Kuantuma göre hiçbir şeye tam anlamıyla dokunamıyoruz. Dokunduğumuzu sandığımız varlıkla aramızda gözle görünmeyen boşluklar var. Anlar “tam” değil. Hayatta kalma ve hayatı anlamlandırma mücadelesi ölümü kötü kıldı. Ne ölüm olumsuz ne de hayat.
Burada olsan anlardın. Velhasıl beni boşver, yattığın yer nur olsun. Umarım en güzel yerdesindir. Hepiniz için her zaman doğru bildiğimi yapmaya, size layık olmaya çalışacağım.
“Öyle bir yerdeyim ki, bir yanım mavi yosun dalgalanır sularda.
Dostum dostum güzel dostum, bu ne beter çizgidir bu, bu ne çıldırtan denge.
Yaprak döker bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe.”
Dostluğun kalbimde bir boşluk bıraktı. Dolmaz doldurmam da. Hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağı ile yüzleştiğimde kafamı çeviriyorum istemeden. Gururla mücadele ederek gittiğin için seviniyorum bir yandan. Biz hangi taraftayız bilemiyorum. Ne için uğraşıyoruz?
Dostoyevski, Suç ve Ceza kitabında:
“Herkesin, gidebileceği bir yeri olmalı” der ve ekler:
“Çünkü öyle bir an olur ki, insanın mutlaka bir yere gitmesi gerekir.”
@mechuladam64 İşkence merkezi? Senin karın artık benim karım? Ya bunları da mı size yazıp verdiler aksi takdirde talimat almadan konuşamadığınızı hepimiz çok iyi biliyoruz. Gözünüzü kırpmadan roket attığınız insanların ailelerinin gözlerinin içine bakarak konuşabilseydiniz keşke adi yavşaklar.