Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı dava; sadece bir kişiye değil, halkın iradesine, Anayasa’nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine ve ifade özgürlüğüne açılmış bir davadır.
Müşteki avukatının dahi “hakaret etmemiştir” demek zorunda kaldığı bir dosyada, cezalandırılmak istenen; bir belediye başkanının eleştirisi değil, halktan yana olan yönetim anlayışıdır.
İmamoğlu, kent lokantalarıyla halkın sofrasına, kreşlerle çocukların geleceğine, burslarla gençlerin yoluna ışık olmuştur. Yolsuzluğa, israfa, talana karşı “İstanbul halkındır” diyerek kamu kaynaklarını korumuştur.
Bugün Silivri’de yargılanan; demokrasiye inançtır, halkçı belediyeciliktir, kamunun onurudur.
Ekrem İmamoğlu, üç kez halkın iradesiyle seçilmiş, milletin gönlünde yer edinmiştir.
Bu dava, iktidarın sandıkta yenemediğini yargı sopasıyla sindirme çabasıdır.
Ancak unutulmasın:
Hukuk devletini, özgürlüğü ve adaleti savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz!
İstanbul’u kaybeden, Türkiye’yi kaybeder sözümüzden de dönmeyeceğiz!
Dün İstanbul’da, barışçıl ve demokratik hakkını kullanan üniversite öğrencileri gözaltına alındı. Bu gençler sınav haftasında!
Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre:
Tutuklama istisnadır, özgürlük asıldır!
Anayasa’ya göre:
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı şarta bağlanamaz, keyfi olarak engellenemez!
Hukuk; intikam, korkutma ya da cezalandırma aracı değildir.
Hukuk mağduriyet yaratmaz, var olan mağduriyeti giderir.
Bu gençler derhal serbest bırakılmalıdır.
Aksi hâlde bu keyfilik yalnızca gençliği değil, hepimizi susturma teşebbüsüdür!