Yeryüzündeki varlıkların en üstünü olan insan, bu üstünlüğünü ancak gâyesine uygun bir yaşantıya kazanabilmekte ve tamamlayıp koruyabilmektedir.
İnsanın varoluş gayesi kendini, kâinatı ve Yaradan'ını bilmesi ve eşyanın hakikatini ve hikmetini idrâk etmesidir.
İnsan Rabb'ine itâat ettiği müddetçe, cüsse bakımından küçük olsa da bütün evren ona itâat eder. Rabb'ine âsî olduğunda kendisine de itaat yoktur. İnsanı itâate götürecek yollar ise doğru inanç, hakikî ilimler, güzel ahlâk ve hayırlı eylemlerdir.
Mezhep imamlarımız, birinin haram dediği, diğerinin ise haram demediği konularda bile birbirlerini tekfir etmemişler. Lakin günümüzde böyle bir anlayış yok. İnsanların açıklarını bulmak için pusuya yatılmış ve tekfir etmek için uygun zaman kollanmaktadır.
Mâturîdî hakikat bilgisine ulaşmak için akıl ve nakil olmak üzere 2 temel yolun olduğunu söylemiştir.
Mâturîdî'ye göre nefsânî istek ve arzularına uyan kimseler zihnî yapılarına zarar verdikleri için bu kimselerin ne akıl ne de nakil yoluyla hakikate ulaşmaları mümkün değildir.
Mâturîdî, bilginin kaynaklarını ele alırken, aklın analiz ve sentez yapma yeteneğini "akl-ı nazarî" kavramıyla açıklamıştır. Mâturîdî'nin akıl yerine akl-ı nazarî mefhumunu tercih etmesinin sebebi, mühim olanın insanda aklın bulunması değil, onun kullanılması gerektiğidir.
Mâtûrîdî, insanın karşılaştığı sorunların akıl ve kalple çözüme kavuşturulacağını savunurken, Aristo felsefesinden etkilenen Fârâbî ise yalnızca akıl ile sorunların çözüme kavuşturulabileceğini savunmuştur.
#YaniDememOKİ
İslâm fikir geleneğinin iki mühim temsilcisi vardır. Bunlardan birincisi İmam Mâtûrîdî, ikincisi ise Fârâbî'dir. İmam Mâtûrîdî, İslâm felsefesi olarak bilinen kelam ilminin, Fârâbî ise Aristo geleneğinin temsilcisidir. Bunlardan en güvenilir ve en çok taraftarı olanı Mâtûrîdîr.
İman esaslarını öğrenmemiş ve itikadî düşüncesi tamam olmamış bir kişinin sağlıklı bir fikir üretmesi mümkün değildir. Günümüzün en büyük sorunu maalesef buradaki eksiklikten kaynaklanmaktadır.
#SevdamızTürkiye
Bir Müslümanın fikrî hayatının temelini, "Hz. Peygamber Efendimiz (sav) yaşasaydı, ne yapardı?" sorusu oluşturmalıdır. Aksi takdirde sağlıklı bir fikir yapısından söz edilemeyecektir.
#DuymayanKalmasın