"SÖZDE MEMUR VE EMEKLİYİ TEMSİL EDEN MEMUR-SEN NEREDE?"
Yazıklar olsun. Sayın memur beyler hala bu sendikaya üye olmaya devam edecekmisiniz?
SEYYANEN ZAM DAVASININ DURUŞMASI ANKARA 9. İDARE MAHKEMESİ’NDE YAPILDI.
- Duruşma gayet güzel geçti. Memur ve emekli arasında ayrım yapılmasının anayasaya aykırı olduğuna dair somut delillerimizi ve hukuki savunmamızı avukat olarak ben yaptım.
Üstat Seyfettin ÇİLESİZ ise emeklinin açlık sınırında olduğunu, emekliye seyyanen zam verilmemesi sebebiyle emeklinin geçinemediğini, bu davanın emekli için bir umut olduğunu, bu davanın kazanılması halinde emeklilerin insan onuruna yakışır bir hayat sürebilecek kadar emekli maaşı alabilecek duruma geleceklerini, emekliye yapılan bu büyük haksızlığı mahkemece giderilmesi gerektiğini emeklinin sosyal atık olarak gören anlayışı kabul etmediklerini ayrıntılı bir şekilde anlatmıştır.
-Bizi yalnız bırakmayan gerek aşağıda yazılı olan emekli dernekleri, emekli sendikaları ve bireysel olarak gelen emekliler ile duruşmaya katılan milletvekillerimize ayrı ayrı teşekkürlerimizi sunarız.
Duruşmaya katılan ve duruşmayı takip eden;
A. SİYASİ PARTİLER
1.CHP Ankara İl Örgütü ile CHP İzmir Milletvekili Salih Uzun.
2. Saadet Partisi Samsun Vekili Mehmet Karaman.
3. Zafer Partisi Ankara İl Örgütü
B. EMEKLİ DERNEK VE SENDİKALARI.
1.Tüm Emekliler Derneği,
2. 2021 Tüm Emekli Sen,
3.Emekli ve Emekçiler Dernekleri Federasyonu,
https://t.co/bB21Mc4bOPğımsız Emekliler Sendikası,
5.Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği,
6.Birleşik Kamu İş Sendikası,
7.Tüm Sivil Emekliler Derneği,
8.Veteriner Hekimler Derneği,
9.TRT Emekliler Derneği,
10. Memur Emekliler Derneği,
11.Büro İş Sendikası
ve ismini yazamadığımız diğer tüm dernek ve sendikalar ile bireysel olarak duruşmaya katılan tüm emeklilerimize ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.
Davanın sonucunu yakında kamuoyu ile paylaşacağız. Saygılarımızla...
Yargıtay 7. Ceza Dairesi Onursal Üyesi
Seyfettin ÇİLESİZ
Avukatı
Av. Ali Erdem GÜNDOĞAN
Bu mücadele “yalnız değiliz” dedirttiyse, görüp geçmeyin… bir beğeniyle destek verin, paylaşarak emeklilerin sesini biraz daha büyütelim. ⚖️🤝
Türk askerine silah sıkan terör örgütü üyeleri affediliyor; ölen teröristler için taziye çadırları kuruluyor.
Bölücü terör örgütünün elebaşı Meclis’e davet ediliyor, “umut hakkı” konuşuluyor.
Bir devlet bankasının genel müdürü, yurt dışından oluşturulan kaynağın Diyarbakır’a aktarılacağını söylüyor.
Bir başka devlet bankasının genel müdürü, Diyarbakır’a “pozitif ayrımcılık” yapılacağından bahsediyor.
Futbol Federasyonu Başkanı, hakemlere “takdir hakkınızı Diyarbakırspor lehine kullanın” çağrısında bulunuyor.
Terör örgütüyle müzakerenin adı “barış görüşmesi” oluyor.
Bir futbol müsabakasının ardından, bir şehidimizin adını taşıyan zırhlı aracın üzerine çıkılıp “Biji Apo” sloganları atılıyor.
Ay yıldız taşıyan bir araç saldırıya uğruyor.
Ama merak etmeyin…
Biz demokratik bir hukuk devletiyiz!
Teröriste “umut”,
terör örgütüne “muhatap”,
müzakereye “barış”,
ayrımcılığa “pozitif”,
sessizliğe ise “demokrasi” diyoruz.
Kelimeleri değiştirdik mi, gerçeklerin de değişeceğini zannediyoruz.
Sonra da dönüp millete;
“Her şey hukuk içerisinde.” diyoruz.
Evet…
Hukuk var.
Demokrasi de var.
Sadece insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Bu hukuk kimin hukuku, bu demokrasi kimin demokrasisi?
Çünkü bir ülkede teröristin hakkı konuşulurken şehidin hatırası incitiliyor, ay yıldız saldırıya uğrarken sessizlik hâkim oluyorsa;
mesele artık sağ-sol, iktidar-muhalefet meselesi değildir.
Mesele, devletin terazisinin hangi tarafa doğru eğildiği meselesidir.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz'dan
#MehmetUçum'a..
“#TerörsüzTürkiye” sloganı ile başlattığınız sürecin çıktısı olan yasa;
👉TERÖRİSTLERİ AFFETMEK!💥
DEM Parti 30 Ağustos'u kutlamadı! Tıpkı diğer milli bayramları kutlamadığı gibi!
"Birlikte savaştık" lafının gerçek olmadığını biliyorlar.
O laf, sadece tarih cahili Türk kamuoyunu ikna için!
Kutladıkları bayram ise 15 Ağustos! PKK'nın kanlı eylemlerine başladığı gün!
Bir de iftiradan ibaret olan 24 Nisan gününü (sözde Ermeni soykırımı) anıyorlar.
AMA ÇOK TUTARLILAR!
Ya 30 Ağustos'u kutlayıp bunları kardeş ilan eden partiler!
ÇOK TUTARSIZLAR!
🔴Türkiye’nin Enerji Sırrını Keşfetmişti 👇👇"Engin Arık Uçak Kazasında Hayatını Kaybetti"
Komplo teorisi yaratmak değil, önemli insanlarımızı anmak boynumuzun borcudur.
30 Kasım 2007…
Isparta’nın Keçiborlu ilçesinde bir yolcu uçağı düştü.
57 insan hayatını kaybetti.
Fakat o uçakta Türkiye’nin bilim tarihine damga vurabilecek bir ekibin de bulunduğu yıllar sonra daha fazla konuşulacaktı.
O isimlerden biri, Prof. Dr. Engin Arık’tı.
Boğaziçi Üniversitesi’nde görev yapan Arık, dünyanın en önemli parçacık fiziği merkezlerinden CERN’deki ATLAS deneyinde Türkiye adına yürütülen çalışmalarda önemli görevler üstlenmişti. Türkiye’nin CERN ile daha güçlü bağlar kurması ve ülkemizde bir parçacık hızlandırıcı merkezi oluşturulması için yıllarca mücadele etti.
Ama onun Türkiye açısından önem verdiği konulardan biri daha vardı:
Toryum.
Arık, Türkiye’nin sahip olduğu toryum kaynaklarının gelecekte enerji alanında stratejik bir değer taşıyabileceğini savunuyordu.
Kamuoyuna yansıyan açıklamalarında, toryumun enerji üretiminde kullanılabilmesi hâlinde Türkiye’nin enerji bağımsızlığı açısından çok büyük bir potansiyel ortaya çıkabileceğini anlatıyordu. Hatta Türkiye’nin enerji ihtiyacının yılda 50 ton toryumla karşılanabileceğine ve 1 ton toryumun enerji eşdeğerinin yaklaşık 1 milyon ton petrole denk olduğuna ilişkin ifadeleri TBMM belgelerinde de yer aldı.
Fakat burada önemli bir ayrıntı var:
Toryum bugün tek başına “Türkiye’nin bütün enerji sorununu çözecek hazır yakıt” değil.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı da toryum yakıt çevriminin önemli potansiyelleri bulunduğunu, ancak ekonomik ve ticari ölçekte kullanılabilmesi için hâlâ ciddi teknoloji, yakıt çevrimi ve altyapı çalışmalarına ihtiyaç olduğunu belirtiyor.
Engin Arık’ın hayali de yalnızca toryumdan ibaret değildi.
Türkiye’nin kendi hızlandırıcı teknolojisini geliştirmesi, uluslararası büyük deneylerde daha güçlü yer alması ve genç Türk bilim insanlarının dünya çapındaki araştırmalara katılabilmesi için bir bilim ekosistemi kurulmasını istiyordu.
Ve 30 Kasım 2007 gecesi…
İstanbul’dan Isparta’ya giden uçak Keçiborlu’da düştü.
Arık’la birlikte beş bilim insanı daha hayatını kaybetti:
Prof. Dr. Fatma Şenel Boydağ, Doç. Dr. İskender Hikmet, Araştırma Görevlisi Özgen Berkol Doğan, Araştırma Görevlisi Mustafa Fidan ve yüksek lisans öğrencisi Engin Abat.
Altı bilim insanı, Türkiye’de kurulması planlanan Türk Hızlandırıcı Merkezi projesiyle bağlantılı çalışmalara katılmak üzere Isparta’ya gidiyordu.
Kazanın ardından çeşitli soru işaretleri ve komplo iddiaları ortaya atıldı. Arık’a ait dizüstü bilgisayarın bulunamadığı da dönemin haberlerine yansıdı. Ancak bunlar, kazanın sabotaj olduğu veya belirli bir nedenle gerçekleştirildiği sonucunu tek başına kanıtlamıyor.
Bugün geriye dönüp baktığımızda belki de asıl sormamız gereken soru başka:
Biz Engin Arık’ı neden yeterince tanımıyoruz?
Çünkü bazı insanlar öldüklerinde yalnızca hayatlarını değil, yarım kalan hayallerini de geride bırakıyor.
Engin Arık’ın hayali;
Türkiye’nin bilime daha fazla yatırım yapması,
kendi teknolojisini üretmesi,
dünyanın en büyük bilim projelerinde söz sahibi olması
ve enerji konusunda dışa bağımlılığını azaltabilecek yeni teknolojileri araştırmasıydı.
Aradan yıllar geçti.
Toryum hâlâ araştırılıyor.
Hızlandırıcı teknolojileri hâlâ geliştiriliyor.
Türkiye hâlâ enerji ihtiyacının önemli bölümünü dış kaynaklardan karşılıyor.
Ama o gün kaybettiğimiz insanların bıraktığı bilimsel miras hâlâ bizimle.
30 Kasım 2007’de 57 insan hayatını kaybetti.
Aralarında Türkiye’nin geleceğine inanan 6 bilim insanı vardı.
Ve belki de bugün onların ardından söylenebilecek en anlamlı cümle şu:
Unutmak zorunda değiliz.
Engin Arık’ı hatırlamak, bilime ve yarım kalan hayallere sahip çıkmanın bir yolu olabilir.
#CANLI | İBB davasında 2. celsenin 9. günü
Necati Özkan tahliye talebinde şöyle konuştu:
💬 "532 gün Sayın Başkanım... Suçsuz, günahsız, delilsiz, ispatsız 532 gün. Gerçekten günahtır, ayıptır. 42 yıllık şirketimi tasfiye ettim"
💬 "Bir elin parmakları kadar bir arkadaşım, benim ihtiyaçlarım nedeniyle var olmaya devam ediyorlar şirkette. Onu da kısa sürede kapatıyorum"
💬 "Gerçekten yeter. Tahliyemi talep ediyorum"
https://t.co/eI93mVA4by
Melih Gökçek ve Osman Gökçek’in Kasası ❗
Muhammed Yakut’un geçmişte, Melih Gökçek ve Osman Gökçek’in “kasası” olduğunu iddia ettiği, “Dolmuşçu Mustafa” lakabıyla tanınan Mustafa Akan hakkındaki açıklamaları yeniden gündemde. ❗
Akan’ın sahibi olduğu Söğüt İnşaat’ın, Gökçek döneminde Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı yüksek bedelli ihaleler de daha önce kamuoyunda tartışma konusu olmuştu.