1/2
Ez im kefîlê keska dara zeytûnê...
Ez im wekîlê baskên êşiyayî, qulinga ji ref qetiyayî, destê li ser dil mayî
û xewnên asêmayî; ji qal û belayê heya roja axîretê...
Bi serê hemû çîrokên qedîm ku
Kabîl li Habîl neheq bû; ji vir heta fezayê...
Û li pêş çavên min Yûsif avêtin bîrê.
Ez im û li vir im!..
Helbet wek navcîn û navbînkar kê çi gotiye divê wek xwedê divê bibêjim ku ev jî parçeyekî vî karî ye... Ezê bibêjim lê çend cara li Kom Muzîkê geriyabim her carê digel ku min bi kurdî dest pê dikir wan ez hişyar dikirim ku ji kurdî fam nakin û divê tirkî biaxivim.
Lewma ezê jî bi tirkî bibêjim, ji bo ew jî ji me fam bikin;
1/2)
Sayın Kom Müzik Yetkilisi, aşağıdaki hususlara dair herhangi bir itirazınız var mı?
Mem Ararat’ın, 2014 yılından bu yana her türlü kullanım hakları Kom Müzik bünyesinde bulunan 2 adet albümünün (15 eser) kendisine devri konusu kapsamında aramızda toplamda 5 adet telefon görüşmesi oldu mu olmadı mı?
İlk telefon konuşmamızda kendimi tanıtarak; Mem Ararat’ın hem vekaletli avukatı hem de yakın dostu ve arkadaşı olduğumu, dolayısıyla sanatçı adına yazılı her türlü resmi belgeyi imzalamaya, sözlü beyanda bulunmaya, teklif sunmaya yahut sunulan teklifleri kabul etmeye tam yetkili olduğumu söyledim mi, söylemedim mi?
Bu hususa dair içinizde en küçük bir tereddüt dahi kalmaması adına; gerekirse resmi vekâletnamemi, hatta özellikle talep edeceğiniz başkaca bir belge varsa onu da derhal temin edip tarafınıza göndermeye hazır olduğumu ifade ettim mi, etmedim mi?
Bu bağlamada, burada konuşulacak meselelerin ileride sanatçı tarafından kabul edilmemesi ihtimalinde doğacak sorunun sizinle değil, ben ve sanatçı arasındaki bir “yetkisiz temsil” meselesi olacağını, yani temsile ilişkin olası bir ihtilafın sizi değil beni bağlayacağını, hatta dilerseniz söylediklerimin doğruluğunu teyit etmek için avukatınıza da danışabileceğinizi, gerek görürseniz avukatınızla bizzat da görüşmeye hazır olduğumu açıkça tarafınıza ilettim mi iletmedim mi?
Buna rağmen siz, ısrarla “Neden Mem Ararat’ın kendisi aramıyor?” diye sordunuz mu, sormadınız mı?
Ben de size, sanatçının bu mesele hakkında sizinle defalarca görüştüğünü, yapılan hiçbir görüşmeden olumlu bir netice alamadığını, dahası bu görüşmelerin giderek son derece gergin bir atmosferde geçtiğini, nihayetinde “görüşüp size döneriz” denilerek yıllarca sürüncemede bırakıldığını söyledim mi, söylemedim mi?
Sanatçının yıllarca verdiği mücadelenin, var olan iletişim kanallarını da tıkadığını, tıkanan iletişim nedeniyle de meselenin basit bir uyuşmazlıktan çıkıp taraflar arasında bir husumete evrildiğini, tarafların karşı karşıya gelemeyecek kadar gerildiği nokta da ise uyuşmazlıklarda dostane çözümünden yana olmanın bir irade beyanı olarak “arabuluculuk” müessesinin işletildiğini, bu müessesenin sanatçının icadı olmadığını, hem kanun maddelerinde yazan teknik bir prosedür olduğu hem de kadim toplumların vicdanında yer etmiş yazısız bir uyuşmazlık çözme tekniği olduğunu, mevcut durum özelinde tarafların birbirlerine son sözlerini söylediklerini ve belli bir gerginlik seviyesine ulaşmaları hasebiyle tarafların doğrudan karşı karşıya gelmesinin meseleyi çözmekten ziyade meseleye zarar verecek aşamada olduğunu, arabuluculuk yöntemiyle yürütülmesinin daha sağlıklı olacağını, en azından çözüme belli bir olgunluk kazandırdıktan sonra tarafları dahil etmemizin daha sağlılklı olacağını; bu vesileyle avukatlık sıfatımı kabul etmiyorsanız bile hiç değilse beni arabulucu olarak kabul etmeniz gerektiğini söyledim mi, söylemedim mi?
Buna karşılık siz, “Ben buna tek başıma karar veremem, yönetimle konuşup bir hafta içinde size dönüş sağlarım” dediniz mi, demediniz mi?
Her seferinde bir hafta on güne dönüş sağlarım demiş olmanıza rağmen, üzerinden aylarca zaman geçtikten sonra bana hiçbir şekilde geri dönüş sağladınız mı sağlamadınız mı? Her seferinde biz size dönüş sağlarız demenize rağmen üzerinde aylarca zaman geçtikten sonra ben size ulaşmak zorunda kaldım mı kalmadım mı? +++
"ALLAHSIZ, KİTAPSIZ" DEDİLER
CENAZESİNİ BİLE YIKAMADILAR...
Yıl 1979'du..
Karadeniz'in şirin beldesi Fatsa'da belediye başkanı seçimi vardı..
Ankara seçimi iki kez ertelemiş ama engelleyememişti..
Sonunda Fatsalılar sandığa gitti..
Sandıktan bağımsız aday Fikri Sönmez çıktı..
Üstelik ezici bir oyla; 3096..
CHP, Adalet Partisi, MHP ve MSP'nin oylarını toplasan Sönmez'e yetişemiyordu..
Artık Fatsa'nın yeni başkanı Fikri Sönmez'di..
Mesleği terzi olduğu için kendisine "Terzi Fikri" derlerdi..
Sosyalist bir insandı..
*. *. *
Terzi Fikri göreve gelir gelmez Fatsa’da halk örgütleri kurdu..
Halkın direkt yönetime katılmasını sağladı..
En önemli sorun çamurdu..
Halkla birlikte bir haftada Fatsa’nın tüm çamurlu yolları yenilendi.
Özellikle fındık üreticilerin sorunlarıyla ilgilendi.
Aracıların, komisyoncuların önünü kesti..
Kooperatifleşme çalışmaları yaptı..
Karaborsacıların üzerine gitti.
İlçede ekmek fiyatını fırıncılarla masaya oturan halk örgütleri ortak belirledi..
Ulaşımı ve suyu ucuzlattı..
Terzi Fikri kısa bir sürede Fatsa’da sosyalist bir düzen kurdu..
Yapılanlar karşısında ilçenin CHP, Adalet Partisi ve Milli Selamet Partisi temsilcileri de yönetime tam destek verdi.
*. *. *
Ancak Ankara Fatsa'da yapılanlardan rahatsız oldu..
Aylarca Fatsa aleyhine haberler yapıldı..
Başbakan Süleyman Demirel ve Hürriyet Gazetesi'nin başyazarı OKTAY EKŞİ Fatsa'yı hedef gösterdi..
"Burada halk mutlu, sorun yok" diyen Fatsa kaymakamı görevden alındı..
Gazeteler hemen hergün Fatsa'yı kötüledi.
Manşetler şöyleydi.
“Komünistler Fatsa’yı ele geçirdi..”
“Devlet Fatsa’da yok..”
“Dinsizler dini yasakladı..”
“Halk mahkemeleri kuruldu."
Fatsa resmen askere hedef gösteriliyordu.
*. *. *
Tarih 12 Temmuz 1980'di.
Türk Silahlı Kuvvetleri Fatsa'ya nokta operasyonu yaptı..
İlçede asker ve sağ görüşlüler birlikte cadı avı başlattı..
Başta Belediye Başkanı Terzi Fikri olmak ùzere yüzlerce insan tutuklandı..
Ertesi gün Genelkurmay Başkanı Kenan Evren şu açıklamayı yaptı.
"Fatsa'da taş taş üstüne bırakmadık, netekim."
*. *. *..
Halkın oylarıyla seçilen Terzi Fikri ve yüzlerce Fatsalı anayasal düzeni silah zoruyla yıkmak iddiasıyla yargılandı..
Cezaevinde ağır işkence gördüler..
Tarih 4 Mayıs 1985'di..
Bundan 41 yıl önce..
Terzi Fikri'nin yorgun kalbi yenik düştü..
Cezaevinde vefat etti..
Cenazesi sorun oldu..
Önce "Dinsiz bu" dediler, cenazesini yıkamadılar..
Sonra "Vatan haini bu" dediler, selasını yarıda kestiler..
Namazı bile kılmak istemediler..
Sonunda apar topar namaz kılıp gömdüler..
*. *. *
Terzi Fikri'nin eşi Nurten Sönmez yıllarca içten içe ağladı..
Sessiz gözyaşlarının nedeni sadece eşini kaybetmesi değildi..
Cenaze töreninde yapılanlardı..
Yıllar sonra söylediği şu sözler hiç unutulmadı.
“Sala okunurken birden yarıda kesildi. Sonra öğrendik ki yetkililer, ‘Bu Müslüman değildi. Cenazesi yıkanmaz, salası okunmaz, namazı kılınmaz’ diye toplantı yapıp karar almışlar. Bu benim içimi çok acıttı. Çünkü Fikri, namaz kılar, oruç tutardı. Yıllardır her sala okunduğunda içimden, ‘Allahım inşallah yarıda kesmezler’ diye dua ederim. Sala bitene kadar da ağlarım."
📌: Bu metin, Fatsa'nın efsanevi belediye başkanı Fikri Sönmez (Terzi Fikri) hakkındaki tarihi gerçekleri duygusal bir dille özetleyen anonimleşmiş bir anlatıdır. Bu metnin içeriği, özellikle eşi Nurten Sönmez'in ifadeleriyle birlikte yıllardır çeşitli sosyal medya mecralarında, forumlarda ve köşe yazılarında paylaşılmaktadır.
Bu derlemeyi veya benzeri versiyonlarını kaleme alan ya da yaygınlaştıran birkaç önemli isim ve kaynak öne çıkmaktadır:
Can Dündar: Terzi Fikri ve Fatsa deneyimi üzerine yaptığı belgesel çalışmaları ve yazılarıyla bu konunun hafızalarda tazelenmesinde büyük rol oynamıştır.
Nurten Sönmez Röportajları: Metindeki en çarpıcı kısım olan "selanın yarıda kesilmesi" ve "içinin acıması" hikayesi, bizzat Terzi Fikri'nin eşi Nurten Sönmez'in verdiği röportajlara dayanmaktadır. Bu röportajlar zaman içinde farklı yazarlar (örneğin Soner Yalçın veya yerel gazeteciler) tarafından haberleştirilmiştir.
Sosyal Medya ve Blog Yazarları: Paylaştığın metin formuyla (yıldızlarla ayrılmış bölümler ve duygusal ton), daha çok Sunay Akın veya Yaşar Aksoy gibi isimlerin anlatım tarzına benzemekle birlikte, internette genellikle bir yazar ismi belirtilmeden "Halkın Terzisi" başlıklarıyla dolaşıma girmektedir.
Metnin Tarihsel Arka Planı:
1979 Seçimleri: Fikri Sönmez, 14 Ekim 1979'da bağımsız aday olarak rekor oyla seçilmiştir.
Nokta Operasyonu: 11 Temmuz 1980'de bizzat Kenan Evren'in yönettiği operasyonla görevden alınmış ve tutuklanmıştır.
Vefatı: 4 Mayıs 1985'te Amasya Askeri Cezaevi'nde kalp krizi sonucu hayatını kaybetmiştir.
Bu yazı spesifik tek bir "köşe yazısı" olmaktan ziyade, Terzi Fikri'nin hayatını ve maruz kaldığı haksızlıkları Nurten Sönmez'in tanıklığıyla birleştiren bir kolektif hafıza metnidir.
🤖: Gemini
#VİDEO- DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Ankara-Keçiören'de düzenlenen Turkomania adlı etkinlikte JİTEM ve faili meçhul cinayetlerle anılan Cem Ersever'in kostümüyle sahneye çıkılmasına sert tepki gösterdi
Muş Spor kaybetmedi, Mardin 1969 Spor kazandı. He iki takımı da yürekten kutluyorum.
Bugünün en güzel yanı; aynı tribünde kardeşliğin, dayanışmanın ve birlikte yaşama umudunun büyümesiydi.
Ve elbette teşekkürler Amedspor…
Amed ruhuyla her iki takıma da ev olduğu, dostluğun sahadaki skordan daha büyük olduğunu gösterdiği için.