Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın haksız hukuksuz bir soruşturmayla tutuklanmasının ardından yapılan meclis oylamasında başkan vekilliğine Sibel Tan Çetinkaya seçilmişti.
5 Ağustos'ta yapılan oylamada oy pusulaları teker teker gösterilerek sayılmıştı. Tüm baskı ve tehditlere rağmen AKP’nin adayı seçimi alamamıştı.
Bu seçim hukuksuzca iptal edildi.
➡️Seçimden sonra iki meclis üyesi istifa ettirildi. Ardından 4 Belediye meclis üyemiz ifadeye çağrıldı. 2 meclis üyemiz gözaltına alındı ve 4 gün boyunca gözaltında kalacaklar.
➡️Gözaltı kararından bir süre sonra ise İstanbul Valiliği tarafından Belediye Başkan Vekilliği için yeni seçim tarihi belirlendi.
➡️Üsküdar Belediye Başkan Vekili seçimi 5 Eylül Cumartesi günü yapılacak. Yani gözaltı süresi devam ederken.
Bunun tek bir anlamı var: 30 yıl sonra AKP’nin kaybettiği Üsküdar Belediyesi, yargı ve siyaset işbirliğiyle gasp ediliyor. Seçimi AKP’nin alabilmesi için önceden tüm önlemler alınıyor.
Yazıklar olsun!
#ÜsküdarBelediyesi #SinemDedetaş #Seçim
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın haksız hukuksuz bir soruşturmayla tutuklanmasının ardından yapılan meclis oylamasında başkan vekilliğine Sibel Tan Çetinkaya seçilmişti.
5 Ağustos'ta yapılan oylamada oy pusulaları teker teker gösterilerek sayılmıştı. Tüm baskı ve tehditlere rağmen AKP’nin adayı seçimi alamamıştı.
Bu seçim hukuksuzca iptal edildi.
➡️Seçimden sonra iki meclis üyesi istifa ettirildi. Ardından 4 Belediye meclis üyemiz ifadeye çağrıldı. 2 meclis üyemiz gözaltına alındı ve 4 gün boyunca gözaltında kalacaklar.
➡️Gözaltı kararından bir süre sonra ise İstanbul Valiliği tarafından Belediye Başkan Vekilliği için yeni seçim tarihi belirlendi.
➡️Üsküdar Belediye Başkan Vekili seçimi 5 Eylül Cumartesi günü yapılacak. Yani gözaltı süresi devam ederken.
Bunun tek bir anlamı var: 30 yıl sonra AKP’nin kaybettiği Üsküdar Belediyesi, yargı ve siyaset işbirliğiyle gasp ediliyor. Seçimi AKP’nin alabilmesi için önceden tüm önlemler alınıyor.
Yazıklar olsun!
#ÜsküdarBelediyesi #SinemDedetaş #Seçim
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın haksız hukuksuz bir soruşturmayla tutuklanmasının ardından yapılan meclis oylamasında başkan vekilliğine Sibel Tan Çetinkaya seçilmişti.
5 Ağustos'ta yapılan oylamada oy pusulaları teker teker gösterilerek sayılmıştı. Tüm baskı ve tehditlere rağmen AKP’nin adayı seçimi alamamıştı.
Bu seçim hukuksuzca iptal edildi.
➡️Seçimden sonra iki meclis üyesi istifa ettirildi. Ardından 4 Belediye meclis üyemiz ifadeye çağrıldı. 2 meclis üyemiz gözaltına alındı ve 4 gün boyunca gözaltında kalacaklar.
➡️Gözaltı kararından bir süre sonra ise İstanbul Valiliği tarafından Belediye Başkan Vekilliği için yeni seçim tarihi belirlendi.
➡️Üsküdar Belediye Başkan Vekili seçimi 5 Eylül Cumartesi günü yapılacak. Yani gözaltı süresi devam ederken.
Bunun tek bir anlamı var: 30 yıl sonra AKP’nin kaybettiği Üsküdar Belediyesi, yargı ve siyaset işbirliğiyle gasp ediliyor. Seçimi AKP’nin alabilmesi için önceden tüm önlemler alınıyor.
Yazıklar olsun!
#ÜsküdarBelediyesi #SinemDedetaş #Seçim
Çeşme Belediye Başkanının basın danışmanı Seher Deniz isimli şahsın Çeşme’de sahilleri gasp edenlerin reklamını yaptığını ifşa etmemden sonra beni engelledi.
Burak Sağlık isimli şahıssa sorularım sonrası hesaplarını gizliye almış.
Çevre Bakanlığı ise hala cevap vermedi. Adım atana kadar bunların hepsini tek tek paylaşacağım. Hiçbiriniz milletten büyük değilsiniz.
@laldenizlicesme@murat_kurum
Türkiye'de vatandaşın SAHİL HAKKI GASP EDİLİYOR. Ve bu gasp gizlice yapılmıyor, herkesin gözü önünde gerçekleşiyor.
İlgili bakanlıklar, belediyeler bu gaspı izliyorlar.
4 tarafı denizlerle çevrili Türkiye'nin sahil bölgelerine kim olduğu belirsiz insanlar çöküyor.
Bu haber için İzmir'deki beach club dedikleri yerlere bizzat girdim ve sahile girmek için bu şahıslara 8 bin TL ödemek zorunda kaldım. Bunu vermezseniz içeriye alınmıyorsunuz.
SAHİLLER VATANDAŞIN ANAYASAL HAKKIDIR.
Vatandaşın bu hakkını gasp edenler memlekette sahil alanı bırakmamışlar. Antalya, İzmir, Muğla...
Her şehrin en güzel sahillerine KM'lerce çökülmüş.
İspanya ise sahillerinin her noktasını 20 yıl boyunca korumuş ve İspanya'da da 'SAHİLLER HALKINDIR' kanunu var.
Aynı yasalar Türkiye'de de olsa, herkesin gözü önünde milletin hakkı GASP EDİLİYOR. Tüm bu sahil noktalarını tek tek inceledim.
Bu çalışmamın daha fazla insana ulaşması için beğenip paylaşabilirsiniz. Bu gaspların tüm belgelerini paylaşmaya devam edeceğim.
Yaptığım belgeselin 20 dakikalık halini Youtube'da paylaştım: https://t.co/yurMUQTbHB
Melih Gökçek’in oğlu Ahmet Gökçek ve eşi Hülya Gökçek’in Almanya’daki şirketini ve mal varlıklarını merak edenler için kamuya açık bilgi alma adreslerini ekliyorum.
İsteyen herkes bakabilir, sorgulayabilir:
1- https://t.co/d9HKS7dLAC
2- https://t.co/VL5UDmezt0
Ben gittim, gördüm, yerinde çektim.
Satın aldıkları ve yurt yaptıkları yeri, sözleşme yaptıkları alışveriş merkezini de ekliyorum.
Dünkü yayının linkini de ekliyorum.Ayrıntılı şekilde izleyip öğrenebilirsiniz.
https://t.co/xfpS3bso1G
Yarın bir gün şehirlerimizde tekrar hendekler kazıldığında yine 180 derece dönüp kendinizi savunacaksınız ne de olsa bu hataların bedelini bu ülkenin vatandaşları ödüyor. Çıkarlarınız için, siyasi hesaplarınız için atılan adımların nelere sebep olabileceğini gayet iyi biliyorsunuz. Bu kadar yanlışı savunup her defasında tokat yiyen sonrasında tam tersi bir politikayı savunan,karşısındakini de aynı şekilde eleştiren bu derece arsız ve yüzsüz başka bir güruh görmedim.
Ekrandaki TRT Haber logosunu kaldırıp yerine AK Parti logosu koysanız, sunucunun okuduğu o metinde tek bir virgülü bile değiştirmeye gerek kalmaz.
25 yılın sonunda kurumların getirildiği nokta tam olarak budur. Karşımızda siyasetin bürokrasiyi ele geçirdiği bir parti devleti garabeti dahi yok; doğrudan doğruya devleti kendi şahsi mülkü, TRT'yi de kendi kurumsal iletişim ofisi zanneden pervasız bir partinin devleti var.
85 milyonun vergisiyle fonlanan sözde kamu yayıncısının "cansiperane mücadele" gibi ucuz PR ifadeleriyle iktidar bültenine dönüşmesi, sadece haberciliğin değil, devlet ciddiyetinin de tasfiyesidir. Milletin cebinden, millete parti propagandası dayatmanın hukuki ve siyasi hesabını elbet vereceksiniz.
Toplumsal karşılığının oluşmasının en büyük sebeplerinden biri, örgütün siyasi olarak muhatap alınmasıdır. Özellikle ilk çözüm süreci bunun en açık örneklerinden biridir. Devletin attığı her siyasi taviz, örgütün daha fazla alan kazanmasına ve güçlenmesine zemin hazırlamıştır.
Özellikle şehir yapılanmasının bu denli güçlenmesine imkan sağlandığında, örgütün bölge halkı üzerindeki etkisi de doğal olarak artar. Bir bölgede halk, devletin otoritesinden ziyade örgütün gücünü hisseder ve onun daha belirleyici olduğunu düşünürse, zamanla güçlü gördüğü tarafa yönelmeye başlar.
Dolayısıyla bugün ortaya çıkan toplumsal karşılığı yalnızca örgütün kendi çabalarıyla açıklamak doğru değildir. Siyasi olarak muhatap alınması ve belirli dönemlerde alan kazanmasına izin verilmesi, bu toplumsal tabanın oluşmasında önemli bir rol oynamıştır.
Mustafa Kemal hiçbir zaman 8. Ordu Komutanı olmadı? Yedinci Ordu Komutanı olarak Suriye Filistin cephesinde yaptığı askeri manevraları gidin askeri tarihçilere sorun. Neden yedinci Ordu Komutanlığı’ndan ayrıldı ve sonrasında neden tekrar göreve getirildi bunları iyice araştırın. Kadir püsküllüoğlu gibi delillerin, tarih hakkında atıp tutanların arkasından kulaktan duyma şeylerle buralara saçma sapan şeyler yazmayın. Zira şu an olduğu gibi rezil olursunuz.
Dün Sinem Dedetaş'tan sonra bugün Erdal Beşikçioğlu'nun da gözaltına alınması şunu bir kez daha gösteriyor: Bu iktidar artık halkın çoğunluğunun ne düşündüğünü pek umursamıyor. "Yeni bir rejim kuruluyor ve bunu öyle veya böyle herkes kabullenecek" mentalitesiyle hareket ediyor.
Üsküdar’ın önceki belediye başkanları AKP’li Mustafa Kara ile Hilmi Türkmen dönemlerine dair onlarca usulsüzlük, yolsuzluk haberler yaptık.
Kamu kaynaklarının bir avuç dernek-vakıf içim kullandırıldığını anlattık ama bırakın operasyonu haklarında soruşturma bile açılmadı