Yâ Rabbi…
Sen fecre yemin ettin; nasıl ki en koyu karanlığın ardından fecir doğarsa, bizim de darlıklarımızın ardından rahmetinin sabahını doğur.
“Ve’l-fecr.” (Fecr, 89/1)
Yâ Rabbi…
Sen kuşluk vaktine ve sükûna eren geceye yemin ettin; nasıl ki gecenin sükûneti gönüllere huzur verirse, bizim kalplerimize de sekînet, ruhlarımıza inşirah ihsan eyle.
“Ve’d-duhâ. Ve’l-leyli izâ secâ.” (Duhâ, 93/1-2)
Yâ Rabbi…
Sen zamana yemin ettin; nasıl ki ömür sermayesi her nefes eksilirse, bize de her anı rızâna yaklaştıran bir ömür lütfeyle.
“Ve’l-asr.” (Asr, 103/1)
Yâ Rabbi…
Sen güneşe yemin ettin; nasıl ki güneş arzı nûruyla ihyâ ederse, gönüllerimizi de hidâyetinle tenvîr eyle, gam ve keder bulutlarını rahmetinle dağıt.
“Ve’ş-şemsi ve duhâhâ.” (Şems, 91/1)
Yâ Rabbi…
Sen kaleme yemin ettin; nasıl ki kaderi yazdıran kalem Senin emrinle hareket ederse, bizim hakkımızdaki hükmünü lütfunla cemîl eyle, akıbetimizi hayır yaz.
“Nûn. Ve’l-kalemi ve mâ yesturûn.” (Kalem, 68/1)
Yâ Rabbi…
Sen yıldızların mevkilerine yemin ettin; nasıl ki her yıldız emrinle kendi menzilinde seyreder, bizi de sırât-ı müstakîm üzere sabit kadem eyle; gönlümüzü hayretten yakîne eriştir.
“Felâ uksimu bi-mevâki’i’n-nücûm.” (Vâkıa, 56/75)
Yâ Rabbi…
Senin yemin ettiğin her âyet, kudretinin bir nişânesidir. O kudretinle gönüllerimize vüs’at, işlerimize fetih, rızkımıza bereket, dualarımıza kabul ihsan eyle.
Yâ Fettâh… Yâ Latîf… Yâ Hakîm… Yâ Nûr… Yâ Erhamerrâhimîn… Âmîn.
Oturdum, kendi kendime dedim ki
Allah'ım, Sen vermezsen kim verebilir?Sen nasip etmezsen kim nasip edebilir? Başka bir kapı yok, başka bir çıkar yol yok. Bu mübarek cuma günü hürmetine, Rabbim gönlümüzdeki hayırlı niyetleri bizlere kolaylıkla nasip eyle.