Ankara'da yaşanan bu hadise Lütfen ebevenylik ehliyete bağlansın dedirten cinsten...
Bu çocuk bu travmayı nasıl atlatacak ? Bir daha insanlara nasıl güvenecek?
İnsanın en büyük hayal kırıklığı;
Karşısındakinin kendi benliğini değil,
kimliğini sevdiğini fark ettiği anda başlar.
Çünkü kimlik alkışlanır.
Benlik ise görülmek ister.
Bazı insanlar hiçbir yük taşımadıkları savaşların en yüksek sesli kahramanı oluyor. Eskiden eğlenceli gelirdi, şimdi sadece yorucu. Sanırım büyümek böyle bir şey.
Annelik narsizmi, çocuğu sevmek değil; çocuğu kendinin bir uzantısı olarak sevmektir.
Çocuk birey değil, aynadır.
Ve aynalar kırıldığında, suç hep çocuğa kalır.
Obsesyonel nevrotik için ‘çekici değilim’ düşüncesi yalnızca narsisistik bir eksiklik değil, aynı zamanda arzudan ve Öteki’nin arzusundan kaçınmayı sağlayan bir savunmadır.
Kişi bundan yakınsa da, kontrolü koruduğu için tuhaf biçimde onu rahatlatır.
“İnsan, bastırdığı bencilliği başkasının sınırında açığa vurur.
Ben ‘hayır’ dediğimde öfkelenmeleri, kaybettikleri kontrol yüzündendir.
Freud’un dediği gibi: Sorun dürtüde değil, onu tanımayı reddetmektedir.”
‘’Casperlar’ silahlı suç örgütü iddianamesinde örgütün, üye olarak ailevi sorunları olan, statü edinmek isteyen 15–25 yaş arasındaki çocuk ve gençleri hedef aldığına dikkat çekildi. Etkin pişmanlıktan yararlanan örgüt üyesinin “Dayı lakaplı kişi ‘Bana yolunu kaybetmiş gençler bul' dedi” ifadesi yer aldı.’’
Bana yolunu kaybetmiş gençler bul!
Keşke.Sevi yatırımı narsistik kırılmaların şekillendirdiği idealizasyon süreçleriyle oluşur. En koşulsuz sevgi beklentisi olan ebeveynlikte bile kişi ötekinden etkilenip kendi ebeveyn formunu oluşturur.Ebeveynliğe hazırlıksız yakalanan birey çocuğun hayatını zindana çevirebilir.
Yazma diyince yazmayan insanlara neden bu kadar sataşıldığını anlayamıyorum.Normali bu degil mi, zaten?Sınır çizersiniz ve karşı tarafın buna uymasını beklersiniz.Aksi saplantılı davranış olmaz mı?
Yazmasını beklediğiniz "yazma" talebi aslında seni bensiz bırakırım tehdidir.
“Beni sadece bir kişi sevecek olsa çocuğum sevsin” diyenlere yeni sorular:
Bu misyon çocuğuna nasıl hissettirirdi?
Çocuğunun seni mi yoksa kendi yol arkadaşını, kendi çocuklarını mı sevmeye ihtiyacı olacak?
Senin yaşamına eşlik edebilecek biri tarafından sevilme ihtiyacın ne olacak?
Herkesin hayrına olan; çocuğumuza olan sevgimizin er geç, az çok ve doğayla uyumlu bir şekilde karşılıksız kalması gerektiğini kabullenmek…
Dilimizin küçük görünen ‘de/da’ eki, aslında büyük bir psikolojik yük taşır. Kendi isteğini dile getirirken karşındakini de içine katmak, bireyleşmeyi gölgeleyebilir. Gerçek saygı, ötekinin farklı arzusuna alan açabilmektir.