Kendini doğurmuş insanlara bayılıyorum. Maddi manevi içinde bulunduğu koşulları aşan, aileden ya da başka destekler olmadan kendini var eden, sadece kendine minnet duyan, ahlak duygusunu hiç yitirmeyen, yıpranmışlığının kıymetini bilen insanlar. İkinci kez doğabilmek çok değerli
ne yasarsam yasayayım bir kapı vardı. o kapı hep vardı. hep olacak. gece saatin kac oldugunu bilmiyorken, gunesi dogururken, gozumde gogun rengi yokken de hep aynı kapının esigindeydim. hic itmedi. biliyorum tum karanlıklardan cıkarır. allah aydınlıgımdır
onu bunu boşver ben harbiden nasıl yaptım, nasıl dayandım. nasıl alıştım, nasıl aştım, nasıl başardım. hadi bir şekilde başardım ama bunca şeye bunca zaman nasıl delirmeden dayandım bilmiyorum. sanki beni bu dünyaya taş diye doğurmuşlar
lalelerin koparıldıktan sonra iki üç santim kadar uzadığı bilgisini öğrendim bugün. "acı içindeyken bile zarifsin. için acırken bile ümitli." dizeleri geldi aklıma