Haluk Levent'in yaptığı yardımları gördüğünde her seferinde "dolandırıcı p.. Ferdi Tayfur'u dolandırmıştı dolandırıcı bu" diye tepki gösteren babam âlim değilse de âriftir.😂
Haluk Levent'in ifadesinden:
Haluk LEVENT olarak ben ne kendimi ne etrafımı ne işlerimi
maalesef doğru dürüst yönetemedim. Ahbap çeklerini ve senetlerini kimi yerlerde teminat
olarak kullandım. Yüksek miktarda borçlandım. Bunun adına usulsüzlük diyebilirsiniz ama
yolsuzluk diyemezsiniz. Ben bu yılın sonuna kadar usulsüzlük görünen her şeyi zaten Ahbap
defterlerine kaydederek düzeltme yolundaydım ama buna izin verilmedi. Bu saatten sonra
söyleyeceğiniz ya da soracağınız hiçbir sorunun aşağıda belirteceğim açıklamalar dışında bir
anlamı kalmayacaktır.
Peki neden bu çek ve senetler yazılmaya başlandı. Sorgu tutanağında nedeni olmadan
sonuç açıklanamaz. Her şey art arda büyüdü. Deprem döneminde yaşadığımız olaylar beni
içinden çıkılmaz bir duruma sürükledi. Zaten borsada işlem yapmak gibi pis bir zaafım var.
Depremin ilk iki yılının bana getirdiği ekonomik maliyetler benim daha çok borsa da işlem
yapmama ve daha çok risk almama sebep oldu. Bu paraları hep borçlandım. Hiçbir zaman
Ahbap derneğinden para alıp oynamadım.
Ben yaklaşık 17 senedir boşanma davalarına bakıyorum. Bu meslekte çok kadın tanıdım; kimi oldukça varlıklı bir eşe sahipti, kimi yoksulluk içinde bir evlilik sürdürüyordu. Ama ortak bir noktaya defalarca şahit oldum:
Kocasını bir “geçim kapısı” olarak gören kadınların büyük çoğunluğu, boşanma aşamasında avukat tutacak parayı dahi bulamıyor.
Çünkü iş mahkemeye gelince çoğu erkek, varsa malını mülkünü yakınlarının üzerine geçiriyor, gelirini düşük gösteriyor, kendini işsiz ve yoksul gibi beyan ediyor. Mahkemeler yoğun iş yükü sebebiyle gerekli araştırmaları çoğu zaman gerektiği gibi yapamıyor. Kolluk araştırmaları eksik kalıyor. Sonuç? Kadın çoğu zaman ya çok düşük nafakaya mahkûm oluyor ya da hiç alamıyor. Aldığı nafakayı da icra dosyalarında süründüre süründüre tahsil etmeye çalışıyor. Birikmiş dosyalar, avukat masrafları, icra giderleri derken iş altından kalkılamaz hâle geliyor.
Daha acısı ne biliyor musunuz? Çocuklar bile bazen “babadan gelen maddiyat kesilmesin” diye bu süreçte kadını yalnız bırakabiliyor. Kendi ailesinden destek göremeyen kadınlar da cabası. Üstelik artık süresiz nafaka da fiilen tarihe karıştı.
Bir de madalyonun diğer yüzü var: Bugün pek çok insan, ev işini —ev kadını olsa bile— “kölelik” gibi görüyor. Çamaşırı makineye atmayı, bulaşığı makineye dizmeyi dahi büyük yük sayan bir anlayış yaygınlaşıyor. Ev yardımcısı tutulsa bile mutsuzluk bitmiyor.
Ama bir avukattan önce bir erkek olarak şunu çok net söyleyebilirim:
Allah korusun, bir gün bana bir şey olursa; ardımda çaresiz, ekonomik olarak ayakta duramayan bir kadın bırakmak istemem. Çocuklarımın annesinin zayıflığı ya da mecburiyeti yüzünden kötü bir hayat sürmesini ya da çocuklarımın, sırf ekonomik çaresizlik nedeniyle yüzüne tükürmeyecekleri bir adama “baba” demek zorunda kalmasını istemem.
Bu yüzden eşimin çalışmasını, kendi ayakları üzerinde durmasını, kimseye mecbur olmadan yaşayabilecek güce sahip olmasını isterdim. Çünkü hayat romantik cümlelerle değil, bazen en kötü ihtimali hesap ederek kuruluyor.
Süresiz nafaka uygulaması sona ermiş. Bence iyi olmuş .
Kadın ayakları üzerinde dursun . Çalışsın , Kazansın . Kimseye mahkum kalmasın. Toplum dul kadına (!) Bakış açısını değiştirsin ayrılık sonrasında kadının hayatı zehir olmasın ....
Evlenirken , çocuk yaparken , şehir değiştiriyorsa, işinden gücünden kariyerinden oluyorsa , evlilik sorumlulukları gereği kariyerinde ilerleyemiyorsa , eşi çalışmasına izin vermiyorsa ; yani bir şekilde kaybı varsa bu mağduriyetini karşılayan maddi manevi karşılık verilsin sonrası saçmalık artık. İki sene üç sene kadın düzen oturtsun diye destek olunur tamam. Bir erkek boşandığı kadına 20 sene niye zorla nafaka ödesin ya.
Çocuğu var ise ondan sorumlu. Kadından değil.
Oralı olmamak… Şunu başarabilen bir insan sosyal ilişkilerdeki sorunların %80ini çözer. Oralı olmamak, üzerine alınmamak, odağını değiştirmek, işine bakmak, takılmaya değer bulmamak, muhataplara büyük anlamlar atfetmemek…
Kediye tekme atan kadının, kediye vurduğu ayağı 2 saniye bile geçmeden kırıldı.
Sosyal medya kullanıcıları videoya “Dünyanın en hızlı tecelli eden ilahi adaleti.” yorumunu yaptı.
Çocukları kazanmamz gerek. Normal veya anormal her çocuk için gereken yapılmalı. Devlete çok görev düşüyor: Başta tiktok sonra telegram gibi sosyal medya araçları şiddet içeren oyunlar diziler ülkemizde yasaklansn; çünkü irademizi kullanmayan bir toplumuz illa baskı lâzım.
Herkes anne baba eğitimli nasıl çocuğunu eğitememiş diyor ancak iyi ebeveyn olma kıstası akademik başarı değildir. Kriz yönetme becerisidir. Sorunlu çocuğunun sorunlarıyla ilgilenmek yerine normal çocuklarla aynı ortama sokup onlar gibi olmasını beklemek cehalet örneğidr. #maraş
Serbest kıyafet kaldırılsın. Üniforma, kıravat, arma dönemine geri dönülsün. Öğretmenin yetkisi ve otoritesi arttırılsın. Ne bileyim hakimlik savcılık teminatı gibi öğretmenlik teminatı kanunu çıkarılsın. Sorunlu çocuklar için gerekli tedavi ve eğitim merkezleri kurulsun.+
Kilo vermek zor. Ama kilolu olup, nefes nefese kalmak ve aynaya bakamamak da zor.
Para biriktirmek, harcamamak zor. Ama parasız kalıp borç içinde yaşamak da zor.
Ders çalışmak veya bir iş başlatmak zor. Ama başarısız olup istemediğin bir hayata mahkum olmak da zor.
Hayatta "Kolay" diye bir şey yok. Sadece "Hangi Zoru Seçeceğin" var.
İnsanlar genelde "Disiplin Acısı"ndan kaçar.
Ama kaçtıkları yerde onları "Pişmanlık Acısı" bekler.
Ve inan bana, pişmanlık acısı disiplin acısından bin kat daha ağırdır.
Ne demişti şair? Başarının bedelini bir dönem ödemeyenler başarısızlığın bedelini bir ömür boyu öder.
Hem bana inanın.
Bu devir de başarısız olmak daha zor.
Başarılı olmak daha kolay.
Yataktan kalkıp o işi yapmak sana zor mu geliyor?
Yapmazsan yaşayacağın hayatı düşün. O daha zor.
Kendi "Zor"unu kendin seç.
Yoksa hayat senin yerine en kötüsünü seçecek.
Seçimi hayata bırakma. İnisiyatif al.