İsrail’in Gazze’de kullandığı soykırım silahlarının üretildiği yazılım sistemlerini çökertmek için “operasyon çeken” 5 aktivist Almanya’da yargılanıyor.
Gizli kahramanlar ve insanlığın yüzakı güzel insanlar onlar.
İçeriklerin çok hızlı yayıldığı bir zaman dilimindeyiz. Ancak bu hız, beraberinde büyük bir tehlikeyi de getiriyor: “DEZENFORMASYON”
Unutmayalım; önümüze düşen her iddia doğru, her paylaşım gerçek değildir.
Özellikle dijital dünyada bu tehlikeye karşı en güçlü kalkanımız; bireysel farkındalığımız ve sorgulama alışkanlığımızdır.
Hakikat mücadelemizde siber vatanımızı hep birlikte savunmamız, dezenformasyona hep birlikte “dur” dememiz gerekiyor.
Sizleri, dezenformasyona karşı farkındalık amacıyla hazırladığımız bu kamu spotunu dikkatle izlemeye ve yaymaya davet ediyorum.
Hakikatin sesini hep birlikte yükseltelim!
Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik mesnetsiz, provokatif ve gerçek dışı ithamlar, Netanyahu ve suç ortaklarının uluslararası kamuoyunu yanıltma çabasından ibarettir.
Soykırım uzmanı Netanyahu'nun, gerçeklerin üstünü örtmek için başvurduğu yalanlar, işlediği ağır suçların sorumluluğunu gizleyemez.
Türkiye olarak, Netanyahu ve işbirlikçileriyle ilgili doğruları en açık dille ifade etmeye devam edeceğiz. Hukuku ve insani değerleri hiçe sayan eylemlerin hesabını uluslararası yargı mercileri önünde vermeleri için kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz.
Akdeniz’de, özellikle Kıbrıs Adası’nda bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini görüyoruz; bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz.
Çok açık söylüyorum:
Eğer Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türkü’nün hak ve hukukuna kastedilirse cevabımız çok net olur, çok da sert olur.
Üst üste 4’üncü kez Trendyol Süper Lig Şampiyonu olan Galatasaray’ı; futbolcularıyla, teknik ekibiyle, yönetimiyle ve taraftarıyla tüm @GalatasaraySK camiasını yürekten tebrik ediyorum.
Atatürk’ün imzası rakı bardağına değil vatan savunması için Milli Savunma Bakanlığı AR-GE birimi tarafından geliştirilen
6 bin kilometre menzilli YILDIRIMHAN kıtalararası balistik füzesine atıldı…
🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Sayın Adalet Bakanım,
Size bu açık mektubu 6 Şubat depreminde eşini, çocuklarını ve aynı aileden 9 canını kum gibi dağılan bir binada kaybetmiş bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yazıyorum.
Depremde iki bloğu yıkılarak 115 kişiye mezar olan Penta Park Sitesi, Kahramanmaraş’ta “kaya zemin üzerine inşa edilen, şehrin en güçlü ve en güvenli binası” iddiasıyla Mesut Başkır ve Özcan Çakmak müteahhitliğinde yapılmış ve pazarlanmıştır. Müteahhitlerden Mesut Başkır, biz 115 kişiye mezar olan enkazın başında kurtarma çalışmaları yaparken, o can pazarında Marmaris’ten Yunanistan’a tekneyle kaçmaya çalışırken ihbar üzerine yakalanmıştır. Mimarlar Odası Başkanlığı da yapmış olan Mesut Başkır ve ortağı Özcan Çakmak, önceki duruşmalarda “Biz sadece şirket görevlisiyiz.” diyerek neredeyse suçu, binada hayatını kaybeden insanlara yüklemeye çalışmıştır.
Bilirkişi raporlarında da yer aldığı üzere; statik proje ve tüm yapı-imar işlemlerinde yetkili olan inşaat mühendisi Özcan Çakmak, son duruşmada şirkette yalnızca muhasebe ve işe alım işlerine baktığını, teknik sorumluluğunun bulunmadığını savunmuş ve an itibariyle tahliye edilmiştir. Oysa projeyi “Ben bu yapıya dünya tecrübelerimi, uluslararası birikimimi aktardım.” diyerek pazarlayan ve inşaatın her aşamasında “yetkili benim” diyerek sürecin başında duran Özcan Çakmak’ın bugün tüm sorumluluğu vefat eden ağabeyine yükleyip “Benim teknik sorumluluğum yoktur” demesi akla ve vicdana uygun değildir. Bu bilgiler de yine mahkeme dosyasında bilirkişi raporunda mevcuttur.
Penta Park Sitesi’nde enkaz çalışmalarımız sürerken gelen inşaat mühendislerinin, mimarların ve uzmanların ilk dikkat çektiği husus; bazı kat tablalarındaki betonun adeta yanmış gibi olması ve mukavemetinin son derece düşük olmasıydı. Vinçle kaldırılmaya çalışılan betonlar kum gibi dağılıyor, içlerindeki demir kolayca sıyrılıyordu. Özellikle 1. Blok deprem anında yaklaşık 10 saniye içerisinde tamamen çökerek bir toprak yığınına dönüşmüştü. Yolun karşısındaki benzin istasyonunun güvenlik kameralarında bu görüntüler mevcuttu.
Müteahhitlerin savunmasında suçladığı ve kolon kestiği belirtilen banka elbette bu ihmale ortak olabilir. Ancak bilirkişi raporlarında da yer aldığı üzere; kolonların olması gereken duvar açıklığına sahip olmaması, beton kalitesinin son derece düşük olması gibi hususlar, inşaatı yapan firmanın sorumluluğunu açık şekilde ortaya koymaktadır.
Biz 115 canın aileleri olarak kolon kesen bankadan da, düşük kaliteli beton getiren firmadan da elbette şikayetçiyiz. Ancak başka ihmallerin varlığı, asıl sorumluların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Sayın Bakanım @abakingurlek,
Enkazda kurtarma çalışmaları yaparken, kırılarak tüm katları birbirine geçmiş o toprak yığınının içinde ailemizin yerini bulabilmek için günlerce sarı bir mont aradım ben. Vinç ile her parçayı kaldırdığımızda gözlerimiz sarı bir renk arıyordu. Evladıma severek aldığım sarı montun, toprağın altında da olsa bize yerini göstereceğini düşünüyorduk. Siz de bir babasınız… Kalabalıkta çocuğunuzu uzaktan seçebilmek için montunun rengini ararsınız ya; işte ben evladımın cansız bedenini bulabilmek için sarı montunu arıyordum o enkazda.
Çocuklarımın tatilde ziyaretine gittiği kayınpederim de o binada can verdi. Tanıdığım en devletine bağlı, en vatansever, en inançlı insanlardan biriydi. Depremden bir yıl önce Kahramanmaraş’ta bir okul yaptırmıştı örneğin. İsmini vermemiş, açılışına dahi gitmek istememişti. “Bir insanım neticede; nefsim var, ‘ne güzel yaptık’ derim, kibir olur, hayrın önüne geçer” diye düşünecek incelikte bir insandı… Karşı komşumuz Sadi abi vardı mesela… Şekerli ailesinin kıymetli babası Sadi abi nur yüzlü, çok beyefendi bir insandı. Evlatlarına, gelinlerine, çevresindeki herkese anne şefkatiyle yaklaşan Muazzez teyzemiz vardı. Hepsi o binada can verdi. Vatan sevgisiyle yetiştirdiğimiz, bu ülkenin geleceği olan o küçücük çocuklarımız da yine o binada cennet kuşu oldu.
Bu güzel insanlara, bu vatan için karşılıksız iyilikler yapmış isimsiz kahramanlara karşı bir adalet borcumuz var Sayın Bakanım. Ben hukukçu değilim. Verilen kararlar hukuken usule uygun olabilir. Ancak vicdanları yaralayan bir adaletsizlik duygusu oluştuğuna ben de, tüm Kahramanmaraş da şahittir.
Mahkemenin aldığı bu karar, kamuoyunun vicdanını derinden yaralamıştır. Ülkede yıllardır biriken faili meçhullerin ve geciken dosyaların üzerine kararlılıkla gidişiniz, “İşin ucu nereye ulaşırsa ulaşsın geri adım atılmayacak!” yönündeki açıklamalarınız toplumda umut oluşturmaktadır. Burada ise failler meçhul değil ayandır Sayın Bakanım. Tahliye kararı verilen Özcan Çakmak, evrak üzerinde teknik sorumlu görünmese bile; bilirkişi raporları ve kamuoyuna yansıyan süreç birlikte değerlendirildiğinde ciddi sorumluluk iddialarının odağındadır. Evraklarda teknik sorumlu olarak görünen ağabeyi Ali Şeyda Çakmak hayattayken, tüm sürecin başında aktif şekilde bulunması da kamu vicdanında olsa olsa “Bu suçu bir de yetkisizce mi işledi, bir de bundan mı suçlu?” soru işaretlerini artırmaktadır.
Adaletin gecikmeden tecelli etmesi ve faillerin hukuktan kaçmadan hesap vermesi konusunda gereğinin yapılacağına dair inancımızı koruyoruz. Bu ülkenin sessiz çoğunluğu olarak gönüllerimize merhem olacak tek şey; iradenizle adaletin gecikmeden tesis edilmesidir.
Saygılarımla arz ederim.
Geleceğin gazetecileri, 15 Temmuz ruhunu kendi manşetleriyle anlatırken mesleğe ilk profesyonel adımlarını attı.
Akdeniz Üniversitesi ev sahipliğinde ilkini düzenlediğimiz ‘15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi’nde İletişim Fakültesi öğrencileri, teoriyi pratiğe dönüştürerek gerçek bir gazetecilik deneyimi yaşadı.
Haber için;
🔗 https://t.co/qcmF1prNuG
15 Temmuz Darbe Girişimi genç gazetecilerin manşetleriyle hatırlanacak.
‘Hafızayı Koru, Hakikati yaz’ temasıyla geleceğin gazetecilerine yönelik gerçekleştireceğimiz ‘15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi’ etkinliğinin ilkini Antalya’da hayata geçiriyoruz.
Atölye çalışması; Ankara Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi İletişim Fakültelerinde düzenlenecek etkinliklerle devam edecek.
Haber için;
https://t.co/AGqCYPLbM7
Darbe heveslilerinin, millî iradenin kararlı duruşuyla karşılaştığı ve vesayet anlayışının tarihe gömüldüğü 27 Nisan e-muhtırasını bir kez daha kınıyorum.
Millet iradesinin üzerinde hiçbir gücün olamayacağını tüm dünyaya bir kez daha ilan ettiğimiz bu tarih; milletin oylarıyla göreve gelen hükümetin kararlı duruşu ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğiyle Türk demokrasi tarihinde müstesna bir yer edinmiştir.
28 Şubat süreci, 27 Nisan e-muhtırası ve 15 Temmuz hain darbe girişimi açıkça göstermiştir ki; millet iradesini hedef alan vesayet odakları hiçbir zaman hedefine ulaşamayacaktır. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, karar da yetki de yalnızca aziz milletimize aittir.
“Türkiye Cumhuriyeti devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç, Türkiye'ye ve Türkiye Cumhurbaşkanı'na parmak sallayamaz.”
Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Grup Toplantımıza katıldı.
Görüyorum o sokak bir feryada oyuncak
Var mıdır döşeğimden uykumu tanıyacak
Annesiz bir Gazze’yi kimsesiz bir zaferi
Yok mu yetim ipleri Allah’a bağlayacak .
…. 🥀🥀🇵🇸
📝 Tanıtım ve Medya Birimi Toplantımızı, “Türkiye #YapayZekâ Vizyonu” Eylem Planı kapsamında; vakfımızın bu sürece entegrasyonuna yönelik görüş ve önerilerin değerlendirildiği bir ortamda, Birim Başkanımız Mehmet Yusuf Balık ve birim üyelerimizin katılımıyla gerçekleştirdik.
Kalbinizdeki kuru otları bir gelinciğe döndürecek haber vereyim mi 🥹
Bu görüntüler bir vedanın değil
Bir buluşmanın görüntüsü ..
Her yerde veda olarak yazılmış lakin öyle değil esaretten dönen babanın kızıyla buluşması. 💐💐🇵🇸🇵🇸