Sinan Akçıl kırılgan kolektif narsisizmin şarkısını yapmış.
Ne kadar kötü sözler bunlar. Çok basit söylem analizi:
“Türkler geliyor… İyi bilirsiniz kimin torunuyuz…. Fetihtir adımız… Düşünün şimdi siz…. Olucaz derdiniz… Türkler kim görecekler… Ver mehteri?!
Diyebilse küfrederek devam edecek gibi sözler.
Muhatap: Karşı takımlar ve taraftarları. Savaşları, siyasi husumetleri hatırlatıp, ata, mehter, torun, fetih gibi kelime seçimleri ile tarihi referanslar, barbar akınlarını hatırlatan Türkler geliyor sözünü kullanarak gövde gösterisi ve tehdit var.
Tarkan’ın yıllardır eskimeyen şarkısının sözleri nasıl?
Ne olur bu kalpleri yabana atma… Peşinden çölleri, denizleri geçeriz… Bilirsin zırdeliyiz biz… Sahaları dar ederiz…. Türkiyem ilerle, ay yıldızım at golünü coştur yine…. Nerde olsan seninleyiz…. Bir oluruz yolunda…. O kupalar sana helal, al gel de buralar bayram olsun
Muhatap: Kendi takımımız, biz. Bizim birliğimiz, coşkumuz, bizim adanmışlığımız, yılmazlığımız, desteğimiz, inancımız, bizim sahadaki mücadelemiz… Kalp, gönül, bayram, düş, yemin, feda, birlik gibi kelime seçimleri ile konu aidiyet, takım, taraftar, ülke.
Bir de Atatürk görüntüsü ne alaka? Cumhuriyetin kurucu liderini alıp, bağlamdan kopuk şekilde 500 sene evvelki militarist bir “fetih estetiği” içine monte etmek özellikle mi ısmarlanmış? Zaten dünya kupasında bizim bir gücümüz yok mu 500 sene önceki şeylerden güç devşirmeye çalışıyoruz? Dekolonizasyon övüp durmuyor mu bu iktidar 😄 Ay neyse, takımımıza başarılar 🇹🇷 Tarkan söylenir yine.
Senin şu fotoğrafın hiç aldatılmış hissettirmedi biliyor musun?
Altı okun üçünü bile algılayacak donanımı olmayan sana pek yakıştı o ampül.
En acısı da (dahi anlamındaki de ayrı yazılır) yıllarca yol yürüdüğün insanlar 12 metrekarelik hücrelerde senin de yıllarca mücadele eder gibi yaptığın bir parti tarafından esir tutulurken kalkıp gitmen bile değil.
En acısı senin gibi birinin milletvekili, belediye başkanı ve dahi grup başkan vekili olabilmesi. İşte en acısı ülkeyi esir alan bu ideolojisiz siyaset.
Ben “partimizden” gittiğimin ertesi günü sokakta eylemdeydim, AKP’nin zulmettiği insanların yanında, CHP’li dostlarımla da yan yanaydım.
Gittim diye kırılan, gönül koyan arkadaşlarım oldu ama utanıp da yüzüne bakamayacağım kimse olmadı, ��ok şükür!
Kavgayı satmadığımı, korkup da topuklamadığımı biliyorlardı çünkü.
Herkes sen değil, o partide de bu ülkede de onuruyla mücadele eden milyonlarca insan var ve emin ol, değil ben gibi göğsünü gere gere aralarında gezmek, faşizme karşı omuz omuza mücadele etmek, sen onların gözlerine bakmaktan bile korkacaksın bundan sonra.
Şimdi söyle bakalım,
gerçekten sadece hapse girmemek için mi yaşattığın şu haysiyetsizliği kendine?
Yoksa başından beri mi sarayın ajanıydın?
"Delikanlım!
İyi bak yıldızlara, onları belki bir daha göremezsin…
Belki bir daha yıldızların ışığında kollarını ufuklar gibi açıp geremezsin…
Delikanlım!
Senin kafanın içi yıldızlı karanlıklar kadar güzel, korkunç, kudretli ve iyidir.
Yıldızlar ve senin kafan kâinatın en mükemmel şeyidir."
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ı anıyorum; sevgiyle, saygıyla, hayranlıkla... 6 Mayıs 1972
Yazılı olmayan kuraldır, biri size "bu mesele siyaset üstü" diyorsa o mesele siyasetin ta kendisidir. Biri size "sağcı da solcu da değilim" diyorsa sağcıdır. Biri bir cümleye "AKP'li değilim ama..." diye başlıyorsa net AKP'lidir.
Timur Soykan: İstifa etmeyecek arkadaşlar. Bakın görüyorsunuz değil mi? Yine istifa olmayacak. Çünkü çok değersiziz. Çocuklarımız da çok değersiz. Onların koltuğu kadar değeri yok çocuklarımızın...
iki çocuk dışarı çıkıp birer simit yiyip birer meşrubat içse 500 lira. iki ergen bi sinemaya gidip birer kahve içse 1.000 lira. çocukları sanal dünyaya hapseden sizsiniz
Yalnız Bırakılan Değerler!!! @yilmazburak17
Burak Yılmaz’ın sitemini de, haykırışını da anlayabiliyorum. Bazen insanın en çok zorlandığı yer, sadece mücadele etmek değil; mücadele ederken kendini yalnız hissetmesi ve yanında güçlü bir destek görememesidir. Burada sadece isimleri konuşmak yetmez. Asıl konuşulması gereken, böyle değerli isimlerin yalnız bırakılmaması, doğru ekiple desteklenmesi ve daha sağlıklı bir zeminde güçlendirilmesidir. Türkiye’de doğmuş, büyümüş, bu ülkenin içinden çıkmış; formasını taşımış, bizi hem ülkemizde hem yurtdışında en iyi şekilde temsil etmiş bir kardeşimizin bugün geldiği noktaya üzülmemek elde değil. Burak Yılmaz gibi isimler sadece futbol oynamış insanlar değildir; onlar aynı zamanda bu ülkenin yetiştirdiği değerlerdir, birikimidir, karşılığı olan markalarıdır. Böyle kardeşlerimizi kaybetmek, yıpratmak ya da yalnız bırakmak yerine; anlamamız, desteklememiz ve daha sağlıklı bir zeminde güçlendirmemiz gerekir. Çünkü değer üretmek zordur, kaybetmek ise çok kolay. Eleştiri elbette olur ama kendi içimizden çıkmış, bu ülkeye hizmet etmiş, ay-yıldızlı formayı taşımış insanlara biraz daha sahip çıkmayı da öğrenmeliyiz. Asıl soru da şu: Bir kulüpte başkan, yönetici, sportif direktör ve futbol aklı görevini doğru yapsa, bir teknik direktörün bu kadar şeyi tek başına söylemek ve taşımak zorunda kalması gerekir miydi?
Burak kardeşime gönülden selam olsun.
Burak Yılmaz'ın bahsettiği TFF Başkan Vekili Fuat Göktaş, İbrahim Hacıosmanoğlu'nun şahsi avukatı.
Aynı Göktaş, 6 Şubat depreminde 72 kişinin öldüğü İsias Oteli'nin sahiplerinin avukatıydı!
İbrahim Hacıosmanoğlu'nun TFF'yi nasıl akraba şirketine çevirdiğine bir bakın!
1) Federasyon Başkanı Hacıosmanoğlu'nun şahsi avukatı Fuat Göktaş yönetim kurulunda ve başkan vekili. (Burak Yılmaz olayının baş aktörü)
2) Eşinin doktoru jinekolog Zehra Neşe Kavak yönetim kurulunda ve başkan vekili.
3) Ablasının oğlu yeğeni Abdullah Ayaz Federasyon'da genel sekreter oldu.
Federasyon Genel Sekreteri yaptığı Abdullah Ayaz daha önce Üsküdar Belediye Başkan Yardımcılığı yapmış asıl filmde burda başlıyor..
Eski Üsküdar Belediye Başkan yardımcısı Abdurrahman Alp Beyaz, şimdi TFF Tahkim Kurulu üyesi olmuş.
Eski Üsküdar Belediye Başkan yardımcısı Vefa Yunus Taylan şimdi TFF Denetleme Kurulu üyesi olmuş.
Eski Üsküdar Belediye Başkan yardımcısı Cihan Eroğlu TFF İnsan Kaynakları ve İdari İşler Direktörü ve Denetleme Kurulu üyesi olmuş.
Eski Üsküdar Belediyesi İşletme Müdürlüğü çalışanı Hakkı Yıldırım TFF Satın Alma Direktörü olmuş.
Türk futbolu bu şekilde yönetiliyor işte!
Buna kendi çıkarları için göz yuman ve asla sesi çıkmayan tek bir camia var hepimizin bildiği. Malûm camia MHK eli ile şampiyonluk yarışında tutuluyor sonuçta yoksa puan farkı en az on olurdu.