BİLGİLENDİRME
Cumhuriyet Halk Partisi’nde “mutlak butlan” kararıyla göreve döndürülen Parti Meclisi’nin 57 üyesinden 28’i istifa etti. Böylece, Parti Tüzüğünün 24/3 maddesi uyarınca hem Parti Meclisi hem de onun içinden seçilen Merkez Yönetim Kurulu resmen düşmüş oldu. Parti Tüzüğüne göre, Parti Meclisi üye sayısının, üye tam sayısının 3’te 2’sinin (40’ın) altına düşmesi durumunda 45 gün içinde kurultaya gidilmesi zorunludur.
*CHP Tüzüğü - Madde 24/3:*
“Parti Meclisinde boşalan üyelikler, sırasıyla yedek üyelerle doldurulur. Parti Meclisine bütün yedek üyeler çağrıldıktan sonra, üye sayısı, üye tam sayısının üçte ikisinin (2/3) altına düştüğünde Parti Meclisi için seçim yapılmak üzere Genel Başkan kırk beş (45) gün içinde kurultayı toplantıya çağırır.”
🔴SON DAKİKA
Siyonist Terörist Türkiye'de!
Daha önce ifşa ettiğimiz çifte vatandaş Armağan Bayraktaroğlu şuanda Antalya Konyaaltı ilçesinde tatil yapıyor.
İsrail Ordusunda görev yapmış ve hala İsrail Ordusuna bağlı Polis Teşkilatında aktif görev yapan Matan Baron(Armağan Bayraktaroğlu) ifşamız sonrası Türkiye Cumhuriyeti'ne, Cumhurbaşkanına ve vatandaşlara küfür ve hakaretler etmişti.
Şimdi yeniden tatil için Türkiye'ye geldiğini tespit ettiğimiz bu alçak teröristi ihbar ediyoruz! Yetkililere çağrımız bir an önce bu teröristi derdest edin! Filistin Aktivistleri peşinizde! Soykırıma katılıp ülkemizde rahatça gezemeyeceksiniz!
Yaşasın Özgür Filistin Kahrolsun Soykırımcı İsrail! ✊🏻🇵🇸🇹🇷
Sosyal medya platformlarında yer alan paylaşımlarda bir iş insanı tarafından bir açılış programında kadınları ve belirli bir etnik kimliğe mensup vatandaşlarımızı hedef aldığı değerlendirilen ifadeler üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından resen soruşturma başlatılmıştır.
Adaletin terazisi kimsenin servetine, unvanına veya statüsüne göre tartmaz; yargı, daima insan onurunu ve hukuku korur. Kadınların onurunu zedeleyen, haysiyetini inciten ve toplumsal hassasiyetlerimizle bağdaşmayan ifadeler, kim tarafından söylenirse söylensin asla kabul edilemez.
Bu tür sözlerin bir "fıkra" veya mizah adı altında sarf edilmesi, kadınlarımıza ve toplumumuzun belirli bir kesimine yönelik sergilenen bu nezaketsizliği hafifletmez. Toplumumuzun temel direği olan kadınlarımızın onuruna ve vatandaşlarımıza yönelik her türlü ayrımcı yaklaşımın karşısında durmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Breaking: After Dr. Hussam Abu Safiya’s legal team appealed his arbitrary detention, Israeli authorities transferred him on 3 June 2026 from Naqab Prison to solitary confinement in Nafha as a punitive measure. The move comes amid harsh conditions and denial of medical treatment.
İsmail Arı savunmasına başladı:
“Buradan kendimi savunmak için değil, tüm gazetecileri savunmak için buradayım. 75 gündür yatarı olmayan bir suç iddiasıyla cezaevinde tutkuluyum. 75 gündür 58 satırlık bir iddianame ile cezaevindeyim. Gazetecilik faaliyetim engelleniyor. 75 gündür kapasitenin çok üstünde bir koğuştayım, yerde yatıyorum. Anayasada basın hürdür sansüre edilemez denilmesine rağmen anayasa ve hukuk ayaklar altına alınarak tutuklandım.”
Ekrem İmamoğlu: “Saat 07.20’de koğuştan alındım ve 07.30’da cezaevinden çıkarıldım;
• 60 kilometre yol gittikten sonra araç durdu. Kaput açılıp kontrol edildi, daha sonra araç geri dönmeye başladı.
• Aracın arıza yaptığı ve bu nedenle geri dönüldüğü söylendi.
• Ben de ‘Bir dakika, ne yapıyorsunuz? Arıza yaptıysa neden geri dönüyoruz? Arızalı bir araçla geri dönmek nasıl bir çözüm olabilir?’ dedim.
• Aracın gerçekten arızalı olduğuna inanmadığımı söyledim. ‘Bu yapılan yanlışa ne Türk askerini ne de şoförü alet etmeyin’ dedim.
• Bunun ayıp, yazık ve günah olduğunu söyledim. İtiraz ettim, sesimi yükselttim. Daha sonra kapıyı kapattılar ve beni tekrar araca bindirerek cezaevine geri götürdüler.
• Bir başsavcının egosu zedelenecek diye, bir başsavcının adil yargılanmamı engellemeye yönelik tutumu nedeniyle gece yarısı ya da sabah saatlerinde bir talimat verilmiş ve benim duruşma salonuna gelmemem için bir tezgâh kurulmuştur.
• Bu tezgâh işletilmiş ve ben ciddi anlamda psikolojik işkenceye maruz bırakılmış durumdayım.
• Bu ilk değildir, son da olmayacaktır. Bugün yaşanan tarihi bir zulümdür, işkencedir. Bu işkenceye sebep olanlar hakkında işlem yapılmasını mahkemenizden talep ediyorum.
• Canlı canlı işkenceye tabi tutuluyorum. Ayrıca bana yalan söylendi. Araç arızası denilerek bu ülkenin askeri ve komutanları bir başsavcının talimatına alet edildi.
Ferdi Zeyrek’in kızı Nehir Zeyrek:
“Babam yaşam mücadelesi verirken atılan manşetleri, çizilen karikatürleri ve yapılan paylaşımları unutmadım.
O gün hastane koridorlarında bir mucize bekleyen bir aile ve yüzbinler vardı. Biz nefesimizi tutmuş bir haber beklerken, bazıları acımızla alay etmeyi tercih etti.
Bugün ise o günlerde bu vicdansızlığa ortak olan insanların, "evimiz" dediğimiz baba ocağında bulunmalarını görmek bizi çok üzdü.
Ablam olarak gördüğüm Gülşah Durbay'a yapılanları da, babama yapılanları da, yas tutan insanlara reva görülenleri de unutmadım.
Bazıları zaman geçince her şeyin unutulacağını sanıyor ama yanılıyorlar.
Gün gelir, devran döner. Herkes söylediği sözün, attığı manşetin ve yaptığı tercihin karşısında durmak zorunda kalır.
Ve bilinmesini isterim ki; ne babama yapılan saygısızlığı, ne Gülşah ablama yaşatılanları, ne de acımız üzerinden kurulan vicdansızlığı unutacağız.”
🔴 Ferdi Zeyrek'in kızı Nehir Zeyrek'ten ‘çikolata görüntülerine’ sert tepki
"Gün gelir, devran döner. Herkes söylediği sözün, attığı manşetin ve yaptığı tercihin karşısında durmak zorunda kalır.
Ve bilinmesini isterim ki; ne babama yapılan saygısızlığı, ne Gülşah ablama yaşatılanları, ne de acımız üzerinden kurulan vicdansızlığı unutacağız"