1,3 TRİLYON TL ERİDİ: BORSADA GÜVEN KRİZİNE SEYİRCİ KALINAMAZ!
Bugün Borsa İstanbul’da yaşananlar sıradan bir günlük dalgalanma olarak geçiştirilemez.
BIST 100’de kayıp yüzde 6’yı aştı, devre kesici çalıştı. Bankacılık ve sanayi hisselerinde satışlar derinleşti.
19 fondan yaklaşık 132,8 milyar liralık çıkış yaşandığı iddiaları kamuoyunda konuşuluyor.
Ortada böylesine ciddi iddialar varken yapılması gereken bellidir:
Milletin karşısına çıkıp ne olduğunu açıkça anlatmak.
Hangi fonda ne kadar likidite var?
Yatırımcının parası nerede?
Ödemeler ne zaman ve hangi şartlarda yapılacak?
Bu satış dalgasının arkasında ne var?
Sermaye piyasalarında güven, açıklamayla değil şeffaflıkla sağlanır. Denetimle sağlanır. Kuralların herkese eşit uygulanmasıyla sağlanır.
Borsa birkaç büyük yatırımcının oyun alanı değildir.
Orada küçük yatırımcının birikimi var. Emeklinin, çalışanın, çocuğunun geleceği için üç kuruş kenara koyan vatandaşın alın teri var.
Devletin görevi böyle bir günde piyasayı seyretmek değil; yatırımcının hakkını, piyasanın güvenilirliğini ve kurumların itibarını korumaktır.
İktidara ve ilgili kurumlara çağrımız açıktır:
Ne yaşandığını bütün açıklığıyla ortaya koyun. İddiaları araştırın. Denetimi yapın. Sorumluluğu olan varsa gereğini yerine getirin. Küçük yatırımcıyı sahipsiz bırakmayın.
Ekonominin en kıymetli sermayesi paradır zannediliyor.
Değildir.
En kıymetli sermaye, güvendir.
Güveni kaybederseniz yatırımcıyı kaybedersiniz.
Yatırımı kaybederseniz üretimi, istihdamı ve nihayetinde milletin refahını kaybedersiniz.
Bu milletin alın terini sahipsiz bırakamazsınız.
Sevgili öğrenciler,
Artık vakit geldi! Okullarınıza, arkadaşlarınıza, öğretmenlerinize ve teneffüslerdeki güzel oyunlarınıza yeniden kavuşuyorsunuz.
Yeni eğitim dönemi sizlere mutluluk, başarı ve geleceğe dair umut getirsin.
Kıymetli öğretmenlerimize de yeni dönemde kolaylıklar ve başarı diliyoruz.
Sizleri çok seviyor, sizler için çalışmaya devam ediyoruz.
Yolunuz, bahtınız açık olsun!
Siyasetin ölçüsü partilerin kendini nasıl anlattığı değildir.
Asıl mesele milletin size ne söylediğidir.
Biz hesaplaşmaya değil; hesap vermeye gelen bir siyaset anlayışıyla yola çıktık.
Maliye Bakanının “bir sorun var” dediği konulardan biri belki de budur.
Aslında MEB bu konuda kuralı koymuş: “Okul-aile birliklerince kıyafet satışı ve serbest rekabet şartlarını ihlal eden yaklaşım ve yönlendirmeler yapılamaz.”
Yani düzenleme var. Bundan sonrası uygulamada.
Okul yöneticilerimiz ve okul-aile birliklerimiz, bu kurala uygun kararlar alarak velilerimizi gereksiz bir maliyetle karşı karşıya bırakmayabilir.
Kural koymak kadar, kurala hakkaniyetle uymak da önemli.
Bizim dinimiz var, imanımız var, vatanımız var, bayrağımız var.
Devletimiz var…
Okullarımız, öğretmenlerimiz, hastanelerimiz, yollarımız var.
Kültürümüz, sazımız, sözümüz, şiirimiz, türkülerimiz var bizim.
Bunca imkâna rağmen kendi insanımızı elinde kalaşnikof olan bir katiller topluluğuna mı kaptırdık?
Yanlışlarımız var bizim!
Bu yanlışları muhasebe ederiz elbet ama bu muhasebede muhatabımız terör örgütü değildir...
ÖSYM’nin böylesine kritik bir süreçte yaptığı bu hata, 400 bin gencimizin içine kurt düşürdü.
Liyakatsizliğin kurumlarınızı getirdiği nokta tam da budur.
Bu kadar gencin geleceğini ilgilendiren bir sınavda özensizliğin, dikkatsizliğin ve ciddiyetsizliğin mazereti olamaz.
Gençlerimizin geleceği, kurumların özensizliğine kurban edilmemeli.
Bir asır önce bu millet Sevr’i tanımadı.
Bağımsızlığından, vatanından ve millet iradesinden vazgeçmedi.
Bugün o iradenin mirasını taşıyan Meclis’tesiniz!
Milletvekillerimiz, ettikleri yemini ve taşıdıkları sorumluluğu unutmamalı.
Çünkü bu Meclis, Sevr’i tanımayan milletin koca Meclisidir…
Bir millet, şehitlerini unutursa istikbalini de unutur.
Şehadetlerinin yıl dönümünde Eren Bülbül ile kahraman Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik'i rahmet ve minnetle anıyorum.
Aziz şehitlerimizin emanetine sahip çıkmak boynumuzun borcudur.
Dağ fare doğurdu!
Yaz başında uyardık; okullar açılmadan güvenlik hazırlıklarını tamamlayın, kalıcı bir okul güvenlik sistemi kurun dedik. Siz ise yine geçici ve günü kurtaran bir çözüm ürettiniz.
Okul güvenliği, bu alanda eğitim almamış geçici personelle sağlanamaz. Madem 30 bin kişiyi güvenlik için TYP benzeri yöntemlerle görevlendiriyorsunuz, peki okulların temizliğini kim yapacak?
Bir sorunu çözerken diğerini büyütmeyin. Bir işi yapacaksanız tam yapın. Çocuklarımız geçici uygulamaları değil, kalıcı ve profesyonel çözümleri hak ediyor.
@Yusuf__Tekin