@RTErdogan Faize giden kazandı. Döviz alan kazandı. Altın alan kazandı. Peçete alan bile kazandı. Devletine, ülkesine güvenen 7 milyon insan, enflasyon ortamında BATTI, BATIRILDI.
@RTErdogan Taban seçmenini görmezden gelmeye devam ediyorsunuz, etrafınızdaki yiyiciler size herşey çok güzel diyor ama öyle değil reis, taban artık yeter artık diyor.
🇦🇿 AZERBAYCAN’DA HİCAB ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN SESİMİZİ YÜKSELTİYORUZ ⚠️
İnancı nedeniyle hiçbir çocuk eğitim hakkından, hiçbir kadın temel hak ve özgürlüklerinden mahrum bırakılmamalıdır. Hicab bir suç değil, inanç ve vicdan özgürlüğünün bir parçasıdır.
Azerbaycan’da hicaplı kardeşlerimizin haklarına destek olmak, inanç özgürlüğünü savunmak için bir araya geliyoruz.
📅 Tarih: 18 Ekim 2026, Pazar
🕓 Saat: 16.00
📍 Yer: Azerbaycan Konsolosluğu
Akat, Zeytinoğlu Caddesi No: 65, Beşiktaş / İstanbul
Kardeşlerimizin sesi olmak, hicap özgürlüğünü savunmak ve dayanışmamızı göstermek için sen de aramızda ol!
Azerbaycan’da Müslüman kardeşlerimiz yalnız değildir!
#HicapÖzgürlüğü #Azerbaycan #hicabaazadlıq #HicapYasağınaHayır
Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı'ndan medya, eğitim, fon krizi dahil toplumsal çürümeye özetleyen bir metin, yeter artık diyen çok yerinde bir bir ikaz:
*TOPLUMSAL ÇÜRÜMEYİ KABULLENMİYORUZ!*
*İnsan Kalmak İçin Bir Çağrı*
Bize emanet edilen dil, din, mahremiyet, aile ve istikbal göz göre göre eriyor. Susanlar bu vebalin ortağıdır. Bu metin bir rica değil, bir ikazdır.
Toplumlar bir günde yıkılmaz. Önce utanma ölür, sonra kötülüğün adı değişir, en sonunda kötülük alkışlanır. Biz bugün bu üç basamağın üçünü de aynı anda yaşıyoruz.
Okullarımızda çocuklar, çocukları öldürüyor. Sebep çoktur, ama en mühimi bellidir: Talim var, terbiye yok. Sınav kazanmak, insan olmanın önüne geçiriliyor.
Boş bırakılan kalpleri ekranlar dolduruyor. Gündüz kuşağı reyting uğruna aile kurumunu yok ediyor.
Diziler; sadakatsizliği ve fuhşiyatı teşvik ediyor. Mafyayı kahraman, silahı itibar, zorbalığı erdem gibi sunuyor. Bunların hepsi herkesin gözü önünde, izinle, ruhsatla ve reklam geliri bahanesiyle yapılıyor.
Fon krizi, çürümenin cüzdana da sıçradığını ilan etti. Helali haramı ayırmadan “köşeyi dönmek” marifet oldu.
Uyuşturucu “yaşam tarzı”, sanal kumar “fırsat” diye pazarlanıyor. Evlerin ocağı sönüyor, aileler borç ve utanç içinde dağılıyor.
Mahremiyet perdeleri tek tek yırtılıyor, beden metaya çevriliyor, insan beğeni sayısı uğruna onurunu kaybediyor.
Bütün bunların ortak adı şudur: İnsan değersizleştiriliyor, kadim değerlerle bağı bilerek koparılıyor. Değerlerle bağı kalmayan insan orman kanununa tabi oluyor.
Ama düşüş orada da durmuyor. Doymayan hırsı, onu hayvanlardan daha aşağı bir hâle düşürüyor.
*Biz, bunu kabullenmiyoruz.*
Eğitim, sadece zihni değil kalbi, sadece beceriyi değil, vicdanı da beslemelidir. Değer eğitimi müfredatın kenar notu değil, omurgasıdır. Ahlak eğitimi birkaç ders saatine ve ezberlenmiş öğütlere sığmaz. Öğretmenin tutumunda, okulun yönetiminde, sınavın adaletinde ve güçlü karşısında zayıfın nasıl korunduğunda karşılığını bulur.
Denetim kurumlarının elindeki yetki süs değildir. Çocukların zihnine lağım akıtan, aileleri tarumar eden yapımlara göz yuman her sessizlik, o yayının ortaklığıdır. Ceza kesip reklam gelirini yerinde bırakmak denetim değil ruhsattır.
Çürütücü ve saptırıcı içerikler
engellenmelidir. Reyting uğruna nesiller heba ediliyor. Bu ticaretin kârını hanesine yazanlar, bedelini millete ödetiyor.
Fon krizi bir kaza değil, denetimsizliğin, göz yummanın ve kayırmacılığın sonucudur. Suçlular ve sorumlular hesap vermeden kimse güvenden söz edemez.
Sanal kumar ve bağımlılık reklamları hâlâ serbestçe dolaşıyorsa, bu bir ihmal değil, tercihtir. Bu tercihin bedelini aileler ve nesiller ödüyor.
Sadece şikâyet eden, alternatif üretmeyen, güçlünün yanlışına susup sadece zayıfın hatasını dile getiren bir ahlak söylemi, inandırıcılığını kaybetmeye mahkumdur.
Yolsuzluğa, torpile ve kul hakkına susan, ahlaktan bahsetme hakkını da kaybeder.
Türkiye'miz son çeyrek asırda pek çok alanda önemli mesafe katetti; bugün yakın coğrafyamızdan başlayarak tüm insanlığa ümit veren bir noktaya ulaştı. Bu kazanımların heba edilmesine, medeniyet köklerimizden güç alarak daha adil, daha huzurlu bir gelecek inşa etmeyi hedefleyen bu yürüyüşün sekteye uğratılmasına müsaade edemeyiz.
Hiç kimsenin şahsi hırsı, menfaati ve sorumsuzluğu, bu yürüyüşün mimarlarının ve fedakâr neferlerinin sırtlarına yük, ayaklarına pranga olmamalıdır. O yüzden;
*Çağrımızdır*
Çocukları, gençleri ve aileyi koruyan yayın denetimi derhal ve tavizsiz uygulanmalıdır.
Kumar ve bağımlılık reklamları tamamen yasaklanmalıdır.
Aile danışmanlığı ve bağımlılık tedavisi her ailenin ulaşabileceği hâle getirilmelidir.
Değerler eğitimi müfredatın omurgası yapılmalıdır.
Fon krizinden imara, kamu kurumlarından belediyelere, iş dünyasından sivil topluma rüşvet ve yolsuzlukların suçluları ve sorumluları kim olursa olsun, hesap vermelidir.
Devamı..
🔴 Azerbaycan’da Karabağ şehidinin kızı başörtüsü nedeniyle okula alınmadı.
Kızın annesi okuldaki şehitler panosunu göstererek feryat etti.
“Eğer benim kızımı bu okula almıyorsanız kaldırın buradan babasının resmini.”