🟥 PAYLAŞALIM ARKADAŞLAR
ÜLKER’DEN AÇIK İTİRAF GELDİ:
EVET, İNGİLTERE’DE ÖYLE TÜRKİYE’DE BÖYLEYİZ!
İNGİLİZLER’E YÜZDE 9 PEYNİR TÜRKLER’E BİNDE 2 PEYNİR TOZU!
ÜLKER YAKALANMANIN VERDİĞİ PANİKLE ÜCRET KONUSUNDA TAM ÇUVALLAMIŞ!
Anlatayım:
ÜLKER CARR’S 2 POUND ÇİZİ 15 LİRA DİYEREK ‘FARKLI SEGMENT’ YALANI KUSMUŞ!
OYSA İKİSİ DE PEYNİRLİ KRAKER AYNI SEGMENT AMA MESELE BAŞKA!
BURADAKİ ALGI VE KELİME OYUNLARINI ANLATAYIM:
1️⃣ CARR’S ÇİZİ’NİN 2 KATI GRAMAJDA!
2️⃣ CARR’S KAMPANYADA 1.25 POUND!
3️⃣ MESELE BUNLAR DA DEĞİL!
Tam mesele şu:
HADİ ÜLKER TÜRKİYE’DE YAPTIĞINI (%0.2 PEYNİR TOZLU KRAKER) İNGİLTERE’DE YAPSIN BAKALIM!
FİYATINA DA FAZLA FAZLA 0.25 POUND DESİN MESELA HATTA!
İNGİLİZ YASALARI ASLA İZİN VERMEZ!
İNGİLİZ YEMEZ!
BÜTÜN DÜNYA BİLİR:
İNGİLTERE, VATANDAŞLARINA ÖYLE REZİL ŞEYLER YEDİRİLMESİNE İZİN VERMEZ!
2 ÜLKE ARASINDA DİREKT FİYAT KIYASI AŞIRI SAÇMADIR AMA EKMEKTEN ÖRNEKLE ANLATAYIM:
+ İNGİLTERE’DE EKMEK 1.25-1.60 POUND ARASINDA AMA FULL DEMİR+B VİTAMİNİ İŞLENMİŞ OLARAK PAKETLENİR!
İNGİLTERE’DE HİÇKİMSE ÇIKIP “BEN UCUZA EKMEK SATACAĞIM AMA FORTİFİCATİON=GIDA GÜÇLENDİRMESİ YAPMAYACAĞIM” DİYEMEZ ADAMA GÜLERLER!
Bread and Flour Regulations 1998 YASASI VAR ORADA!
YANİ BELLİ ORANLARIN, BELLİ BİR KALİTENİN ALTINA ASLA İNEMEZSİN!
YANİ İNGİLTERE’DE PAHALI ONDAN %9 PEYNİR VAR AMA TÜRKİYE’DE UCUZ ONDAN %0,2 PEYNİR TOZU VAR DEMEK, MİLLETİN AKLIYLA ALAY ETMEKTİR!
YANİ ÜLKER ASLINDA “BİZ ÇOBANSIZ KÖY BULDUK DEĞNEKSİZ GEZİYORUZ. TÜRKLER’E %0,2 PEYNİR AROMASINI KAKALIYORUZ AMA İNGİLİZLER’E YAPAMIYORUZ TABİ MECBUR %9 GERÇEK PEYNİRİ KOYUYORUZ!” DEMİŞ OLDU!
ZATEN ÜLKER’İ TAM YAKALADIĞIMIZ YER ŞU:
İngiltere’de 2 pound Türkiye’de 15 lira yani 0.37 pound ise arada yaklaşık 5 kat fark var demektir. Direkt kıyasa giriyorsanız soralım: Peki neden İngiltere’de 45 kat fazla peynir kullanıyorsunuz? Sadece 5 kat yani %1 Peynir koysanıza hadi!
İNGİLİZLER YEMEZ DEĞİL Mİ!
TÜRKLER DE YEMEYECEK ARTIK!
Çünkü Türkler’e verdiğiniz değer bu kadar: 0,2 Peynir Kalıntısı!
BU SAATTEN SONRA EVİNE, EVLADINA, MİDESİNE ÜLKER ÜRÜNLERİ GÖTÜRENLER BİR DAHA DÜŞÜNSÜNLER:
TÜRKLER’E İNGİLİZLER’DEN 45 KAT DAHA AZ PEYNİR YEDİREN ÜLKER’E PARA KAPTIRMAYA EMİN MİSİNİZ?
ŞİMDİ LÜTFEN;
1️⃣ ÜLKER’İN İZZET ÇAPA’YA GÖNDERDİĞİ İTİRAFI OKUYUN VE BU YAZIYLA BİRLİKTE TÜM SOSYAL MEDYALARDA VE AİLENİZLE PAYLAŞIN!
2️⃣ CİMER’E DURUMU ANLATARAK HEM ÜLKER’İ ŞİKAYET EDİN HEM TÜRK GIDA KODEKSİ’NİN YENİLENMESİNİ TALEP EDİN!
3️⃣ #BOYKOTÜLKER ETİKETİNE DESTEK VERİN VE ÜLKER’E BOYKOTA KATILIN!
TEŞEKKÜR EDERİM.
Fatih Tezcan.
ÜLKER’in İTİRAFI:
Sayın İzzet Çapa,
Carr’s Melts Cheese ve Çizi markalarımızın karşılaştırmasıyla ilgili yorumunuzu okuduk. Carr’s 1830'larda İngiltere'de lanse edilmiş, daha sonra Yıldız Holding tarafından alınmış, Çizi ise 1980'lerde Ülker tarafında lansmanı yapılmış bir marka. İkisi farklı markalar ve de farklı ürünler. Ülkeler arasında farklı damak tatlarını da düşündüğümüzde farklı lezzet yapıları olan ürünler. Markaları, konumlamaları, fiyatları (Carr’s 2£, Çizi 15 TL) ürün özellikleri (hamurları, peynir türleri, vs…) birbirinden oldukça farklı, dolayısıyla birbiriyle karşılaştırılması ve buradan doğru bir sonuca varılması mümkün değil. Alıntıladığınız karşılaştırmanın Gıda Dedektifi hesabının uzun zamandır sürdürdüğü art niyetli paylaşımlarından bir tanesi olduğunu bilmenizi isteriz.
Tüm ürünlerimiz gibi Çizi de yasalara ve mevzuatlara uygun üretilmektedir. 82 yıldır tüketicilerimize geniş bir yelpazede kaliteli ve lezzetli ürünler sunarak her lokmada mutluluk verme gayesiyle çalışıyoruz. Sadece Türkiye’de değil dünyanın 100’den fazla ülkesinde kaliteli ve lezzetli ürünlerimizi tüketicilerimize sunarak bayrağımızı farklı coğrafyalarda gururla dalgalandırıyoruz.
Bilginize sunarız.
Saygılarımızla
HAKEME GİTME DİYENLER BUGÜN ELİMİZDE Kİ KAZANIMLARDAN VAZGEÇİP; ELİNİZDEKİLERİ DE KAYBETTİNİZ DİYE ALGI YAPMAK ÜZERE PUSUYA YATANLARDIR
Hakeme gitmeyin diye ortalığı yangın yerine çeviriyorlar. Ne diyorlar “Hakem’e gitmeyin, Meclis belirlesin.” Dedikleri gibi olsa ne olurdu?
Hakeme gitmediğimiz zaman meclisin verdiğine razı olacağız. Peki, meclisten bugün verilenden daha fazlası verileceğine inanan var mı? Bütçe görüşmeleri mecliste belirlenmiyor mu? Daha yüksek zam alacağımız beklentisi var ise bütçe kanunu mecliste belirlenmiyor mu, o halde toplu sözleşmeyi meclise bırakmadan da bir şey alınabilir. Muhalefetin bugüne kadar bütçe kanunlarında herhangi bir değişikliği kabul ettirdiğini gördük mü? Görmedik.
2010 öncesinde zam kararlarının Meclis’ten geçtiği dönemi hatırlayalım. O yıllarda Kamu-Sen’in yetkili olduğu masadan çıkan oranlar bellidir: %2, %2,5 gibi komik artışlar. Meclis iradesi memurun lehine sonuç doğurmuş mudur? Doğurmamıştır.
Uzlaşmazlık Meclis’e taşındığında 58 maddeyi kim garanti edecek? O maddeler gündeme bile alınmadan yok olup gitmeyecek midir? Meclis tartışmalarına bel bağlayanlar aslında memurun kazanımlarını belirsizliğe, siyasi pazarlıklara ve çoğunluğun keyfine teslim etmeyi teklif etmektedir. Biz Memur-Sen olarak, buna müsaade edemezdik.
Kamu-Sen ve KESK’in hali ortada. Yetkili oldukları dönemde her toplu sözleşmeyi Hakem’e taşıdılar, Meclis’in önüne çıkardılar ama memurun cebine artı değer koyamadılar. Şimdi kalkıp Memur-Sen’i eleştiriyorlar. Bu, sorumsuzluğun en açık göstergesidir.
Güya iş bıraktık diye her platformda şov yaptılar. Peki soruyorum kim iş bıraktı, nerede işleyişte aksaklığa sebep oldunuz. Ben söyleyeyim sadece tribünlere oynadınız başkada bir şey beceremediniz. Hatta memuru rezil ettiniz, tartışma konusu haline getirdiniz. İş bırakma hiçbir mecrada gündem haline bile gelmedi. Diğer taraftan bakarsanız mevcut 4688 sayılı kanun çerçevesinde Memur-Sen yaptığı mücadele ile Türkiye’de gündemi değiştirmiştir. Verilebilecek mücadeleyi en çetin şekilde vermiştir.
Sizlerin gayesi memur değil, hiçbir zamanda memur olmadı. Hangi amaca hizmet ettiğinizi biz çok iyi biliyoruz. Derdiniz memur olsa biz emek mücadelesi verirken tökezlememizi beklemek yerine mücadeleye destek verirdiniz. Çünkü ilk teklif verildi Memur-Sen’den istifaaaa dediniz. İkinci teklif verildi yine Memur-Sen’den istifaaa dediniz. Yani atılan her adımda Memur-Senden istifa dediniz. Mücadeleye güç katmak yerine ayağımızın kaymasını beklediniz. Süreç hala devam ediyor siz yine en iyi yaptığınız ALGI işini yapmaya devam ediyorsunuz. Bu durum sizlerin niyetini açıkça ortaya koymaktadır. Özetle bu süreçte ne zaman destek ve birlik oldunuz….
Hakeme başvurmama kararımız, kamu işvereninin tavrına ve sendika yasasındaki eksikliğe karşı güçlü bir itirazdır. Ardından işverenin yaptığı başvuru üzerine hakem heyetine üye göndermemiz ise, yılların mücadelesiyle elde edilmiş 58 maddenin kaybolmaması için alınmış sorumlu bir karardır.
Özetle: Memur-Sen, Türkiye’nin en büyük emek hareketidir. Gücünü sosyal medyadan ve siyasi aksiyonlardan değil sahadan; hamasetten değil, alın terinden alır. Memur-Sen elinde ki kazanımlardan vazgeçip tekrar aynı kazanımları almak için mücadele edecek kadar bilinçsiz bir kuruluş değildir.
İyi ki Memur-Sen var. Bu yüzden memurlar fırtınalı denizlerde değil güvenli limanlarda.
@MemurSenKonf
📌Sahte diplomayı sahte diploma iddiasıyla unutturma çabası …..
📌Aşağıdaki 65 sayfalık iddianameyi okudun mu?
HAYIR….
📌Şüpheli 220 kişiden kimsenin hiçbir akademik kadroda olmadığından haberdar mısın?
📌HAYIR…
📌İddianameye göre ortada
57 sahte üniversite diploması. 4 sahte lise diploması, 108 sahte sürücü belgesi var. 400 sahte diplomalı akademisyen yok! Sana bunu anlattılar mı?
📌HAYIR…
📌Bu işin YÖK, bazı üniversiteler ve devlet kurumlarının sahtecilik girişimini fark edip idari soruşturma başlatıp, savcılığa başvurmasıyla ortaya çıktığını biliyor musun ?
📌HAYIR..
📌SONUÇ: Kıbrıs’tan sahtecilikle gerçekleşen bir sahte yatay geçiş ve sahte diploma olayına meşruiyet kazandırmak için yürütülen bir algı çalışması …
Kimin diploması sahteyse çıksın ortaya. Devlet bu olayda da diğerinde de gereğini yapar, yapıyor. Devletin yakalayıp içeri tıktığı “Sahtecilik çetesinden” medet ummak nedir??
Bazı sosyal medya paylaşımlarında, “Şehidimiz var, dedikleri üsteğmen resmi olarak şehit kabul edilmemiş, ailesine maaş bile bağlanmamış” şeklindeki iddialar, gerçeği yansıtmamakta olup kamuoyunu yanıltmaya yönelik açık bir dezenformasyondur.
Pençe-Kilit Harekâtı kapsamında 2022’de yürütülen bir operasyonda, bahse konu Mehmetçiğimizin bulunduğu tim saldırıya uğramış; kendisine veya naaşına ulaşılamamış, yapılan tahkikat sonucunda görev esnasında hayatını kaybettiği kanaatine varılmıştır.
Bunun üzerine oluşturulan heyet, Mehmetçiğimizin ailesiyle iki kez görüşerek bilgi vermiş ve şehitlik işlemleri için rızaları talep edilmiştir. Ancak aile bu talebi kabul etmemiştir.
Millî Savunma Bakanlığımız ailenin iradesi doğrultusunda bir resmî açıklama yapmamış; personel hâlen görevdeymiş gibi özlük haklarını, maaşını ve tüm tazminatlarını eksiksiz şekilde ödemeye devam etmiş; Mehmetçiğimizin ailesi herhangi bir mağduriyet yaşamamıştır.
Naaşı bulunamayan kişilerle ilgili ölü kaydının düşülmesi ya da şehitlik statüsünün tanınması, yalnızca idarenin kararıyla değil, mevzuata uygun şekilde belgeler, aile rızası ve yargı kararlarıyla mümkündür. Süreç, yasal zeminde ve tarafların onayıyla yürütülmektedir.
Bu konuda ileri sürülen mesnetsiz iddialar, hem hassas bir süreci istismar etmekte hem de Mehmetçiğimizin ailesinin mahremiyetini zedelemektedir. Kamuoyunun, doğruluğu teyit edilmemiş, çarpıtılmış içeriklere itibar etmemesi önemle rica olunur.
Milli Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin, son günlerde ideolojik ve maksatlı bir algı operasyonunun hedefi haline getirilmeye çalışılıyor.
Oysa o; eğitim sistemimizi yıllardır esir alan ideolojik prangalardan kurtarmaya çalışan, milletin değerleriyle barışık, özgün, yerli ve kararlı bir duruşun temsilcisidir.
Bu saldırılar ne bireyseldir ne de tesadüfi… Bu saldırılar, vesayet odaklarının yıllardır kaybettikleri mevzileri geri alma çabasıdır.
Ama biz bu filmi daha önce defalarca gördük. Her seferinde millet iradesi kazanmıştır, yine kazanacaktır.
Bir AK Parti milletvekili olarak;
Eğitimi yeniden milletin ruh köküne yaslandırmaya çalışan bu iradenin,
Sayın Bakanımızın ve onun şahsında yürütülen bu mücadele çizgisinin sonuna kadar yanındayım.
Unutulmasın: Bu dava bir şahıs meselesi değil, bir istikamet meselesidir.
Bazı basın yayın organlarında yer alan “Tarım ÜFE verileri, TÜFE verileriyle çelişiyor” şeklindeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Bu iddialar; kamuoyunu yanıltmak amacıyla dolaşıma sokulmuş dezenformasyon niteliği taşımaktadır.
TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) ile Tarım ÜFE (Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi), kapsam, amaç, veri kaynakları ve hesaplama yöntemleri bakımından birbirinden tamamen farklı göstergelerdir.
Tarım ÜFE yalnızca yurt içinde üretilen bitkisel ve hayvansal ham tarım ürünlerini kapsarken; TÜFE, işlenmiş gıda ürünleri (örneğin peynir, makarna, sıvı yağ, bisküvi), ambalajlı ürünler, içecekler ve ithal kalemleri de içeren çok daha geniş kapsamlı bir endekstir.
Tarım ÜFE, üretici düzeyindeki ham ürün fiyatlarını temel alırken; TÜFE, tüketici düzeyindeki fiyatları yansıtmaktadır. Tarım ÜFE üretim dönemine bağlı olarak mevsimsel dalgalanmalar gösterirken, bu değişimler TÜFE’ye zamansal gecikmelerle yansımaktadır.
İki endeksin ürün sepetleri ve bu ürünlerin hesaplamalardaki ağırlıkları da farklılık göstermektedir. Bu durum, endeksler arasında görülen değişimlerin doğrudan karşılaştırılmasını bilimsel olarak geçersiz kılmaktadır.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), fiyat endekslerini uluslararası geçerliliği olan yöntemlerle ve Avrupa Birliği İstatistik Ofisi Eurostat’ın belirlediği normlarla uyumlu şekilde üretmekte; uluslararası standartlara uygun biçimde kamuoyuyla paylaşılmaktadır.
Tarım ÜFE ile TÜFE arasındaki farklılıkları göz ardı eden, teknik bilgi eksikliğine dayanan ve yanıltıcı biçimde kamuoyuna sunulan iddialara itibar edilmemesi önemle rica olunur. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Bazı sosyal medya hesaplarında video eşliğinde paylaşılan “Antalya’da köpekbalığı görüldü” iddiası dezenformasyondur. Paylaşıma konu videonun Norveçli bir balıkçı tarafından kendi ülkesinde kaydedildiği tespit edilmiştir.
Sosyal medyada paylaşılan ve Antalya sahillerinde köpekbalığı görüldüğü iddiasıyla servis edilen görüntü, manipülasyon içermektedir. Bahse konu görüntü, Antalya'da veya Türkiye’nin herhangi bir kıyısında çekilmemiştir.
Yapılan incelemede görüntünün, Norveçli bir sosyal medya kullanıcısı tarafından kendi ülkesinde kaydedildiği ve kendi hesabından 26 Haziran tarihinde paylaşıldığı tespit edilmiştir.
Aynı videonun üzerine ses eklenerek Türkiye'de çekildiği izlenimi verildiği ve bugün Türkiye’den paylaşıldığı anlaşılmıştır. Antalya Sahil Güvenlik Komutanlığınca söz konusu yanıltıcı içeriği üretenlerle ilgili suç duyurusunda bulunulacaktır.
Turizm bölgelerimize yönelik turistlerimizin güven duygusunu zedelemek ve ülkemizin turizm potansiyelini hedef almak amacıyla bu tür içerikler kasıtlı olarak dolaşıma sokulmaktadır.
Türkiye’nin güvenli bir turizm destinasyonu olduğu gerçeğini gölgelemeye çalışan bu tür dezenformasyon kampanyalarına itibar edilmemesi önem arz etmektedir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Gazze’deki soykırım sürecinde hiç bir İsrail markasına boykot çağrısı yapmamış CHP Genel Başkanı Özel’in son hali;
Soykırımcı siyonist İsrail’in kahve markasına karşı yerli markaya boykot…
İmamoğlu’nun yolsuzluk ve rüşvet dosyaları ile yerli kahve markasının ilgisi ne?
Elbette yok sadece sahibinin sesi
Bize bühtan eden CHP ve yandaşlarına tavsiyem: Diktatör kime denir görmek istiyorlarsa Suriye’den gelen hapishane görüntülerini seyretsinler.
Diktatörün ne olduğunu gerçekten öğrenmek isliyorlarsa yere göğe sığdıramadıkları Baas rejiminin günah galerisine bir baksınlar.
CHP’nin ve bazı faşist grupların Suriye’deki olumlu iklimi de sabote etmeye çalıştığını görüyoruz.
Yaptıklarından dolayı biraz olsun mahcubiyet duyması gereken CHP’nin, Şam’daki müttefiklerini kaybetmenin kuyruk acısıyla mülteci düşmanlığını köpürtmesi bu siyasi parti adına bir utanç vesikasıdır.
CHP ve ortakları ne yaparsa yapsın, biz gönüllü geri dönüşleri de inşallah vakarla yürüteceğiz.
Televizyon ekranlarına, gazetelere, sosyal medya mecralarına yansıyan teşekkür mesajlarını izledikçe hepimiz mutlu oluyoruz.
Suriyeli yetimlerin, öksüzlerin hayır dualarına mazhar olmanın milletçe bahtiyarlığını yaşıyoruz.
Bunun için Rabb’imize ne kadar hamdetsek azdır.
Hayattaki her şey gibi elbette yetime, öksüze, garibe kol kanat gerebilmek de nasip işidir.
Biz bu açıdan da nasipli bir milletiz.
Yüce Allah, milletimizden razı olsun.
Rabb’im Suriye’de açılan yeni sayfayı başarılarla doldurmayı Suriyeli kardeşlerimize nasip eylesin.
İnsanlıktan sapmış yapılanmalara karşı kararlılıkla mücadele ediyoruz. Bu tür suçlarla mücadelemiz devam edecek ve toplumu tehdit eden unsurlara karşı gerekli tüm tedbirleri alacağız. İyilik ve doğruluk yolunda ilerlemekten asla vazgeçmeyeceğiz.
Mayıs 2023 yılında şuanki Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu İstanbul İl Sağlık Müdürü iken İl Emniyet Müdürlüğü ile görüşerek teknik takip yaptırıyor. Ve teknik takip sonrası düğmeye basıyor...
Çapraz denetim yaptırarak bu hastaneleri ve kişileri incelemeye alıyor. Kişilerle ve hastanelerle ilgili adli ve hukuki süreç başlıyor...
Yani sağlık bakanı il müdürüyken süreci başlatıyor. Geçenlerde de sinyalini vererek illegaliteye izin vermeyeceğiz demişti...
Büyük bir operasyonun kötü sonuçlanmaması için sır gibi bir süreç yürütülüyor...