🔵 Cumhurbaşkanı Erdoğan ile kaptan Eda Erdem arasında geçen diyalog:
➕️"Sayın Cumhurbaşkanım..."
➖️"Sakatlık falan kalmadı değil mi?"
➕️"Çok şükür iyiyim. Hele madalya ve kupadan sonra çok çok daha iyiyim."
İnsanlar binlerce, onbinlerce yıldır dünyaya getirdiği çocuklara bakıyor, seviyor, eğitiyorlar; sevgi, sorumluluk ve disiplin dengesini kurmanın onları hayata hazırlamanın ön koşulu olduğunun kadim bilgisine dayanarak…
İnsanlık tarihinde çocukluğun bu denli bozguna uğradığı, iğfal edildiği bir dönem yok. Sınırsız, koşulsuz bir özgürlük ve bolluk düzeninin onlara iyi geleceği düşünülüyor. Şımarıklık, erken cinsellik/büyümüşlük, kontrolsüzlük, cinsiyetsizlik, çocuk erkillik, işe yaramazlık, tembellik vs. Günümüz çocukluğunun temsili resmine dönüştü. Okullarda verilen öğretim de, ailede verilen eğitim de iyi ve doğru bir insan yetiştirmek için yeterli değil; bu açık.
Kaldı ki, çocuklara ve taleplerine bu denli sınırsız teslimiyetin kaynağı sevgi veya şefkat de değil. Onlardan ve baskılarından kurtulmanın kolay yolu, onlara bir an önce büyütmek gibi görülüyor. Herkes kendi hayatını yaşamak ve çocuklarının sorumluluğunu taşıma yükünden kurtulmak istiyor. Oysa çocuk sahibi olmak büyük ve bitimsiz bir görev.
Gençlere sesleneyim: Çocuk büyütmek yeni bir şey değil. Dünyanın en olağanüstü, en her şeyi hak eden, en her şeyi doğru bilen çocuğu sizinki değil. Milyarlarca insan onbinlerce yıldır doğuyor; büyüyor, çoğalıyor, yaşıyor ve bir gün terk-i diyar ediyor.
Çocuklarınıza çocukluklarını geri verin ve kadim bilgiye güvenin. Disiplin, sorumluluk ve sınırların bilgisini vermek en az sevgi ve şefkat kadar önemlidir.
Fatih Altaylı, İlber Ortaylı’yla ilgili yapılan olumsuz yorumlara tepki gösterdi:
- Sağda solda ölümünden sonra yazılanları okuyorum. Böylesine ahlaksızca iftiralar, yok elitistmiş. Elitist olmak başka bir şey, evet elitistti İlber ama toplumla barışık bir elitistti.
- Kimseyi kınayan, küçük gören, hor gören bir tavrı yoktu. Hor gördüğü tek şey cehaletti, daha doğrusu cehaletin cüretine kızardı. Cahil olduğunun farkında olmayıp ukalalık edenlerleydi onun derdi.
- Bugün bakın arkasından kötü konuşanlar kimler? Her kesimin uçları. Siyasi yelpazenin ya da inanç yelpazesinin uç kesimleri ona sövüp sayıyorlar.
- Dün bir akademisyeni okudum, akademisyen demeye bin şahit ister, varlığı yok herhangi bir eseri yok. İlber'e ağzına geleni yazmış, bu Balkanlar üzerinde bir araştırma grubunda yer almak istemiş, İlber de ona demiş ki 'Balkan dillerinden herhangi birini biliyor musun?', 'bilmiyorum' deyince 'bana vaktimi kaybettirme' demiş.
- Çok haklı, İlber'in görüşü şu, bir araştırma yapacaksan o araştırmanın dilini bileceksin öbür türlü araştırma yapamazsın, çeviri yaparsın. O yüzden de adam kin kusuyor İlber'e neler yazmış, sen kimsin? İlber'e sallayanlara baktığınız zaman herhangi bir eseri yok, iz bırakacak en ufak bir şeyi yok.
- Bunlar kalkıp İlber'e bugün laf ediyor, o kadar ağrıma gidiyor ki. İlber bugün dünyanın saygı duyduğu bir adam. Kraliçe Elizabeth geldiğinde, kraliçeyi Türkiye'de gezdiren İlber'di.
- İlber'e şimdi tarihçi diyorlar. İlber tarihçi falan değil, milyon özelliğinden bir tanesi. İlber bir kültür adamıydı, alim dediklerindendi.
Lise 2'deyken İlber Hoca'nın cep telefonunu internette bulmuş, bir söyleşiye çağırmıştım. Hiçbir detay sormadan kabul etmişti. Heyecandan iki cümleyi bir araya getirmekte zorlanan bir çocuk sesini ciddiye almasına inanamamıştım.
Dört sene sonra üniversitede hocam oldu.
Hiç unutmuyorum, ilk derste "Hz İsa'nın konuştuğu dil neydi?" diye sordu, doğru cevaplamam üzerine beni lisede düzenlediğimiz o söyleşiden hatırladığını söylemişti. İkinci şoku da o zaman yaşamıştım.
Sonra yakından gözlemledikçe, tanıdıkça bu şoku yavaş yavaş atlattım.
İlber Hoca herkesle konuşuyor, herkesin telefonunu açıyor, kimseyi unutmuyor, içinde bulunduğu anı doruğuna kadar yaşıyordu. Birikimi, makamı, şöhreti; onu hayattan koparmamış, aksine çok daha sıkıca tutundurmuştu. Daha önce böyle çok az kişi gördüm.
İlber Hoca'nın kitapları, makaleleri, söyleşileri, tavsiyeleri, dersleri, bildiği dil sayısı, kütüphanesi etkileyiciydi, zihin açıcıydı. Ama farklı görüşten, kimlikten herkesin bir noktada kulak verdiği bir isim olmasının tek sebebi akademik derinliği değildi.
İlber Hoca, bilgiyi insanlara aktarmayı bilen ve seven yaşayan ve hayatın içinde bir entellektüeldi.
Her dönem gençlere seslenmeyi bilen, zamanın ruhunu inanılmaz iyi yakalayan; her ne kadar üstten anlatıyormuş gibi gözükse de aslında göz hizasına geçerek bildiklerini aktaran, popüler kültürü belki küçümse de bilgiyi popülerleştiren biriydi.
Hangi ülkede bir tarih profesörü gençler arasında popüler bir figüre dönüşebilir, sözleri, şakaları sosyal medyada trend olabilirdi ki? Abuk subuk kişilerin gündeme geldiği bir dönemde bunun yaşanması bile acayip ve İlber Hoca'ya özgü bir şeydi bence.
Hoca'nın çalan telefonunu her yerde, her yayında açmasının da sebebi buydu; herkesle konuşan, herkesle angaje olan, herkesi dinleyen ve herkesle paylaşan biriydi. "Ulaşılamayan" "telefonlara çıkmayan" insanların dünyasında, çok rahatlıkla kendisini kapatabileceği "fil dişi kulesine" çıkmayı reddetmişti bence.
Bu yüzden farklı kesimlerle temas kurdu, herkesle konuştu, her yerde konuştu.
Bulunduğu ortamdan, akan hayattan kopuk değildi.
Kitaplarını ortaokulda okumaya başladım, kendisini lisede tanıdım, derslerini üniversitede dinledim. Ama ondan öğrendiğim en büyük şey asla sadece kendisinden ders alma şansına resmen erişmiş küçük bir sınıfın "hocası" olmaması, herkesin hocası olmasıydı.
Büyük ihtimalle bu denli hayatla iç içe, kamusal alanın akışından kopmayan, herkesle diyalog halinde bir aydın, hocayla karşılaşmamız zor olacak.
Çok şey öğrendik, ama benim nezdimde aldığım en büyük ders buydu: Bilginin, makamların ışıltısına kapılıp hayattan azade fildişi kulelerine kapanmamak. Akıştan vazgeçmemek.
Mekanın cennet olsun İlber Hocam.
Allah rahmet eylesin.
Yaşım ilerledikçe mutluluğun sakin sabahlar, temiz bir ortam, erken yatmak, güvenli bir ev ve enerjimi tüketmeyen insanlardan ibaret olduğunu daha çok anlıyorum.
Elon Musk'a istediğin kadar havla diye ayar veren, en başından beri Filistin'deki soykırımda tarihin doğru yerinde duran, sosyal medyadaki kirlilikten çocukların etkilenmemesi için yaş sınırı getiren, dijital platformlardaki nefret diline karşı savaş açan İspanya Başkakanı Sanchez 🖤
"Lüks otel falan dediler ama o paralar bile bize güvenlik satın alamadı. Çünkü sistem bozuk ve bu çok acı bir şey aslında."
Klinik ve örgütsel psikolog Kıvılcım Kıran ile seküler orta sınıfın neden örgütlenmediğini konuştuk. @kivilcimgen
Bölümün tamamı: https://t.co/sGEmNY9cHl
Zeynep Sonmez waves goodbye to the crowd at the Australian Open.
What an incredible week it was for her
Reaching the 3rd round of a Grand Slam for the 2nd time
She won over a lot of fans this week with her tennis, but also her kindness 🥹
🇹🇷 ❤️
Türk'ün şanlı Bayrağını Türklerin en kutsal dağı 7010 metrelik TANRI DAĞI'nın zirvesine, dünyanın en yüksek dağı 8850 metrelik EVEREST DAĞI'nın zirvesine ve dünyadaki 7 Kıtanın en yüksek dağlarının zirvelerine diken ilk Türk olarak Türk Bayrağı'na karşı yapılan saldırıları şiddetle protesto ediyorum.
O anda orada olup da Türk Bayrağı'nı koruma görevini yerine getiremeyen ve bu görüntülerin oluşmasına neden olan sorumluları da hiçbir bahaneyi kabul etmeden ayrıca protesto ediyorum.
Bizler Türk Bayrağı'na saygısızlık yapanların bile bayraklarına saygısızlık yapılmasına izin vermeyen Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk'ten öğrendik, ne olursa olsun hiçbir ülkenin bayrağına dokunulmaması gerektiğini.
Bundan sonra gönderden Türk Bayrağı'nı indirmeye yeltenenlerle muhatap olabilecek herkesin, Kıbrıs'taki Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Hasan Kundakçı Paşa'yı örnek almasını dilerim.