Girne açıklarında alabora olan yolcu gemisi için çok üzüldüm, başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bu geminin alabora olma sebebinin iyi araştırılması gerektiğini düşünüyorum, bugün gemilerin alabora olabileceği kadar kötü bir hava durumu vs söz konusu değildi, sıcak ve güneşli bir gün ama deniz için 1.5-2.5 metre yüksekliğinde dalga boyu ve fırtınamsı rüzgar görünüyor. Bu durumda yola çıkma kararı alınırken dikkat edilen konular veya geminin bakım arıza durumunun detayları iyi incelenmesi gerekli.
Kıbrıs Türkiye arasındaki deniz yolculuğunun nasıl tehlikeli bir deneyim olduğu yıllardır binlerce videoyla gündem oldu. Ortadoğu ve Akdeniz coğrafyasının kültüründe gemi batmadan probleme neşter vurmak yok. Maalesef yok. Antropolojik bir şey bu. Kuzeyli somona ulaşmak için buzu kırıp avlanmak yani doymak için sorgulamak zorunda, kafa öyle çalışıyor, kurumlar öyle işliyor, kaynakları yoksa gidip sömürge düzeni kurmaya kadar varıyor işler. Biz bereketli toprakların insanında sorgulama yok. Ye eriği, at arkana, hop ağacı çıkıyor. Sorgulamaya gerek yok. Coğrafya kader denilen şey antropolojik özetle. Medeniyetler beşiği sözü bir zenginliktir ama altında acı bir gerçek yatar. Yıkılmamış medeniyet de kalmamıştır sağolsunlar Anadolu’da. Mustafa Kemal Atatürk o yüzden diyor, yahu biz burada güzel vasıflara sahibiz, batı da emperyal üç kağıtçı ama bazı konularda oldukça iyi, iyi yanlarını alalım, bizimkilerle birleştirelim, bugüne kadar olmadı ama bundan sonra artık kalıcı “ilelebet” bir varlık kuralım. Ama yok, hoop 100 senede onun uygarlık eşitlik bilincini de sırtımızdan atma noktasına getirdik. Kurala düzene alerjimiz var çünkü. Sıkıya gelemeyiz. Biri düzen mi kuralım diyor, standardı yükseltelim kaliteyi işlek kılalım mı istiyor, aramızda bir güzel dedikodusunu yapar hoop kuyusunu kazıveririz. Bir tek şeye güveniyoruz, dışardan bir müdahale oldu mu vahşi bir içgüdüyle birleşiyoruz. Ama dünya da öğrendi bu işi, sosyoloji biliyor çünkü, psikoloji, antropoloji biliyor dünya, felsefe biliyor, çözdü işi, hiç öyle fiziki işgal kurmadan işgal ediyor. Okunmayacak bir yazı için yine zaman harcadım, bu kötü huylarımdan da adım adım vazgeçiyorum lütfen rahat olun.
SON DAKİKA | Girne açıklarında yaşanan gemi faciasında kaptan dahil 7 kişi gözaltına alındı.
• Hayatını kaybedenlerin sayısı 8'e yükseldi.
• Batan geminin 514 metre derinlikte deniz tabanına oturduğu belirtildi.
• 237 kişi kurtarıldı, 23 kişiyi arama kurtarma çalışmaları sürüyor.
Valisi, polisi, askeri, doktoru, hemşiresi, korucusu, koruması kim varsa şehirde hepsi gencecik bir kızın cinayetini örtbas etmek için işbirliği yapmış.
Bir kişi de ortada öldürülmüş bir kadın var deyip vicdan azabı duymadan hayatına devam etmiş 6 yıl boyunca! Korkunçsunuz!
Vicdanlı Herkese Rica Ediyorum
Lütfen
Rabia Nazımızın Adaleti İçin
Destek olabilirseniz çok seviniriz
Rabia Nazımızın ailesi olarak.
#RabiaNazİçinAdalet#RabiaNazınDavasıAçılsın
Katil ve suç ortakları hak ettiği cezayı almalı artık
Bu kadar şerefsizin bir araya gelebilmiş olması ayrıca ürpertici.
Rütbeli jandarmasından kamu idarecisine tam bir kenef buluşması. Tek ama tek kişi de çıkıp “bu yapılan korkunç” deyip şikayete yeltenmemiş…
Rojin'in üzerinden çıkan DNA'nın kime ait olduğunun tespit edilmesi için çevre köyler de dahil olmak üzere 600 erkekten DNA alındı, 2 bin 500 kişiden daha alınacak. Rojin Kabaiş'e ne oldu? Kimi koruyorsunuz ?
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Bir iyi haber, bir kötü haberim var.
İyi haber: Tahliye oldum.
Kötü haber: Tutuklandım.
Ben de sizin okuduğunuz hızda öğrendim bu iki haberi. Bu sefer, Daltonlar hakkındaki şakadan, “suçu ve suçluyu övmek” suçundan tutuklandım.
Cezaevinde sıradan bir 58. gündü. Bir elimde Cici Bebe, diğer elimde İhsan Oktay. Konstantiniye’nin dehlizlerinde dolaşıyordum. “SEGBİS’in var” dediler. Bayram değil, seyran değil; bu neyin SEGBİS’i düşüncesiyle koridora çıktık. Hücre-SEGBİS arasındaki bir dakikalık koridor yolculuğunda özgürmüşüm, bilmiyordum. Bilsem hafiften dans ederdim.
Avukatlarıma haber verilmediğini, normalde salona gelmem gerektiğini ama acele bir durum olduğunu bildirdiler. Suçlamaya konu metni okudular. “Çocukları dövmemeliyiz.” demişim de “Neden çocukları dövmek gerektiğini düşünüyorsun?” diye sorulmuş gibi hissettim. Hayattan, Türkçemizden ve altı üstü komediden söz ettim. Tekrar tutuklanmama karar verdiler. Adli yılın açılışını burada kutlayacağım, başarılı bir sezon olsun.
90 dakikalık gösteriden iki ayda bir yeni suçlama çıkıyor. Reels yerine tam gösteri YouTube kanalımda, odaklanma problemi olan varsa da telefon detoksu öneririm. Bana iyi geldi.
Ben iyiyim; moralim, sağlığım yerinde. Bu ay çocukkenki ağustoslar gibi hızlı geçti. Allah’tan okul yok Eylül’de.
Bu mektubu yazarken cezaevinde 10 saniyeliğine elektrik gitti. Karanlıkta bütün mahkumlar hücrelerde ıslık çalıp bağırdılar. İlkokulda pikniğe giderken gezi otobüsü tünele girmiş gibi hissettim.
Karatepe 2026, efsane tayfa. Unutulmayacaksın.
Karşıdakinin kapasitesine uygun konuşmak, tanrı vergisi yetenek. Hem işleyen bir zeka hem ışıldayan bir ruhun habercisi. Anlamamı zorlaştıran tuzaklarla dolu sözü neyleyim.
Hep diyorum hep diyeceğim, çocuk evde tıka basa sevgiye doymalı. Şımartılmaya, kayırılmaya değil, sevgiye. Affedici, yol gösterici, destekleyici, geleceğe hazırlayıcı boğmayan sevgiye. Arsız yüzsüz etmeyen sevgiye. Bu dengeli beslenme eksikse, yedi cihan onu doyuramaz.