Ortada ciddi bir çelişki var; çok esaslı bir soru var ancak kimse sormak istemiyor: Toplumun geneli çok ahlaklı ama küçük bir ahlaksız grup mu tüm bu kötülükleri yapıyor? Yoksa toplumun geneli ahlaksız da küçük bir ahlaklı grup mu tüm bu kötülüklere maruz kalıyor? Karar verelim.
Ne kadar az yetenekleri varsa, o kadar çok gurur, kibir ve kendini beğenmişlikleri olur. Ancak bu aptallar, onları alkışlayan başka aptallar bulurlar.
- Erasmus
Vatanı kurtaracağım deyip kendini kurtaranların,
Mesleği kurtaracağım deyip kendini kurtaranların,
Bu şehri kurtaracağım deyip kendini kurtaranların,
Milletin vekili olacağım deyip kendine vekil olanların,
Değerimenine bir zahmet su taşımayın.
@__birisiiste__ Dahiliye muayanesinde şekerim yüksek çıktı ( Kasım ayı )galiba yaz meyvelerini fazla kaçırdım dedim, sekreter hanım Yaz mi kaldı ki dedi, doktordan önce.
Zalım oy gelin(?) , zalım zalım zalım...
Evvela sokağa çıkarken giyinmeyi unutmayın efendim.
Hani insan evden çıkarken anahtarına bakar, telefonuna bakar, üstüne başına bakar ya aynada, Ha azıcık da ar duygusuna bakar. Bakmalı.
Kimi var ki sokağa çıkmıyor da sanki mahallenin ortasına ilan panosu gibi dikiliyor. Kumaş titriyor, düğmeler darılmış, fermuarlar istifa etmiş, görevi iplere bırakmış.
“Ben kıyafet değilim, imdat çığlığıyım” diye bağırıyor üstündeki bez.
Ey şehir ahalisi!
Kamusal alan dediğin yer ne özel oda, ne podyum, ne de “beni görün de ne görürseniz görün” meydanı.
Çocuk geçer, yaşlı geçer, aile geçer, utanması hâlâ ölmemiş adam geçer.
Kıyafet dediğin örtmek içindir;
her şeyi anlatıyorsa artık kıyafet değil, basın açıklamasıdır. Fosforlu cevriye buradaydı demektir.
Düğmeler kavuşmuyor, kumaş dayanamıyor, ayna utanıyor, sokak başını çeviriyor; sonra adına “özgürlük” diyorlar.
Türkü de dediği gibi; Zalimsiniz zalim;
hem gözün hakkını görme alanını kısıtlayarak gasp edersiniz,
hem edebin mezarına çiçek dikersiniz.
Hürriyet başka şeydir, teşhir başka.
Şıklık başka şeydir, nümayiş başka.
Güzellik başka şeydir, “kamusal alanda görsel tacize davetiye” başka.
İnsan sokağa çıkarken sadece serbestiyet hakkını değil,başkasının mahremiyet hakkını da düşünür.
Çünkü şehir dediğin yer herkesindir;
kimsenin çıplaklık iddiasına, kimsenin ölçüsüzlük gösterisine zimmetli değildir.
Velhasıl kelam
Evden çıkarken üstünüzü giyininiz,
dilinizi dizginleyiniz,
edebinizi yanınıza alınız.
“Evladım, bu ne hâl?
Kumaş mı eksik, utanman mı?”
Dedirtmeyiniz.
Beydeba, 2500 sene önce kaleme aldığı "Kelile ve Dimne" şaheserinde der ki "Cezalandırılmayan her kabahat, yeni bir suçun kapısını açar."
2500 sene önce...
@Bulvarpress Benim de kayınpeder kurban bayramında 2. bir kurbanlık getirdi evin önüne bağladı (aynı evde oturuyoruz)ogullarima size aldım dedi. Bayramda kesmedi ( eşim kesemez) 3. Gün kaynana kessene çocukların kurbanını deyince kızdı. Sonra kesip dolabına koydu. Yavrularım çok ağlamıştı.
@korkuvetitremee Ben evladımla dertleşmezsem kiminle dertleşecem bu çok saçma evladım beni bilmeli bende evladımı bilmeliyim evladım benim düşmanım değil ki ona o kadar uzak neden kalayım yabancı gibi asla olmayacak bir şey bu bilhassa bizim töremizde evlat candır
@korkuvetitremee Evlada küsülmez, evlat başkasına kötülenmez bunlar doğrudur fakat "evlatla dertleşilmez" fikri tam bir zırvadır.
Senin yazdığın bu zırvalık senin değil
Yanlış hatırlamıyorsam Carl Jung yada Sigmund freud'un zırvalığıydı. İnsan evladıyla dertleşemezse kğmğnle dertleşebilir
@korkuvetitremee@YargicNazlimo Benim ebeveynlerim benimle dertleşmek isterse seve seve dinlerim , bir çözüm bulabilirsemde bundan gurur duyarım. Gerekirse psikolog da olurum çünkü bencil olmamak ve sevdiklerine duyarlı olmak böyle bir şey
@_ezgiyildirim@korkuvetitremee@YargicNazlimo Ben de annemi dinlerim, konuştuktan sonra rahatlaması çok hoşuma gider. Bir gün dedi ki oh be! Rahatladım anlatınca. O kadar mutlu oldum ki anlatamam.
Belli bi yaştan sonra en güzel cafe evinizin balkonu oluyor. Gürültüye ve toksik insanlara tahammülünüz kalmıyor. Sessizlik en dinlendirici aktivite oluyor.
Hayatta emin olduğum üç gerçek var: bir, gerçek özgüvenliler, kibir ve insanları aşağılama eğilimi göstermezler. İki, gerçek zenginler, servetlerini sergilemezler. Üç, gerçekten mutlu ilişkileri olanlar, bunu kanıtlama ihtiyacı hissetmezler. Aşırı sunum, yokluğun dışa vurumudur.
Bir yerde ne çok konuşuluyorsa o zayıflamıştır, adalet çok konuşuluyorsa adalet zayıflamıştır, ahlak çok konuşuluyorsa ahlak zayıflamıştır, ekonomi çok konuşuluyorsa ekonomi zayıflamıştır.