bazılarının depresyona girecek zeka düzeyinin olmadığı kanaatindeyim. derin düşüneme yeteneğinden yoksun, solucanla aynı sayıda nöronla yaşamaya alışmış bir de üstüne moral vermeye çalışıyor. biz seninle aynı savaşın tarafları değiliz kardeşim var git yoluna.
elden geldiğince
dilediğin gibi kuramıyorsan hayatını
hiç olmazsa şunu dene
elden geldiğince: rezil etme onu
kalabalığın sürtüşmelerinde
koşuşturmalarda, gevezeliklerde.
rezil etme onu, sürükleyerek,
dolaştırarak, teşhir ederek öyle,
yabancı bir yüke dönüşünceye kadar
o gündelik budalalıklarında
ilişkilerin ve alışverişlerin.
kavafis
Los hombres pueden quedarse despiertos hasta las 2 de la madrugada, levantarse a las 6, estar endeudados, sin dinero, solos, y aún así tener fe en que algún día todo saldrá bien. A eso se le llama ser un hombre.
Neden ‘ölmeden önce yapılacaklar’ listeleri bu kadar rağbet görüyor? Neden seyahatler, yemekler, maceralar hasılı her türden ‘deneyim’ modern insanı bu kadar cezbediyor? Sosyolog Hartmut Rosa’nın açıklaması şöyle :
Modern dünya sonsuz sayıda “yapmaya değer” seçenek sunduğu için, yapmak istediklerimizle gerçekte yapabileceklerimiz arasında kapanması imkânsız bir uçurum oluşuyor. Hartmut Rosa’ya göre modern öncesi insanlar bu baskıyı hissetmiyordu; ölümden sonraki yaşama inandıkları için dünyevi hayat asıl bölüme geçmeden önceki kısa bir giriş sayılıyordu. Ayrıca tarihi değişmeyen ya da döngüsel bir şey olarak gördüklerinden, kendilerini insanlık dramında kendi rolünü oynayan sayısız insandan biri gibi hissediyor, “çağın fırsatlarını kaçırma” duygusunu hiç yaşamıyorlardı. Seküler modernlik bunu tersine çevirdi: öbür dünya inancı yerini ilerleme fikrine bırakınca, her şey bu tek hayattan en iyi şekilde yararlanmaya bağlandı ve insanlar kaçırdıkları geleceğin acısını bastırmak için hayatlarını deneyimle doldurmaya çalışır oldular.
@hmelisaacar Yazı çok güzel ama “utanç duygusunu reddetmelisiniz” üzerinde durulan konunun tam olarak karşılığı değil. Daha çok kendiyle barışık olmakla alakalı bir durum burada anlatılmak istenen. Utanç duygusu, yüzün kızarması bir noktada insanın kaybettiği mütavazılığın bir ölçüsüdür bence
Deprem zamanı reklamını yaptığın adam enkaz altında kalan insanlar üzerinden topladığı paraları kumarda yemiş var mı bi diyeceğin götlek ? @OguzhanUgur
Kızılay olsaydı sabah akşam mesaiye başlamıştı kanını sktiğim.
Artık insanlar sizi maddi şeylerden kıskanmıyor; auranızı, kişiliğinizi, insanların sizi sevmesini, öz güveninizi kıskanıyorlar. Katlanmadıkları şeyler aslında bunlar…