🗞️ 2 yıl zorunlu çalışma, 24 saat görüntü kaydı, 12 saat mesai:
Nepal’den Türkiye’ye köle zinciri
AKP iktidarının sermayeye sunduğu özel istihdam büroları, göçmen emeğiyle modern kölelik çarkına dönüştürüldü. Türkiye’den 7 bin kilometre uzaklıktaki Nepal ile kurulan ‘köle zinciri’ çarpıcı bir örnek. Nepal’den getirilerek ve pasaportlarına el konularak fabrikalara pazarlanan binlerce işçi, asgari ücretin altına günde 4 saat çalıştırılıyor.
📌 Evrensel yarın bayilerde
Bu haber gözden kaçmasın.
Son bir kaç yıldır artarak yaşanan ama nedense pek gündem olmayan bir mesele: uluslararası köle ticareti.
Üstelik bu mesele öyle savaş, yoksulluk vb sebeplerle göç etmiş Suriyeli, Afgan sığınmacıların uğradığı ırkçı ve ayrımcı uygulamaların yanı sıra ucuz iş gücü olarak kullanılmaları sorununun da ötesinde. Doğrudan patronların ucuz köle ihtiyacını karşılamak için, devletin de yol verdiği, açık bir köle ticareti.
Nepal’den, Hindistan’dan, Pakistan’dan, Mısır’dan… Etiyle, kemiğiyle, pasaportuyla patronlara teslim edilen kölelerden bahsediyoruz. Antep’ten Bursa’ya, Ankara’dan Adana’ya, ülkenin dört bir yanında, onlarca koca koca fabrika ve işletmede, yerli işçilere verdikleri sefalet ücretini bile vermemek için, asgari ücretin bile altında, fabrikadaki konteynerlarda yatıp kalkan, 12 saat köle gibi çalıştırılan ihraç ürünü köle işçiler…
Göçmen görünce kırmızı görmüş boğaya dönen ırkçı ve göçmen düşmanları ise bunu hiç gündem yapmıyor mesela. Çünkü bu kez doğrudan patronların ucuz köle ihtiyacı ve karları söz konusu.
@diclesezenoz’ün bu önemli haberini okumanızı öneririm
2 yıl zorunlu çalışma, 24 saat görüntü kaydı, 12 saat mesai:
Nepal’den Türkiye’ye köle zinciri
- Sermayenin sunduğu özel istihdam büroları, göçmen emeğiyle modern kölelik çarkına dönüştürüldü. Türkiye’den 7 bin kilometre uzaklıktaki Nepal ile kurulan ‘köle zinciri’ çarpıcı bir örnek. Nepal’den getirilerek ve pasaportlarına el konularak fabrikalara pazarlanan binlerce işçi, asgari ücretin de altındaki ücretlerle günde 12-14 saat çalıştırılıyor.
- Bu 'ticaretin' aracılığını yapan şirket 'Euro Nepal' 2000'den beri Türkiye'de yaşayan Nepalli doktor Binod Kumar Şah'a ait ve muayenehanesi ile aynı adreste görünüyor. Çocuk doktoru olan Şah, 2015’te Sağlık Bakanlığınca “yılın doktoru” seçilmiş. Şimdi; mobilya, gıda, inşaat, turizm, maden ve tekstil gibi sektörlere “vasıflı-vasıfsız işçi", “yarı nitelikli personel”, “genel işçi” diye kategorize ettiği Nepalli işçileri pazarlıyor. İşin Nepal tarafını organize eden şirket de Dr. Şah'ın üzerine kayıtlı.
- Şirketler Nepalli doktorun ama kazanç çok büyük ve dolayısıyla ilişkiler de çok daha karmaşık. Türkiye'de 120 kadar şirkete işçi tedarik ediyorlar: Petlas, Hidromek, Kumtel, Mitaş, Astor, Alpin Çorap ve diğerlerinde 4 bin 500 Nepalli işçi çalışıyor. Sayı artıyor.
- Nepalli işçiler genellikle fabrika içlerinde kurulan prefabrik yapılarda koğuş sistemiyle kalıyor. Asgari ücretin çok altında, örneğin 20 bin liraya, üstelik günde 14 saati bulan mesailerle çalıştırılıyorlar.
- Dr. Şah ve 'ortakları' ise işçi başına 12 bin lira "komisyon" alıyor.
- İşçilere imzalatılan sözleşmede 2 yıl zorunlu çalışma, 'hırsızlık ihtimaline' karşı 7/24 kamera ile gözetlenmeyi kabul etme gibi maddeler var.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nun Yüce Divan'da yargılanmasına neden olacak belgeleri paylaşıyorum!
Başıboş bir apron, görmeyen kameralar, şüpheli İsrail jeti, düşen Libya uçağı!
Abdülkadir Uraloğlu’nun kamuoyundan gizlediği gerçeklere ait resmi belgeleri yayınlıyorum.
Düşen Libya uçağı olayının perde arkasını;
Esenboğa Havalimanındaki HALİNKOK komitesinin resmi toplantı tutanaklarıyla ortaya çıkardık.
Toplantı Tarihi: 30 Nisan 2026
Konu: Apron 5’teki Uçak Parkları
Katılanlar: DHMİ, Emniyet, Jandarma, TAV, Havayolu şirketlerinin yetkilileri
Belgeler, Esenboğa Havalimanında denetimsiz bir “tuzak alanı” yaratıldığını kanıtlar nitelikte.
Tuzağın adresi: Esenboğa Apron 5!
İki düşman ülke uçağının aynı apronda park ettirilmesi, uluslararası uçuş kurallarına aykırı olduğu halde;
Adım-1 ⬇️
22 Aralık’ta Esenboğa’ya inen Libya Genel Kurmay Başkanını taşıyan jet, garip bir şekilde;
Üst düzey yabancı yetkilileri taşıyan uçakların park ettirildiği Apron 1’e değil, havalimanının en uzak köşesindeki Apron 5’e yönlendiriliyor.
Adeta bir tuzağa doğru çekiliyor.
Adım-2 ⬇️
Ertesi gün şüpheli bir İsrail jeti Esenboğa Havalimanına iniş yapıyor. O da Apron 5’e yönlendiriliyor.
Adım-3 ⬇️
İki düşman ülke uçağı, skandal bir şekilde, 1 saat 41 dakika boyunca Apron 5’te bir arada kalıyor.
Bu süreç boyunca Libya uçağı mürettebatı oteldeyken, İsrail jeti mürettebatı ve yolcuları Apron 5’te, Libya uçağıyla baş başa kalıyor.
Sonuç⬇️
Şüpheli İsrail jeti Esenboğa’dan kalkıp Tel-Aviv’e gidiyor. Ardından havalanan Libya jeti ise üç jeneratörünün de tuhaf bir şekilde birden bire arızalanmasıyla Ankara’da düşüyor. Kurtulan olmuyor.
Peki tuzak yeri neden Apron 5?
İşte bu sorunun yanıtı HALİNKOK belgelerinde!
Ankara Vali Yardımcısının başkanlık ettiği HALİNKOK’un resmi tutanaklarına göre;
🔴 DHMİ, Apron 5’e park yeri bilgisi giremiyor!
🔴 Apron 5’e giriş yapan uçaklar rastgele, kendi istedikleri yere park ediyor!
🔴 Havalimanı Kulesi ve Ramp Birimi Apron 5’i göremiyor!
🔴 Apron 5’te kamera problemi var!
🔴 Devasa apronda sadece 3 adet kamera var; 3’ü de sorunlu, görüntüler net değil!
Yani resmi belgelere göre;
5 No’lu Apron, Esenboğa Havalimanında operasyon yapmak için çok ideal bir kayıt dışı kör nokta durumunda.
Ulaştırma Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, Apron 5 gerçeğini en başından beri biliyor olmasına rağmen, tedbir almayarak görevini kötüye kullanmıştır.
İsrail jetinin varlığı, Apron 5’teki kontrol dışı durum ve kamera rezaleti konusundaki açıklamalarım��z için ‘tümü yalan’ diyerek, kamuoyunu yanıltmaya çalışmıştır.
Ulaştırma Bakanı, bizzat kendi sorumluluğundaki kurumun "kozmik" tutanaklarıyla yalanlanmıştır.
Türkiye’nin milli menfaatleri çerçevesinde, özellikle NATO Zirvesi öncesinde;
Ulaştırma Bakanı mutlaka görevden alınmalıdır!
Bakana şifreli not: Belgelerde adı geçenlerin kuruma olan aidiyet duygusunu rencide etmemenizi tavsiye ederim.
Unutmayın… Abim Samet Özgül davasında 28 Haziran 2024’te katiller teşekkür ederek adliyeden çıktı. Biz ise gözyaşları ve isyanla o adliyeden ayrıldık. O günü de, yaşatılan adaletsizliği de unutmayacağız…
Suudi Arabistan şirketlerine;
Bedelsiz arazi tahsisli,
KDV - ÖTV vesaire vergi muafiyetli,
30 yıl dolar bazlı enerji alım garantili,
Uluslararası tahkim imtiyazıyla,
Yerli firmaların rekabetine kapalı,
Kapitülasyon anlaşması..
Üstelik te pusula sahtekarlığıyla!
Buyrun izleyin 👇🏽
Trump’un Damad�� Kushner’in Arnavutluğu yağmalamasına karşı bir milyon Arnavut sokağa çıktı.Dünya sizin ailenizin mülkü değil. Dünya Ulusları var Dünya Halkı var.
Bakın bu Eren, EREN ÖĞRETMEN!
Sözde Eğitim Bakanının mülakat müsameresiyle gasp ettiği kadroları için,
özel okul patronları daha çok kar etsin diye gasp edilen taban ücret hakları için Ankara’da 7 gündür açlık grevinde olan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasının başkanı!
Valiliğinden polisine bakanından sarayına var gücüyle patronlara çalışan bir devlette hakkını arayan bir öğretmen!
@eren_edebali
#ÖğretmenlerGözaltında
#ÖğretmenlerHakkınıAlacak
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
AKP’nin tünel vurgunu dosyası!
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nun geçtiğimiz hafta müjdesini verdiği T-26 tünelinin altındaki vurgunu ortaya çıkardık.
Sözleşmesi 11 Temmuz 2006’da imzalanan;
Ankara-İstanbul Demiryolu hattındaki T-26 Tünelinin altyapı işleri, günlük ortalama 80 santimetre ilerlemeyle,
Nihayet 11 Haziran 2026’da bitirildi.
Yani T-26 tünelinin alt yapı işlerinin tamamlanma süresi 20 yıl❗️
Bu gecikme süresi berbat bir dünya rekorudur!
Tam bir kepazelik!
Zira Devlet Demiryolları Teftiş Raporuna göre⬇️
Sözleşme fiyatıyla T-26 tüneli maliyeti: 60 Milyon Dolar
TCDD’nin T-26 tüneli için şirketlere ödediği tutar: 322 Milyon Dolar
Fark 262 Milyon Dolar!
Güncel kurla zarar 12 Milyar Lira!
🔴Cengiz ve IC İçtaş’a ödenen bu astronomik tutarla, 5 adet T-26 tüneli yapmak mümkündü!
🔴6 kilometre değil, 32 kilometre tünel yapmak mümkündü!
Bunun adı, AKP tarzı profesyonel soygundur!
Nasıl hesapladım? ⬇️
Kaynak: TCDD Teftiş Raporu, Sayıştay, TCMB
Patron Bekir Kiremitçi’nin adamları tarafından işletme içerisinden direnen işçiler ve aileleri üzerine silahla üç el ateş edildi. Yaralımız yok. İşçiler ve ailelerle madeni işgal ettik. Buradan dönüş yok ölümse ölüm!
MADENCİLER KENDİLERİNİ YERALTINA KAPATTI!
Özşen maden işçileri direnişin 25. gününde kendilerini yeraltına kapatarak açlık grevine başladı. "Haklarımız verilinceye kadar çıkmıyoruz."
Ya saygın bir uzlaşı ya da tavizsiz direniş!
#KiremitçiyeHuzurYok
Bir madenci annesini ve eşini dinleyin:
"Eşim ve oğlum 1 yıldır yarım maaş alıyorlardı, 3-4 aydır hiç alamıyoruz. Ben kendim çalışıyorum ve gücüm yetmiyor. Eşimin, oğlumun, bütün arkadaşlarının haklarının verilmesini istiyorum"
Bu sesi duy Bekir Kiremitçi!
#KiremitçiyeHuzurYok
THY’de aylık net maaşlar;
1 Genel müdür 2 milyon 416 bin,
9 Gn Md Yrd’nın her biri 2 milyon 194 bin,
40 Başkan’ın her biri 1 milyon 208 bin,
53 Başkan Yrd’nın her biri 845 bin TL..
Bu 103 kişinin THY’dan bir ayda aldığı net maaş toplamı 115 milyon 267 bin TL.. Başka bir deyişle, bir asgari ücretlinin 342 yıllık maaşını 1 ayda götürüyorlar.
Bu rakamlara YK üyelerinin huzur hakları dahil değil.
Bir tarafta bunlar var.
Diğer tarafta ise Ali, Cebrail, Mehmet, Hakan ve onlar gibi nice emekçiler.
TGS ve TSS’de çalışan emekçiler ayda 40-50 bin TL maaş alıyorlar. Bu pahalılıkta bu maaşlarla geçim çok güçken, bunları çağırıp “maaşınızı 32 bin TL’ye düşürdük, ya hemen bu sözleşmeyi imzalarsın ya da seni işten çıkartırız” diyorlar, kabul etmeyeni birkaç dakika içinde kapı önüne koyuyorlar.
Bana gelen emekçi kardeşlerimizin siyasi eğilimini sormadım. Muhtemelen çoğu da bize oy vermemiştiler. Ne fark eder?
Bu konulara parti gözünden değil; adalet, ahlak ve vicdan gözünden bakmadıkça bu memleket düzelmez.
Adaleti, ahlakı ve vicdanı yeniden temel erdemler olarak siyasetin, kamu yönetiminin ve çalışma yaşamının ilkeleri yapacağımız günler uzak değil..
Vize işleme tekeli VFS ve Türkiye ortağı Gateway’in faaliyetlerini ele aldığımız sansürlenen “Vize imparatorluğu” yazı dizisinin arşivlenmiş linklerini paylaştığım tweet’e de biraz önce mahkeme kararıyla erişim engellendi. Gerekçe aynı: “Milli güvenlik ve kamu düzeni”
Kılıçdaroğlu hakkımda suç duyurusunda bulunmuş. Haber kaynağımı basın etiği gereği açıklamayacağım. Umarım Silivri Cezaevi’nde tutuklu Belediye Başkanı Kılıçdaroğlu’nun teklifini açıklayacaktır. Haberin doğruluğundan şüphem yok. https://t.co/kCjhan1Rjy
Kılıçdaroğlu olayı geçiştirilemez. Derinlemesine, inceleme ve öz eleştiri gerekiyor. CHP ye ve Toplumun bütününe kurulan bir kumpas varsa bu hafife alınamaz. Eğer yine oyuna gelmek istenmiyorsa, Demokrat olmanın kültürel,ahlaki,sınıfsal kodları her saniye konuşulmalıdır.