Erkek mücadele ettikçe güçlenir. Güçlendikçe sertleşir. Sertleştikçe mutlu olur. Çünkü MUTLULUK, erkek için ‘huzur’ değil, ‘HAK EDİLMİŞ YORGUNLUKTUR’.
Psikolojide buna "eustress" denir:
KONTROLLÜ STRES, erkek zihnini sivriltir. Keskinleştirir. Ağırlık kaldırmak, dövüşmek, risk almak…
Acı veren her disiplin, erkekte TESTOSTERON patlaması yaratır. Ve bu hormon, sadece cinsel dürtü ve libidoyu değil, BÜTÜN MOTİVASYON sisteminin tetikleyicisidir.
Harvard Üniversitesi’nin 2015 tarihli araştırmasına göre: Erkekler zorlandıkça, risk aldıkça, çözüm ürettikçe beyindeki DOPAMİN reseptörleri artıyor. Yani erkek sadece SONUÇLA değil, YOLLA ödüllendiriliyor. Bu yüzden erkeklerin “hedef odaklı” yapısı biyolojik.
Tarihte de örneği var; Spartalılar yeni doğan erkek bebekleri 7 yaşında evden alıp, 13 yaşında dövüşçü yapardı. Ağlayan çocuk değil, yumruk atan çocuk saygı görürdü. Çünkü MUTLULUK değil, GÜÇ kutsaldı.
Modern dünyada erkekler “mutluluk için konfor” arıyor. Sonra depresyon, tükenmişlik, amaçsızlık içinde 31 çekiyorlar… Çünkü erkek, savaşmadığında HÜZÜNLENİR.
Mutlu olmak mı istiyorsun?
Terle. Kavga et. Kazan. Yık, kur, yön ver.
Çünkü maskülen enerji, yönsüz bırakıldığında erkeği çürütür. Ama mücadeleyle odaklandığında, onu KRALA ÇEVİRİR.
Yapay Zeka / ... Eğer bir şeytan olsaydın insanların başarılı olmasını nasıl engellerdin..?
"Eğer bir iblis olsaydım, birinin başarılı olmasını engellemek için öncelikle zihnine şüphe tohumları ekerdim. "Ya başarısız olursan?" veya "Yeterince iyi değilsin," gibi düşüncelerle özgüvenlerini zayıflatırdım. Onları sürekli bir şeyleri ertelemeye teşvik eder, "Henüz hazır değilsin, sonra yaparsın," diyerek hareketsiz bırakırdım. Odaklarını dağıtmak için dikkatlerini gereksiz işlere, sosyal medyaya veya başkalarının hayatlarını kıyaslamaya yönlendirirdim.
Aynı zamanda çevrelerini negatif insanlarla doldurarak, onları küçümseyen ve hayallerine inanmayan kişilerle kuşatırdım. Başarısızlık, eleştirilme ve risk alma korkularını büyütür, bu korkularla hedeflerinden uzaklaşmalarını sağlardım. Küçük ve geçici başarılarla sahte bir tatmin yaratır, "Bu kadar yeter," diyerek büyük hayallerinden vazgeçmelerine yol açardım.
Son olarak, zamanlarını çalardım. Onları faydasız tartışmalara, anlamsız
uğraşlara veya saatlerce sosyal
medyada kaybolmaya sürükleyerek gerçek potansiyellerini kullanmalarını engellerdim. Böylece, hedeflerine ulaşmak yerine adım adım kendilerinden ve hayallerinden uzaklaşmış olurlardı."
Erkekler acı çektiklerinde evrimleşirler.
Başarısızlık, kalp kırıklığı, ihanet, reddedilme, mental çöküş, boş bir cüzdan, travmalar, arkasından iş çevrilme, aldatılma.
Hayatta zor bir evre tüm zihniyetleri kökten değiştirir.
BALIK 2025’TE GERÇEK POTANSİYELİNİ KEŞFEDİYOR
-Duygularını gücüne dönüştürüyor.
-Kalbini koruyarak seviyor.
-Kendi iç sesine güveniyor.
-Hayallerini gerçeklerle dengeliyor.
-Geçmişi bırakıp geleceğe odaklanıyor.
-Kendini tamamen olduğu gibi kabul ediyor.
-Sağlıksız bağlardan özgürleşiyor.
-İlham veren bir enerji yayıyor.
-Ruhsal derinliğini kucaklıyor.
-Kendi iyiliğini önceliklendiriyor.
Gamsızlık kural 1: Kimseye başarı borcun yok. Kimseye evlilik borcun yok. Kimsenin hayallerini gerçekleştirme borcun yok. Kimseye göre şekil alma borcun yok. Sadece yaşa. Sadece yaşama borcun var: kendine göre, kendin istediğin gibi, dilediğince.
DEHB'li bireylerin iş yaşamındaki davranışlarını ve eğilimlerini inceleyen araştırmalar bu kişilerde girişimcilikle ilişkili bazı özellikler olduğunu ifade eder. Bunlar risk alma, yaratıcılık, hızlı karar vermedir. Bu özelliklerin serbest çalışmaya daha uygun olduğu düşünülür.
Bugünün Gündemi / 26 Ekim 2024
KOÇ: Güven sorunu
BOĞA: Buluşmalar
İKİZLER: Enerjik uyanış
YENGEÇ: Hayal kırıklığı
ASLAN: Detaylarda boğulmak
BAŞAK: Koşuşturma
TERAZİ: Yanlış tercih
AKREP: Love gündemi
YAY: Yoğun özlem
OĞLAK: Eğlenmek
KOVA: Yeni biri ile tanışma
BALIK: Motivasyon
Pazarcık merkezli ilk depreme evimde yakalandım. Elbistan’da 3 bina yıkılmıştı ve tüm ekiplerimizle binaların başında çalışmalara başlamıştık.
İkinci depreme ise kurtarma faaliyetlerinin koordinasyonu için gittiğim kaymakamlık binamızda yakalandım. 2000 enkazın olduğu şehrimizde adeta kıyameti prova etmiştik.
Depremin olduğu gün akşama doğru enkazlardan birinin başında, kurtarma çalışmaları esnasında 7-8 yaşlarında bir çocuk gözüme çarptı. Üstü başı toz içinde ama son derece sakin, etrafındaki koşuşturmaları seyrediyordu. Senenin en soğuk günlerinden biri olmasına rağmen üstündekiler de çok kalın değildi. Yanına gittim, ailesi kayıpmış.
Hemen o an yanımda olan arkadaşlarımdan birine emanet edip, ailesini bulmasına yardımcı olmasını istedim. O kadar sakin, o kadar uyumlu, o kadar işleri zorlaştırmayan bir hali vardı ki, çok dokundu o tavrı.
Ailesini kaybetmiş ama panik yapıp ortalığı birbirine katmıyordu.
Yaşadığımız trajedinin şehirdeki çocukların hepsinin büyüdüğünü görmüştüm onun tavırlarında. O hengamede adını sormak aklıma gelmedi ama çok şükür ailesine teslim edilmiş çocuğumuz.
Bunun gibi şahit olduğumuz veya olmadığımız bir çok hikaye var Elbistan’da. İşte bu duygularla bir anda dökülüverdi kelimeler kendiliğinden.
Daha sonra bir vesileyle Elbistanlı Rap sanatçısı Velet’e bahsettim bu şiirden. Çok ilgilendi. Yaşananları unutturmamak adına bu şiiri bestelemek istedi, memnuniyetle kabul ettim.
Bugün de klibini yayınladı.
Daha önce de söylemiştim; çok değişik duygular içindeyim gerçekten.
Acılar, destanlar, sevinçler, üzüntüler…
Hepsi ancak sanatsal bir içeriğe dönüştükçe unutulmaz oluyorlar.
Acılarımız elbette ki unutulacak gibi değil.
Kaybettiğimiz canlarımızın bu şiir ve beste vesilesiyle ruhlarımızda ve hafızalarımızda nasıl bir yere sahip olduğunu gösteriyor olmanın karmaşık duygularını yaşıyorum.
İsmet Özel’in dediği gibi “Neyi bastırdıysan göğsüne, göğsünü soludukça büyüyen odur.”
Biz de kayıplarımızı bastırdık göğsümüze. Onları soluyor, ancak onların hatıralarıyla nefes alıyoruz.
Bu sürecin bir parçası olmama vesile olan Velet’e de özellikle teşekkür etmem istiyorum.
Böyle duyarlı sanatçılarımız olduğu için çok şanslıyız…
Son olarak, bu depremi ve yaşadığımız acıları yıllar geçse de unutmayacağız. Bir daha böyle acılar yaşamamak için yapılması gereken ne varsa acilen yapacağız. Böylece kaybettiğimiz canlarımızın ruhları da müsterih olacaktır.
Bugün,#6ŞubatDepreminin yıl dönümü, kayıplarımızın acısı ilk günkü kadar taze ve dayanılmaz. 1 yıl geçti üzerinden ne verilen sözler tutuldu ne yaralar sarıldı…
Depremde hayatını yitiren vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. #6ŞubatDepremi
Depremde kaybettiğimiz canların saygıyla anılmasından, hatıralarının yad edilmesinden, sessizlik içinde ruhlarına fatihalar okunmasından, dualar edilmesinden rahatsız olan mı var? Bu dakikalar hürmet dakikalarıdır. Bunun aksine davranış hem yaşayanları hem aramızdan ayrılanların ruhunu incitir. Yeri gelir protesto anlayışla karşılanır. Ama bu hürmet dakikaları onun vakti değil.