Sosyal Yaşam
Sosyal Denetim
Sosyal Ahlak Eylem ve Söylem
Bakanlığı,mı
Başkanlığımı
Birimini ne derseniz deyin
Olmadı lazım
Çizgi Dizi YouTube kanallarında
Oda Olamadı araya siz istemeden
Sokulan reklamlarda
Pat diye Karşınıza çıkan
REZİLLİKLER
Sonra Çocuklar neden Böyle
İslâm'ın haremlik-selamlık ilkesine İslâm'ı anlatanlar bile uymayacaksa kim uyacak?
Hz. Peygamberin kadın-erkek ayrı çizgisine ümmeti ittiba etmeyecekse kim edecek?
Ashab-ı Suffa ve Suffe'tu-n Nisaiyye'de kadın-erkeği ayırarak İslâm'ı anlatan kutlu Nebi'yi örnek almayacaksak,
Kur'an niye bize onu "üsve-i hasene",
Yani güzel bir örnek olarak sundu?
Rasulullah'ı kitap sayfaları arasından çıkarmayacaksak,
İslâm'ın emrini cami avlusuna hapsederek sadece teoride kutsayacaksak;
İslâm'ın sosyal hayatın her katmanına nüfûz etme iddiası, pratik uygulanabilirlik vasfı nerede kalır?
İslâm'ı tebliğ kisvesine bürünenler bile İslâmî umdeleri çiğneyecekse,
İslâm bir toplumda boğazdan aşağıya nasıl iner,
Cenaze avlusundan dışarıya nasıl çıkar?
AK Parti’nin tabanı kimdir?
Çıkarsız… Beklentisiz… Hesapsız…
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ideallerine inanmış, onun yürüdüğü yola gönül vermiş; yıllar boyunca hiçbir zorluğa aldırmadan, hiçbir bedelden kaçmadan yanında dimdik durmuş insanlardır.
Evindeki sofradan eksilten, kendi ekmeğini bölüşen; cebindeki son imkânıyla dava arkadaşına destek olan insanlardır.
Geceleri uykusuz kalan, yüzüne kapanan kapılara aldırmayan, elinde üye formuyla kapı kapı dolaşan, yağmurda, soğukta, sıcakta mitingden mitinge koşan insanlardır.
“Yeter ki seçimleri kazanalım, yeter ki bu ülke yoluna devam etsin” diyerek kendi ikbalini, kendi makamını, kendi hesabını hiç düşünmeden çalışanlardır.
İşte AK Parti’nin gerçek tabanı budur.
Bu insanlar makam istemedi. Koltuk istemedi. İhale, mevki, güç, şöhret hesabı yapmadı. Onlar sadece inandıkları değerlerin, ülkelerinin ve Sayın Cumhurbaşkanımızın mücadelesinin yanında durdular.
Bugün o insanların en büyük kırgınlığı da tam burada başlıyor.
Çünkü yıllarca bu hareketin yükünü omuzlarında taşıyan, bedel ödeyen, cefasını çeken, gecesini gündüzüne katan bu fedakâr insanlar; kendi çıkar ve ikballeri uğruna makamlarına sımsıkı sarılanları, “Bizi buradan kimse alamaz” anlayışını ve milletin vicdanını inciten görüntüleri kabul etmek istemiyor.
Devletin ve milletin menfaatlerini ilgilendiren ağır iddialar karşısında herkesin sorumluluğunu taşıması, gerektiğinde hesap vermesi ve makamın emanet olduğunu hatırlaması gerekir.
Çünkü koltuklar kimsenin mülkü değildir.
O koltukların altında, yıllarca kapı kapı dolaşmış insanların ayak izleri vardır.
O koltukların arkasında, seçim geceleri uykusuz kalmış insanların emeği vardır.
O koltukların altında, evindeki ekmeğini bölüp bu davaya gönül vermiş insanların alın teri vardır.
Ve hiçbir makam, o insanların vicdanından daha büyük değildir.
Bu nedenle AK Parti’nin cefakâr ve vefakâr tabanı, kendisinin fedakârlıklarıyla büyüyen bir hareketin çıkar ve ikbal hesaplarının kirli çarklarında öğütülmesini istememektedir.
Bu taban, yıllarca taşıdığı yükün karşılığında makam değil; adalet, vefa, hakkaniyet ve emanete sadakat görmek istemektedir.
Çünkü bu dava, koltuklara tutunarak değil; gerektiğinde koltuklardan vazgeçebilecek kadar samimi insanların omuzlarında yükseldi.
Ve bugün o insanlar aslında tek bir şey söylüyor:
“Biz bu davaya makam için değil, inandığımız için gönül verdik.
Biz bu yolda çıkarımız için değil, ülkemiz için yürüdük.
Biz fedakârlık yaptık; şimdi aynı fedakârlığı makam sahiplerinden bekliyoruz.”
Unutulmasın:
Bir davayı büyütenler,o dava uğruna hiçbir karşılık beklemeden bedel ödeyenlerdir.
AK Parti’nin tabanı bunu hak etmiyor.
Bu millet bunu hak etmiyor.
Yıllarca fedakârlık yapan, inanan, sabreden ve dimdik duran insanlar; kendi emeklerinin, kendi inançlarının ve kendi davalarının kişisel hesaplara kurban edilmesini asla hak etmiyor.
“Fatma Betül Sayan Kaya yalnız mıydı?”
İsmail Kılıçarslan: Recep Tayyip Erdoğan bir çınar. ‘Çekilin bakalım o çınarın arkasından da kilonuz kaç ona bakalım’ dediğimde çok kızmışlar bana, haberi geldi. Saklanmayın Erdoğan’ın arkasına. 118 bin lirayı bir araya getiremeyecek 50 milyon insan, ‘Allah’ım Erdoğan’a güç kuvvet ver’ diye dua ediyor. Hem de hiçbir menfaat beklemeden. Devlet Denetleme Kurulu sonuçta bulacak seni. Dolayısıyla bulmadan önce delikanlı gibi AK Parti'ye son bir borç öde ve kendini ele ver
#ErsinÇelik @kilicarslan_is #Siyaseten
Sayın @rmznaydemir ile gerçekleştirdiğimiz röportajdan kesitler ile merhaba.
📌METİN KÜLÜNK: CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN EN AĞIR İMTİHANIYLA KARŞI KARŞIYA
📌BEKLENEN KARARLILIK GÖSTERİLMEZSE MİLLETİMİZLE CUMHURBAŞKANIMIZ ARASINDAKİ MESAFE KAPANMAZ.
25, 26 ve 27’nci Dönem İstanbul Milletvekili Metin Külünk, Ramazan Aydemir’in konuğu olduğu “Söz Sırası” programında Türkiye’deki fon krizine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Sayın cumhurbaşkanımız kendi mücadele tarihinin en ağır imtihanıyla karşı karşıya, en ağır kriziyle karşı karşıya” dedi.
📌 “CUMHURBAŞKANIMIZIN EN TEMEL ÖZELLİĞİ KARARLILIĞIDIR”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı 51 yıldır tanıdığını belirten Metin Külünk, “Annelerimiz arkadaş, merhum babasıyla dedem… Benim dedem de gemilerde reisti. Babam subaydır. Sayın Cumhurbaşkanımızın en temel özelliği kararlılığıdır” dedi.
📌 “EN AĞIR KRİZİYLE KARŞI KARŞIYA”
Fon krizini kastederek, mevcut sürecin önceki krizlerden farklı olduğunu dile getiren Külünk, “Sayın cumhurbaşkanımız kendi mücadele tarihinin en ağır imtihanıyla karşı karşıya, en ağır kriziyle karşı karşıya. Temenni ederim bu krizi de başararak aşsın. Çünkü bugüne kadarki krizlerin hepsi dış bükeydi, bu kriz iç bükey bir kriz” ifadelerini kullandı.
📌 “TOPLUMUN VİCDANI AFFETMİYOR”
Külünk, söz konusu krizin üzerinin örtülemeyecek bir noktaya geldiğini savunarak, toplumun yaşananlara ilişkin yaklaşımına dikkat çekti. Külünk, “Bu kriz geldiğimiz noktada üzeri örtülme şansı olmayan bir kriz. Toplumun vicdanı affetmiyor” diye konuştu.
📌 “MİLLETİN BEKLEDİĞİ KARARLILIK ORTAYA ÇIKMAZSA…”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın milletin beklentileri doğrultusunda bir irade ortaya koyması gerektiğini belirten Külünk, “Eğer Sayın Cumhurbaşkanımızdan milletin beklediği kararlılığın, bir fotoğrafa dönüşme noktasında irade ortaya çıkmazsa, Sayın Cumhurbaşkanımızla millet arasındaki mesafe kapanmaz bir noktaya evrilecektir” ifadelerini kullandı.
#sözsırası #metinkülünk #fonkrizi #cumhurbaşkanıerdoğan
https://t.co/6WvApNik2J
Bu kadın kocası hayati yazıcının oğlu kelepçe ile adliyeye girmiyorsa kimsenin içi soğumaz kimse de ikna olmaz.
Çıkarın o zaman chpli belediye başkanlarını dışarı. Salın hepsini ödeşin.
Fon soruşturmasında oğlunun adı geçen Hayati Yazıcı'ya ne buyurulur?
Gazetelerde yer alan haberlere göre oğlunun varlık yönetim şirketi varmış. Yani bankaların vatandaşlardan alamadığı borçları satın alıp tahsil ediyormuş.
Elbette eylemlerin sorumluluğu şahıslarındır.
Ne var ki Hayati Bey, "Oğlumun ticari eylem ve işlemlerinin legaliteye ve ahlakiliğe uygunluğu konusunda zerre kuşkum yoktur. Oğlumun işlerinin legal ve ahlaki olduğuna kefilim" dediği için sormak hakkımız.
Rahmetli Alev Alatlı'nın "bir işin legal olması, ahlaki olduğunu göstermez" önermesini hatırlar mısınız?
İktidar üyesi bir siyasetçinin, "Dar gelirli vatandaş ekonomik sıkıntı içindeyken, kara bulut gibi üzerlerine çöken bankaların tahsildarlığına soyunmak, pozisyonum gereği ailemize yakışmaz" demesi gerekmez mi?"
Hem sağcılar hem solcular tüm Türkiye ittifakla senden nefret ediyor. En son İsraile karşı böyle kollektif bir öfke ve nefret vardı. Son 100 senenin en ibretlik olayı bence.
Bu twiti attığı için hesabı gitmiş. Rezalet.
Vatan haini olduğunu yazan hesapları Muhbirler olayında yüz binlerce cimer şikayetine rağmen engellemeleri 1,5 hafta sürmüştü. O hesaplar bugün halen açık.
Bu arkadaşları eleştirmek vatan haini olduğunu söylemekten beter olsa gerek ki tüm devlet aygıtları eleştirilmemeleri için seferber ediliyor.
Bu twitte ismi yazanlara haksızlık yapıldıysa dava açarlar. Twitterda bir ilk de olmaz. Her gün ana avrat sövüyorlar bize, devletin imkanı vatandaş mı ayırır ?
Diğer insanlardan bunları ayıran -şu an ciddi bir töhmet altında olmak dışında- ne özellikleri var da hesapları engellemekte başka hiçbir durumda olmadığı şekilde hızlı davranılıyor ?
Bu da devlet imkanlarının kişisel menfaatler için kullanılmasıdır. Bu devlet kimsenin oyuncağı değil.