🔴 Selim Temo’dan Mem Ararat’a destek: “Onun emeğinin nasıl çalındığının şahidiyim”
👤 Yazar ve şair Selim Temo, Kürt sanatçı Mem Ararat’ın son dönemde yaptığı açıklamaların ardından dikkat çeken bir destek mesajı paylaştı.
📌 Daha önce Mardin Artuklu Üniversitesi’nde görev yapan ve KHK ile ihraç edilen Temo, Mem Ararat’ın yıllardır birçok haksızlığa sessiz kaldığını belirterek, sanatçının yaşadığı süreçlere yakından tanıklık ettiğini söyledi.
🔷 Temo paylaşımında, “Onun emeğinin nasıl çalındığının şahidiyim. Bir Kürt incinmesin diye kendinden nasıl taviz verdiğinin şahidiyim” ifadelerini kullandı.
📌 Kayyum dönemlerinde Mem Ararat’ın ekonomik zorluklar yaşadığını anlatan Temo, sanatçının geçimini sağlamak için ağır işlerde çalıştığını ve yoksulluk içinde yaşam mücadelesi verdiğini dile getirdi.
🌀Açıklamada ayrıca Mem Ararat’ın çocukluğuna da değinilerek, yakılmış köylerin çocuklarından biri olduğu, mevsimlik işçi çadırlarında büyüdüğü ve genç yaşlardan itibaren Kürt kültür-sanat mücadelesinin içinde yer aldığı ifade edildi.
🎶 Temo, Kürt müziğinde yaşanan telif gaspı ve kültürel yozlaşmaya da tepki göstererek bazı çevrelerin Kürtçe eserleri Türkçeleştirdiğini savundu. Açıklamada, Kürt sanatçılarının emeklerinin korunması ve tüm sanatçıların haklarının teslim edilmesi çağrısı yapıldı.
🌀 Paylaşımını “İster dinle ister dinleme ama ona haksızlık etme” sözleriyle tamamlayan Temo, Mem Ararat’ın Kürt müziğini uluslararası sahnelere taşıyan önemli sanatçılardan biri olduğunu vurguladı. @ararattmem@selimtemo
PKK/YPG’nin (Ciwanên Şoreşger) Rojava’da kaçırdığı Kürt çocuklarının kimlikleri…
BM raporlarına da yansıyan bilgilere göre, PKK/YPG sadece 2022 yılında 1.200 çocuk kaçırdı.
“Önderliğimizin dostu” dedikleri adamın onların “önderliği” hakkındaki tespitleri.
Yalçın Küçük: “Abdullah Öcalan’ın beyini sürekli değişiyor; önce bendim, sonra Genelkurmay oldu daha sonra Fidan oldu yarın kime gidecek onu da bilimiyorum”
PKK’nin bir “özgürlük” veya “kurtuluş hareketi” değil, “Kürtlere karşı bir soykırım hareketi” olduğu yönündeki tespitler ve bu tespitlerin delillendirilmesi giderek güç kazanıyor.
20 bin şehit verip 10 yılı aşkın süre #Rojava’da hakimiyet kuracaksınız. Ama sonunda gelinen nokta, #Şam’ın atadığı bir vali ve üzerinde “Suriye Arabı” yazan bir kimlik. Buna rağmen bunu “önderlik paradigmasının büyük kazanımı” diye yutturmaya devam edeceksiniz. Tüm bu tabloya rağmen #Apoizmin hâlâ #Kürdistan’ın geleceğini şekillendirmesi gerçekten düşündürücü ve bir o kadar da üzücü. Yazık!
1961’de Suriye’de yapılan nüfus sayımında dikkat çeken bir konu da Kürtlerin yoğunlukta olduğu Haseke’deki nüfus artışıydı. 1954 sayımına göre Kürt nüfusu %27’lik bir artışla 240 binden 305 bine yükselmişti. Şam yönetimi bir yıl sonra 5 Ekim 1962’de, sadece bu bölgeyi kapsayan bir sayım yapmış ve bu sefer de nüfusun 340 bine yükseldiğini görmüştü. Sayıma gerekçe olarak da kimlerin Türkiye’den yasadışı olarak ülkeye girdiğinin tespit edilmesi gösteriliyordu: Kürtler, Suriye’ye 1945 öncesinde yerleşmiş olduklarını belgelerle kanıtlamak zorundaydılar.
Ne var ki sayımın sonuçlarına göre okuma yazma oranının %3 olduğu bir bölgede doğal olarak birçok Kürt bunu kanıtlayamadı ve sonuçta 120.000’den fazla Kürt vatandaşlıktan çıkarıldı. Vatandaşlıktan çıkarılanlar arasında 1925 Kürdistan isyanı sonrası bölgeye gitmiş olan Osman Sebrî gibi Kürt aydınlarının yanı sıra o güne dek Araplarla ile iyi geçinmiş kimseler de vardı. Örneğin 1949-1957 yılları arasında Suriye Devlet Başkanı yardımcılığı ve bakanlık yapmış olan Abdulbaki Nizameddin ve 1956-1957 arası Suriye Silahlı Kuvvetlerinde Kurmay Başkanlığı yapmış olan Tevfik Nizameddin gibi Kürtler de vardı. 1963’e gelindiğinde 200.000 Kürt, ecnebi (yabancı yerleşimci) veya maktumin (kayıtsız kaçak) etiketiyle vatandaşlık haklarından yoksun bırakıldı.
Yer yer Kürtlerin itirazları sonucu küçük çaplı çatışmaların yaşanması üzerine, bu durum bütün ülkede baş gösteren bir anti-Kürt kampanyasına dönüştü ve Kürtler, Siyonistlerin bölgedeki kuklaları ve batılı devletlerin maşaları olarak hedef gösterildi. 1963’ün sonlarına doğru Haseke emniyet müdürü Teğmen Muhammed Talab El Hilal gizli bir rapor hazırladı. “Ulusal, Toplumsal ve Siyasi Yönleriyle Cezire Bölgesi Çalışması” adlı bu raporda şöyle denilmekteydi: “Cezire’de alarm zilleri çalıyor ve Arap vicdanını bu bölgeyi kurtarmaya, onu tarihin yüzkarası olan tüm bu kötü insanlardan temizlemeye çağırıyorum. Çünkü coğrafi konumu gereği Cezire, Arap topraklarındaki diğer vilayetlerin yanı sıra tüm gelir kaynaklarını ve zenginliklerini sunmaktadır. Kürt sorunu, Kürtlerin artık örgütlenmeye başladıkları günümüzde, yalnızca Arap ulusunun vücudunda çıkmış ve gelişen bir habis urdur. Bunun tek ilacı, onları kesip atmaktır.”
Çözüm başlığı altında 12 maddede isteklerini belirten Hilal şunları öneriyordu: ▪ Kürtler meskûn oldukları topraklardan çıkarılmalıdır.
▪Kürtlere eğitim hakkı tanınmamalıdır ve halen Suriye okullarında bulunan öğrenciler, okullardan alınarak ailelerinden uzak bölgelere nakledilmelidir.
▪Türkiye’de aranan ve Suriye’ye sığınmış bulunan kaçaklar geri gönderilmelidir.
▪Kürtlerin işverenler tarafından çalıştırılması yasaklanmalıdır.
▪Kürt karşıtı bir ulusal propaganda kampanyası başlatılmalıdır.
▪Kürt ulemaları bölgelerinden alınarak uzak bölgelere gönderilmeli ve yerine Arap milliyetçisi ulemalar atanmalıdır.
▪Kürt aşiretleri ve büyük aileleri en az üç parçaya ayrılarak farklı yerlere sürülmelidir.
▪Kürtlerin meskûn oldukları topraklara milliyetçi Arap aşiretleri yerleştirilmelidir.
▪Türkiye sınırı boyunca bir Arap emniyet şeridi oluşturulmalıdır.
▪Arap yerleşimciler için bu topraklarda kolektif çiftlikler kurulmalıdır.
▪Vatandaşlıkları bulunan Kürtlerin oy verme ve iş kurma hakkı geri alınmalıdır.
▪Vatandaşlıkları bulunan Kürtlerin iş ve benzeri olanaklar için Suriye’nin dışına çıkmasına izin verilmeli ve vatandaşlıkları düşürülmelidir.
+
Hikaye şu:
Afrinde gereksiz savasip tr ye teslim ettiler,
Minbic’te savastilar sonunda tr ye teslim ettiler,
Sengal’de Başur ordusunu engelleyip, iraq’a teslim ettiler,
raqqa’da 7bin Kurd genci oldurdup, teslim ettiler,
Kobani ve Kamislo’yu bir belediye baskanligina teslim ettiler,
Kuzey Kurdistan’da 10 milyon goc, 100bin sehit, 200bin iskence magduru yaratip, biz tirkiyelileserek tirk olmaya raziyiz dediler.
Bu hikayenin basligi nedir?
Öcalan’ın ihanetini #Kobani’ye bağlayıp, #Türk devleti ile iş birliğinin sebebini Kobani’deki kazanımları korumak olarak gösteren işbirlikçi ve ahlaksız Apocular ile onların yalanlarına çanak tutanlar; ayrıca inatla #Apoizmin peşine takılıp bu ihanetin devamı sağlayanlar… Sizler de bu ihanetin ve iş birliğinin ortağısınız. #IŞİD’in bir türevi olan cihatçı çetelerin bayrağı altında, onların merhametine mahkûm ettiğiniz #Kürtlerin vebali sizin boynunuzdadır.