🔴 Turhan Çömez Süleyman Soylu'nun fotoğrafını gösterip AK Parililere seslendi:
🗣️ Sizin İçişleri Bakanınız Gara şehitlerinin olduğu gün, "Murat Karayılan'ı bin parçaya bölmezsem suratıma tükürün" demişti. Şimdi o adamla aynı masanın etrafında toplandınız, pazarlık yapıyorsunuz!
Ya referandum ya erken seçim!
İki senedir konuştuğumuz her kürsüde, milletimizle temas ettiğimiz her mecrada aynı şeyi tekrarladık:
Terörsüz Türkiye’ye evet; teröristle, katille yol yürümeye hayır.
Terörü bitirmek devletin vazifesidir. Ama terörü bitireceğiz diye teröristi muhatap almak, devlete irtifa kaybettirir.
Bu tutumun milletimizin birliğine ve beraberliğine hiçbir faydası olmayacağı gibi, devlete kaybettirdiğiniz her irtifa terör örgütüne kazandırdığınız mesafeye dönüşür.
Bugün çözüm diye tarif ettiğiniz bu yolun, yarın Türkiye için yeni ve daha ağır bir beka meselesine dönüşmesi kaçınılmazdır.
Biz bunu en başından beri söyledik, bugün de aynı yerde duruyoruz.
Siz milletimizden yönetme yetkisini isterken, seçim propagandanızın merkezine terörle mücadeleyi koydunuz. Muhalefeti terör örgütleriyle yan yana olmakla suçladınız. “Bize yetki vermezseniz teröristleri serbest bırakacaklar.” dediniz.
Milletimizin teröre karşı hassasiyetini, şehitlerimizin hatırasını, analarımızın acısını seçim meydanlarında bir irade talebine dönüştürdünüz.
Milletimiz ekonomik sıkıntısına, geçim derdine, yaşadığı bütün zorluklara rağmen terörle mücadelede ortaya koyduğunuzu söylediğiniz bu iradeye itimat etti. “Devletim terör karşısında taviz vermesin.” dedi ve size bir kez daha yönetme yetkisi verdi.
Şimdi ise milletimizden aldığınız bu yetkinin tam aksi istikametinde bir irade ortaya koyuyorsunuz.
Dün meydanlarda karşısında durduğunuz terör örgütünün elebaşını bugün cezaevinden çıkarmanın; terör örgütü mensuplarını hangi düzenlemelerle affedebileceğinizin, nasıl cezasız bırakabileceğinizin yollarını arıyorsunuz.
Yaptığınızı doğru bulabilirsiniz. Bunun devlet için gerekli olduğunu da sanabilirsiniz. Ancak değiştiremeyeceğiniz bir hakikat vardır:
Milletimiz size bu yetkiyi, bugün yaptıklarınızı yapmanız için vermedi. Seçim sırasında teröre karşı söylemleriniz ve taahhütleriniz için verdi.
Terörle mücadele konusunda ortaya koyduğunuz bu köklü tavır değişikliği, milletin iradesine yeniden müracaat etmeyi zorunlu hâle getirmiştir.
Ya erken seçime gider, “Biz iki yıl önce sizden bu iradeyle yetki aldık ama şimdi politikamızı değiştirdik.” der ve yetkinizi yenilersiniz;
Ya da hazırladığınız düzenlemeyi referandumla milletimizin önüne koyar, milletimizin onayını alırsınız.
Ama milletimize sormadan, milletimizden aldığınız yetkinin tam tersini yapamazsınız.
“DEVLETİNİZ” KELİMESİ NEDEN CUMA HUTBESİNE GİRDİ?
7 Ağustos 2026 tarihli Cuma hutbesini dikkatle okudum.
Hutbenin adı “Kardeşlik.”
Elbette kardeşliğe, toplumsal barışa ve milletimizin birlik içinde yaşamasına kimsenin itirazı olamaz.
Fakat hutbenin sonunda kullanılan Enfâl Suresi'nin 46. ayeti ve bu ayetin Türkçeye aktarılış biçimi üzerinde durmak zorundayız.
Çünkü tam da Türkiye'nin son derece hassas bir süreçten geçtiği, PKK mensuplarının hukuki durumunu da ilgilendiren düzenlemelerin kamuoyunda tartışıldığı bir dönemde, milyonlarca vatandaşımıza şu ifadeyle sesleniliyor:
“Allah'a ve Resûlüne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, DEVLETİNİZ elden gider.”
Şimdi soruyoruz:
Enfâl Suresi'nin 46. ayetinde gerçekten “devletiniz” mi yazıyor?
Hayır.
Ayetin ilgili bölümü şöyledir:
وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ
“Ve tezhebe rîhukum.”
“Tezhebe”: gider, yok olur.
“Rîhukum”: kelime anlamıyla rüzgârınız; mecazen gücünüz, kuvvetiniz, etkinliğiniz, üstünlüğünüz.
Fakat ayette “devletiniz” kelimesi yoktur.
Daha açık soralım:
Enfâl 46'da “dawla/devlet” anlamına gelen دَوْلَة kelimesi var mıdır?
Yoktur.
Öyleyse milyonlarca insana okunan hutbede neden ayetin karşılığı:
“Gücünüz gider”
olarak bırakılmamış da,
“Gücünüz, DEVLETİNİZ elden gider”
şeklinde genişletilmiştir?
DAHA DA İLGİNÇ BİR SORU VAR
Kur'an'da “dûle/devlet” kelimesi gerçekten nerede geçiyor?
Haşr Suresi 7. ayette.
Orada şu ifade bulunuyor:
دُولَةً بَيْنَ الْأَغْنِيَاءِ مِنْكُمْ
“Dûleten beyne'l-ağniyâ'i minkum.”
Yani yaklaşık olarak:
“İçinizdeki zenginler arasında dönüp duran bir servet olmasın…”
Üstelik buradaki “dûle” bile bugünkü anlamıyla siyasi devlet demek değildir; elden ele dolaşan serveti ifade etmektedir.
Ortaya son derece ilginç bir tablo çıkıyor:
Kur'an'da “dûle” kelimesinin gerçekten bulunduğu yerde modern anlamıyla “devlet” kastedilmiyor.
Enfâl 46'da ise “devlet” kelimesi bulunmadığı halde Türkçe hutbede “devletiniz elden gider” deniliyor.
Peki neden?
ZAMANLAMA NEDEN BU KADAR DİKKAT ÇEKİCİ?
Bu hutbe herhangi bir zamanda okunmuyor.
Türkiye'nin “Terörsüz Türkiye”, PKK'nın silah bırakması, örgüt mensuplarının hukuki statüsü ve buna ilişkin yasal düzenlemeleri tartıştığı son derece hassas bir dönemde okunuyor.
Hutbenin tamamında da yalnızca dinî kardeşlik anlatılmıyor.
Şu kavramlar özellikle peş peşe kullanılıyor:
Fitne. Ayrılık. Düşman. Vatan. Vahdet. Millet. Birlik. Devlet.
Ve hutbe nihayetinde:
“Birbirinizle çekişmeyin… devletiniz elden gider.” cümlesiyle bitiriliyor.
Diyanet'in görevi Kur'an'ı topluma anlatmak mıdır, yoksa yürütülen devlet politikalarının toplum tarafından benimsenmesini kolaylaştıracak dinî bir söylem üretmek midir?
Bir vatandaş hükümetin yürüttüğü süreci eleştirdiğinde Enfâl 46'nın yasakladığı “çekişme” fiilini mi işlemiş olacaktır?
Devletin politikalarını sorgulamak, devletin kendisine karşı çıkmak mıdır?
Ve en önemlisi:
Hükümet ile devlet aynı şey midir?
ENFÂL 46 NE SÖYLÜYOR?
Birbirinizle çatışıp parçalanarak ortak gücünüzü yok etmeyin.
Fakat ayet:
“Devletin politikasına itiraz etmeyin.”
demiyor.
“Hükümetin aldığı kararları sorgulamayın.”
demiyor.
“Çıkarılacak yasaya karşı çıkmayın.”
demiyor.
Hele hele:
“Bir siyasi sürece itiraz ederseniz devletiniz elden gider.”
hiç demiyor.
Kur'an'ın birlik çağrısını hükümet politikalarına yönelik eleştiriyi susturmanın aracına dönüştürmek, birlik oluşturmaz.
Tam tersine dini siyasi tartışmanın tarafı haline getirir.
Devleti korumak başka şeydir.
Hükümet politikalarını ayeti kullanarak tartışılmaz hale getirmek başka şeydir.
Erkan Trükten
Hak Birliği Hareketi Partisi Genel Başkanı
BU KANUNDAN BARIŞ ÇIKACAKSA, TERÖR ÖRGÜTÜ NEDEN MEMNUN?
Bu kanundan gerçekten barış çıkacak olsa abdullah öcalan bunu onaylar mı?
Bu kanundan gerçekten barış çıkacak olsa DEM’li milletvekilleri bayram eder mi?
Bu kanun Türkiye’nin hayrına olsa Cemil Bayık çıkıp, “Türkiye taleplerimize karşılık vermezse sonu Osmanlı’dan beter olur.” diye Türkiye Cumhuriyeti’ni tehdit edebilir mi?
Adını ne koyarsanız koyun; bu kanunda teröristleri, katilleri affetmekten başka bir şey yok!
Ve buna TBMM’de grubu bulunan siyasi partiler arasında açıkça karşı çıkan tek parti İYİ Parti’dir.
Komisyonda direndik, Genel Kurul’da da sonuna kadar direneceğiz!
Gazi Meclis’e, bebek katili teröristbaşı abdullah öcalan’ın iradesini taşıyan bir düzenlemeyi dayatmanıza ASLA izin vermeyeceğiz!
Madem bu düzenlemeyi “Cumhuriyet’in kuruluşu kadar önemli” görüyorsunuz;
Biraz yüreğiniz varsa referanduma götürün!
Sandığı Türk milletinin önüne koyun.
Kararı öcalan değil, Türk milleti versin!
Bülbül efendi, yakıştı mı şimdi bu?
Bak ne buldum!
“Fistan giyenlerle” ortak imza atmaya utanmıyorsun ama bir kadına masaya yumruğunu vura vura racon kesiyorsun!
Bu fistanlıların elabaşına Önder güzellemesi yapan Bahçeli’ye de racon kesseydin ya!
Hayatınız hikaye be Bülbül..
Devlet Bahçeli, Kemal Kılıçdaroğlu’na
HDP’ye zeytin dalı uzatacak kadar küçülmüşsün!
Bil ki hiçbir namuslu ülküdaşım PKK ile yan yana gelemez aynı hizada bulunamaz
Sayın Süleyman Soylu!
“Meclis'e gelirler belki silah bırakacaklarını söylerler. Neyi bırakacaklar? 86 tane terörist kalmış zaten Türkiye'de. Adım atamıyorlar zaten, neyi bırakacaklar?"
Bu sözleri söylerken mi millete yalan söylüyordunuz yoksa şimdi mi?
⚫️9 bin PKK'lı teröristi affedecekler!
👉Bir telaş, bir heyecan, bir mutluluk!
💡Yasayı bir an önce Meclis'ten geçirmek istiyorlar.
👉Pazartesi günü saat 14.00'te açılması gereken Meclis'in sabah saat 11.00'de açılması için önerge verdiler.
👉İhanet sürecinin destekçileri tarafından önerge kabul edildi.
👉Yasanın 3 saat önce tartışılması, onaylanması ve "teröristlere müjdeli haberlerin verilmesi" için büyük bir yarış ve çaba içerisindeler.
🇹🇷Tarih önünde hesap vereceksiniz!
#İhanetinZamanAşımıYoktur
#SONDAKİKA |Ayyüce Türkeş:
“Tutturmuşsunuz bir terörün maliyeti, rakamlar havada uçuşuyor.
Türkiye'nin bölünmez bütünlüğünü koruması, Türk Bayrağının indirilmemesi maliyetle mi ölçülüyor? Şehitlerin maliyeti kaç lira Sayın Başkan?
Bu toprakların maliyeti kaç lira? Bunları neyle ölçüyoruz? Bunu kesinlikle reddediyoruz.”
ÜZGÜNÜM…
Ülkemizin, milletimizin yarınlarını doğrudan ilgilendiren, bu yönüyle de elbette tartışılması gereken çok kritik bir meselede; kendilerini yetiştirdiğini iddia ettikleri Merhumun ailesine mensup bir hanıma, bir milletvekiline, yalnızca dile getirdiği demokratik eleştiriler nedeniyle sergilenen tahammülsüzlüğü ve saldırgan tavrı dehşet verici buluyorum.
Asgaride, teröristlere gösterilen toleransın onda birinin; kendi ifadeleriyle hiçbir suç işlememiş, hatta herhangi bir örgüt üyeliği dahi bulunmayan bir hanımefendiye ve milletvekiline de gösterilmesini beklerdim.
İYİ Parti Tekirdağ Mv. Selcan Taşcı gece saat 04.00 sularında duygulanarak konuşmasını bitirdi:
“Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya halini biz saatlerdir burada yaşıyoruz İYİ Parti milletvekilleri olarak…
Biz milletin vicdanına güveniyoruz.”
İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz’un komisyondaki tarihi konuşması!
“Bunlar görmeden imzaladıkları ihanet yasasını cansiperhane savunuyorlar. Akıllarını peynir ekmekle yemişler.
Bu büyük necip Türk milletini tanımıyorlar.”