Pellegrini konusunu çok soran oldu.
Haber doğru.
Mevcut yönetim, kendisinden izinsiz haber yapıldığı zaman, o haberi kendine yakın gazetecilere yalanlatma yoluna gidiyor. Sıkıntı yok.
Ben Pelegrini haberini öğrendim, yurtdışı kaynağıma da teyit ettirdim, her gazetecinin yapması gerektiği gibi de kimseden izin almadan yazdım.
Durum bundan ibaret. Sevgiler.
Birleşik Krallıkta anketler farklı sonuçlar verse de Brexit'e oy verenlerin önemli bir bölümü AB'den ayrılmayı desteklediği için pişmanlığını ifade ediyor.
Bu pişmanlığa Britanya ve Regret (pişmanlık) kelimeleri bir araya getirilerek Bregret deniyor.
Bak bak! Futbolun konuşulduğu ortam istiyormuş
Osimhen Afrika kupasında diye lige 1 ay ara ver! Galatasaray Avrupa sonrası puan kaybetmesin diye milli maç yokken milli ara ver
Orda burda SAKIN HA pazarlığı yap, sonra futbolun konuşulduğu ortam iste..
Muslera hakkında Uruguay’da bahis iddiaları nedeniyle soruşturma açıldı.
Peki, Türkiye’de oynadığı öne sürülen bahislerin üzerini kimler kapattı acaba?
Uruguay federasyonu daha oynadığı ilk yılda bahis oynadığı için soruşturma açıyor ama kariyerinin neredeyse tamamını Türkiye'de geçiren oyuncuya Türkiye'de hiçbir işlem yapılmadı.
Aceba bu adam Türkiye'de tertemizdi de ülkesine gidince mi bahis oynamak aklına geldi.
İşte ülkemizdeki adalet sistemi bu. Belli yapıların belli sistemlerin içerisinde olur onları arkanıza alırsanız her türlü pisliği yapsanız da dokunulmazsınız...
İnsanlar "Ben çalıştığım halde niye evimi, arabamı alamıyorum" demiyor artık. O aşama çoktan geçildi. İnsanlar "Çalıştığım, emek verdiğim halde niye istediğimi yiyemiyorum, giyemiyorum, kiramı ödemekte zorlanıyorum? Neden çocuğuma et, meyve yediremiyorum" diye soruyor.
Bana sık sık şu soru geliyor:
“Neden ateistsiniz?”
Cevabım basit:
Bir Tanrı’nın var olduğuna dair ikna edici bir kanıt görmediğim için ateistim.
Sonra ikinci soru geliyor:
“Peki Tanrı’nın varlığı ispatlanırsa inanır mısın?”
Burada mesele biraz karışıyor.
Çünkü “inanmak” ne demek?
Eğer bir şeyin varlığını kabul etmekse, evet.
Tanrı’nın varlığı gerçekten ispatlanırsa, onun varlığını kabul ederim.
Tıpkı masanın varlığını kabul ettiğim gibi.
Karşımda bir masa varsa “evet, burada bir masa var” derim.
Ama ben masaya “inanmam”.
Masanın varlığını kabul ederim.
Tanrı için de aynı şey olurdu.
Varlığı kanıtlanırsa “evet, böyle bir varlık varmış” derim.
Ama bu otomatik olarak ona tapacağım, onu seveceğim, onun emirlerini ahlaki bulacağım veya ona teslim olacağım anlamına gelmez.
Varlığı kabul etmek başka şeydir.
İman etmek başka şeydir.
İtaat etmek başka şeydir.
Tapınmak bambaşka şeydir.
Bir varlığın gerçekten var olması, onun iyi, adil, ahlaki veya tapınılmaya değer olduğu anlamına gelmez.
O yüzden soru şu olmalı:
“Tanrı’nın varlığı ispatlanırsa varlığını kabul eder misin?”
Evet, ederim.
Ama “ona inanır mısın?” sorusu, inançtan ne anladığınıza bağlıdır.
Ben kanıtlanmış bir varlığı kabul ederim.
Ama tapınmak için varlık yetmez.
Ahlaki meşruiyet de gerekir.
Siz hayatınızda, dünyanın herhangi bir liginde, sahada, maç devam ederken, bir oyuncu tarafından kovalanıp kırmızı kart vermemek için kaçan hakem gördünüz mü?
Mevzu Sirk Ligi, hakem Türk, kovalayan GSli ise bu da mümkün.
🚨Erman Hoca:
"Lale Orta, her şeyi itiraf etti. Mehmet Büyükekşi federasyonu Galatasaray'a iki şampiyonluk hediye edip ortadan kayboldular kimse bunları incelemedi.
Bana göre o sezonlar son yılların en şaibeli sezonuydu derhal incelenmelidir."
Kerem Cankoçak :
"Tanrı 1500 yıldır müdahale etmiyor. 13 milyar yıl yaratıp, bekliyor. 2000 yıl öncede vahiy yoluyla iletişim kuruyor. Böyle birşeyin olmayacağı zaten belli."
Dindarlar, bilimin tökezlemesinden zevk alır.
Uzaya fırlatılan bir uzay mekiği düşünce sevinmiştik eskiden.
Bilimin her ayağı kaydığında dindar bayram eder.