Dr. Hussam Ebu Safiyye:
“Bu beni son görüşünüz olacak.
Beni buraya öldürmek için getirdiler. Buradan sağ çıkabileceğimi düşünmüyorum.”
Tek suçu savaş sırasında yaralıları terketmemekti..!!
🇫🇷Hiç altın madeni olmayan Fransa 2.436 ton altını rezervi ile dünya 4.sü.
🇲🇱860 altın madeni olan ve yılda 50 ton altın üreten Mali'de ise altın rezervi 0 (SIFIR).
☠️Şimdi bu Fransızlar dükkandan şampuan ve ayakkabı çalan göçmenlere "hırsız" diyor.
Meksika Savunma Bakanı, kartellerden ele geçirilen silahların %20'sinin İsrail menşeli, geri kalan %80'inin ise Amerika Birleşik Devletleri menşeli olduğunu belirtti.
Dünyada terörün kaynağı, ABD ve israildir
🔴 VE BOOOOMMM HANİ KOMPLOYDU...
İtalyan Profesör Massimo Montanari :
"Çok mu sıcak? HAARP radarlarını kapatın ve gökyüzünden NATO uçaklarının izlerini kaldırın! İran'da işe yaradı. "
Kapı gıcırtısından dolayı komşusunu ve karısını çocuklarının önünde vuruyorlar.
Ölen adam yerde can çekişirken başına gelip “kapıyı yaptırmak bu kadar zor muydu” diyorlar.
O sırada çocuklar korkuyla acıyla babaları için feryat ediyor.
Vallahi Kısasta Hayat Vardır!
Görüntüler Batı Şeria'nın Nablus şehrine bağlı Hawwara kasabasından,israil askeri Filistin'li genci ailesinin yanında zorla kaçırmak istiyor, genç itiraz edince orada yargısız infaz yaparak katlediyor, dünya, israil terörünü konuşmuyor !
Gazze'de savaş bir an bile durmamışken açlık yineden başa vurmuş durumda insanlar bir yandan yemek bir yandan temiz içme suyu arıyor, bir nebze de olsa onlara yardım etmek isteyenlere sesleniyorum son zamanlarda Gazze tamamen unutulmuş durumda @alper_temuri_ abi ile bir kumanya projesi hazırladık bize katılmak isteyen onunla iletişime geçebilir.
Sizlerden ilk kez böyle bir projeye katılmanızı rica ediyorum, durumlar tahmin ettiğinizden daha da kötü sanki savaşın ilk günleri gibi fakat kimsenin tepki verdiği yok.
Altıncılar, gümüşçüler, dolarcılar, borsacılar, kriptocular...
Hepiniz sonuna kadar okuyun!
Küresel yatırım bankaları (JPMorgan, Goldman Sachs, UBS, Bank of America) hiçbir zaman küçük yatırımcıyı zengin etmek için rapor yayımlamaz.
Finans piyasalarında bu devlerin tahminleri genellikle "büyüklerin mal boşaltma veya mal toplama operasyonunun" bir parçasıdır.
Onları harfiyen dinleyenlerin neden terste kalacağını ve yapılan manipülasyonun mantığını şu şekilde özetleyebiliriz:
1. "Düşük gösterirken" mal toplama (Akümülasyon):
Bankalar 2020-2023 yılları arasında altın tahminlerini sürekli düşük tuttu.
JPMorgan, "Altın faiz artışlarında ezilecek, 1.500 dolara düşecek," diyerek piyasaya korku saldı.
Amaç neydi?
Fiyatı baskılayarak büyük kurumsal fonların ve merkez bankalarının dipten, ucuz fiyata fiziki altın toplamasını sağlamak. Sonuç; bankaların "yükselmez" raporlarına inanıp elindeki altını satan küçük yatırımcı, tarihi ralliyi kaçırdı ve terste kaldı.
2. "Yüksek gösterirken" mal boşaltma (Dağıtım):
Altın 2.000 dolardan 5.000 dolara gelene kadar sessiz kalan veya hedefi azar azar artıran bankalar, ne hikmetse altın zirveye ulaştığında bir anda yarışa girip 6.000 - 8.000 dolar hedeflerini havada uçurmaya başladılar.
Amaç ne?
Piyasada "FOMO" (fear of missing out / fırsatı kaçırma korkusu) yaratmak. Küçük yatırımcıya "Eyvah, altın 8.000 dolar olacak, treni kaçırıyorum!" dedirterek zirveden altın aldırmak.
Tehlike: Dipten milyonlarca ons altın toplayan dev fonlar, kârlarını realize etmek (nakde geçmek) için devasa alıcılara ihtiyaç duyar.
Bankaların bu uçuk hedefleri, içerideki büyüklerin malı tepede küçük yatırımcının kucağına boşaltması için harika bir illüzyon yaratır.
3. Kurumsal yönlendirme (Manipülasyon):
Bu bankalar kendi fonlarında altın taşırlar.
Fiyatın yükselmesini istediklerinde olumlu rapor, fiyatı düşürüp alttan toplamak istediklerinde ise olumsuz rapor yazarlar.
Raporlar yayımlandığı an piyasa zaten çoktan o fiyatı satın almıştır.
Yani bankaların hedef fiyatları bir öngörü değil, yönlendirmedir.
Sonuç: Bankayı dinleyen terste kalır.
Finans tarihinin en temel kuralıdır: "Büyük bankaların ne dediğine değil, ne yaptığına bak."
Geçmişte altını ucuzken kötüleyen bankalar, bugün altın rekor kırmışken 6.000 ve 8.000 dolar hedefi veriyorsa bu, küçük yatırımcı için en büyük "tepeye yaklaştık, dikkat et" sinyalidir.
Bu kurumsal manipülasyona kapılıp en tepeden fona veya altına girenler, piyasa tersine döndüğünde uzun yıllar boyunca içeride (terste) kalabilir.
Altının onsu 4.000 dolardan 4.400 dolara çıkınca fiziki toplayanlar 400 dolar (%10) kazanırken, istedikleri kadar dijital altın basma gücü olan tepedeki ibişler; 10 kat, 20 kat kaldıraçla sürekli yukarı aşağı vurdurup bunun yüzlerce katını kazanıyor.
Fiziki altının fiyatını kontrol altında tutmak için, altının onsu yukarı hareketlendiğinde inanılmaz miktarda dijital altını piyasaya sürüp fizikiden çok daha ucuza satıyorlar.
Peki, bu durum parayı kontrol eden ülkelerde korkunç bir enflasyona yol açmaz mı?
Dünya ekonomisini elinde tutan ve piyasaya sınırsız dijital para ile altın sürme yetkinliği olan büyük ülke ekonomilerinde beklenildiği kadar açmaz.
2008 sonrası dönemde ABD Merkez Bankası (Fed) trilyonlarca dolar likidite yarattı.
Buna rağmen ABD'de tüketici enflasyonu uzun süre beklenenden düşük kaldı; çünkü paranın önemli bir kısmı zaten kontrol ettiği finansal sistemin içinde veya banka rezervlerinde dolaştı, market raflarına aynı hızla ulaşmadı.
Finansal piyasalar kendi içinde devasa hacimler yaratabilir.
Edilen kâr; borsa ve varlık fiyatlarını uçururken günlük yaşam fiyatları çok daha yavaş hareket edebilir.
Bu hacimlerin çoğu market ürünleri, kira, otomobil veya elektronik ürün talebine dönüşmediği sürece aynı ölçüde tüketici enflasyonu oluşmaz.
Petrodolar sisteminin çökmesi; dolar veya ABD tahvilleri yerine fiziki altın ya da dolara alternatif para birimlerine yönelme trendinin başlaması, ABD dolarına olan küresel talebin hızla düşmesiyle ABD'de hiperenflasyona, faizlerin kontrolsüz yükselişine ve ülkenin dünya üzerindeki ekonomik ve askeri hegemonyasının sona ermesine yol açacaktır.
Ve bunun olmaması için ABD her türlü çılgınlığı yaptı, yapıyor, yapacak...
Necip milletimizin en büyük yanılgısı, bir emtia değerlenirken bunun sonsuza dek süreceğini düşünmesidir.
Ne altın ne mevduat faizi ne gayrimenkul ne de araç fiyatları size sonsuza dek kazandırmaz.
Konut Kredisi ve Enflasyon Parantezi
Yüksek enflasyonlu bizim gibi ülkelerde en çok kazandıran, düşük kredi ile alınan konuttur.
%0,89 gibi bir krediyle sadece 72 ay sürede alınan konut, döviz bazlı akıllara durgunluk veren bir kâr bırakır.
Misal; 2020 başında 300 bin liraya (o dönemin değeriyle 50 bin dolar) alınan konutların an itibarıyla değeri 7 milyon lira (150 bin dolar) olmuştur.
%0,89 krediden daha düşük oranlarla, geçmişte 180 ay süre ve %0,69 faizle kredi dağıtıldığı dönemler de oldu.
Bakın burası çok önemli: Ocak 2020'de çekilen 300.000 TL konut kredisi için 72 ay boyunca yapılan taksit ödemelerinin toplam dolar karşılığı yaklaşık 28 bin dolar tutmuştur.
Lira bazında ev için toplamda 437.634 TL ödenmiş olsa da ödeme süresi boyunca (2020-2026 arası) USD/TRY kurunun sürekli yükselmesi nedeniyle bankaya yapılan ödemelerin dolar cinsinden değeri her yıl hızla azalmıştır.
%0,89'dan daha düşük kredilerde veya 72 ay yerine 120 ay ve 180 ay seçeneklerinde bu fark daha da açılır.
Geçen sene altının onsu dipte 2.500 dolarken bu sene başında 5.500 dolara uçtuğunda, küresel bankalar 8.000 dolar hedefi göstermeye başladıklarında bu işin buralara geleceği az çok belli olmuştu.
Altın uzun, çok uzun vadede kaybettirmez.
Son 25 yılda dolara karşı en çok değer kazanan emtialardan biri altındır.
Altının ons fiyatı son 25 yılda dolara karşı yaklaşık 16 kat artış göstermiştir.
Bugün alıp 25 yıl bekleyebilenler büyük ihtimalle yine kazanacaktır.
Amma velakin, günümüz insanının değil 25 yıl, değil 10 yıl, 5 yıl bile beklemeye tahammülü yoktur.
Her yerde karşıma çıkan sanal kumarhane reklamları ve "harçlığı ile aldığı kripto paralarla çok kısa sürede dolar milyoneri olan genç" haberleri ile akıl muhakemesini yitiren 35 yaş altı X ve Z kuşağının ise 1 yıl bile beklemeye tahammülü yoktur.
tahirikemal
Başta Filistin’de, bilhassa Gazze’de, gönül coğrafyamızın her köşesinde, Türkiye’nin sözü umutla takip ediliyor. Çünkü Türkiye’nin sözü, mazlumun yüreğinde bir güven, mahzun coğrafyalarda bir dua, insanlığın vicdanında bir çağrı olarak karşılık buluyor. İşte bu yüzden bizim duruşumuz da sözümüz de hassasiyetimiz de çok kıymetlidir.
Filistin’e olan hassasiyetimizden rahatsızlık duyanlar çıkacaktır. Kudüs’e olan bağımızdan rahatsızlık duyanlar elbette çıkacaktır. Gazze’de insanlığın gözleri önünde yaşanan soykırıma karşı sesimizi yükseltmemizden rahatsız olanlar da çıkacaktır ama biz, bu duruşumuzdan asla taviz vermeyeceğiz.
Kudüs’ün özgürlük davasını kalbimizde taşıyacağız. Filistin’in acısını vicdanımızda hissedeceğiz. Gazze’nin feryadına kulak vereceğiz. Mazlumun yanında durmayı, adil bir dünya düzeni için mücadele etmeyi, insan olmanın en temel sorumluluğu olarak göreceğiz.
Muhterem Cumhurbaşkanımız @RTErdogan’ın her platformda Filistin’in hakkını, Gazze’nin mazlumlarını, Kudüs’ün izzetini savunan liderlik duruşu bizlere de istikamet verecektir. Biz de aynı inançla, aynı kararlılıkla, aynı vicdanla bu hassasiyeti taşıyacağız ve bu hassasiyetimizi kimseye sorgulatmayacağız.
Şam'ın, Halep'in, Karabağ'ın özgürlüğünü gördüğümüz gibi inşallah bir gün Kudüs'ün de özgürlüğünü göreceğiz.
Benim valiyken Cenabı Hak'tan bir niyazım vardı. Malum burada beş sene valilik yaptıktan sonra Erzurum'a tayin oldum. İki buçuk sene de orada görev yaptım. İçten içe büyüttüğüm niyazım şuydu. Rabbim bana bir gün de olsa Kudüs Valiliğini nasip et diye.
Yine inanıyorum ki Cenabı Hak o günleri bizlere gösterecek. Mutlaka gösterecek. Ben buna bütün kalbimle inandım ve inanmaya da devam ediyorum. Geçmişte olduğu gibi yine oralar bizim olacak. Yine bizim hüküm ve tasarrufumuz altına inşallah girecek. Çünkü başımızda Recep Tayyip Erdoğan gibi bir küresel lider var. Bir dünya lideri var.