Çoğumuz kendimize ait olmayan hayatlar yaşıyoruz. Kendi varlığımızda birer yabancı gibi…Olmamamız gereken yerdeyiz ve dert edinmememiz gereken dertlerle boğuşuyoruz. Önceliklerimizi seçme cesaretimiz yok; kendimize dönmeyi hep erteliyoruz. Hayat yanımızdan sessizce geçip gidiyor. Yaşadığımız hayat içerisinde kendimize yer açmalıyız …
Martha Medeiros’un “Yavaş Yavaş Ölür” adlı şiiri;
Yavaş yavaş ölür
Seyahat etmeyen,
Okumayan,
Müzik dinlemeyen,
Gözlerinde güzelliği bulamayan insan.
Yavaş yavaş ölür
Özsaygısını yok eden,
Yardım kabul etmeyen insan.
Yavaş yavaş ölür
Alışkanlıklarının kölesi olan,
Her gün aynı yolları yürüyen,
Ufuklarını hiç değiştirmeyen,
Kıyafetlerinin rengini bile değiştirmeye cesaret edemeyen
Ya da bir yabancıyla konuşmayan insan.
Yavaş yavaş ölür
Tutkudan kaçan,
Duyguların girdabından uzak duran,
Oysa ki onlar gözlere ışık verir
Ve kırık kalpleri onarır.
Yavaş yavaş ölür
Mutlu olmadığında
İşinde ya da aşkında yönünü değiştirmeyen,
Hayallerini gerçekleştirmek için
Risk almayan,
Hayatında bir kez bile
“mantıklı” görünen tavsiyelerden kaçmayan insan.
Şimdi yaşa!
Bugün risk al!
Hemen harekete geç!
Yavaş yavaş ölmene izin verme!
Mutlu olmaktan kendini mahrum bırakma!
@turkcuilke DEM PARTİ Kürtlerin sadece %17 sinin oyunu almış diyor videoda yaklaşık 6 milyon oy o zaman size göre Kürtletin nüfusu kaça çıkıyor farkındamısınız? 😁
Kendi ayağınıza sıkmış gibi olmuş.. Neyse canınızı sıkmayın "Bozuk saatte günde iki kez doğruyu gösterir"
@adem_purnek04@tuncerbakirhan Erzurum tüm halkların ortak şehri Kürdün de Türkün de ısrarla Kürt şehri demen gereksiz karşı tarafın damarına basıyorsun
“Doğduğumuzda trene bineriz ve anne babamızla tanışırız. Ve onların hep bizimle seyahat edeceğini sanırız.
Oysa bir istasyonda anne babamız trenden iner, bizi yalnız başımıza yolculuğa devam etmeye bırakarak…
Zaman geçtikçe, trene başka insanlar biner.
Ve onlar önemli olacaktır: kardeşlerimiz, arkadaşlarımız, çocuklarımız, hatta hayatımızın aşkı.
Birçoğu istifa eder (hatta sonunda hayatımızın aşkı bile), ve geride daha az ya da daha çok büyük bir boşluk bırakır.
Bazıları o kadar sessizce ayrılır ki, koltuklarını terk ettiklerini fark etmeyiz bile.
Bu tren yolculuğu sevinçler, acılar, bekleyişler, merhabalar, hoşçakallar ve vedalarla dolu olacaktır.
Başarı, tüm yolcularla iyi ilişkiler kurmaktır, yeter ki elimizden gelenin fazlasını yapalım.
Hangi istasyonda ineceğimizi bilmediğimiz için mutlu yaşayalım, sevelim ve affedelim.
Bunu yapmak önemli, çünkü trenden indiğimizde, yolculuğuna devam edenlere sadece güzel anılar bırakmalıyız.
Elimizi ayağımızı yorganına göre uzatalım ve bu muhteşem yolculuk için gökyüzüne şükredelim. Ayrıca, benim trenimin yolcularından biri olduğun için teşekkürler.
Ve eğer bir sonraki istasyonda inmem gerekirse, seninle bir bölüm yol yaptığım için mutluyum.
Jean d'Ormesson, L'enfant qui attendait un train” Alıntı
@DailyTurkst Yorumları okuduğunuzda “Bizim Kürt kardeşlerimizle bir derdimiz yok terörist ve terör sevicilerle mücadelemiz” cümlesinin ne kadar yalan olduğunu; ilk fırsatta ırkçı kimliklerinin ��n plana çıktığını görüyoruz. Ayrımcılığa uğraması için Kürt olması yeterli :)