LİCE’DEKİ HUKUKSUZLUĞUN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ
29 Nisan 2026 günü Diyarbakır Lice İlçe Emniyet Amirliği’nde yaşananlar, bir hukuk devletinde asla normal karşılanamaz. Kolluk Kuvvetleri Personeli Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (KOLLUK-DER) Başkanı değerli kardeşim Vedat Kılıçel kamu binası olan bir emniyet amirliğinde yaklaşık bir saat boyunca aracına ulaşması engellenerek fiilen alıkonulmuş; ancak olay yerine intikal eden Cumhuriyet Savcısının talimatıyla serbest kalabilmiştir.
Vedat, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek meslekten ihraç edilen, açtığı davaların tamamını kazanan bir eski polis memurudur. Bu süreçte cezaevine girmiş, kendisini cezaevinde bizzat ziyaret ettiğim bir kardeşimdir.
Bugün KOLLUK-DER çatısı altında, kendi yaşadığı mağduriyeti bir başka üniformalı yaşamasın diye uğraş veriyor; görevdeki ve ihraç edilen kolluk personelinin sesi olmaya çalışıyor.
Vedat’ın jandarmaya verdiği müşteki şüpheli ifadesine göre olay, Lice İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde görevli bir polis memurunun rahatsızlığı sebebiyle Kocaköy Devlet Hastanesi’nden aldığı 3 günlük, ıslak imzalı, protokol numaralı doktor raporunun E-Nabız sisteminden silindiği iddiasıyla başlamıştır.
Bu ciddi iddiayı yerinde araştırmak üzere Trabzon’dan Lice’ye gelmiş kendisini tanıtıp dosyada adı geçen başkomiserle görüşmek istediğinde önce agresif bir tavırla dışarı çıkarılmaya çalışılmış, ardından kollarından tutularak fiziki müdahaleye maruz kalmış, telsizden çağrılan ekiplerin gözü önünde gözaltı tehdidiyle aracından ve hareket özgürlüğünden mahrum bırakılmıştır. Olay sonrası şikâyetini aktarmak üzere ilçe emniyet amirliğine başvurduğunda dilekçesi alınmamış, bunun üzerine İlçe Jandarma Komutanlığı’na giderek ifade vermek zorunda kalmıştır.
Vedat Kılıçel’in ve KOLLUK-DER’in verdiği mücadelenin yanındayım; hukuki sürecin her aşamasında kendilerine destek olacağım.
1. Konuyu yarın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşıyor, İçişleri Bakanlığı’na yöneltilmek üzere yazılı soru önergesi veriyoruz.
2. Dosyada adı geçen kamu görevlileri hakkında idari ve adli işlemlerin tarafsız, etkin ve gecikmeksizin yürütülmesinin takipçisi olacağız.
3. Sisteme işlenmiş, ıslak imzalı bir sağlık raporunun silindiği iddiası başta olmak üzere tüm iddiaların aydınlatılmasının peşini bırakmayacağız.
İçişleri Bakanlığı’nı; olayı objektif, tarafsız ve hızlı biçimde araştırmaya, hakkında şikâyet bulunan personel hakkında gereken tedbirleri almaya ve sürecin şeffaf yürütülmesini sağlamaya davet ediyoruz.
Hak ve adalet için ayağa kalkan hiçbir kolluk personelini yalnız bırakmayacak, bu mücadelenin Meclis’teki sesi olmaya devam edeceğiz.
Ömür boyu çalışsa bir daire sahibi olamıyor. varını yoğunu satsa bir araba alamıyor. yemeden içmeden para biriktirse ikinci sınıf bir otelde tatil yapamıyor. bir ayakkabıya maaşının yarısını veriyor. Bu düzeni sorgulayıp daha iyi bir hayat isteyene "hain" diyor.
6 aydır polis kelimesi hiç geçmediği kadar karşımıza çıkıyor. Mobing,maaş yetersizliği, sürgün tayin, angarya Lara sesi çıkmayanlar okullara polis dikilsin demeye baslamis.
Ege üniversitesi’ndeki palalılardan birisinin babası savcıymış.
Dün okula saldıranın babası Emniyet Müdürü.
Gülistan Doku’nun 6 yıl sonra ortaya çıkartılan katili Valinin oğlu.
“Keko” falan değiller ülkeye baştan egemen olan güç zehirlenmesinin bir basamak altındaki aynaları.
Düne kadar gece sokakta gezen serserilerin bile polis üstünü arayamaz diyenler bugün öğrencilerin üstünü arasın deme noktasına geldi. Polisin işini yaptırmayanlar şimdi okul önlerinde polis görmek istiyor. Katliam olmadan önce neden polisin işinin değerini bilemediniz.
Kahramanmaraş’taki olaydan sonra herkes “okullara polis verilsin” diyor, peki o polis hangi güvenceyle görev yapacak?
86 milyonluk ülkede 350 bin polis var. Her yere yetişmesi zaten imkânsız. Ama asıl mesele bu değil.
Polis artık güvende değil.
Olaya müdahale ediyor, taraflar barışıyor, olan polise oluyor. Şikayet, soruşturma, mahkeme… İzin gününde duruşmaya gidiyor. Karşı taraf avukatıyla hazır. Peki polis? Devlet ona avukat veriyor mu? Hayır. Cebinden para verip kendini savunmak zorunda.
Daha da vahimi; müdahale ettiği şahıs, polisin adres bilgilerine ulaşabiliyor. Peki o polisin ailesi yok mu? Eşi, çocuğu yok mu?
Bugün polis bir olaya giderken şunu düşünüyor:
“Müdahale etsem suç, etmesem suç.”
Böyle bir ortamda ne kamu düzeni sağlanır ne güvenlik.
Polisin kendini güvende hissetmediği yerde, vatandaşın güvenliği sadece bir temennidir.
Önce polisi koruyun, sonra güvenlik isteyin.
#Kahramanmaraş #Şanlıurfa #Polis
ülkedeki en problemli, en kontrolsüz kesimlerden biri de idareci çocukları. vali çocuğu vali kadar yetkili. milletvekili çocuğu dokunulmaz. belediye başkanı çocuğu general gibi takılıyor. tam bir üçüncü dünya ülkesi bürokrasi şımarıklığı. bu rezilliğe bir son verilmeli artık.
Türkiye tarihinde hiç bu kadar polis, asker, bekçi, güvenlik gücünün istihdam edildiği bir zaman olmadı. Ama hiçbir dönem de bu kadar güvensiz olmadı.
Niye, çünkü mesele halkın değil seçkinlerin güvenliği.