Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi'nin düzenlediği Dünyada Güvenlik ve NATO Konferansı ikinci oturumuyla devam ediyor.
https://t.co/hqcW7W2nZB
Genel Başkan Yardımcımız Ethem Sancak, Ulusal Özel'de DÜNYA-MER'in düzenlediği Dünyada Güvenlik ve NATO Konferansı'nı anlatıyor.
https://t.co/JDMgwlAaTE
Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi'nin düzenlediği ve Genel başkanımız Doğu Perinçek'in konuşmacı olarak katıldığı Dünyada Güvenlik ve NATO Konferansı başladı.
https://t.co/fy8L1vpocO
Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi'nin düzenlediği, Dünyada Güvenlik ve NATO Konferansı'nda konuşmamızı yapıyoruz.. https://t.co/uCnRz4Bu6s
Kemalizmle ne alakası var beyefendi. Batının yeni toplumsal hareketlerinden devşirdiğiniz kimlik siyasetinin dostunuzun kafasındaki yansıması bu. Hiçbir Kemalist böyle bir cümle kurmaz, demokratik devrimi savunan hiçbir sosyalistin aklının ucundan böyle bir cümle geçmez.
Yazmıyayım, yazmıyayım diyorum, edemiyorum ki kendimi tutayım
Bence Erkan Baş’ın, yeni anayasaya, “CB olmak için anadili Türkçe olmak zorunludur” ibaresini teklif etmesi çok münasip düşer
Biz Neo Kemalizm beklerken içinden arkaik Kemalizm hortladı
İkisinden de beriyim
Erkan Baş, program ve siyaset farklılığını etnik dil ve kimlikle açıkladığını itiraf etti.
PKK'nın kuyruğuna her türden gerici kimlik tanımlamalarına sahip çıkarak takıldılar.
İşçi ve komünist rozetlerinin ardına sakladıkları gerçekler kendisini ele veriyor.
Erkan Baş T24’de yayınlanan röportaja ilişkin açıklama yaptı.
Açıklama şöyle:
Söyleşide geçen ‘ana dili Kürtçe olan aday’ ifadesiyle anlatmak istediğim durum tam olarak şuydu:
Biz Türk ve Kürt emekçilerinin mücadele birliğini, dostluğu ve dayanışmayı esas alan bir yaklaşımı benimsemekle birlikte, ortada iki ayrı siyasal hareket olduğu gerçeğini de unutmamak gerekir. Bizim için esas olan ortak mücadeledir. Ancak örneğin mücadelenin sadece bir alanı olan seçim sürecinde DEM Partili dostlarımız Kürt sorununu tek gündem olarak ele alan bir yaklaşım benimseyebilir; böyle olacak demiyorum ama bu da bir olasılıktır ve kendi açılarından bir tercihtir. Böyle bir tercih durumunda bu ne kadar meşruysa, bizim de kendi çizgimiz doğrultusunda başka bir tercih ortaya koymamız o kadar meşrudur.
Yoksa Türkiye’nin sorunlarına bütünlüklü yaklaşan, tüm yurttaşlarımızı kucaklayan ortak bir adayın etnik kökeninin; Kürt, Türk, Laz, Çerkes ya da Arap olmasının bizim ve partimiz açısından en ufak bir önemi yoktur, olamaz.
"DEM Parti ile yeniden ittifak yapmanız mümkün mü?" sorusuna TİP lideri Erkan Baş'tan yanıt:
"Ana dili Kürtçe olan bir adayla çıkmak isteyebilirler. Biz burada ortaklaşmayabiliriz.
Bunlar konuşulur. Ama TİP açısından şunu söyleyeyim: Biz seçimlere kendi başımıza ve kendi adaylarımıza girme ihtimalimizi gözeten bir hazırlık içerisindeyiz"
📌 Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır İl Başkanı Ferdi Tanhan'dan Altan Tan'a yanıt: Cumhuriyet Devrimi de bunu yapmıştır
@FerdiTanhan@AltanTan1958
https://t.co/gYhPokDA15
Genel Başkan Yardımcımız Ethem Sancak'tan bütün İstanbullulara çağrı!
13 Haziran'da Avcılar'da "İran'ın Zaferi ve Yeni Dünya" panelimizde buluşuyoruz.
🗓️ 13 Haziran 2026, Cumartesi
🕑 14.00
📍 Avcılar Lima Davet ve Balo Salonu
📱 0533 253 22 74
@VatanPartisiist
Altan Tan, yer isimlerinin değiştirilmesini "saçma sapan" bir uygulama olarak niteliyor. Oysa yer adlarının değişmesi, yalnızca Türkiye'ye özgü bir durum değildir. Kutuplar dışında dünyanın hemen her bölgesinde bugün yaşayan halklar, birkaç yüz yıl önce aynı coğrafyalarda yaşamıyordu. Göçler, fetihler, devlet değişimleri ve kültürel dönüşümlerle birlikte diller değişmiş, buna bağlı olarak şehirlerin, dağların ve nehirlerin adları da değişmiştir. Toprağı biraz kazdığınızda, her tarih katmanının altında daha eski bir isimle karşılaşırsınız.
Cumhuriyet dönemindeki isim değişikliklerini değerlendirirken de meseleyi bu tarihsel çerçeve içinde ele almak gerekir. Burada söz konusu olan, genç Cumhuriyet'in kendi siyasal ve kültürel mührünü ülke coğrafyasına vurmasıdır. Nasıl ki her büyük tarihsel dönüşüm kendi sembollerini yaratmışsa, Cumhuriyet Devrimi de bunu yapmıştır.
Bazı isim değişiklikleri doğrudan padişahlık rejimini hedef alır.
Cumhuriyet, Sultan Abdülaziz'in adını taşıyan Mamüretül Aziz'i Elazığ, yani Azık Eli yapmıştır.
Feodal çağrışımları olan Diyarbekir'i Diyarbakır, Hüsnümansur'u Adıyaman yapmıştır.
Bazı beldelerin isimleri, emperyalizmin kışkırttığı Ermeni isyanlarının olumsuz anıları nedeniyle değiştirilmiştir.
Dolayısıyla meseleye yalnızca bir ismin değişmesi olarak değil, devletlerin ve toplumların tarihsel dönüşümlerinin doğal bir sonucu olarak bakmak gerekir. Bunun doğal olduğunu eski isimlere dönelim safsatasına halkın itibar etmemesinden de anlayabilirsiniz.
@AltanTan1958@caglarcilara
Altan Tan, yer isimlerinin değiştirilmesini "saçma sapan" bir uygulama olarak niteliyor. Oysa yer adlarının değişmesi, yalnızca Türkiye'ye özgü bir durum değildir. Kutuplar dışında dünyanın hemen her bölgesinde bugün yaşayan halklar, birkaç yüz yıl önce aynı coğrafyalarda yaşamıyordu. Göçler, fetihler, devlet değişimleri ve kültürel dönüşümlerle birlikte diller değişmiş, buna bağlı olarak şehirlerin, dağların ve nehirlerin adları da değişmiştir. Toprağı biraz kazdığınızda, her tarih katmanının altında daha eski bir isimle karşılaşırsınız.
Cumhuriyet dönemindeki isim değişikliklerini değerlendirirken de meseleyi bu tarihsel çerçeve içinde ele almak gerekir. Burada söz konusu olan, genç Cumhuriyet'in kendi siyasal ve kültürel mührünü ülke coğrafyasına vurmasıdır. Nasıl ki her büyük tarihsel dönüşüm kendi sembollerini yaratmışsa, Cumhuriyet Devrimi de bunu yapmıştır.
Bazı isim değişiklikleri doğrudan padişahlık rejimini hedef alır.
Cumhuriyet, Sultan Abdülaziz'in adını taşıyan Mamüretül Aziz'i Elazığ, yani Azık Eli yapmıştır.
Feodal çağrışımları olan Diyarbekir'i Diyarbakır, Hüsnümansur'u Adıyaman yapmıştır.
Bazı beldelerin isimleri, emperyalizmin kışkırttığı Ermeni isyanlarının olumsuz anıları nedeniyle değiştirilmiştir.
Dolayısıyla meseleye yalnızca bir ismin değişmesi olarak değil, devletlerin ve toplumların tarihsel dönüşümlerinin doğal bir sonucu olarak bakmak gerekir. Bunun doğal olduğunu eski isimlere dönelim safsatasına halkın itibar etmemesinden de anlayabilirsiniz.
@AltanTan1958@caglarcilara
Altan Tan, yer isimlerinin değiştirilmesini "saçma sapan" bir uygulama olarak niteliyor. Oysa yer adlarının değişmesi, yalnızca Türkiye'ye özgü bir durum değildir. Kutuplar dışında dünyanın hemen her bölgesinde bugün yaşayan halklar, birkaç yüz yıl önce aynı coğrafyalarda yaşamıyordu. Göçler, fetihler, devlet değişimleri ve kültürel dönüşümlerle birlikte diller değişmiş, buna bağlı olarak şehirlerin, dağların ve nehirlerin adları da değişmiştir. Toprağı biraz kazdığınızda, her tarih katmanının altında daha eski bir isimle karşılaşırsınız.
Cumhuriyet dönemindeki isim değişikliklerini değerlendirirken de meseleyi bu tarihsel çerçeve içinde ele almak gerekir. Burada söz konusu olan, genç Cumhuriyet'in kendi siyasal ve kültürel mührünü ülke coğrafyasına vurmasıdır. Nasıl ki her büyük tarihsel dönüşüm kendi sembollerini yaratmışsa, Cumhuriyet Devrimi de bunu yapmıştır.
Bazı isim değişiklikleri doğrudan padişahlık rejimini hedef alır.
Cumhuriyet, Sultan Abdülaziz'in adını taşıyan Mamüretül Aziz'i Elazığ, yani Azık Eli yapmıştır.
Feodal çağrışımları olan Diyarbekir'i Diyarbakır, Hüsnümansur'u Adıyaman yapmıştır.
Bazı beldelerin isimleri, emperyalizmin kışkırttığı Ermeni isyanlarının olumsuz anıları nedeniyle değiştirilmiştir.
Dolayısıyla meseleye yalnızca bir ismin değişmesi olarak değil, devletlerin ve toplumların tarihsel dönüşümlerinin doğal bir sonucu olarak bakmak gerekir. Bunun doğal olduğunu eski isimlere dönelim safsatasına halkın itibar etmemesinden de anlayabilirsiniz.
@AltanTan1958@caglarcilara
Altan Tan:
◽️Bu sefer de şimdi bütün Kemalistler ayağa kalkacak. Kalkın ulan, kökünüz kalkın, hepiniz kalkın. Hep beraber kalkın.
◽️1937'de Mustafa Kemal Atatürk Diyarbekir'e geliyor. Diyarbekir tren istasyonunda resmi var. Diyarbekir yazıyor. Kasımın da sonları yani, ölümünden 11 ay evvel, 11 buçuk aya. Diyarbekir'e geliyor.
◽️Orada işte ne varsa, daha önceki zihinlerde hazırdı falan. Diyarbekir'ın adı, "Burası bakır diyarıdır." İşte Amit ismi aslında eski Türklerde, bilmem Kazaklarda, Orta Asya'da bilmem ne anlamına geliyor.
◽️Türk Tarih Kurumu'na, Türk Dil Kurumu'na bir rapor hazırlatıyorlar. Diyarbekir'ın adı, "Bakır diyarı" anlamında Diyarbakır oluyor. "Bakır diyarı" diye tarihte hiçbir alakası yok. Bir de yani niye böyle bir karar veriyorsunuz?
@AltanTan1958@caglarcilara
Rüşvetçilik sistemin motoru olan kişisel çıkarı aramada önemli bir tahrik haline gelmiştir.
Halkımız rüşvetçiliğin bu rolünü, sistemin mantıkî, kaçınılmaz bir sonucu olarak kabul etmektedir.
"Ne var yani onlar bunun âlâsını yapmıyor mu?" feveranı ne acıklıdır.
Araçlarla amaçlar birbirine karışmış, "niçin"in yerini "nasıl" almıştır. Bütün gayelerin yerine geçen bir vasıta olarak para, her şeydir.
Parayla satınan alınan sandalye, fesada uğramış irade, para için oy verme, bunların insan kişiliğini çiğneyen ve toplumu çürüten tarafları... Hiçbirinin önemi yoktur.
Ülke üzerindeki ekonomik hakimiyetlerini, yerli ikbal avcılarının da suç ortaklığıyla devam ettirmek isteyenler bu manzaraya yaslanmaktadır.
Özel- İmamoğlu kliğinin vadettiği başarı özel çıkarın yarattığı bu çürümenin tesirine güvenin bir ürünüdür.
Döviz bürolarında, araba bagajlarında el değiştiren milyonların; dağıtılan balya balya paraların; tanık ifadeleri, ses ve görüntü kayıtlarıyla ispat olan gerçeklerin önemli bir kitlenin gözünde pul kadar değerinin olmaması rüşvetçilikten, vasıtacılıktan, yolsuzluktan daha büyük bir felakettir.
Bu sistem sürekli emre amade yöneticilerin iktidara hazırlanmasına izin veren bir suistimal üretmektedir. Toplumumuzun gözü dönmüş çıkarcılıktan kurtarılması şarttır. Memleketin seçim sandıklarından aleyhlerine oy çıkması ihtimalini düşünmeden hareket edebilecek cesarete, erdemlere ve bilimsel programa sahip öncü bir partiye olan ihtiyacı her zamankinden daha fazladır.
Ulusal Kanal dünyanın gözünü çevirdiği Hürmüz Boğazı'nda!
Boğaz'daki gemi trafiğinde son durum ne?
İran bölgedeki hakimiyetini nasıl koruyor?
Ulusal Kanal'ın İran-ABD savaşının sıfır noktasındaki haber nöbeti sürüyor.
Dünyanın gidişatını değiştiren Hürmüz Boğazı'nda yaşanan son gelişmeleri İran Temsilcimiz Gürkan Demir (@gurkandemirr_) aktarıyor.
◾️Ulusal Kanal Ana Haber Bülteni saat 19.00'da!
➡️https://t.co/H6moyWtkD3
Milyon Dolar parayı bastıranın Genel Başkan olduğu, Parti yönetiminin satın alındığı yerde demokrasi olmaz. Özel'in koltuğu, parayla satın alınmış bir koltuktur.
Mutlak Butlan kararı, Kurutlayın gerçek iradesini saptamıştır. CHP'yi paranın tahakkümünden kurtarmıştır.
Özgür Özel yönetiminin yanına koşanlar hangi demokrasiden bahsediyor?
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun kararlı tavrını kutluyoruz.