Cumhuriyetimizin ilk yüzyılının (1923-2023) ilk çeyreğinde “özleşme” faaliyetleriyle dilimize giren uydurukça kelimelerin ve son çeyreğinde “dijital mecralar” vesilesiyle hayatımıza giren bir başka uydurukça kelimelerin dile verdikleri zarar, ortak benzerlikler içermektedir. Ve bunlara ilâveten, Tanzimattan bugüne dilimize musallat olan Batı menşeli “yabancı kelime” işgalinin yıkıcı etkileri bugün de artarak; birtakım farklılıklarla biteviye devam etmektedir.
Bu sebeple, ilk çeyrekteki işgalin zulmüne vâkıf münevverleri Sâmiha Ayverdi, Ali Fuat Başgil, Ahmet Haşim, Necip Fâzıl Kısakürek, Cemil Meriç, Peyâmi Safâ, Nihat Sâmi Banarlı, Seyyid Ahmet Arvâsi ve Ahmet Kabaklı gibi üstatların bahse müteallik görüş ve tespitleri, bugün de önümüze ışık tuttuğu için bilhassa onlardan faydalanarak meseleye çözüm yolları arayacağız.
Teknolojinin ilerlemesiyle beraber dijital mecralardaki gelişmeler MİSMED Sosyal Medya Derneği tarafından dikkatle takip edilmektedir. Kurulduğu günden bu yana yabancı ve uydurukça kelime işgaline karşı milli bir cephe oluşturmayı millî bir vazife telakki etmektedir.
Elbette dil münakaşalarını bitirme iddiasında değiliz. Lakin, dijital mecralar vesilesiyle —emoji, avatar, kısaltma gibi— alâmet ve imâ yoluyla konuşur hâle gelen genç neslin, memleketi muasır medeniyetler seviyesine yükseltmesi beklenemez. Bilakis, bu gidişatın sonunda ya taş devrinin iptidai vasıtalarını kullanan mağara insanları gibi iletişim kuracağız, yahut sınırlarımızı bile tehlikeye sokacak bir ruh kaybı içinde, sessiz sedasız, çürüyüp gideceğiz. Belki de, muhteşem dil medeniyetinin dilsiz vârisleri durumuna düşeceğiz. HafizanAllah.
Kitabı almak için @rabbanikitap ve tüm kitap satış sitelerine bakabilirsiniz..
15 Aralık Unesco Dünya Türk Dili Ailesi Günü vesilesiyle düzenlediğimiz "Dijital Çağda Dilimiz Türkçe" Çalıştayımıza katılan akademisyen gazeteci ve misafir Türkçe sevdalılarına çok teşekkür ederiz...
Geçen ay UNESCO tarafından 15 Aralık Dünya Türk Ailesi Günü ilan edilmesi ve Türk Devletleri Teşkilatının Yeni Ortak Alfabe üzerinde mutabakat sağlaması dijital çağda dilimiz Türkçenin geleceği adına bizlere umut vermiştir.
15 Aralık Günü Sultanahmet'te bulunan Türk Edebiyat Vakfı salonunda Büyük Anadolu Hareketi ve Mismed Sosyal Medya Derneğinin katkılarıyla "DİJİTAL ÇAĞDA DİLİMİZ TÜRKÇE ÇALIŞTAYI" düzenlenecektir.
Tüm takipçilerimiz davetlidir.
Değerli akademisyen ve gazetecilerin katılımıyla düzenlenecek çalıştayda ;
*Yeni Ortak Türk Alfabesi
*Ortak Alfabeyle Basılacak Edebî Eserler
*Türkî Devletlerin Dil Birliği
*İnternet ve Medyada Türkçenin Doğru Kullanımı
*Sosyal Medyada Türkçe ve Dil Yozlaşması
*Türkçenin Dünya Dilleri Arasındaki Yeri
Başlıklı konular konuşulacak
Tarih: 15 Aralık 2025
Saat : 13.00-16.00 arası
Yer : Türk Edebiyat Vakfı Sultanahmet/Fatih /İstanbul
@TurkEdebiyatiV@HareketiBuyuk@AkarErtugrul
Kıymetli kardeşim, @MismedDer Milli Sosyal Medya Derneği başkanı Ferdi Dinç ile birlikte, kıymetli büyüğüm, değerli abim Yeni Dünya Vakfı Başkanı sayın @mahmutgoksu02 'yu ziyaret ettik, yakın ilgi ve alâkalarından dolayı teşekkür ederiz...
@yenidunyavakfi
Sn Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a Sadık ve Sıddık olanlar kuruluşundan bu yana hiçbir tarafa savrulmamış, @RTErdogan gibi dimdik durmuş, tüm şer odaklarına göğsünü siper etmiş gerçek dava insanlarıdır. Onlar bilabedel mücadele eden yiğitlerdir, onlara selam olsun...
HAYIRLI OLSUN!
UNESCO tarafından 43. Genel Konferansı kapsamında Samarkand’da alınan kararla 15 ARALIK "DÜNYA TÜRK DİLİ AİLESİ GÜNÜ ” İLAN EDİLMİŞTİR.
Başkanımız Ferdi Dinç: "Türk Devletleri Teşkilatının başlattığı ortak alfabe çalışmasıyla beraber, halklar arasında sözlü ve yazılı iletişim, kültürel alışveriş artacaktır. Binâenaleyh, Türkçe olan birçok kelime ve kavram tekrar bu coğrafyalarda gün yüzüne çıkacak, telaffuz edilir hâle gelecek, kelime haznemizin artmasına katkı sağlayacak ve yabancı kelime ithaline gerek bırakmayacaktır. Bize münhasır “Öz Türkçe” diye uydurulan birçok kelimeden bihaber Türk dünyasının dilinden azamî ölçüde faydalanabiliriz. Bu fırsat hakkıyla değerlendirilip süreç doğru yönetildiği takdirde; lisanımız daha da güçlenecek, milletlerimiz varlığını muhâfaza edecek, dolayısıyla devletlerimiz ebed müddet pâyidar kalacaktır".
Cumhuriyetimizin ilk çeyreğinde “özleşme” faaliyetleriyle dilimize sokulan uydurma kelimelerle, son çeyrekte “dijital mecralar” vesilesiyle hayatımıza giren bir başka uydurma kelimeler dilimizi işgal etmiştir. Bununla beraber Tanzimattan bu yana dilimize tasallut eden Batı menşeli “yabancı kelime” işgal faaliyetlerinin yıkıcı etkileri bugün de artarak devam etmektedir.
İlk çeyrekteki işgalin zülmüne vâkıf münevverleri Ahmet Haşim, Necip Fâzıl Kısakürek, Cemil Meriç, Peyâmi Safâ, Nihat Sâmi Banarlı, Seyyid Ahmet Arvâsi, Ahmet Kabaklı gibi üstatların bahse müteallik görüş ve tespitleri bugün de önümüze ışık tuttuğu için bilhassa onlardan faydalanarak meseleye çözüm yolları arayacağız.
Teknolojinin ilerlemesiyle beraber dijital mecralardaki gelişmeler MİSMED Sosyal Medya Derneği tarafından dikkatle takip edilmektedir. Kurulduğu günden bu yana uydurukça ve yabancı kelime işgaline karşı milli bir cephe oluşturmayı, millî bir vazife telakki etmektedir. Bu vesile bir risâle hazırlayarak aciz bir çalışma daha ortaya koymaktayız.
Elbette dil münâkaşalarını bitirme iddiasında değiliz. Yer yer tenkit ve durum tespitlerine ilâveten müşahhas çözüm önerileri sunacağımız risâlemiz "öze dönüş, dilde hürriyet" çalışmalarına mütevazı bir katkı ve farkındalık oluşturma çabasına matuftur.
Endülüste engizisyon zülmüne maruz kalan Benî
Ahmer Sultanı’nın yardım talebine Fatih'ten sonra II. Beyâzıt, iç isyan ve dış tehlikeleri giderip belirli siyasî güce ulaşınca filo gönderebilmiş ve Müslüman ve Yahudileri kurtarmıştı.
Allah o güce ulaşmayı nasip etsin...
“Biz buraya 15 Temmuz yaşanırken kendi saltanatları için vatandaşı sokağa sürüp 250 kişinin ölümüne sebep vermek için gelmedik.”
Önünü arkasını koydum ki montaj vs demesinler.
Bu cümle nedir? Bu nasıl bir cümledir?
Bulduğu her fırsatta fitneden vazgeçmeyen “Fener” çıbanı, Fatih Sultan Mehmet hazretlerinin eser-i ihsânıdır.
İstanbul’un Fâtih’i burada bulduğu ahâli-i Hıristiyaniyeye hem mezhepleri olan Rum imparatorlarından ziyade müsâedât-ı mezhebiyede bulundu.
Ecdadım Fâtih Sultan Mehmet'in, bu müsamahakâr ve âli-cenâb izinleri Fener Rum Patriği tarafından her daim suistimal edilmiştir. Milletçe merhametimizin kontrolünü iyi yapmamız gerekir.
Ahfadı artık bu vatanda müteyakkız olmalıdır. Hatalar tashih olunmalı, Türk’ün uluvv-i cenâblığı israf edilmemelidir!
#KudüsBizimdir
Katar, Trump’ı krallar gibi karşıladı, önüne trilyon dolar serdi, uçak hediye etti.
O da, bu iyiliği karşılıksız bırakmadı!
Ne diyor Bediüzzaman hazretleri:
“Aç canavara karşı tahabbüb (sevgi)
merhametini değil, iştihâsını açar.
Hem de diş ve tırnağının kirasını da ister!”
Bu akşam camiler kapılarını açmalı!
Hamas'ın ümmettten isteği yerine getirilmeli...
Cemaatle namaz kılınmalı...
#SONDAKİKA@DiyanetVakfi@diyanetbasin
https://t.co/rHGsEy7rjN
........................ VE ANNELER BAŞARDI!
-BEKLENEN BELGESELİN TAM HALİNİ SAYFAMIZDA YAYINLIYORUZ -
#TerörsüzTürkiye yolunda #DiyarbakırAnneleri dünyada emsali bulunmayan bir direnişle Terör'e karşı galip geldi.
Eylemin ilk gününden beri Annelerin yanında destek veren MİSMED Milli Sosyal Medya Derneği Türkiye'de ilk kez düzenlenen #EvlatNöbetiÇalıştayı na önderlik ederek bizleri akademiye taşıdı.
Yine Türkiye'de ilk kez Annelerin Nöbet tuttuğu çadırın içinde #EvlatNöbetiÇadırPaneli ni düzenleyerek Anne çığlığını milyonlarca insanımıza duyurdu.
Yapılan Çalıştay ve Paneli "DİYARBAKIR ANNELERİ'NİN TERÖRLE MÜCADELESİ" adıyla İngilizce ve Türkçe kitaplaştırarak literatüre kazandırdı.
Ve uluslararası dijital veri olması adına Annelerin onurlu direnişini ve terör örgütünü çaresiz bırakan hikayelerini tam dört dilde "ANNE SESİ EVLAT NÖBETİ" ismiyle Belgesel haline getirdi.
MİSMED Başkanı Ferdi Dinç'in ifadesiyle "Ulvi davalar sanatlaşmalı, edebiyatlaşmalı, kitaplaşmalı, dijitalleşmeli böylece mâna madde kalıbına doğru bir şekilde aktarılmalı ki sonraki nesillere ulaşsın ve hayatta kalsın".
#TerörsüzTürkiyeYüzyılı na girerken Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a , Sayın Devlet Bahçeli'ye , İçişleri Bakanımız Sayın Ali Yerlikaya ve Sayın Süleyman Soylu beyefendiye , Ayşegül Biçer nezdinde #evlatnöbeti tutan tüm ailelere,
İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğüne,
Doğu ve Güneydoğu'nun ablası Bakan müşavirimiz Hatice Atan Hanımefendiye emek ve gayretleri için sonsuz şükranlarımızı sunuyor ve son olarak ;
MİSMED - MİLLİ SOSYAL MEDYA DERNEĞİ'NE TÜM ANNELER ADINA TEŞEKKÜR EDİYORUZ!!!
İYİ SEYİRLER.....
@MismedDer
Bugün @UABakanligi sayın @a_uraloglu nu dinledik!
Sosyal Medya'nın zararlarından gençleri korumak için dijital konularda "inşâ" faaliyetlerinden haberdar olduk.
Sosyal Medya Ahlâkı ve Sosyal Medya okur yazarlığı eğitimleri için bizde "imar" faaliyetlerinde desteğe hazır olduğumuzu bildiririz.
#sallandık
Bilim karşıtı tarihiyle Hristiyanlığa özgü bir kriz olan din- bilim çatışması malesef Renan'a İslam Terakkiye mâni midir? Paradox sualini sordurmuştur.
Bu soru Batı'nın madde-dışı değerleri ile birlikte ruhu yiyip bitiren aşağılık kompleksinin temsilcisi kimi Türk taşıyıcılarla birlikte yurda getirilmiş , dönemin kültür emperyalizmine açık ve yatkın hatta Batı mühibbanı kültür taşıyıcısı aydın (!) ve gençler tarafından desteklenmiştir.
Böylelikle dinimiz ve medeniyetimiz Avrupalıların sanayi inkılâbı sonrasındaki kalkınmışlık haliyle karşılaştırmış ve buradan da mevcut haliyle İslam dininin fenne ve aklî ilimlere düşman (!) olduğu ve bunun neticesinde Müslümanların diğer milletlerin gerisinde kaldığı sonucu zoraki çıkartılmıştır.
Bugün ise bu saçmalık fiilen Tecnofest ile son bulmuştur.
Son üç yüzyılda toplumsal ilerleme ve gerileme yönündeki dâhilî tartışmalarda siyasi, sosyolojik veya ekonomik sebepler yerine din, kültür ve medeniyetimizin gösterilmesinin ne kadar yanlış olduğunu kimi imam hatipli kimi türbanlı müslüman gençlerin ve mühendislerin yaptığı ürünlerden ve dünyanın en büyük Teknoloji festivalinden anlıyoruz.
Milletimizin içine girdiği son üç yüzyıldır “yüzünü batıya çevirme”, "onlar yapar biz yapamayız" tavrı, bugün “dünyaya açık, millî ve yerli bir anlayışla kendi mirasımızın daha çok farkında olma” "En iyisini biz yaparız" tavrına yönelmeye başlamış ve gençlerimiz mühim bir vazife yüklenmiştir.
Zaten Hristiyanlık gibi bâtılların karıştığı bir dine muhalefet ruhu ile doğan kapitalist sistemi güçlendiren ve insanı esarete sürükleyen teknolojik bilimsel gelişmeleri insanlık adına "ilerleme" diye gösteren ebedîlik kavramının zaafa uğratan, ilmi tekniğe ve kuvvete indirgeyen Batı medeniyeti, bütün devrimler ve bilimsel başarılarına rağmen dünyaya acıdan başka bir şey veremediği gibi, iddia ettiği toplumsal barışıda sağlayamadı. Bilakis bu devrimler akabinde çıkan savaşlarda milyonlarca insan öldü.
Ve nihayet ! Bugün;
Sadece son üç asırda, Müslümanların teknikte ve bilimde geri kalması sonucu insanlık ve dünya mazlumları neler kaybetti? sorusunu tartışmaya açma vakti gelmiştir.
Teşekkürler Teknofest