaşım çağdaş sanat müzesinde çalışıyor.
Temizlik görevlisi her gün elinde bir şeyle gelip soruyormuş: ‘Bu sanat mı, yoksa atayım mı?’ diye.”
@ggscnm_ @heybelimeryem Yıllarca Sebamed en iyisi diyerek kullandım ama kendimi kandırmışım daha iyileri varmış.. la roche, solante, missha kullandım. 3-4 aydır bu markanın likit formunu kullanıyorum en çok bundan memnun kaldım ben de. Sadece kıvamı çok akıcı.
#Hukuk
Ailenizden miras kalan paraya ne idüğü belirsiz tipler ortak olmak istiyor. Sizden 15 milyon dolar haraç istiyor. (Miras yaklaşık 90 milyon dolar)
Vermediğiniz için İstanbul’un göbeğinde vurulup hayatınızı kaybediyorsunuz.
Adama bu denli yüksek miras kaldığını Daltonlar çetesi nasıl öğreniyor? Bu sadece bir cinayet mi yoksa
‘organize çöküş’ mü? Organize ise işe dahli olanlar kimler?
Bakalım adalet yerini bulacak mı yoksa yapanın kâr mı kalacak 🤷♂️
Kamuoyuna ve Değerli Sağlık Mensuplarına Duyurumuzdur
29.03.2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan “Sağlık Meslek Mensuplarının Serbest Meslek İcrası Hakkında Yönetmelik” ile ilgili olarak, bazı uzmanlık derneklerinin yaptığı açıklamalar ne yazık ki kamuoyunu yanıltıcı, bilimsel temelden uzak ve yasal gerçeklerle çelişen ifadeler içermektedir.
Bu nedenle, hem meslektaşlarımızı hem kamuoyunu doğru bilgilendirme sorumluluğumuzla aşağıdaki düzeltmeleri yapmak zorunlu hale gelmiştir:
🔹 1. “Fizyoterapistler ancak hekim gözetiminde çalışabilir” iddiası tamamen yanlıştır.
Fizyoterapistler, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un Ek 13. Maddesi kapsamında bağımsız mesleki uygulama hakkına sahip sağlık meslek mensuplarıdır.
Yıllardır özel merkezlerde, hastanelerde ve evde bakım hizmetlerinde bağımsız olarak hizmet vermekte, sağlık sistemi içinde etkin rol üstlenmektedirler.
Bu yetkinliği yok sayan ifadeler yalnızca gerçeği çarpıtmakla kalmamakta, aynı zamanda fizyoterapistleri itibarsızlaştırma amacı taşımaktadır.
🔹 2. “Fizyoterapistler tarafından yapılacak uygulamalar halk sağlığını tehlikeye atar” söylemi, bilim dışı ve mesnetsiz bir iddiadır.
Fizyoterapistler, lisans düzeyinde 4 yıllık bir sağlık eğitimi alarak mezun olan, klinik bilim temelli uygulamalar yapan ve uluslararası literatürde yeri olan profesyonellerdir.
Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere tüm gelişmiş ülkelerde fizyoterapistler, bağımsız uygulayıcılar olarak çalışmakta, hastaların fonksiyonel yaşam kalitesini artırmaktadır.
Bu meslek grubuna “sakatlık yaratır” veya “geri dönülmez zarar verir” gibi iddialarda bulunmak hem etik dışıdır hem de meslekler arası nefreti körükleyici niteliktedir.
🔹 3. “Bu yönetmelik denetlenemez alanlar yaratıyor” iddiası da gerçeği yansıtmamaktadır.
Yönetmelikte sağlık meslek mensuplarının çalışabileceği alanlar, uyması gereken standartlar, kullanılabilecek cihazlar ve yetki sınırları açıkça tanımlanmıştır.
Ayrıca her sağlık meslek mensubu gibi fizyoterapistler de Sağlık Bakanlığı’nın denetimi altındadır.
Bu kurumlar ruhsatlıdır ve denetim dışı alanlar oluşturmamaktadır.
🔹 4. Tıp dışı meslek gruplarının hak kazanması, tıp uzmanlarının hakkını ortadan kaldırmaz.
Mesleklerin gelişmesi, birbirinin alanını çalmak değil; toplum sağlığına birlikte hizmet etmenin önünü açar. Bugün binlerce fizyoterapist, fiziksel tıp hekimleriyle tam bir iş birliği içinde, ekip ruhuyla çalışmaktadır.
Ne yazık ki bu yönetmelik sayesinde fizyoterapistlerin yıllardır beklediği bağımsızlık hakkı tanındığında, bazı hekim gruplarının bunu kendi alanlarına tehdit gibi görmesi mesleki dayanışma adına kaygı vericidir.
🔹 5. Bu açıklamalar, hem sağlık çalışanları arasında ayrımcılığı körüklemekte hem de kamuoyunu yanıltmaktadır.
Bu tür ifadeler, özellikle halk sağlığını düşündüğü iddiasıyla kamuoyunu yönlendirme amacı taşısa da gerçekte kendi mesleki ayrıcalıklarını koruma çabasıdır.
Sağlık sisteminin güçlenmesi için tüm sağlık meslek mensuplarının eşit haklara, etik temelli iş birliğine ve mesleki saygıya ihtiyacı vardır
📌 Sonuç olarak;
Türkiye Fizyoterapistler Derneği olarak:
•Bilimsel, etik ve hukuki temellerle desteklenmeyen bu açıklamaları kabul etmiyoruz.
•Yönetmeliğin halk sağlığına zarar verdiği yönündeki iddiaların spekülatif olduğunu,
•Meslekler arası çatışma değil, dayanışmanın sağlık sistemini geliştireceğini,
•Ve fizyoterapistlerin mesleki haklarının yasal zeminde güvence altında olduğunu tüm kamuoyuna ilan ederiz.
Tüm meslek kuruluşlarını, bu ülkenin sağlık sistemine katkı sunmak isteyen fizyoterapistlere karşı düşmanca değil, iş birliğine açık bir dille yaklaşmaya davet ediyoruz.
Saygılarımızla,
K. Zafer Aksungur
Türkiye Fizyoterapistler Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı
@TFD1969@saglikbakanligi@drmemisoglu@suayipbirinci
Annelik, vurgun yemek gibidir bazen.
Entelektüel bir kadının anneliği zordur, benlik krizine dönüşebilir. Çünkü zihinsel üretimle annelik pratiği ilk üç yıl için, atmosfer basınçları birbirinden çok farklı iki gezegen gibidir. Doğum yapınca, düşünmekten didinmeye; manadan maddeye öyle hızlı, öyle mecburi, öyle çaresiz bir geçiş yaşarsın ki, nefessiz kalırsın. Ama anne, bebekle birlikte yeniden doğar ve büyürse, ona içtenlikle tanıklık ve eşlik ederse, onunla birlikte kendini geçmişte bıraktığı yerlerde bulup temize çekebilir, tamir edebilirse; anneliğin uzun vadedeki ruhsal kazanımı çok büyüktür. İlk üç yıl zihinsellik vites düşürse de sonrasında katlanarak artar; yaşama cesareti, operasyonel ve organizasyonel yetkinlik ve sanatsal yaratıcılıkla birlikte.