Hatrı sayılır bir zamandır kendilerine tekno-feodal ismi takılmış olan yeni nesil kapitalistleri değil işbu teknolojiyi kendi uzvu haline getirmeye çalışırken geri dönüşü olmayacak şekilde metamorfoz geçirecek olan devletleri düşünün diyorum ve bu sebepsiz değil. 👇🏻
Yapay Zeka elbette piramitin her yüksekliğinde bir dönüşüm, arayüzlerde çokluk ve aracı kullanıcılarda rastgele bir kombinasyon yaratacaktır. Tekno-oligarklar görünür hedeflerdir. Bir teknoloji günlük hayata bir kez girdikten sonra onu engellemek, tarihsel olarak imkânsız hale gelir; çünkü üretici güçlerdeki gelişme, toplumsal ilişkileri ve üretim biçimini kaçınılmaz biçimde dönüştürür. Marx, Felsefenin Sefaleti'nde bunu çarpıcı biçimde dile getirir: El değirmeni feodal beyli toplumu, buhar değirmeni ise sanayi kapitalistli toplumu üretir. Yapay Zekanın zorbaları sadece üç-beş ismi bilinen monark değil toplumsal denetim ve gözetlemeyi üstlenen sınırları geçirgen kurumlar olacaktır. Üretici güçler değiştikçe üretim tarzı değişir, üretim tarzı değiştikçe bütün toplumsal ilişkiler, mülkiyet biçimleri, sınıf yapıları, sermayenin ve finansal öznelerin konsolidasyonu ve ideolojiler yeniden biçimlenecektir. Komünist Manifesto'da da aynı mantık, buhar ve makinelerin manüfaktürü modern büyük sanayiye dönüştürmesi ve burjuvaziyi yükseltmesi üzerinden işlenir. Kısacası, teknoloji sadece kendinden bir araç değildir; yeni toplumsal koşulların maddi temelini oluşturur ve bu koşullar bir kez yerleştiğinde eski düzenin direnişi ancak geçici ve sınırlı kalabilir
Psikolojik Savaş; kavramlarla, kavram adlarıyla, yer adlarıyla, adlandırmalarla, tanımlarla, dille, tarihle, kimliklerle oynayarak toplumu ya askeri ya siyasi ya kültürel ya da her türlü işgale boyun eğmeye hazırlayan sinsi propaganda etkinliğidir. https://t.co/DLY469krBe
Türklere "Moğol Çingenesi" demek; Indo-Aryan ırkçı faşist özünü şair, sanatçı, entellektüel maskesi altında gizlemek; Asya Türk kam (şaman) davulunu Romanlarca kullanılan tef olarak ekrana getirmek; sanat maskesi altında psikolojik harekat yürütmektir. Dizilere dikkat.
“Şikayet edemeyiz işimizden atmıyorlar bizi. aç kaldığımız yok. karnımız doyuyor. otlar büyüyor. büyüyor milli gelir. tırnak uzuyor. uzuyor tarih sokaklar boş. sağlamca sonuçlandı pazarlık canavar düdükleri ötmüyor. n’olsa geçer hepsi. ölüler vasiyetlerini yaptı. yağmur seyreldi artık. daha ilan edilmedi savaş. acelesi de yok zaten. otları yiyoruz. milli geliri. tırnak yiyoruz. yiyoruz tarihi. saklı gizli bir şeyimiz yok. özlenecek bir şeyimiz yok. söyleyecek bir şeyimiz yok. bir şeyimiz. saatler kuruldu. faturalar ödendi. hepimiz yıkandık. son otobüs geçiyor. boş, şikayet edemeyiz. ne bekliyoruz peki?”
Hans Magnus Enzensberger - Orta Sınıf İçin Nihavend
Bir toplumun felaketi patlayan kitlesel şiddetle mi gelir, yoksa o şiddeti doğuran tüm çelişki ve belirsizlikleri yıllarca baskılamış, nötralize etmiş, tahliye borusundan dışarı sızmasına izin vererek normalleştirmiş hakim düzen midir?
İnsanlar genellikle bugünden yarına öngörü yaparken şiddetten yorulacak bir toplumun devletçi düzene yani Le Pen’e sığınacağı ön kabulü ile hareket ediyorlar.
Ancak artık Le Pen ya da herhangi başka bir iktidar formülünün güçlü bir devlet otoritesi kuramayacağı gerçeğini ise göz ardı ediyorlar.
Visconti’nin Leopar filminde dile gelir:
“Bazen her şeyin aynı kalması için her şeyin değişmesi gerekir…”
“Neo-Yeni” denilince bu sözü hatırlamanın faydası çoktur. Eğer her şey aynı kalacaksa, her şeyin değişmesi nedendir?
Filhakika, “Yeni” demek, “Gerçek” demek değildir.
Çok eski vakitlerin birinde de işbu soru ile muhatap olanlar olmuş. Vaftizci Yahya’nın ağzından dinleyelim:
“Ben sizi tövbe için suyla vaftiz ediyorum, ama benden sonra gelen benden daha güçlüdür. Ben O'nun çarıklarını çıkarmaya bile layık değilim. O sizi Kutsal Ruh'la ve ateşle vaftiz edecek. Yabası elindedir. Harman yerini temizleyecek, buğdayını toplayıp ambara yığacak, samanı ise sönmeyen ateşte yakacak.”
Matta 3 / 11-17
Bahse konu olanın sonu çarmıhta, başında hain damgasıyla, hem bitti, hem bitmedi…
“Ölümsüz fetiş” fetişizmi, özünde, biçare bir şekilde zamanı dondurma arzusudur. Hakikat bükücü-örtücü için zamanı dondurabilmek yetisi kaçınılmaz mecburiyettir. Bilgelik aşığının trajik zavallılığını da gösterir bizlere: “Göz görmez, gösterir” bile diyebilir bir raddeden sonra 🎃
Martin Bernal, Kara Athena kitabında şöyle diyor: “Reformistlerin en büyük düşmanı sanıldığının aksine gericiler değil devrimcilerdir.”
Tarihte yenilik adı altında yapılan dönüşümler, gericiliğin kendisini Devrimciliğin karşısında yeniden konuşlandırdığı operasyonlarıdır.
Martin Bernal, Kara Athena kitabında şöyle diyor: “Reformistlerin en büyük düşmanı sanıldığının aksine gericiler değil devrimcilerdir.”
Tarihte yenilik adı altında yapılan dönüşümler, gericiliğin kendisini Devrimciliğin karşısında yeniden konuşlandırdığı operasyonlarıdır.
Kutsallaştırılmış, bir kavmin, bir hanedanlığın, bir cemaatin, yine kutsal görülen varlığının, orada zorunlu olarak tecelli ettiğine inanılan kentlerin insanlarına, oralarda yaşayan halkına bakın, ya katliamı ya felaketi ya yoksulluğu yaşarlar. Gazze’de bunların hepsi yaşanır, Hatay’da yarısı, İstanbul’da birazı. Toprağı, suyu, ekonomisi kutsanan bu kentlerin yaşayanları her zaman en önce gözden çıkartılır.
İşte İstanbul üstüne yığınla söylen..
İstanbul’un sakinlerine ise gerçek.
Evindeki bütün cihazların akıllanıp ev sahibesini hapsederek saldırıya geçtiği film, bir roman uyarlaması olan 1977 yapımı korku filmi Demon Seed (Şeytan Tohumu). Hikayedeki yapay zekanın adı da Proteus IV idi.
Bunlar 👇🏻 en azından “dijital küf” diyorlar. Doğrudur, olabilir, AI akıllı cihazlardan kendi IoT’sini oluşturabilir. Sonuçta bu teknolojik “istisna” hali illa ki filmin alt metnine (Demiurge sahibesine sahip olur… ne kadarda ilginç ve orjinal bir fikir değil mi 😁😉) uygun davranmak zorunda değil…