Özel kamu ayrımı yapılmadan tüm çalışanlara acil ücretli izin!
Şuan İstanbul'un her ilçesinde yurttaşların can güvenliği tehlikedeyken @TC_icisleri açıklamasında kısmi tedbirler alındığını görüyoruz.
Tüm işçilerin, öğrencilerin can güvenliği tehlikedeyken alınan tedbirler yetersizdir.
Tüm kamuoyunu ücretli izin talebini sahiplenmeye çağırıyoruz .
#AcilÜcretliİzin
🔴 Grand Termal Otel’de direnişimiz sürüyor!
Ödenmeyen maaşlarımız ve tazminatlarımız için başlattığımız direnişe devam ediyoruz.
Gasp edilen haklarımızın ödenmesi talebiyle 4 işçi arkadaşımız otel yönetimiyle görüşmeye girdi.
Haklarımızı alana kadar Grand Thermal’in önündeyiz!
Aylardır ödenmeyen ücretlerimiz, gasp edilen tazminatlarımız ve emeğimizin karşılığı için Çarşamba günü Grand Thermal Otel önünde direniş çadırı kuruyoruz!
Tüm emek dostlarını dayanışmaya çağırıyoruz!
#Tümİşçiler Kazanacak!
Kendisini ilkesiz, omurgasız ve haksız olduğunu bildiğimiz Cemil Tugay’ın daha önceki beyanına istinaden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığından istifa etmesini bekliyoruz!
Soyledigim çok romantik biliyorum:) sizin Sosyal demokrat siyasetten kurtuluş beklemenizden daha romantik değil…
#CemilTugayaMesajım
— Cemil Tugay’ın geçmişte yaptığı konuşma gündem oldu: “Milyonda bir bile olsa benim AKP’ye geçme ihtimalim yok! Ben o kadar ilkesiz, onursuz biri miyim?”
Mesele yalnızca Tugay’ın sözünden dönmesi değil. Mesele, sosyal demokrasinin sınıfsal omurgasızlığıdır.
Bir de daha dün Tugay’la birlikte sokağa çıkıp çöpleri temizleyeceğini söyleyen medya liboşlarına bakalım: Size “işçinin dostu, İzmir’in kahramanı” diye pazarladığınız belediye başkanı sizi de sattı. Bugün AK Parti saflarında.
Çünkü mesele kişilerden büyük. Mesele Cemil Tugay meselesi değil. Bugün Cemil tugay yarın başkası!
Sosyal demokrasi, işçi sınıfına düzen içinde kurtuluş vaat eden büyük bir aldatmacadır. İşçiye patronla aynı masada “uzlaşma” önerir; sınıf mücadelesinin yerine seçim hesaplarını koyar.
Bugün Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçişi, bu düzen siyasetinin ne kadar esnek ve omurgasız olduğunu bir kez daha gösterdi...
İşçi sınıfının ihtiyacı bir düzen partisinden diğerine savrulmak değil, kendi bağımsız sınıf siyasetini savunmaktır.
Çünkü gerçek çözüm sosyal demokraside değil, sosyalizmdedir.
#CemilTugayaMesajım
Cemil Tugay’ın hikâyesi, yalnızca bir siyasetçinin sözünden dönmesinin hikâyesi değildir.
Dün Enver Aysever’in programında “AK Parti’ye geçmem mümkün değil, milyonda bir bile ihtimal yok” diyen; CHP’den ayrılması gerekirse belediye başkanlığından da istifa edeceğini söyleyen Tugay, bugün AK Parti rozetini takıyor. Dün “ben böyle bir insan değilim” diyenler, bugün iktidarın kürsüsünde “AK Parti halkın sesidir” diyebiliyor.
Burada mesele bir kişinin karakteriyle sınırlı değildir. Asıl mesele, sosyal demokrasinin sınıfsal sınırlarıdır.
İşçi sınıfına düzen içinde umut satan, sermaye düzenini değiştirmek yerine onu “daha adil” yönetebileceğini iddia eden sosyal demokrasi; kriz anında kendi gerçek yüzünü gösterir.
Çünkü sermaye düzeni içerisinde iktidar olmak isteyen sosyal demokrat partiler, emek ile sermaye arasındaki temel çelişkiyi çözmez. İşçiye de patrona da aynı anda umut satmaya çalışırlar. Sonunda ise omurgalarını sınıfsal ilkelere değil, iktidar ilişkilerine dayandırırlar.
Cemil Tugay’ın CHP’den AK Parti’ye uzanan yolu, bu açıdan yalnızca bireysel bir savrulma değil; sosyal demokrasinin siyasal sınırlarının somut bir göstergesidir.
Bugün solun önündeki en büyük tehlikelerden biri de budur: İşçi sınıfının bağımsız siyasetini geri plana itip “ehven-i şer”, “demokrasi ittifakı”, “merkez siyaseti” gibi gerekçelerle düzen partilerinin peşine takılmak.
Gerçek bir sınıf siyaseti, patronlar arasında tercih yapmaz.
İşçi sınıfının kurtuluşu, düzenin daha iyi yönetilmesinde değil; düzenin değiştirilmesindedir.
Sosyal demokrasi bunun önünde bir engeldir.
Gerçek çözüm sosyalizmdir.
İşçinin talebi lüks değil. Su içmek, yemek yemek, dinlenmek ve insanca çalışmak hakkıdır. Üstelik bu haklar patronun lütfuyla değil, işçilerin örgütlü mücadelesiyle kazanılır. A101 işçileri yalnız değildir
Su, yemek ve dinlenme talebinin maliyeti ne olabilir ki A101’e? A101 küçük, basit bir şirket değil. Türkiye’de özel sektördeki en çok işçi çalıştıran şirket!
🛒 Genel Sekreterimiz Deniz Gülşen, İstanbul’da A101 mağazası önünde düzenlediğimiz eylemde konuştu: “Tek bir şey bekliyor işçiden: güler yüzlü olması. Su içmese de yemek yemese de çocuğu hastaysa da kira ödenmese de kapıdan müşteri girdiğinde ‘hoş geldiniz’ denecek.”
📢 Ya bizim taleplerimizi karşılayacaklar ya da genel merkezde başladığımız, dört ilde sürdürdüğümüz eylemlere yüzlerce, binlerce A101 mağazasının önünde devam edeceğiz.
@65gnc65@ahmetsahmets Yazı uzun olunca okuyamamışsın tabi çünkü öyle bir alışkanlığın yok büyük ihtimal. Adam demiş ortağız diye ikisi de inkar etmiyor.
Adı "İşsizlik Sigortası Fonu" ama işleyişine baktığınızda ortada çok net bir gerçek var: Emekçinin ücretinden kesilen paralarla oluşturulan devasa bir kaynak, düzenli olarak patronların hizmetine sunuluyor.
Bugün fonda biriken para 850 milyar lirayı aşmış durumda. Peki bu devasa havuz kime çalışıyor?
Son yılların rakamları her şeyi açıkça özetliyor: Fondan yapılan her 100 liralık harcamanın 54 lirasından fazlası patronlara "teşvik" ve "prim desteği" adı altında aktarıldı. İşini kaybeden, açlıkla baş başa kalan işçinin payına ise sadece 28 lira düştü. Yani fon, işçiden çok sermayenin maliyetlerini hafifleten bir sübvansiyon mekanizması gibi çalışıyor.
Üstelik işsiz kaldığınızda o parayı almak da öyle kolay değil. Ağır prim şartları ve bürokratik engeller yüzünden bugün resmi işsizlerin %80’inden fazlası bu fondan tek bir kuruş bile alamıyor. Kapıya giden her 10 işsizden 8’i eli boş dönüyor.
Ortadaki tablo çok net bir sınıf tercihi: Sistem, kriz zamanlarında sermaye birikimini korumak için işçinin kendi birikimini patrona can suyu olarak dağıtıyor. Sosyal güvence maskesi altında, emeğin ürettiği değer yeniden sermaye sahiplerinin cebine transfer ediliyor.
Kendi paramızla patronun çalıştırma maliyetini ödediğimiz, işsiz kaldığımızda ise kapı dışarı edildiğimiz tam teşekküllü bir yağma çarkı bu.
#AnaparamızıVerin #MigrosDepoİscileri #MigrosİşçisindenTarafım #sağlıkfonu #Fonvurgunu
Tütün ürünleri ve bazı gıdalardan alınacak katkı paylarıyla "Sağlıklı Hayata Katkı Fonu" kurulacak. (Türkiye Gazetesi)
Sağlık Bakanlığının hazırladığı taslağa göre;
▬ Tütün ürünlerinden paket başına 20 TL,
▬ Şekerli içeceklerden 100 ml başına 5 TL,
▬ Aşırı tüketimi tavsiye edilmeyen atıştırmalıklardan ise satış fiyatının %20'sine kadar katkı payı alınması bekleniyor.
Fon kaynaklarından obezite tedavisi, sigara bırakma, sağlıklı hayat projeleri gibi alanların desteklenmesi planlanıyor.