Saltanatlar saraylar çöker,bu kan susar,bu zulüm biter.Leylaklar da güler menekşeler de açılır üstümüzde,bu günlerden geriye bir yarına gidenler kalır bir de yarın için dövüşenler
Bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek
Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek
Adnan YÜCEL
#İyiakşamlar💞
Gençliğimde bir kıza arkadaşlık teklif etmiştim..
"Sen hanım evladısın, süt çocuğusun, ben maço erkeklerden hoşlanıyorum"
demişti...
Yıllar sonra eşinden şiddet gördüğü için boşandığını duydum..
"Oh olsun" diyemedim...
Bu hayatta hepimiz yanlış kararlar aldık.
#Hatayadair
@felyesufff Günü kurtarmak için verilecek olan zam umrumda bile olmaz. memur emeklisi olarak söz verilen artışlarımız üç yıldan beri neden verilmedi diye de sorgularım.Evet vatanım için, Devletim için her fedakarlığı yaparım ama Bizi düşünmeyen siyasetçiler için parmağımı oynatmam
Sokağa çıkıp şöyle bir parkları, meydanları dolaşın, göreceğiniz manzara neredeyse hiç değişmez. Emeklilerin çok büyük bir kısmı parklardaki banklarda, ağaç gölgelerinde kümelenmiş, memleket meselelerini tartışıyor.
Yaklaştığınızda duyacağınız şey hep aynıdır.
Bitmek bilmeyen geçim sıkıntısı, hayat pahalılığı, adaletsizlik ve derin bir hoşnutsuzluk. Her şeyden dert yanıyorlar, sistemin çarkları arasında nasıl ezildiklerini anlatıyorlar, ama bu serzeniş sadece "Dert yanmakla" sınırlı kalıyor.
Ortada trajikomik bir tezat var. Birileri meydanlarda, mecliste ya da sokakta onlar için, onların insanca yaşama hakkı için mücadele ederken, hakkı savunulan kitlenin kendisi parkta muhabbetin belini kırmakla meşgul. Hak arama eylemini, kendi adına başkalarının yürütmesi gereken bir "Hizmet" gibi izliyorlar.
Bu kitledeki asıl büyük problem ise muhalefete ve sisteme bakışlarındaki samimiyet testinde ortaya çıkıyor. Bugün kendileri için sesini yükselten, haklarını savunan CHP’yi veya Özgür Özel gibi siyasi figürleri dinlerken baş sallayan bu zihniyet, yarın bir gün seçimden hemen önce iktidardan gelecek göstermelik bir "Müjde" veya iyi bir zam oranıyla tamamen saf değiştirebilecek bir yapıya sahip.
Yılların birikmiş öfkesi ve çekilen onca sefalet, cebe konacak tek seferlik bir seçim rüşvetiyle anında unutulabiliyor. O an, kendileri için aylarca mücadele eden muhalefet bir anda yine "Tu kaka" ilan ediliyor, eski ezberlere geri dönülüyor ve statüko alkışlanıyor.
Günümüz ilişkilerinin özeti tam olarak bu duvarda yazıyor. Her şeyi o kadar büyütüyor, o kadar karmaşık hale getiriyoruz ki, en basit niyetler bile birer hayal kırıklığına dönüşüyor.
İki insanın karşılıklı oturup samimiyetle içini dökmesi artık lüks tüketim sınıfına girdi herhalde.
Sanki bir krallık bahşet dedik, sanki ömrünü bana ada dedik...
Neyse, konumuzun zaten çayla alakası yok.
#İakşamlar 🥰
#İzmir 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
#Aliağa 💞
@1959mrt Ağzına sağlık. İşte o kadar! Siyasetçilerin anlamadığı, parayla pullarla, geçici zamlarla satın alınamayacak değerlerin olduğudur. Oyunu şerefi ve haysiyeti görenlerin duruşu, tüm hesapları altüst etmeye yeter. 👏🇹🇷
@anadoluyumben Ağzına sağlık Mehmet Bey. Maddi vaatlerle, parayla pullarla satın alınamayacak değerlerin olduğunu; bu ülkenin asıl ihtiyacının adalet, hukuk ve laik cumhuriyet olduğunu o kadar güzel özetlemişsiniz ki... Çizginiz ve duruşunuz takdire şayan. 👏🇹🇷
@felyesufff Emekli maaşımı milletvekili emekli maaşına eşitlese bile istemem, önceliğim Türkiye CUMHURİYETİNİN laik ve demokrasi ile yönetilen bir hukuk devleti olmasıdır.
Mısra Mısra Yürüyen Zaman
Bugün, gürültülü bir pazarın ortasında, tozlu asfaltın ve metal yığınlarının arasında, unutulmuş bir kitaptan fırlamış, mısra mısra yürüyen bir şiire rastladım.
İki eski dizeydiler; biri ak tülbentli bir anneanne, diğeri yorgun bedenini bir bastona emanet etmiş bir dede.
Yüzleri kimbilir kaç mevsimin yükünü taşıyordu ama elleri... elleri birbirine kenetlenmiş, sanki zamanın o acımasız akışına karşı direnen son sığınaktı.
Onları izlerken, aşkın sadece o ilk heyecanın değil, aynı zamanda son nefese kadar süren bir sükunetin, bir yoldaşlığın adı olduğunu anladım.
O pazar yerindeki hengâme, satıcıların bağırışları, korna sesleri bir anda sustu.
Sadece onların yavaş, her biri bir hayat dizesi olan adımlarının ritmi kaldı geriye.
Birbirlerini tutan o ellerde, sadece iki can değil, yaşanmış koca bir asır, birlikte eskitilmiş hayaller, paylaşılan yaslar ve hiç sönmeyen bir umut vardı.
Bir şiir gördüm bugün...
Şairinin çoktan unuttuğu, ama kelimelerinin hala birbirine tutunarak, bu beton ormanında mısra mısra, sevgiyle ve inatla yürümeye devam ettiği, dünyanın en hüzünlü ve en güzel şiiri.
#Hayatadair
@uzeyirard Çok doğru bir soru Üzeyir Bey. Madem ellerinde imkan vardı, millet yıllardır geçim derdiyle boğuşurken niye sustular? Seçim kapıya dayanınca akılları başlarına gelenlere sandıkta güzel bir cevap olacak. 👍