Özgür Özel'den salonu ayağa kaldıran sözler!
"Saflar nettir. Otokratlarla demokratlar mücadele etmektedir. Bu meclise, bir yazı yazılmış 'grubumuz yoktur' diye. Grubumuz buradadır, birdir, bir aradadır, CHP grubu dimdik ayaktadır. Bu grup, bir siyasi parti grubudur, adı Cumhuriyet Halk Partisi grubudur. Bu grup bir yürüyüş grubudur, iktidara yürüyüş grubudur. O zaman yürüyelim arkadaşlar!"
İspanya'nın emperyalizm ve Siyonizm karşıtı duruşunu saygıyla selamlıyorum. Bu duruş, tüm dünyaya örnek olmalıdır.
¡Viva España y su maravillosa gente!
🇹🇷 ♥️ 🇪🇸
@sanchezcastejon
Bir ideale gönülden katkı koyanlar dernek, hem gönülden hem de maddi katkıda bulunanlar vakıf kurar.
İşlerinde ortak sorunlar yaşayıp bu sorunları hepbirlikte bertaraf etmek ve güçbirliği içinde birlikte kazanmak ve başarmak isteyenler Kooperatif kurar
#kooperatif
Her çağın Kerbela’sında zalimin karşısında, mazlumun yanında duran Alevi canlarla yüreğimiz birdir.
Bu devletin; acıyı yıllarca sabırla taşıyan ama bir gün bile, “bize borçlusunuz” demeyen Alevilere borcu çoktur.
Biz, bu borçları ödemek için, eşitlik için iktidara yürüyoruz!
Değerli dostlar,
Konut kooperatifçiliğiyle ilgili 7 bölümlük bir dizi hazırladım. Sizlerle ilerleyen günlerde paylaşacağım.
Bugün ilk bölüm “Kooperatifçiliğin Doğuşu” ile başlıyoruz. Sonraki bölüm "Atatürk ve Kooperatifçilik" olacak.
Sağlıcakla kalın..!
İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu
Koğuş B/63
Buca - Kırıklar
BÖLÜM 1 - KOOPERATİFÇİLİĞİN DOĞUŞU
Kooperatif insanların ortak bir ihtiyacı karşılamak veya ortak bir amacı gerçekleştirmek için kendi iradeleriyle bir araya gelip oluşturduğu organizasyondur.
Kooperatif, amacı maksimum kâr olmayıp ortak yararı esas alan bireysel çıkar ile kollektif faydanın dengelendiği bir toplumsal yapıdır.
Kooperatif, tarihsel dayanışma pratiklerinin, teorik sosyal düşüncenin ve modern örgütlenme deneyimlerinin bilgisine dayalı bir kültürdür.
Kooperatif fikri ve pratiği insan doğasındaki iyilik ve işbirliği eğiliminin sonucu ortaya çıkan evrensel bir olgudur.
Batı’da Sanayi Devrimiyle birlikte kooperatifçilik ortaya çıktı. Sanayi Devriminin doğum yeri İngiltere ve İskoçya ilk kooperatiflerin de doğumuna ev sahipliği yaptı.
1769 yılında İskoçya’da, işçilerin toplu satın alma yoluyla fiyatları düşürmek ve bir tasarruf ve alışveriş birliği oluşturmak için kurdukları Fenwick Meclisi, kooperatifçiliğin ilham kaynağı oldu.
İlk başarılı kooperatif işletmesi ise 1844 yılında İngiltere’nin Rochdale kasabasında 28 tekstil işçisi tarafından kuruldu.
Kuruluşta yazılan 7 ilke, Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) tarafından 1966 yılında Kooperatifçilik İlkeleri olarak kabul edildi.
1) Gönüllü ve açık üyelik
2) Demokratik üye kontrolü
3) Üyelerin ekonomik katılımı
4) Özerklik ve bağımsızlık
5) Eğitim, Öğretim ve Bilgilendirme
6) Kooperatifler arası işbirliği
7) Topluma karşı sorumluluk
Bugünkü kooperatifçilik anlayışının temel felsefesini oluşturan bu ilkeler hem Osmanlı hem Cumhuriyet dönemi kooperatiflerini etkilemiştir.
Batı’da kooperatifçilik; İngiltere'de tüketim kooperatifleri, Fransa ve İtalya'da üretim kooperatifleri, Almanya'da kredi kooperatifleri, İskandinavya'da tarım kooperatifleriyle gelişmiştir. 1895 yılında 26 ülkeden 200’den fazla kooperatif bir araya gelerek Uluslararası Kooperatifler Birliği’ni (ICA) kurarak, kooperatifi uluslararası bir hareket haline getirmişlerdir.
Verimli bir üretici kooperatifler sisteminin, sosyal demokrasi fikriyatı ile tam uyum içinde ve kapitalizmin yerini alabilecek bir düzen olduğunu söylemek mümkündür.
Karl Marx, kooperatifçilikle ilgili olarak Kapital kitabının üçüncü cildinde şu ifadeleri kullanıyor:
“Kooperatif hareketinin, kooperatiflerce kurulan işletmelerin değerini ne kadar vurgulamak az. Onlar, büyük ölçekli üretime, bilimsel yöntemlere uygun olarak, işçileri istihdam eden efendiler olmadan da devam edilebileceğini göstermiştir. Kooperatif sistemi, işçilerin ‘kendi kendilerinin efendisi’ haline geldiği bir sistemdir.”
Marx, kooperatifler hep birlikte ulusal üretimi ortak bir plana göre düzenlerse, kapitalist üretimin kaçınılmaz kaderi olan sürekli anarşiye ve belli aralıklarla geri dönen sarsıntılara son verebileceğini söyler.
Bununla birlikte Beatrice Webb, Rodbertus ve Bernstein kooperatifçiliğin sosyalizm değil, en fazla kapitalizm ile sosyalizm arasında bir orta yol olarak görülebileceğini yazmışlardır.
Osmanlı, Avrupa'daki bu gelişmelerden etkilenmiş, toplumsal ve ekonomik yapısını uyumlandırmakta hiç zorlanmamıştır. Çünkü daha 13. yüzyılda ortaya çıkan ahilik teşkilatları; sermaye birikimini, dayanışmayı ve üretim-dağıtım düzenini ortaklaşa kuran lonca sistemine dönüşmüştür. Lonca bünyesinde esnafa ihtiyaç hâlinde borç veren ortak sandıklar vardı. Bunlar üyelerden alınan aidatlar, esnaf vakıflarının gelirleri ve çeşitli bağışlardan oluşurdu.
Osmanlı İmparatorluğu'nda kooperatifçilik fikri ve pratiği geleneksel imece-ahi-lonca-vakıf temelli dayanışma kültüründen doğmuş, Tanzimat'la birlikte, Batı'daki modellerle tanışarak, devlet destekli kredi ve üretim birlikleri şeklinde gelişmiştir.
1860’lı yıllarda Mithat Paşa öncülüğünde, Osmanlı köylüsünü tefeciden kurtarmak, üretimi desteklemek ve tarımda ortak finansman yaratmak amacıyla “Memleket Sandıkları” kurulmuştur. Köylüler, ürünlerinden elde ettikleri gelirin belli bir bölümünü Sandığa sermaye olarak koyarlardı. Sandıktan düşük faizle kredi almak mümkündü. Bu krediler, tohum, tarım aleti ya da hayvan alımı gibi üretim amaçlı kullanılırdı. Zamanla, Sandıkların yetersizliklerinin ortaya çıkmasıyla devlet destekli kredi kuruluşu olarak köylüye finansman sağlayacak Ziraat Bankası kuruldu, Sandıklar banka şubelerine dönüştü. Sandıklardan devir alınan 2.2 milyon altın Bankanın kuruluş sermayesi oldu.
İlk kadın başbakan Tansu Çiler le bu makamda bir kadın olduğu için çok mutlu olmuştum.
Meral Akşener e MHP ye kafa tutup yeni bir parti kurduğu için helal olsun demiştim.
Özlem Çerçioğlu na da, 4 dönem Belediye başkanlık koltuğunda oturabilen bir kadın olduğu için alkış tutmuştum
Sn @kilicdarogluk Muharrem İnce aday iken 2014 kurultay sürecinde 1100 imza ile girip, nasıl 740 oy aldınız? 2018 yılında 31 imzayı nasıl geriye çektirdiniz? Mükerrer imza sahipleri Tüzük gereği Divan Başkanı tarafından çağrılıp “tercihini açıklamalı” hükmünü niye uygulatmadınız! Kurultaylar öncesi kaç delegenin yakını işten çıkartılır tehdidi aldı? Hangi Belediyelere kaç kişi alındı? RTE şaibeli diyecek, sende “ben demedim ona sorun” diyerek işin içinden çıkacaksın! RTE sen kazanınca hiç şaibeli demedi. Çünkü seni geri istiyor, dişine göre görüyor! Bak susarsan, bana da konuşma hakkı düşer!!! Bana da bir Savcı sorarsa daha açık anlatırım!
....tarih bizi böyle yazsın...
"Arkadaşlar, barış istiyoruz, fakat dediğim gibi tam bağımsızlık istiyoruz. Barışın anlamı budur. Bunu istemeye hakkımız ve gücümüz vardır. On sene, yirmi sene, elli sene sonra aşağı görülerek ölmektense, hiç korkmayınız; kalp ve vicdanımız açık olarak bugün ölelim ve tarih bizi böyle yazsın."
"Arkadaşlar, sizi temin ederim ki, hiç korkmayınız. Biz bütün dostluğumuz ile beraber, Rusya'ya dayanarak yürüyen bir millet değiliz. Başlı başına yürüyen bir milletiz. Katı olarak arz edeyim ki, bu millet İngiltere'den korkmaz efendiler... Milletimiz namusludur, namuslu muhataplar ister."
(Mustafa Kemal (Atatürk), 2 Şubat 1923, İzmir)
İşte Büyük Zafer'in ardındaki düşünce buydu. Büyük Zafer, özgürlük ve tam bağımsızlık için, barış için gözünü kırpmadan ölümü göze alanlarca kazanıldı.
Atatürk, bu sözleri Lozan görüşmelerinde kapitülasyonların kaldırılmasına yanaşmayan Batılı emperyalist ülkelere, İngiltere'ye, Fransa'ya söylüyordu. "Özgürlük ve bağımsızlık için gerekirse ölürüz" diyordu.
Sonra ne mi oldu?
Lozan'da kapitülasyonlar kaldırıldı. Tam bağınsızlık elde edildi. Gerçek ve kalıcı barış sağlandı.
(Konuşmanın tamamı için bkz. Atatürk'ün Bütün Eserleri, C.15, s. 86-87)
Terör örgütü PKK’nın Lozan’ı ve 1924 Anayası’nı yok sayması ve öncesini esas alması emperyalist devletlerin dayattığı, Atatürk’ün yırtıp attığı Sevr’i esas almaktır. Bu halk bunu kabul etmez.
CHP Terörsüz Türkiye projesine ikili/ikircikli bir yaklaşımla destek vermek yerine net bir şekilde karşı koymazsa hem ülkeye hem kendisine hem de iktidar olma umuduna zarar verecektir.
Esas strateji cumhuriyetin kurumlarını yeniden inşa etmek ve parlamenter sisteme geçiştir.
Terör örgütü PKK’nın bugünkü açıklamasıyla ilgili olarak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına gerçekleri anlatmak herkesin ahlaki ve siyasi sorumluluğudur. Aşağıda görüşlerimi özetle açıklıyorum:
1) “PKK adı altında fesih” nedir?! KCK, PYD-YPG/SDG vs ne olacak?! Başka isimle devam mı demek bu?! Bu konuda hiçbir açıklama yok!
2)PKK’nın elindeki silahlar ne olacak?! Silah envanteri nedir? Silahlar iade edilecek mi, yoksa PKK uzantısı diğer örgütlere mi teslim edilecek?! Bu konuda hiçbir açıklama yok!
3)Terörle ilgili tek bir pişmanlık ve kınama ifadesi yok! Bu ülkede haksızlığa, adaletsizliğe uğrayan herkesin terör örgütü kurmasını teşvik eden ve terörizmi savunan bir açıklama! Bu ülkede cumhuriyetçiler, demokratik laik sosyal hukuk devletini savunanlar, 1957-1960’ta, 1971-1972’de, 1980-1983’te, 2007-2025’te vs zulüm, baskı gördüler, hapislere atıldılar, bu zulüm hala devam ediyor, ama onlar gidip de terör örgütü kurmadılar, terör eylemi yapmadılar, devlete ihanet etmediler, devletin askerini, polisini, öğretmenini, doktorunu, memurunu katletmediler!Bu açıklama aynı zamanda PKK’nın katlettiği onbinlerce vatandaşımıza ve ailelerine hakarettir!
4) “Soykırım” ve “imha” ifadeleri nedir?! Hangi cesaretle bu yalanı ve iftirayı ortaya atıyorlar?! Bazı dönemlerde ne yazık ki asimilasyon ve inkar olmuştur, ancak soykırım ve imha diye bir şey hi��bir zaman olmamıştır! Ayrıca 1925’teki şeriatçı ve bölücü Şeyh Sait terörü ve 1984’te başlayan PKK terörü, Kürt kökenli vatandaşların hakları konusunda ilerleme sağlanmasını engelleyen en önemli olaylardır! Bunlarla ilgili en ufak bir pişmanlık ve eleştiri ifadesi yok!
5)Türkiye’nin toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin ve üniter yapısının güvencesi olan Lozan Antlaşması’na ve Cumhuriyet’in kuruluş anayasasına taarruz edilmesi, Türkiye Cumhuriyeti’ne meydan okumaktır!
6)Metindeki sosyalizm söylemi tam bir aldatmacadır! Sosyalizmin özünde etnik kimlik değil, ekonomik sınıf mücadelesi vardır! Ayrıca PKK emperyalizmin maşasıdır! Emperyalizmin uşağı olanlar kategorik olarak sosyalist olamazlar!!!
7)AKP-MHP-DEM’in halkı aldattığı bir kere daha tescillenmiştir. PKK’nın “kendi adıyla kendisini fesih etmesi” ilk bakışta olumlu bir adım olarak görülebilse de, bu adımın yeterliği olmadığı, ayrıca bu adımın karşılığında verilen tavizlerin kesinlikle kabul edilemeyeceği açıkt��r! Devlet devlet ise terörizme karşı mücadele eder, terörizmle müzakere etmez!
8)Bu aynı zamanda CHP’ye kurulan bir tuzaktır! CHP yönetimi bu sürecin ve AKP-MHP-DEM’in peşinden sürüklenirse, kendi tabanında, üyelerinde, seçmeninde büyük bölünmeler, çatlaklar yaşar! CHP hem temel ideolojisine, ilkelerine hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasasının temel ilkelerine sahip çıkmakla yükümlüdür!
Sinan hayatı boyunca vatanına ve milletine hizmet etti. Görevden hemen alınmadan önce kamuoyunun önünde bir cumhuriyet ve Atatürk düşmanına haddini bildirip sözünü geri aldırdı. Başına ne geldiyse o günden sonra geldi.
Sinan katledildi. Naaşı Ankara’nın göbeğinde sahipsiz bırakıldı.
Cenazesine katılmak isteyenler tehdit edildi. Katılanlar aforoz edildi.
Sinan’ın ne fotoğrafı sevildi ne de ardından bir baş sağlığı dilendi.
Onun yerine kıymetli annesi hedef gösterildi, biricik ablasına saldırı düzenlendi.
Ailesi vatan haini, işbirlikçi, kumpasçı ilan edildi.
Söyleyeceklerim bu kadar.
Takdir kamuoyunun.
KEMALİZM
Ulusal direnişi örgütleyenler Kemalistlerdi. Sakarya’yı, Büyük Zaferi kazanıp işgalci düşmanı Anadolu yaylasından söküp atanlar Kemalistlerdi. (Bu nedenle, Mustafa Kemal’in önderliğinde ve başkomutanlığında kazanılan “Büyük Zafer” dünyada “Kemalist Zafer” olarak adlandırılmıştı.) Türkiye’nin bağımsızlık belgesi Lozan’ı yapanlar Kemalistlerdi.
Üniter ve laik Cumhuriyeti kuranlar da Kemalistlerdi. Tüm devrimleri yapanlar Kemalistlerdi. Bu nedenle Mustafa Kemal Atatürk’ün, tam bağımsız, üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmak için yaptığı devrimin genel adına, “Kemalist Devrim” adı verilmişti.
Atatürk’ün tüm devrimleri ve CHP’nin altı okuyla ifade edilen Atatürk ilkeleri (cumhuriyetçilik, laiklik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, inkılapçılık) 1931 yılından itibaren “Kemalizm” diye adlandırılmıştı.
Tam bağımsız ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti düşmanı emperyalizm ve işbirlikçileri ile karanlığın bekçisi gericiler Kemalizm'e düşmandır.
Tamamı için bkz.👇
https://t.co/Wy1sueQMRG
Bir genç, bu ülkede kendini çok çaresiz ve umutsuz hissettiğinde,
Mustafa Kemal'i, Mustafa Kemal'den aldığı ilham ve cesaretle en imkansız denilen koşullarda büyük işler yapan adam ve kadınları daha iyi anlayabilir.
Mahmut Türkmenoğlu, o anlaşılmayı bekleyen insanlardan biridir.
Mustafa Kemal'in, kooperatifçiliğe dayalı kalkınma, halkı ''üretimde ve tüketimde ortaklaştırarak'', ekonomik ve politik büyük bir gü�� haline getirme vizyonunu,
alevi/türkmen/tahtacı ve öksüz çocuğu mühendis Mahmut Türkmenoğlu, kurak/çorak bir bozkırda imkansız koşullarda kurduğu Bademler Kooperatifi'yle başlatmıştır.
10.000' yakın kooperatifin kuruluşunda ve Anadolu'nun her karışında ve insanında emeği vardır, ilham olmuştur.
Öyle ki; 1965 yılında yalnızca 58 adet bulunan köy/tarım kooperatiflerin sayısı, 1970 yılında 1.776'ya, 1975 yılında 5.507'e, 1980 yılında ise 8.372'ye yükselmiştir. Hepsi KöyKoop'la muazzam bir üretim gücüne, ekonomik ve politik bir güce ulaşmıştır.
Holdingler 12 Eylül Faşist Cuntası'na Türk Kooperatifçiliği'ni boğdurmuştur.
Gençler Mustafa Kemal ve Doğan Avcıoğlu gibi Mahmut Türkmenoğlu'nu da iyi anlamalıdır.
Türkiye'de solun ve sosyalistlerin Kemalizm'i ve Kemalizm'in Türk toplumunun derinlerindeki asıl köklerini anlamadan herhangi bir şeyi başarma şansı sıfır bile değildir.
Gündelik sorunları pas geçerek, tarihi belirsiz gelecek güzel günlerin idealini pazarlayarak politika yapmanın bir şey kazandırmayacağı ve daima kaybettireceği çok açıktır.
Türkiye'nin, kooperatifsiz kendini toparlama, solun toplum içinde bir varlık gösterebilme ve eski saygınlığını kazanma ihtimali yoktur ve bulunmamaktadır.
https://t.co/Bv8YKtLbyz