1900 yılında, Sultan 2. Abdülhamit döneminde yaşanan bu olay, dönemin polis kayıtlarına kadar girdi. Sizce gerçekten birileri padişaha büyü yaptırmaya mı çalışıyordu, yoksa bu olay dönemin en büyük söylentilerinden biri miydi?
1738 yılında Osmanlı'nın Kırım sınırındaki Anapa Kalesi'nde görev yapan Mustafa Paşa hakkında garip söylentiler yayılmaya başladı. Söylentilere göre ona büyü yapılmıştı...
Çorum'un Kargı ilçesinde yıllardır anlatılan bir efsaneye göre, genç bir gelin bir akşam eve dönerken ortadan kayboldu. Genç kadının en son görüldüğü yer, bugün Dipsiz Kuyu olarak bilinen bölgeydi...
İfritler, aslında sandığımızdan çok daha yakınımızda olabilir. Onlar sıradan cinler gibi değiller; doğrudan dumansız ateşten yaratılmış, gözleri yanan birer kömür gibi parlayan ve saniyeler içinde istedikleri şekle girebilen varlıklardır.
Orta Çağ Türkiye’si ve Orta Doğu coğrafyası, en az Avrupa kadar karanlık ve ürpertici bir folklor mirasına sahipti. O dönem bu topraklarda yaşayan insanların en çok korktuğu figürlerden biri, doğrudan evlilik trajedileriyle lanetlenmiş kadınların hayaletleri olan "Gelin"di…
Osmanlı tarihinin kitaplarda pek yer almayan, saray duvarlarının arkasında saklanan en trajik gerçeklerinden biri: Hadım Sistemi. Mutlak güç ve harem güvenliği için çocuk yaşta hayatları karartılan bu insanların hikayesi sizce de çok ürkütücü değil mi?Düşüncelerinizi yorumlarda paylaşın! 👇
Orta Çağ Avrupa'sında anlatılan ilginç bir efsaneye göre... Bir Fransız şehrindeki bazı kadınların, kocalarını eve bağlı tutmak için oldukça sıra dışı bir yönteme başvurduğu söylenir. İddiaya göre kadınlar, sabah kahvaltısında kocalarına çok küçük miktarlarda zehir veriyordu.
Birbirinden kilometrelerce uzakta olsalar bile, bir anne ile bebeğinin bağını koparmak mümkün müdür? Çanakkale’nin Yenice ilçesindeki 680 yıllık Issız Cuma Mezarlığı, işte bu sorunun yanıtını arayan tüyler ürpertici bir efsaneye ev sahipliği yapıyor.
Kaz Dağları’nın sisli ve heybetli zirvelerinde, yüzyıllardır nesilden nesile aktarılan, dinleyenlerin içini ürperten gizemli bir sır saklıdır. Yıllar önce bu dağların eteklerinde, altın sarısı saçları, göz kamaştırıcı güzelliği ve tertemiz kalbiyle tanınan genç bir kız yaşardı. Herkes ona Sarıkız derdi...
Gece Rize’nin küçük bir köyünde yalnız yaşayan yaşlı bir adam camdan gelen tıklama sesiyle uyandı. Önce rüzgar sandı. Ama perdeyi araladığında camın önünde duran uzun, simsiyah bir silüet gördü...
Bir trafik kazasında öldüğünüzü düşünüp… kendi bedeninizi yukarıdan izlediğinizi hayal edin. Belki de ölümle yaşam arasında açıklayamadığımız başka bir şey var.
Tarihin en korkunç katili bir insan değil, gözle görülmeyen bir kabustu. Tarihçiler bu dönemi "Kara Ölüm" olarak adlandırıyor. Günümüzde modern tıp ve antibiyotikler sayesinde bu tür bakteriyel salgınlar kontrol altına alınabilse de, bu olay insanlık tarihinin en büyük derslerinden biri olarak hafızalara kazındı.